Öğretmenler Forumu
Temmuz 06, 2008, 03:31:08 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: musa eroÄŸlu biyografi  (Okunma Sayısı 457 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sokak_lambası
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4855


**KONYA**


Üyelik Bilgileri
« : AÄŸustos 09, 2007, 01:44:09 ÖS »

  Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap

Shot at 2007-08-09

1946 yılında İçel'in Mut Kazası'nda doğmuşum. Ortaöğrenimimi Mut'ta tamamladım. Mut'ta eğitmenler çoktu, o zamanlar. 1953'lerde, 2500 nüfuslu bir ilçeydi, Mut. Bizim köy Kumaçkuru Köyü. 1870'lerde Malatya'dan Adana'ya gelenlerin, Cumhuriyet öncesi siyasal yapının verdiği bir görüntünün yansımaları olan uçbeyliklerin teşekkülüyle oluşmuş bir yerleşim vardı. Hatta bizimkiler sanki burada beylerin olması gibi bir durum varmışçasına, buralara "üçbeylik, üçbeyler" derlerdi. Bu yerleşim alanından bizim köye sekiz km. bir mesafe vardır. O zamanlar davar güderek aileme katkıda bulunuyordum. O tarihlerde cumartesi öğlene kadar okullar açıktı. Bir pazarımız vardı. Pazartesi günleri davar güdüyordum. İki gün çalıştığımda, on kuruş para alıyordum. Ortaokullarda hocalarımız yöresel unsurlara, folklora, oyunlara çok önem veriyorlardı. Ortaokuldayken bir müsamerede bana "Karacaoğlan"ı oynatmışlardı.

   Saz çalıyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslında. Bunu öğrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut'tun diÄŸer köylerinde saz çalmak-türkü söylemek pek yoktu. Yörede "KaracaoÄŸlan"la ilgili geleneÄŸi, ÅŸenliÄŸi sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıştı, çevre köylerce. O KaracaoÄŸlan ÅŸenliÄŸindeki rolüm, beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalışarak, kendimi geliÅŸtirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslında. Bir altyapı zaruri, okul zaruri tabii eÄŸitim temel zaruriyet. Mut'ta bir folklor gurubu oluÅŸturuldu. Ben orada görev aldım. O KaracaoÄŸlan oyununun, beni peÅŸinden sürükleyen o oyunun peÅŸinden gittim hep.

   GezebildiÄŸim bölgelerde, Trakya hariç, Anadolu'nun birçok köyüne ulaÅŸtım. Sadece Çorum'da 340 köy gezdim. Anadolu'da gördüğüm ÅŸu; yaÅŸamların inançların yüzde doksanı ortak. Gelenek ve görenekleri ortak. Yani ortak bir kültürleri var. Anadolu'daki kültür zamanla bir mozaiÄŸe dönüşmüş. Biz kendi gelenek ve göreneklerimizi "ÅŸehirli kalıbı" içine oturtmaya çalışmışız. Åžehirle özdeÅŸleÅŸtirmeye çalışmışız. Halbuki, çok uzunca bir evrim bu. Belki göçebe yaÅŸamı ÅŸehirli için garip gelebilir; ama ÅŸehirlinin büyük kısmı huzursuzdur, yaÅŸamından. Kırsal alandan ÅŸehre göçte, yozlaÅŸma yaÅŸamış. Alt yapıya uyum yok. Sorunlar çok. Dil mesela, hiçbir zaman köydeki, obadaki, yayladaki insan ÅŸehirdekiler gibi konuÅŸamaz. KonuÅŸması da beklenemez. Benim için bile bu böyledir. Åžehir bambaÅŸka, ÅŸehircilik bambaÅŸka bir ÅŸeydir. Bu taşınmayla gelen insanlar, korunmuyor. Kurban Bayramı'nda apartmanda kurban kesen insanının çaresizliÄŸini düşünün. Halbuki o insan köydeyken, bunu çok doÄŸal ve rahat yapıyordu. O kültür ÅŸehre taşınmamış demek ki. Kültürel öğeler budanmaya baÅŸladığı zaman, o güzel türkülerle yoÄŸrulan insanların ileriye doÄŸru bakışları da törpülenmiÅŸtir. Bu yüzden boÅŸluktadır. Köyde doÄŸmuÅŸ, büyümüş, olan biri olarak, her sene köyümü ziyaret ederim. Bu bir hasrettir. Bunu hiç ihmal etmedim. Åžimdi köyle ÅŸehir, ÅŸehirli ve köy kökenliler arasında bir kopukluk var. KeÅŸke bu kopukluk giderilebilse. Böyle bir toplumda müzikle, gelenekle, türkü de törpülenir.

