Öğretmenler Forumu
Ekim 12, 2008, 06:37:20 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Anket
Soru: TÜRKÇE'MİZİ YABANCI KELİMELERDEN ARINDIRMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ  (Oylama kapandı: Ekim 22, 2007, 08:23:55 ÖS)
YABANCI KELİMELERDEN ARITMALIYIZ - 4 (25%)
YABANCI DİLDEN GELMİŞ SOZCUKLERİ TÜRKÇELEŞTİRMELİYİZ - 12 (75%)
HİÇ BİR  ÅžEY YAPMAMALYIZ - 0 (0%)
Toplam oy: 15

Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKÇE'MİZİ YABANCI KELİMELERDEN ARINDIRMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ  (Okunma Sayısı 2951 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
buÄŸra
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Ekim 21, 2007, 10:54:15 ÖS »

bu işe önce televizyonlardan başlamalı bence çünkü insanlar vakitlerini en çok televizyon karşısında geçiriyor.buralarda da yabancı hayranlığı gören kişi çocukluktan bunları özümleyerek kullaınyor.teknolojinin türkçesi ecowash olabilir mi? ya da tv(ti vi) ve monitör Türkçe olabilir mi?her filmin arasında on defa giren reklamlar bunlar.bu kelimelrin Türkçesi yok mu? büyükleri örnek olan ve dil geişimini bu yılda tamamlayan bir çocuğun bunları kullanması gayet doğal değil mi?
Logged
aysien
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : Ekim 22, 2007, 09:51:56 ÖÖ »

KAYLIMLARINIZ İÇİN TŞK EDİYORUM
Logged
ılgımdeniz
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Kasım 07, 2007, 10:50:20 ÖS »

Yabancı kelimelerden arındırarak Türkçeyi düzeltemeyiz arkadaşalar, bekliom yerine "bekliyorum" da yazmak gerekir düzeltmek için...
Logged
zeyfat
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #18 : Kasım 14, 2007, 07:46:19 ÖS »

" TürkçeleÅŸmiÅŸ olan  Türkçe'dir" ilkesi benimsenmelidir. Nihat Sami Banarlı ve çaÄŸdaÅŸlarımızdan Yavuz Bülent Bakiler, bu konuları tatmin edici bir ÅŸekilde irdelemiÅŸlerdir.herkesin okuması gerek bence...
Logged
sezersson
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 344



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Kasım 14, 2007, 07:54:55 ÖS »

Size katılıyorum bence de Türkçeleşmiş kelimeler artık Türkçe'dir.Dilimize yabancı dillerden kelime giriyor evet.Yapmamız gereken bunları mümkün olduğu kadar güzel ve çabuk bir biçimde Türkçeleştrimek.Türkçeleşmiş olanları atmak,zaten bizim malımız olmuz kelimeleri reddetmek çözüm değil.
Logged

İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
sezersson
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 344



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Kasım 14, 2007, 07:58:43 ÖS »

1- Öncelikle Türkçe birebir karşılığı olan kelimelerin Türkçesini tercih ederek : byee değil de bay yazılsın
2-Hiçbir dil tek başına gelişimini sürdürmez;ancak alıntı yapılan kelimeler Türkçenin ses yapısına göre tekrar şekillendirilmeli
3-Türkçe yazmayı  ve konuÅŸmayı sevmek de en önemli olanı


"Türkçem benim ses bayrağım"bu bayrağın ebedi dalgalanması dileğiyle...
Hocam ne bye densin ne de bay,çav, v.b Görüşürüz,hoşçakal,Allahaısmarladık gibi ne güzel kelimelerimiz var.Bye diyenlerle ben dalga geçiyorum,yapmayın.Bu öneriniz beni şaşırttı.
Logged

İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
zelihaöğrt.
Ziyaretçi
« Yanıtla #21 : Kasım 14, 2007, 09:39:01 ÖS »



Oktay SinanoÄŸlu Kimdir? -
Lutfen yaziyi dikkatle ve sakin kafayla okuyun,
inanin, benzeri bir yaziyi  kolay kolay okuyamazsiniz.


1935 yılında doğdu. Adı; Oktay SİNANOĞLU.

1953 / 18 yaş: Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesi'ni burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD'ye gitti.


1956 / 21 yaş: ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya mühendisliği'ni birincilikle bitirdi.

1957 / 22 yaş: Massachusetts Institute of Technology 'yi ( MIT ) 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek kimya Mühendisi oldu.


