Öğretmenler Forumu | Eğitim
Temmuz 06, 2009, 12:12:03 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kitap Okuma Alışkanlığı Kazandırdım  (Okunma Sayısı 12880 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
diyalektik
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26


Üyelik Bilgileri
« : Temmuz 31, 2007, 10:30:28 ÖS »

Efendim, adım Evgin CABBAR. Ben, Ordu ilinde Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyorum. İfadelerim bir şikayet değil, bir isyan da değil, bir istek de değil.Sadece kendi imkanlar dahilinde başarılmış, amacına ulaşılmış çalışmalar bütünüdür. Ülkemizde okuma alışkanlığının ne kadar kötü durumda olduğu bilinmektedir. Ben kendi çabalarımla bir şeyi başardım. Ve kendi yöntemimle... 6. sınıftaki bir öğrencimin bir eğitim-öğretim yılında okuduğu kitap sayısı tam 130'dur.Sınıf ortalaması da 70 civarında. 7. sınıf ve 8. sınıf öğrencilerim de müthiş düzeyde okuyorlar. Tabi bu bir şeylere rağmen yapıldı. Çok büyük problemlerle karşılaştım hala da karşılaşıyorum. Dershane zihniyeti ve sisteme dahil olan, öğrencileri test makinesi haline getiren  bu sistem elemanları, her halükarda engel oluyor. Ben ise çocuğu hayata hazırlıyorum. Onları çalışkan ya da tembel diye ayırmadan , hayata hazırlıyorum. Ve benim öğrencilerim kimleri mi biliyor? Başta Cemil Meriç( Kaç 7. sınıf öğrencisi bu isimleri bilebilir veya anlamaya çalışır?) Atilla İlhan, Oktay Sinanoğlu, Yavuz Bülent Bakiler, Yunus Emre, Mevlana, Baki, Nedim, Sokrates, Platon, İbn-i Haldun, Hallac-ı Mansur, Hegel, Marks, Niçe, Dostoyevski, Hugo ve daha niceleri....
Bu bir başarıdır ve devam edecektir. Bunu Herkesle paylaşmak istiyorum. Uyguladığım bu DİYALEKTİK uygulamayı  paylaşmak istiyorum. Yaptığım kısaca şu: Düşünmek, düşünmek, düşündürmek ve düşünenleri göstermek. Amaç sadece okumak değil . Asil olan bu davranışın nihaiyi amacı da asıl olana hizmettir. O da davranışlarına dökmektir. Cemil Meriç'in dediği gibi ''Bizde düşünenler yoktur. Düşünenleri, düşünenler çoktur''. Teşekkürler.       Eğitimci adayı Evgin CABBAR