   Anadolu'daki müzik formu incelenirse, Ege Bölgesi'nde geniÅŸ bir müzik formu olduÄŸu görürüz. Mesela o zeybeklerdeki incelikler, etimolojik yapıdaki güzellik, estetik ne kadar hoÅŸ. Sözler çok az, müzik daha fazla. İç Anadolu'da sözler daha fazla, müzik daha az. Ege ve Karadeniz: Ege'de, ihtiyaçtan dolayı (sosyolojik nedenlerden taassuptan filan kaynaklanan) müzikli renklilik çeÅŸitlilik var. Bunu çalıyor. Daha evvel ne yapıyor? BoÄŸaz havası dediÄŸimiz bir ÅŸey var. İlk önce havasıyla yüksek perdeden ihtiyaçlarını seslendiriyor. Bu ihtiyaç, bir alt yapıdan doÄŸuyor. 30-40 bin kiÅŸilik konserler yapılıyordu, Ege'de. Müziklerin bu kadar çeÅŸitli olmasının Grek Kültürü'yle mutlaka bir ilgisi var. Rodos'tan, Girit'ten derlenen türkülere baktığımız zaman, sadece sözleri farklı. Yunanca söylüyor, biz burada onun Türkçesi'ni söylüyoruz. Bu müzik, bu halkın alt yapısının rafineliÄŸinin yansımasıdır. DoÄŸu Anadolu'da ise, iki veya üç dört sesten oluÅŸuyor melodiler. İç Anadolu'da da daha az. Karadeniz'de geçmiÅŸteki Pontusların torunları vardır. Ama bir kemençenin çalımı, hiç de küçümsenecek bir ÅŸey deÄŸil. Tüm Anadolu'nun incelenmesi gerekiyor yani teker teker.

   1965'teki iki tane 45'lik yaptım. Dinsel motifli ÅŸeyler okumuÅŸtum. O günden bugüne 1979'de bir uzunçalar yaptım. 15 tane kaset yaptım. 45'likleri sayamıyorum. Daha fazla. Ayrıca sanatçı kardeÅŸlerimle yaptığım ortak çalışmalar da oldu. 8 kaset var. "Muhabbet" adını vermiÅŸtik adına. En son Arif SaÄŸ'la resital ÅŸeklinde yapmıştık. Bir de en son UNESCO için bir çalışma yaptım. UNESCO'dan Henri le'Comte isimli bir Asya müzikleri araÅŸtırmacısı, sürekli gezilerle, incelemelerle müzik çalışmaları yapıyor. Bütün Türki Cumhuriyetler'inde çalınan müzik araçlarının çoÄŸunun CD'lerini yapmış, kayıtları kendisi yapıyor. Benimle de baÄŸlantıya geçti ve benimle de CD çalışması yaptı. 1980'li yıllardan itibaren müzik yönetmenliklerim var. Birçok müzisyenin yetiÅŸmesinde katkılarım vardır. Anadolu'daki semahların kaybolmaması için, "Bin Yıllık Yürüyüş" isimli 90 dakikalık 2 CD semahları yaptım. Ticari amaçlı deÄŸildir bu. İleriye kalabilmesi için kaybolmasın diye. Bunu halk kültürüne bir katkı olarak görüyorum. Bunları yaÅŸama geçirmek için, 1980'den(1983) sonra insanlara baÄŸlama felsefesini öğretmek için de bir dershane açtım.



Büyük usta Musa Eroğlu'nun halk müziğinde kaynak kişi, derlemeci ve besteci olarak eserleri mevcuttur bunlardan bazıları:

Kaynaklık ettiği türküler
Bir kere uğradım hakkın cemine, Bulut bulut üstüne, Ceviz arasında vardır evimiz, Geyinmiş kuşanmış yayladan gelir, Kullar olam seni doğuran anaya, Şu dağların yükseğine erseler, Şu yüce dağların karı eridi, Yatamadım gasavetten meraktan...
Derlediği türküler
Emirdağı Birbirine Ulalı, Dost Bağının Meyvaları Erişti...
Bestelediği türküler
Gönlümüze Yar Düşünce, Hey Erenler Pazarım Var, Mihriban, Telli turnam, Yol ver dağlar...
« Son Düzenleme: AÄŸustos 09, 2007, 01:48:24 ÖS Gönderen: sokak_lambası » Logged

Hiç bir şeyin değişmesini istemiyorsanız, daha çok devrim görürsünüz..!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

KPSS Edebiyat Edebiyat Videolar Gazeteler Gazeteler Okul Oncesi OSS KPSS OKS Rüya Tabirleri Rüya Tabirleri Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkce Konu Anlatimi Cilt Bakimi Yemek Tarifleri Hastaliklar Matematik Konu Anlatimi Geometri Konu Anlatimi Saglik OSS Fizik ingilizce Edebiyat Edebiyat Ogrenciler Dershane Oyunlar Gebelik Bedava Odev Ask Mesajlari Kitap özetleri Sevgi Mesajlari Sarki Sozleri Yemek Tarifleri Burclar ve Ozellikleri Biyografi Edebiyat Edebiyat Forumu
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!