1960 / 25 yaş: Yale Üniversitesinde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladı.


1961 / 26 yaş: Atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile doçent ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve profesör ünvanını aldı. Bu unvan ile MODERN ÜNİVERSİTE TARİHİNİN VE YALE ÜNİVERSİTESİNİN TARİHİNİN EN GENÇ PROFESÖRÜ oldu.


1964 / 29 yaş: ODTÜ’ye danışman profesör oldu. Yale Üniversitesinde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. Dünyada yeni kurulmaya başlayan MOLEKÜLER BİYOLOJİ dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu. (Watson ve Crick sarmal modelindeki DNA sarmalının çözelti içinde o halde nasıl durduğunu keşfeden adam - solvofobik kuvvet) Amerikan Ulusal bilimler akademisine Üye olarak seçildi. Buraya seçilen ilk ve tek Türk oldu. İki defa Nobel'e aday gösterildi. Defalarca Nobel Akademisinin isteği üzerine Nobel ' e adaylar gösterdi. Dünyanın sayısız yerinde sayısız buluşları ve teoremleri ile ilgili sayısız konferans verdi. Şu anda 67 yaşında; 26 yaşından beri devam ettiği Yale Üniversitesi’nde Moleküler biyoloji ve kimya olmak üzere iki kürsüde profesör ve son 7 senedir görev yaptığı Yıldız Teknik Üniversitesi'nde ise Kimya dalında olmak üzere bir kürsüde Profesör olarak görevini sürdürüyor. "...Ben baktım, Türk Bayrağı, Atatürk karşımda, cam çerçeveli olduğu için bayrağın üstünde kendi yansımamı görüyorum. İçimden yemin ettim, dedim ki: Gideceğim ve orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzlarla burada uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika’nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika'nın efendisi olur, buraya gelip onlarla daha rahat mücadele ederim. Ve iste bizi gönderdiler..."

"...Yeni bulduğum kuvvete, etkiye bir isim koymalıydım. Kuvvetin mahiyeti öyle ya, DNA molekülleri suyu tutacaklarına birbirlerini tutmayı tercih ediyorlar, yani sıvıdan kaçıyorlar, o yüzden alanlarını küçültüyorlar, çift sarmal oluyor. Sonunda solvent ten solvo dedim, 'kaçar, korkar' anlamında da 'fobik' dedim, 'solvofobik' oldu..." "...Hiçbir zaman Amerikan vatandaşı olmayı düşünmedim. Aklımdan dahi geçmedi. Ben atalarımdan beri Türk kimliğimle varım. Ne yaptıysam o sayede yaptım. Ona buna yaranayım diye değil. Otuz yılda bak milleti ne hale soktular. Şimdi de 'açlıkla' terbiye ediyorlar. Ayarlı basının köşe yazarlarından biri geçenlerde Avrupa Birliğine girmenin yararlarından diye 'O zaman bu ay yıldızlı pasaport ile Avrupa kapılarına gitmenin utancından kurtulacağım ' diyor. Tanrı, bu millete acısın..."

"...Yıldız Teknikte kimyada bir takım hanımlar var beyler var, profesör, doçent. Dışarıda da vardır. Burada da var, entrikalar döner, ona buna köstek olurlar. Birkaçı dedikoducu belli odama geliyorlar. Herkeste dâhili telefon var. Ankara'ya bile telefon edemiyorsun, bilgisayardan bağlanamıyorsun. Bölüm başkanlarının telefonları vardı, onlar da benim yanımda ya. Şuraya bir telefon bulun bari dedim. Bilgi çağındayım diyorsunuz daha telefon çağına gelmemişsiniz diyorum. Bilgisayara telefonu bağlayamıyorsun. Internet yok. Üç dört yıl bağlantı kurulmadı. Hüseyin Afşar'a (bölüm başkanı) bari bir telefon bulun dedim. Bana direk telefonundan paralel hat çektirdi. Bazen o yokken arıyorlar, telefonu açıp sekreteriyim diyorum. Bölümde iki tane meraklı hanım var, ortalıkta dolaşıp dedikodu yapıyorlar. Bunlar bir gün odama geldiler o sırada da telefon çaldı. Bu ne dediler. Ben de saf saf telefon dedim. Ertesi gün geldim, makas attırıp kestirmişler, koridordan teli kesmişler. Ben de zannediyorum ki, ben bunlar için fırsatım, öyle konular var ki dünyada herkes gelmiş, Yale'de benden öğrenmiş; Rusya'sından, Doğu blok’undan, Avrupa’sından. Ben ayaklarına gelmişim, yeni bir şey öğrenin yapın. Yok. Özel ders açtık, yepyeni şeyleri dünyada ilk defa anlatıyorum, dışarıda herkesin benden öğrenmek istediği şeyleri Türkiye'de Türkçe anlatıyorum. Alakası olmayan, fizikten, matematikten insanlar geliyor, asıl gelmesi gerekenler yok!"