Aşağıda bahsi geçen uygulama anlatıldığından daha fazla ve ince bir yapıya sahip . Öncelikle onun tasvirini iyi yapmak lazım. Çünkü takdir edersiniz ki mühim bir konu, zor bir konu. Sevgi işi. Kolay değil.Bu konuyu sanal ortama dökerken dahi çok düşündüm.  Hangi şartlarda yapıldı ve yapılıyor. Bir defa sistemin dışındayım. Müfredatın dışında olacaksınız. Sadece Türkçe dersi olarak değil. Dersi ders dışı hayatın küçük bir sahnesi olarak düşünmelisiniz.En önemlisi BİLGİYİ SATABİLMELİSİNİZ. Mesela benim 29 yaşında bir edebiyat öğretmeni arkadaşım  toplam 1500 kitap okumasına rağmen  öğrencilerine bu bilgileri aktaramıyor. Yunus'un Aşk'ın diyalektiğinden Matriks filmindeki diyalektiğe kadarki diyalektiğe ya da Yılmaz Güney'in diyalektiğinden  Kemal Sunal'ın diyalektiğine kadarki zincirleme bağıntıları kurabilmek için bir kendi düşünce yapısına ihtiyaç var. Tüm sosyal bilimleri bildiği kadar kullanabilmeli. Üstündeki kıyafetten, havadaki buluta kadar,kırmızı gülün koparılmamasının Yunus'un Gül ile Bülbülü'ne kadar. Ya da palton'un Mağara Benzetmesine oradan Mevlana'ya Oradan Cemil Meriç'in kapandığı odasına oradan sınıfa . çocuklar inanır mısınız dersten çıkmak istemiyorlar. Ve biz aşırı kitap okunmasından dolayı evet yanlış duymadınız aşırı kitap okunmasından dolayı 2 hafta  kitap okuma yasağı uyguladık. O sürede  kitap okumayı ve amaçlarını anlattık. 7.sınıf öğrencimiz bu dönem tatilinde neler okumuş bakın: Oktay Sinanoğlu'nun '' Bye Bye Türkçe; D.Cüceloğlu'nun '' Savaşçı; Monteigne'' denemeler; H. E. Adıvar'ın ''Mor Salkımlı Ev.8. sınıf öğrencileriimden bazıları da Sofi'nin dünyasını okuyorlar ve tartışıyoruz .
     Yani  durum bundan daha fazla. Bu çocuklarla herşeyi konuşuyoruz. Tarih bilincini, dil bilinci, din bilincini, aslında herşeyi. Ama öğretmenlerimizle hayır.....

Şurası bir gerçek ki kitap okuma alışkanlığı bir sevgi işidir. içtenlik işidir. Yalnız bu sevginin oluşabilmesi için ön bir akla ve yönlendirilmeye ihtiyaç vardır. Benim yaptığım da zaten bu. Önce teşhis sonra tedavi. Ama salt bir somutlamayla verilemez bunun cevabı. Örneklerini verdim. Mesela öğrenciyi düşündürmekten başlarım. (Bu arada ben de düşünürüm) Şöyle baş parmağımızı yüzük parmağımızla birleştirirsek ortaya pasif mantıkla 2 çıkar  değil mi?. Öğrencilerime sorduğumda  2 derler ama öncelikle bu bir parmaktır, değil mi? Öğrenci şaşırır. Çünkü bildiğine inandığı bilgi yanlışlanır.  Ya da küçük bir fille büyük bir karıncanın karşılaştırması ya da iyi ya da kötü kavramlarının arasında   ne iyi ne kötü kavramının olduğunu örneklere erilmesi. Ya da İstiklal Marşı'mızda geçen ''Şafak'' kelimesi 2 defa tekrarlanmıştır ve bu ikisi de farklı şafaklardır. Birisi sabah kızıllığı diğeri akşam kızıllığı yani birisi yıkılan Osmanlı diğeri kurulan Cumhuriyet(Burada Osmanlı kötülenmiyor)'tir.Platon'un Mağara Benzetmesi ise en çok kullandığım argümanlardandır. Bir de şu an rüya görüyor musunuz sorusu. İnsan rüya gördüğünü ne zaman anlar ? Cevap: Uyandığı zaman. Peki siz şimdi rüya görmediğinizi nerden biliyorsunuz?. Ya da '' Sormaz ki bilsin sorsa bilir; bilimez ki sorsun bilse sorar'' İsmet Özel  . Ya da tek bir şey biliyorum o da hiçbir şey diyen sokrates    gibi ifadeler ki bunlar gibi niceleri mesela kuantum fiziği onların anladığı gibi anlatıldığında ortaya şu çıkıyor. Öğretmenim,bize kitap alın , biz okumak öğrenmek istiyoruz. çünkü bizler gerçekten bilmiyoruz. Yani anlıyor musunuz ben, onların bir şey bilmediklerini sezdiriyorum .

