Sekizinci sınıflarda ders işilyorum. Konu: İsimler... Varlıklara verilişine göre cins ve özel isimler şeklindeki sınıflandırmayı yapıp powerpoint sunusu ile hazırladığım slayttan devam ederken konuya, cins isimle ilgili sandalye örneğinin ardından sandalyenin resmini getirdim ekrana. Özel isimlere de Atatürk örneğini verip onun resmini getirdim. Ardından konuyu biraz daha açtık. Ve onlardan da cins ismlere sınıftaki varlıklardan örnek vermelerini istedim. Öğrencilerden biri bizim "sandalye"ye takmış olmalı ki kafayı

"Hocam bu sandalyenin neresi cins?" dedi. Ben de filmi tekrardan başa sarıp gerekli açıklamalrı yaptım. Özel isimler dışında kalan bütün isimleein cins olduğunu falan izah etmeye çalıştım. Fakat öğrencimin bakışlarında hâlâ derin bir boşluk

, vardı. Sonradan ben meseleyi fark ettim, galiba dedim bu: Bizim Türkçedeki "cins"lik kavramını sokak kültüründeki acayip, tuhaf, yadırganacak davranışları olan anlamındaki "cins"lik olarak düşünüyor. Ve de sandalyenin neresinde bir anormallik vardır gibilerinden kendince haklı olarak soruyor. O gün bu gündür, bu konuyu işlerken o kavrama geldiğimde şöyle bir durur, aydınlatıcı elzem açıklamalarda

bulunurum.