"...ABD içinden çok göçmüş bir ülkedir, tabii pat diye göçmez, arada bir canlanır, tekrar bir şeyler olur ama içinden çok zayıf tarafları vardır. Dünyada en büyük borcu olan devlet mesela. İç ve dış. Ama bir devingen tarafı vardır, arada birşey çıkarırlar bir sene öyle idare ederler, sonra yine inişe geçerler. Öyle pek göründüğü gibi bir güç değildir..." "...GENÇLER, Türkiye'de adet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının. Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika'da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yükseköğrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ile maneviyatı dengeleyin. Formülünüz bilim' + 'gönül'dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur.

Gündelik, siyaset, çıkar grupları, dışardan güdümlü gizli veya açık "cemiyet"lerden uzak durun. Atatürk’ün dediklerini bol bol okuyun, onları işte bu günler için demiş, yazmış. Türkiye'nin şerefli, refahlı, itibarlı ve bağımsız geleceği için Atatürk yolumuzu çizmiştir. Dış ülkelerden, onların yerli kuyruklarından medet ummayın. Gayeleri bize yardımcı olmak değil, Türk adını tarihten silmektir. Dünyanın neresinde olursanız olun, kimliğinizi, Türk dilini, Türk tarih ve kültür bilincini, binlerce yıllık geleneğini kaybetmeyin. Dış gibi konuşup yabancıdan ayırt edilemez hale gelmek hiç şart değil. Unutmayın ki Türk olmak bir kafa, gönül işidir. Türk; kültürüyle, diliyle, ata sevgisiyle Türk’tür. Soy sop meselesi karıştırarak, o her şeyimizi borçlu olduğumuz şerefli atalarımızı karalamaya çalışan iç düşmanların kitaplarına, yaygaralarına kulak asmayın. Kültür genleri, ırk genlerinden daha önemlidir.

Vatanı, milleti için her türlü fedakârlığa hazır bir taban gerekiyor. Bu taban son elli yılda hayli eritilmiş, kafası, gönlü karıştırılmış, birbirine düşen kesimler, dışa bağımlı sahte aydınlar, içinde vatanının geleceğini düşünmeyen, daha da acısı vurdum-duymazlaşmış alabalıklar oluşturulmuştur. Bu durumda gerçek bir önder çıkabilse bile başarılı olması şansı pek azdır. Şimdi yapılacak iş hızla bu toplumun yeniden kaynaşmasına, bilinçlenmesine, vatanını, milletini kendisinden önce düşünen insanların çoğalmasına önayak olmaktır. Türkiye’yi tekrar Kuvayi Milliye ruhu, Atatürk ruhu kurtaracaktır..."

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kimdir bu OKTAY SİNANOĞLU?

"...Bizi 17 yaşımızda apar topar zorla Amerika’ya gönderdiler; çirkin bir gaye ile 'devşirme' olalım diye gönderdiler; çok şükür olmadık!..." diyen adam bu. Amerika’nın tepesine oturan, dünya bilim çevrelerinin peşinde koştuğu adam bu. Döküntülerini toplayanların Nobel aldığı adam bu işte. İşaret ettiğinin Nobel aldığı adam bu işte. Yale Üniversitesini, Amerika’yı alt üst etmiş, modern üniversite tarihine adını yazdırmış adam bu işte. Bu adam bizim. Bu adam bizi düşünüyor, bizi sayıklıyor geceleri uyuyamıyor ülkesi için insanları için ve biz bu adamı tanımıyoruz. Çünkü tanımamıza izin vermediler. Bu adama 10 kere hak ettiği halde Nobel bile vermediler, çünkü bize gereken bir kıvılcımdı bu. Göreceksiniz ki istediğiniz kıvılcım orda var. Göreceksiniz ki hala ve her zaman bu ülke için gerçekçi bir umut var.