 Bu arada bu konu hakkında sizlerle çok şey paylaşmak istiyorum. Çünkü bizler Türkçe-Edebiyat öğretmenleri çok önemliyiz. Branşlarımız çok güzel ama bize bu güzellikleri anlatmadılar, bize o kadar gereksiz bilgiler ve kırtasiyeler verdiler ki çoğumuz işimizden soğuduk. Bilenleriniz vardır.Bir, Atilla İlhan'ın Dip Dalga'sı vardı. Onu uygulayacak arkadaşları arıyorum ben. Kavrama dökmeden bir şeyler yapmak. Valla ben, elimden geleni yapıyorum. Sisteme rağmen, Düşünen, düşündüren gençler yetiştiriyorum. Tost ve test çocukları değil. Ama istiyorum ki toplumun temel dinamiklerini hareketlendirelim. Bunun için de benim gibi düşünen arkadaşlara ihtiyaç var. Teşekkürler, saygılar....

Sevgili arkadaşlar, ülkemiz dahilinde düşündüğümüzde bir 6.sııf öğrencisinin130 kitap okuması pek de alışık olmadığımız durumdur .Lakin şöyle düşünmemek lazım;
  Bu kitaplar nelerdir? Bunlar masal ve hikayelerdir. Tavuk suyuna çorba serisi, Ömer Seyfettin Hikayeleri, Memleket Hikayeleri, Batı edebiyatı ve Doğu edebiyatının seçkin hikayeleri gibi bir çok hikaye kitapları okunmuştur.
Ama şimdi  ben size desem ki okuduğunuz bir kitabı tam olarak nasıl hazmedersiniz. Ben bile okuduğum kitaptan alacağım şeyler sınırlıdır. Kaldı ki esas amaç okuma alışkanlığı kazandırmak ve kitabı gerçek anlamda tanıtmak ve onu sevdirmek.Bir anlamda onu hayatla ilişkilendirmek. Bu durumda Öğrenci 7. sınıfa geçti mi çoklu zek kuramlarına da bağlı kalarak onu belirli bilişsel ve düşünsel alanlarda yönlendirmek bir mecburiyet haline gelir. 7.sınıfta    bu öğrenci başlar romanlara daha sonra ilerleyen zamanlar da psikoloji , tarih, edebiyat ve sanat alanlarıyla ilgili argümanlara. Bu arada ben de onlara değişik türde yönlendirmelere ve anlatılara ve ya slaytlara ya da canlı örnekler yoluyla bu süreçte bulunurum. Kaldı ki ilk yazımda da belirttiğim üzere o kadar da basit değil olsaydı bunları daha önce duyar ve görürdük. Şu an inanır mısınız? Atatürk Üniversitesi, eğitim ve iletişim fakülteleri bu çocukları haber yaptı ve onların bu başarısını basın- yayın aracılığı ile tüm ülkeye yayma gayreti içinde bulunuyor. Anlattıklarımı bir abartı sanmayın. Bunları tabiki sizlerle paylaşacaktım. Bir sporcularla, popçularla ya  da mühendislerle değil ya.... saygılarımla...
   Şöyle devam edeyim:
