|
SOKAK_LAMBASI
|
 |
« : Eylül 21, 2007, 06:38:35 ÖS » |
|
Cezayir - Bursa yöresi
II. Meşrutiyet'in ilanıyla her şeyin, sihirli bir değnek değişmişçesine düzelivereceğini ümit eden İttihat ve Terakki, şaşkın ve çaresizdi. Sorunların biri bitmeden diğeri çıkıyordu. Avusturya'nın Bosna-Hersek'i alışı, Bulgaristan'ın krallığını ilan edişi. Balkanlardan başka Yemen, Suriye, Çukurova (Ermeni) ayaklanmaları ve hepsinden önemlisi, Arnavutların baş kaldırışı... İçeride başlayan muhalefet ve 31 Mart olayı... Aynı dönemde İttihat ve Terakki yöneticilerini şaşkına çeviren bir başka gelişme daha oldu: Uzun zamandır Avrupalı büyük devletlerle yaptıkları gizli görüşmeleri tamamlayan İtalyanlar, Trablusgarp'ı topraklarına katma iznini almış, hazırlıklarını yapmışlardı. 28 Eylül 1912'de, Babıali'ye bir ültimatom veren İtalyan Hükümeti, Trablusgarp'ın kendisine verilmesini istedi ve ertesi gün de büyük bir donanma desteğinde 30 bin İtalyan askerini Trablusgarp (Libya) kıyılarına çıkmaya başladı.
İtalya uzun süredir tasarladığı emelinde nihayet ulaşmıştı. Sömürgeler konusunda diğer Avrupalı devletlerden geri kalan İtalya, coğrafi olarak kendisine çok yakın olan Tunus'u, 1881'de Fransızlara kaptırmıştır. İngilizler de 1882'de Mısır'ı, 1887'de ise Kıbrıs'ı almışlardı. Akdeniz'in Afrika yakasındaki Osmanlı toprakları neredeyse tümüyle elden gidiyordu.
Babıali Hükümeti, İtalya'nın istila niyetini bilen Trablusgarp Genel Valisi İbrahim Paşa'nın bütün uyarılarına rağmen Trablusgarp'daki kuvvetlerini çekmiş, ayaklanmayı bastırmak üzere vapur vapur askeri Yemen'e göndermişti. Trablusgarp'da bırakılan askerin toplamı 1700 kişiydi.
Osmanlı devletinin Trablusgarp'la ne deniz, ne de kara bağlantısı vardı. Akdeniz'i İtalyan donanması kontrol ediyor, İngilizler de Mısır'dan batıya kimseyi geçirmiyordu. Ne asker, ne silah gönderilemeyen Trablusgarp, kendi kaderine terkedilmişti. Yerli Sunusi'ler ülkelerini silahla korumaya çalışıyorlardı. Fedakar Türk subayları da, gönüllü olarak Trablusgap'a koştular. Binbaşı Enver (Paşa), Binbaşı Ali Fethi (Okyar), Kolağası Mustafa Kemal (Atatürk) bunların önde gelenleriydi.
Bu direniş, İtalyanları kıyıda durdurmaya yetti. Bunun üzerine İtalyanlar savaşı Ege ve Boğazlara kaydırdılar. Savaşın altıncı ayında 18 Nisan 1912'de Çanakkale Boğazını topa tutan İtalyan donanması Boğazı kapadı. Sonra Güneye inerek "Oniki Ada"yı asker çıkarmak suretiyle işgal etti.
Balkanlar ise bir türlü durulmak bilmiyordu. Balkan devletlerinin Osmanlı Devleti aleyhine bir ittifak arayışı içinde oldukları anlaşılıyordu. Osmanlı Hükümetinin gayesiz Trablusgarp savaşını daha fazla uzatmasını bir anlamı kalmamıştı. İtalyanlarla görüşmeler hemen başlandı ve 15 Ekim 1912 günü yapılan Uşi (Ouchy) Barış Antlaşması ile savaşa son verildi. Tunus, Cezayir ve Mısır'dan sonra Afrika'daki son toprağını da kaybetmişti Osmanlı. Anlaşma hükümlerine göre; Osmanlı Devleti Trablusgarp'ı İtalyanlara terk edecek; İtalyanlar da Oniki Ada'yı Osmanlılara geri verecekti.
Uşi Antlaşmasıyla, Trablusgarp Savaşı son bulmuştu ama, Osmanlı bir gün sonra yeni bir savaşın içinde buldu kendi: Balkan Savaşı başlamıştı.
Cezayir, Anadolu insanında büyük üzüntüler yaratmıştır. Burada ölen binlerce gencimize, elden çıkan güzelim ülkeye Anadolu'nun en batısından en doğusuna kadar her yerde ağıtlar yakılmıştır. Bursa'dan Bitlis'e kadar her ilimizde, Cezayir'in anısına türküler söylenip, halaylar çekilir.
Kaynak : Anonim
|