Göreceksiniz ki ne varsa bizde var, ruh var, gönül var, görünmeyen bir bağ var. Onlarda olmayan bir şey var, sonradan kazanılamayacak bir şeyler var. Göreceksiniz ve üzüleceksiniz, ne yurtseverler var bizden; ne dahiler var. Ne sesi var ne sedası var...

Canım Türkiyem, donuyla birlikte beş para etmez, sefil sözüm ona mankenlerin hayatını ezbere bil ama Oktay Sinanoğlu'nu tanıma. Canım Türkiyem, televoleyi kaçırma, kara meleği kaçırma ama bu adamı kaçır! Canım Türkiyem, pastanelere "patiseri", lokantalara, "restaurant", mağazalara "shop" yazmaya devam et. D&R yaz sonra da Tarzanca iletişim kurulamaz İngilizcenle "dienar" diye oku.

Canım Türkiyem, tepeden tırnağa sat, ülkeni, dilini, değerlerini sat, kendi değerlerini aşağıla, nasıl olsa onların ki daha iyidir. Sana laf edene ise faşist" de. "milliyetçi" de, “sağcı" de "solcu" de,"komünist" de , "dinci" de, de oğlu de. Ama sakın "YURTSEVER" deme!

..


 
ALINTIDIR...





    ---> sözün özü !...


Logged
GüL
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 337



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #22 : Kasım 16, 2007, 06:55:33 ÖS »

1- Öncelikle Türkçe birebir karşılığı olan kelimelerin Türkçesini tercih ederek : byee değil de bay yazılsın
2-Hiçbir dil tek başına gelişimini sürdürmez;ancak alıntı yapılan kelimeler Türkçenin ses yapısına göre tekrar şekillendirilmeli
3-Türkçe yazmayı  ve konuÅŸmayı sevmek de en önemli olanı


"Türkçem benim ses bayrağım"bu bayrağın ebedi dalgalanması dileğiyle...
Hocam ne bye densin ne de bay,çav, v.b Görüşürüz,hoşçakal,Allahaısmarladık gibi ne güzel kelimelerimiz var.Bye diyenlerle ben dalga geçiyorum,yapmayın.Bu öneriniz beni şaşırttı.

neden ÅŸaşırdınız yazım ÅŸekli olarak kullanılınca dedim, söylem ifadesi zaten çok basit kalır  Wink
Logged

edep


Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
sezersson
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 344



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #23 : Kasım 16, 2007, 08:54:14 ÖS »

neden bye yazma ihtiyacı hissedelim ki Cheesy tabi hissedenler var o ayrı..
Logged

İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
aysien
Ziyaretçi
« Yanıtla #24 : Kasım 24, 2007, 06:26:49 ÖS »

neden bye yazma ihtiyacı hissedelim ki Cheesy tabi hissedenler var o ayrı..
bye yerine bay yaazsak olurmu?
Logged
sezersson
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 344



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #25 : Kasım 24, 2007, 09:03:48 ÖS »

neden bye demek ihtiyacı duyuyorsunuz anlamıyorum!
Logged

İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
FesleÄŸen
Newbie
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 13


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #26 : Mart 25, 2008, 06:27:29 ÖS »

TÜRKÇE'MİZİ YABANCI KELİMELERDEN ARINDIRMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ  mı?
Tükçe'nin içinden yabancı kelimeleri çıkararak. Hele de bir öğretici, öğretmen iseniz.
Forumdan başlayalım, sade bir dil kullanmayla, özentisiz.
Logged

helebir
alyazmalı
Newbie
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 18


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #27 : Mart 25, 2008, 09:35:05 ÖS »

'Bizzat Türkçe’nin kendisi diğer dillerimizin güvencesidir. ' demiş bir mezopotamyalı kardeşimiz Smiley Hatta devam etmiş;
Türkçe, güzel kelimeleriyle her şeyi iyileştirebilir. DİL güncel bir mesele değildir.

Bütün diller, insanoğlunun en büyük, en mucizevi eserleridir. Son olarak diyorum ki, dil akışkan bir şey, düpedüz bir nehirdir. Bünyesine uyan her su içine akar. Her dilde başka dilden göçmen kelimeler vardır. Onlar o dilin yurttaşı olurlar sonra.Amma velakin Bunların içinde resmi olanı Türkçe’dir...

Sadece Türkçe için değil bütün diller için aynı erozyon söz konusudur.Sebebi de ortada ve gittikçe büyüyor.Globalleşme...

Logged

Emek sevgiden doÄŸar...
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

eğitim Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Tarih Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!