Ben, bu uygulamayı belli bir zamanın ve düşüncenin diyalektiği içinde uyguladım. Dönütlerini fazlasıyla alıyorum.Geçen sene 130 kitap okuyan 7. sınıf öğrencim Burçin GÜLEŞ, şimdilerde  Aziz Nesin'in hikayelerinden  tutunda Yunus'un Divanından bazı şiirlere kadar, Mevlana'dan hikayelerden, Platon'un  diyaloglarına kadar birçok eseri elinden geldiğince okuyor. Sadece okumuyor, aynı zamanda yazıyor ve şiir ezberleyip, onlar hakkında düşünüyor. Bu sadece o öğrenci için değil. Allah'a şükür ki tüm öğrencilerimizde özellikle şu Yunus Emre'yi anma haftasında dahi kendi çalışmaları var. Ayrıca Giresun'un Görele ilçsindeki bir okulda yapılan uygulamaları örnek aldık ve okulun her tarafını rengarenk süsledik. Bir köşeye edebiyatçılarımızı, diğer köşelere Pamuk prenses ve yedi cüceleri, inkilap tarihi konularını, bazı fen bilgisi konularını, felsefecileri, önemli sözleri, çizgi film kahramanlarını,karşılaştırmalı tarih ve edebiyat konularını okulun duvarlarında işledik. Yağmurun oluşum şeklini büyükçe bir duvarda işledik. Özellikle DİYALEKTİĞİ resmettik.  Noktalama işaretlerini konuşturduk. daha niceleri. Özel Türkçe sınıfımız var. Projeksiyon sayesinde her an internette araştırma yapabiliyoruz. Aynı sınıfın içinde şark köşesi yaptık. Belirli aralıklarla yöremize ait( yöresel değil) kıyafetlerle bir öğrencimiz semaverde yapılan çayı arkadaşlarına dağıtabiliyor. Bunlar nasıl oldu biliyor musunuz? O, öğrencilere kitap okumanın ne olduğu ya da ne olmadığı anlatılıp, onlara okuma alışkanlığı kazandırıldığı anda büyük bir istek ve arzu sayesinde. Bir de SİSTEMİN DIŞINA ÇIKARAK. Mesela ben plana göre iki ay geriden gidiyorum. Bu arada bunlar bir köy okulunda yapılıyor. Bunları niye anlatıyorum? Sadece PAYLAŞMAK. Umutsuzluğa kapılmamak için... Çünkü mutlaka birşeyler yapılıyor. Tekrar teşekkür ediyorum. Sevgiyle ve duayla kalınız...
  Yine,Eğitim- öğretim kavramlarını anlatıldığı şekilde değil de ikisinin de ayrı olduğuna son derece dikkat ediyorum. Mesela ben önceliği eğitim olarak belirliyorum. Amacım ise bir eğitimci olabilmek. Kimdir o eğitimci derseniz? Hababam sınıfındaki ''Kel Mahmut'' tur. Evi olamayacak kadar veren, okulda yatıp kalkan, sadece ders anlatmayan, dersi dört duvara sıkıştırmayan bir öğretmen. Sistemle taban tabana tersim.Kendi sistemimi uyguluyorum. Çalışkan öğrencilerin fen liselerine ; tembellerinse sözel alanların bulunduğu okullara yönlendirildiği bir sistem benim muhattabım olmaz. Benim yöntemim: Sadece test ve tost çocukları değil. Soran, yaşayan, düşünen, hisseden bireyler yetiştirmektir.Demeyin ki bu herkesin ideali. Problem de bu zaten. Sistemi kabul eden bir öğretmen o sistemin izin verdiği ölçüde bir ideal ortaya koyar.O. Sinanoğlu'nun dediği gibi.''Önce  BİLECEKSİN''. Sana ne yapıldığını bileceksin. Bu neden böyle diye bir soracaksın. Bu sistem birileri  maddi kazanç sağlasın diye var. Yoksa o eğitimcilik falan filan LAF... Asıl ne ? Amaç ne? Şimdi diyeceksiniz ki hala anlatmıyorsunuz: )) Ama farkında mısınız? Anlatıyorum. Kime? Sana, size, sizlere...
     Bunu uygulayacaksak önce uygulayana bakacaksınız. Bazı sıkıntıları laf olsun diye sunmyacak. Cesaretle ortaya koyacak. Ne sağ, ne sol, Ne şu ne bu? Tam bir gerçeklik içinde olacak. Öğretmenin yerinin çay ocağı değil de( Bunu öğretmen çay ocağında bulunmaz mı diye algılamayın)öğretmenler odası olduğunu bilecek. Valla diyebilirsiniz ki herkese rest mi çekelim, ters mi olalım? Yerine göre. O kadar çok örnek var ki... Sizler bunları bizzat yaşıyorsunuzdur! Öğretmenler niye böyle diyorlar? Elbette iyi olmayacak. Öğretmenler iyi olursa toplum düzelecek ya. O yüzden tabiki durum vehametini ilelebet koruyacaktır. Ama büyük Atatürk  '' Bursa Nutku'nda ne diyor: ...Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır demeyeceksin. Ne gerekiyorsa sen yapacaksın...
      Bir çok öğretmen fen lisesinde okumadığı halde körü körüne bu liseleri öğrencilere tavsiye ederler. Çoklu zekadan bahsederler. Ama sözel zekalı bir öğrenciyi de oraya yollarlar. Mesela benim sözel zekalı bir öğrencim var. Puan olarak  bir çok fen lisesni alabiliyor. Amacı sosyla bilimler lisesi. Başka öğretmenlere kalsa Fen lisesine gitmeli. Ben de o zaman şöyle diyorum. ''O öğrenci FEN LİSESİNE GİDECEK KADAR TEMBEL DEĞİL''  işte bu ve buna benzer olay ve olguları bilip, anlayıp ona göre yapılacak uygulamalrın başında esas olan OKUMA ALIŞKANLIGI  geldiğini görürsünüz. Öğrencilere, DÜŞÜNEN bir öğretmen kadar faydalı hiçbir bir rehberlik yoktur diye düşünüyorum. Gerisi mi? o size kalmış. Mesela HAKKARİ' de bir mataematik öğretmeni arkadaşımız dersindeki problemleri kitapla özdeşleştiriyor. Bir sosyal bilgiler öğretmeni de dersini klasik dersten tamamiyle farklı anlatıyor. Hepsinin ortak özelliği de DÜŞÜNEN insanlar olmaları. Bir de hepsi de CEMİL MERİÇ VE ATİLLA İLHAN OKUYUCULARI.  Arkadaşlar, ben öğrencileri düşündürüyorum, herşeyle ilşkilendiriyorum kitabı, hayatı, tecrübeleri, özellikle de Platon. Bu arada bazı arkadaşlar diyor ki bu çocuklar Cemil Meriç’i, İlber Ortaylı'yı, Halil İnalcık'ı anlamaz ki. Ya arkadaşlar okumak var okumak var. Kitap okuma yaşının 2 evet 2 olduğunu biliyor muydunuz! 2 yaşında eline alır onu ağzına sokar. 3 yaşında yırtar. 4 yaşında çizer. 5 yaşında da başlar yavaş yavaş okur. Ben. Cemil Meriç gibi bir düşünürü üniversite 3. de tanırken benim öğrencileri 6. sınıfta biliyor. Bu ne demektir' düşünün. Zorla okumuyorlar, sevgiyle, Yunus ile, Farabi ile, Kırmız gülle okuorlar... Anlatacaklarım bu kadar.Aklınıza sorular gelebilir. Dedim ya amacım hava  atmak ve ya reklam yapmak değil. Paylaşmak. Teşekkür ederim.
« Son Düzenleme: Ağustos 01, 2007, 07:09:58 ÖÖ Gönderen: ahmet » Logged
Admin
Administrator
Sr. Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431

Edebiyat Öğretmeni


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 31, 2007, 10:36:57 ÖS »

Hocam aynı mesajı tek bir konuya ekleyebilirsiniz, lütfen birini seçin.
Logged

Senin ve benim birer altınımız olsa, birbirimize birer altın versek, sonuçta ikimizin de yine birer altını olur. Ama birer tane bilgimiz olsa ve bunları birbirimize verirsek; ikimizin de ikişer bilgisi olur.
gönüldostu
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ağustos 12, 2007, 11:14:49 ÖÖ »

kitap okuma alışkanlığı olmayan kişi nasıl kitap okuma alışkanlığı kazandırsın kaç öğretmen kitap okuyor peyami safa halide edip adıvar ömer seyfeetin in bir tek kitabını okumamış 6 saat kpss çalıştı öğretmen oldu  necip fazıl ın aynadaki yalan ile bir adam yaratmak adlı eserlerini elime almış onu anlamaya çalışıyorken bana nasihat etmişti sen bunları okursun ama öğretmen olamazsın boş ver bunları ben senin o dediğin kitaplarını özetlerini derse girmeden karıştırarak da öğretmenlik yaparım demişti 10 15 yaşındaki çocuğa öğretmen bir eseri bir yazarı öyle bir anlatmalıki çocukta okuma isteği oluşsun hangi şiiri nasıl okuyacak o şiirle ilgili ne söylecek böyle insanlar öğretmen oluyor tek bir test kitabı bitirmedim bir kpss egitim kitabını elime alıp bitiremedim ama 240 sorudan 170 net yaptım bunu okuduğum kitapların fazlalığına borcluyum.sonucta atanamadım kitap okumayan insanın beyni hiç bir zaman gelişme gösteremez kitap okumayan öğretmen nasıl kitap okuyan bir nesil yetiştirecek ham bir nesil yetişiyor bence.....
Logged
zarizar
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Ağustos 14, 2007, 06:54:58 ÖS »

değerli öğretmenimin düşüncelerine katılmamak elde değil ve tüm içtenliği ile yazdığına inanıyorum.istanbulda öğretmenlik yapıyorum ve öğrencilerimle kitap konusunda çatışıyoruz çünkü onlara göre kitep okumaya kadar yapılacak çok iş var...bir de verdiğim kitapların yada önerdiğim kitapların dışında hiç onaylamadığım kitaplarla geliyorlar bana..
düşünüyorum..
Kitap olsun ne olursa olsun mu ,önerdiğim kitabın hiç anlaşılmadan sevilmeden elde gezmesi mi?İkisinin arası kitaplar bulmak ne kadar zor o yaş çocuğuna ulaşmak için...
ilerlediğim öğrenciye ulaşıyorum ve bu çıtayı kendi adıma yükseltiyorum ama hocam kadar şanslı olmadığımız da gerçek...
biz ne kadar uğraşsak ta biraz da yanlızız...bu bir umut işi..annelere babakara arkadaşlara derse giren diğer öğretmenlere kadar uzanan bir umut..ben yitirmeden uğraşıyorum henüz beş yıl ama önümüzde uzun yıllar var..
ellerinize emeğinize sağlık öğretmenim..
saygılar..
Logged
GüL
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Ağustos 16, 2007, 03:24:32 ÖS »

diyalektik hocamın başarısını gönülden kutluyorum ,umarım böyle eğiticilerimizin ve okuma hevesiyle dolu öğrencilerimizin sayısı artar;ancak kitap okutayım derken kitaptan uzaklaştırmamak gerek kitab okumanın bir görev veya ödev olmasından çok gerekli olduğu bilincini uyandırmak en güzel öğreti olduğu kanısındayım.
Logged
seli
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ağustos 26, 2007, 06:02:53 ÖS »

kitap okuma alışkanlığı kazandırmak cok zor gibi görünse de aslında kolay ve zevkli bir uğraş.bende elimden geldiğince öğrencilerime bu alışkanlığı aşılamaya çalışıyorum cünkü  öğretmenler olarak bu ezberci zihniyeti aşmalıyız cocukların eline test kitabı sıkıştıracağımıza kitabı ve kitap okumayı sevdirmeliyiz.ama maalesef öğretmenlerin bu konuda pek de istekli ve hevesli olduğunu düşünmüyorum bunu en yakınımdaki meslektaşlarım da rahatlıkla gözlemlediğim için söylüyorum kesinlikle bir suçlama değil sadece artık öğretmenler de bu eğitim sisteminin bir parcası olduklarının bilincine varmalılar tabiki genel konuşmak doğru değil ama bu konuda öğretmenlere büyük görev düşüyor
Logged
çalıkuşu52
Jr. Member
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 90



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ağustos 27, 2007, 11:27:56 ÖS »

selam evgin hocam ellerinden öperim dğru bildiğin yolda yanlız ilerleyeceksin derdi edebiyat hocam inşallah bu doğru yolda bizler yanında oluruz saygılar < Hocaya selam#
Logged
çalıkuşu52
Jr. Member
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 90



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Eylül 09, 2007, 04:26:29 ÖS »

BEN DE çALIKUŞU ROMANINI ÖNCE ÖĞRENCİLERİME CANLANDIRARAK  BÖLÜM BÖÜLM OKUDUM DAHA SONRA ONLARA YOUTUBE'DEN İNDİRDİĞİM DİZİ BÖLÜMLERİ İZLETTİM GÖRSELLİK SAĞLADIM DAHA SONRA BAKTIM FERİDE AŞIĞI OLDULAR HER YER hain kamuran  feride ve kamuran YAZIYORLAR ONLARI 4LÜ GRUPLARA AYIRIP ÇALIKUŞU PANKARTLARI HAZIRLATTIM ZEVKLE İNTERNETTEN AYDAN ŞENERLİ RESİMLER BULDULAR VE HAZIRLADILAR SİZE BUNLARI OKULUN KORİDORLARINA ASTIK RESİMLERİNİ ÇEKTİM AMA SİZE GÖNDEREMEDİM RESİMLERİN BOYUTU BÜYÜKMÜŞ NASIL AYARLAYACAĞIMI BİLEMEDİM
Logged
serçe
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Eylül 11, 2007, 11:41:37 ÖÖ »

Okuma alışkanlığını kazandırmak zoır ama kazandırdıktan sonra da çocukların tatillerde okumaya devam etmesi için kitapları olması lazım ama yokk okul kitapları var sadece tamam sen bir iki alır veririsin ama nereye kadar ayrıca Anadolu lisesini kazanmış öğrenciyi okula göndermeyen aile okumaları için kitap mı alır bunlar da insanda şevk bırakmıyor işte
Logged
çalıkuşu52
Jr. Member
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 90



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Eylül 11, 2007, 03:43:15 ÖS »

GERÇEKTEN İNSANIN ÇİNE DOKUNAN NE YAZIK Kİ ÜLKE GERÇEKLERİ HOCAM BENİM DE BİR ÖĞRENCİM AND. ÖĞR. Lİ. KAZANDI HEM DE KÖYDEN AİLESİ GÖNDERMEDİ YALVAR YAKAR İKNA EDEMDİK BU OKUYAMAZ DEYİP ÇOK PROGRAMLI LİSEYE GÖNDERDİLER KIZI KIZ BU SENE OKULU 1. LİKLE BİTİRDİ

AMA BUNLAR İNSANDA HIRS UYANDIRMALI BAZEN BE DE UMUDUMU KAYBEDİYORUM AMA 1 ÖĞRENCİYİ KAZANSAM O DA KARDIR DİYORUM UMUDUNUZU KAYBETMEYİN


                                                "BİZİM KAPIMIZ UMUTSUZLUK KAPISI DEĞİLDİR "
Logged
messi
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Eylül 21, 2007, 08:57:50 ÖS »

sayın diyalektik hocam öncelikle başarınızdan ötürü kutluyorum sizi. kitap konusundaki duyarlı tutumunuzu yazınızda dikkatle okudum. ben de öğrencilerimin kitap konusunda bilinçlenmesini çok isteyen biriyim. çünkü kitap demek hayat demek.
           dershane öğretmenliği yapmama karşın ezberci anlayışı sevmeyen biriyim. öğrencilerime kitap alışkanlığı da kazandırmaya çalışıyorum. sizden istediğim 6. sınıf öğrencileriniz hangi kitapları beğendi, siz neler önerdiniz? kendimce bir liste çıkardım ;ama siz bunu uygulamış biri olarak bu yaş grubu için hangi kitapların daha uygun düştüğünü ve rağbet gördüğünü iyi gözlemişsinizdir. cevabınız beni mutlu edecektir. vesselam...
Logged

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine..."
diyalektik
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Eylül 21, 2007, 10:37:23 ÖS »

Ve aeykümselam öğretmenim. Öncelikle kitaba değer veren birisiyle konuşmak ve yazışmak benim için ayrı bir sevinç kaynağı oldu.  Yazılarımı iyi okuduysanız öncelikli olarak onları fazlaca düşündürdüğümü görürsünüz. Sonra sıkça kullandığım Yunus Emre, Mevlana, Hallac-ı Mansur, Platon, Hegel gibi yazar, düşünür ve alim olan insanların kıssalarını, hatıralarını, sözlerini  bugünkü hayatımızla birleştirerek onlara seviyelerine göre şu kitapları veriyorum:( Önemli olan burada verdiğiniz kitap değil. O isteği ortaya çıkarabilmek. Ondan sonrası kolay) Tarihi kitaplar çok önemli . Çanakkale savşları, ömer seyfettin 6. sınıflar için. Batı ve doğu klasiklerinin o seviyelerindeki kitaplar, Peygamberler ya da halifeler, Kurtuluş savaşı hikayeleri, küçük hikaye kitapları, sonraları, roman özellikle SEFİLLER, ÇALIKUŞU ÇOK ÖNEMLİ. 7.sınıfta yapılmalı bu.8 de ise gene roman ve psikolojiye giriş, sosyoloji ve edebi eserler, o. sinanoğlu. y. b. Bakiler gibi. Muhammed bozdağ gibi. Ve SOFİNİN DÜNYASI okuması iyi olanlara kesinlikle tavsiyem. ölü ozanlar derneği, ölü filozoflar kahvesi. bilim çocuk dergisi. K dergisi Bütün dünya dergisi, edebiyat dergisi gibi yayınlar da takip edilebilir. Bakın önemli olan balık vermek değil. Balık tutturmasını öğretmek. Yani istek uyandırabilmek. Onun yolu da ÖZNEDEN  yani öğretmenin düşünen, okuyan ve sorgulayan bir yapıda olması icap eder.  Kolay gelsin.
Logged
çalıkuşu52
Jr. Member
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 90



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ekim 21, 2007, 10:53:40 ÖS »

KİTAP OKUMAYI HİÇ SEVMEYEN ELİNE KİTAP ALMAMIŞ ÖĞRENCİLERE HEMEN AGATHA CRİSTİNE VERİN ÇOK ETKİLİ OLUYOR
Logged
GüL
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : Ekim 22, 2007, 07:56:45 ÖS »

Hocam ya kitap alışkanlığı kazanmış birisi kitap okumaktan sıkılmaya başlarsa onu tekrar nasıl kazanacağız peki... Wink
Logged
esraa
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Ekim 27, 2007, 03:44:01 ÖS »

      Sayın Diyalektik hocam gerçekten çok güzel ve orjinal fikirleriniz var.Bu düşüncelerinizi hayata geçirmiş olmanız da takdir edilecek bir başarı doğrusu.5 ders satinin kaç saatini kitap okumaya veya kitap üzerine konuşmaya ayırıyorsunuz?Ben ders kitabındaki konuları yetiştirmekte zorlanıyorum ama buna rağmen 1 ders saatini sınıfta kitap okumaya ayırıyorum.Sizin sınıfınızlarınızda kaç öğrenci var bilmiyorum ama 25-30 kişilik sınıflarda her öğrenciye sürekli kitap alışkanlığı kazandırmak mümkün olmuyor tabii.Ben de en azından gelecek vaadeden öğrencilerime kendi kitaplarımdan verip dönüşümlü okumalarını sağlıyorum.Umarım sizinkilerin seviyesine getirip kitap üzerine tartışacak kadar ilerleme kaydederiz birgün.Selam ve dua ile...   
Logged
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

evden eve nakliyat egitim Edebiyat Kadin Kultur,sanat Kultur,sanat Edebiyat Edebiyat Sağlık ÖSS sbs Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Matematik Geometri Biyoloji Teknoloji Teknoloji Sağlık Sağlık Fizik Gebelik Matematik sarki sozleri kultur sanat sohbet gebelik gebelik sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!