sehrayin
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 26
|
 |
« : Ocak 14, 2008, 03:59:22 ÖS » |
|
DEĞERLİ MESLEKTAŞLAR! OKUMASINI VE DİNLEMESİNİ EN ÇOK SEVDİĞİNİZ ŞİİR HANGİSİDİR? ŞİİRİN KENDİSİNİ, EN AZINDAN İSMİNİ VE YAZANI/OKUYANI YAZABİLİR MİSİNİZ? http://[color=green][b][i][/i][/b][/color]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
esel
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 16, 2008, 08:00:51 ÖS » |
|
ilk şiir benden :  ::)Böyle mi geçecektin eylül farkında mısın? Ne başka bir bahara verdin bahçemizi? Neler savrulmadı bilsen yapraklardan evvel Bu sefer ne olduysa biz insanlara oldu......Cahit Sıtkı
|
|
|
|
|
Logged
|
Dün, öldü;bugün, can çekişiyor;yarın, henüz doğmadı.
|
|
|
|
sezersson
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 16, 2008, 08:54:06 ÖS » |
|
adam yaşama sevinci içinde masaya anahtarlarını koydu bakır kaseye çiçekleri koydu sütünü yumurtasını koydu pencereden gelen ışığı koydu bisiklet sesini çıkrık sesini ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu adam masaya aklında olup bitenleri koydu ne yapmak istiyordu hayatta işte onu koydu üç ker üç dokuz ederdi adam koydu masaya dokuzu pencere yanındaydı gökyüzü yanında uzandı masaya sonsuzu koydu bir bira içmek istiyordu kaç gündür masaya biranın dökülüşünü koydu uykusunu koydu uyanıklığını koydu tokluğunu açlığını koydu.
masa da masaymış ha bana mısın demedi bu kadar yüke bir iki sallandu durdu adam ha babam koyuyordu.
edip cansever
|
|
|
|
|
Logged
|
İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Ocak 16, 2008, 09:05:39 ÖS » |
|
Söylence
akdeniz gülüşlü bir çocuk, olsaydın
ağzının kıyısında uçarılıklar biriktiren.
yüzünde binbir haylazlıkla sevseydin beni,
yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime.
dokundukça portakal çiçekleri dökerdi,
sevilmekten ürpertili dingin gövden
ah çocuk ah kadın ah sevgili
sözlerin aşkı anımsatsa da,
gülüşünde onmaz acılar gizli.
Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
hatice1
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 21, 2008, 09:52:33 ÖS » |
|
YİNE SANA DAİR
Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini, Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin, Sende uzaklığı, Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.
Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli, Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, Fakat asla ümitsizliği değil...
NAZIM HİKMET
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
hatice1
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 21, 2008, 09:54:15 ÖS » |
|
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: -Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana.. Ve ben artık biliyorum: Toprağın - yüzü güneşli bir ana gibi - en son en güzel çocuğunu emzirdiğini.. Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olan parmaklarına başımı kurtarmam kabil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak.. Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR...
NAZIM HİKMET
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
hatice1
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 21, 2008, 09:57:12 ÖS » |
|
MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA
Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara Mutlu aşk yok ki dünyada
Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya İşte o silahsız askerlere benzer hayatı Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama Mutlu aşk yok ki dünyada
Güzel aşkım tatlı aşkım çıbanım derdim Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra Ve her şey der demez ölür iri gözlerin uğruna Mutlu aşk yok ki dünyada
Yaşamayı öğrenmek bizimçin geçti çoktan Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran Her ürperiş borçlu baştan bir hayıflanmaya Ve her kitar havası beslenir hıçkırıkla Mutlu aşk yok ki dünyada
Acılara batmamış bir aşk söyle bana Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de Bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına Mutlu aşk yok ki dünyada Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa
Louis ARAGON
Çeviri : Cemal SÜREYA
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
suw-54
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 5
|
 |
« Yanıtla #7 : Ocak 22, 2008, 01:04:38 ÖÖ » |
|
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen, bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği.
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak, yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya.
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana. - ATAOL BEHRAMOĞLU -
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
kursatihtilali
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 2
SÖYLESEM TESİRİ YOK, SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL...
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 22, 2008, 10:14:41 ÖS » |
|
Geri Gelen Mektup
Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervâne olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!.. Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince, Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince, Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım; Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh'ın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın, Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler... Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma "Kaabil"; İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil Sırretmeye elden seni bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur. En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur, Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!
Hüseyin Nihal Adsız
|
|
|
|
|
Logged
|
hep nefs çıkar karşıma ölüp ölüp dirilsem, insandan kaçmak kolay değil kendimden kaçabilsem...
|
|
|
kursatihtilali
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 2
SÖYLESEM TESİRİ YOK, SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL...
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 22, 2008, 10:24:22 ÖS » |
|
Çile / Necip Fazıl Kısakürek
Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam Gezdirsin boşluğu ense kökünde! Ve uçtu tepemden birden bire dam. Gök devrildi, künde üstüne künde...
Pencereye koştum: Kızıl kıyamet! Dediklerin cıktı ihtiyar bacı! Sonsuzluk elinde bir mavi tülbent, Ok çekti yukardan, üstüme avcı.
Ateşten zehrini tattım bu okun. Bir anda kül etti can elmasımı. Sanki burnum değdi burnuna (yok)un. Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.
Bir bardak su gibi çalkandı dünya; Söndü istikamet, yıkıldı bosluk, Al sana hakikat , al sana rüya! İşte akıllılık , işte sarhoşluk!
Ensemin örsünde bir demir balyoz Kapandım yatağa son çare diye. Bir kanlı şafakta , bana çil horoz Yepyeni bir dünya etti hediye.
Bu nasıl bir dünya hikayesi zor; Mekânı bir satıh, zamanı vehim. Bütün bir kainat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim.
Nesin sen , hakikat olsanda cekil! Yetiş körlük , yetiş takma gözde cam! Otursun yerine , bende her şekil; Vatanım, sevgilim , dostum ve hocam!
* * * *
Aylarca gezindim , yıkık ve şaşkın . Benliğim kazan ve aklım kepçe, Deliler köyünden bir menzil aşkın Her fikir içimde bir çifte kelepçe.
Niçin küçülüyor eşya uzakta ? Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl ? Zamanın raksı ne , bu yuvarlakta? Sonu varmış , onu öğrensem asıl ?
Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap, Bir fikir ki, beyin zarında sülük. Selâm , selam sana haşmetli azap; Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmceme yol! Ey yedinci kat gök, esrarını aç! Annemin duası, düşte perde ol! Bir asâ kes bana , ihtiyar ağaç.
Uyku katillerin bile çesmesi; Yorgan, Allahsıza kadar sığınak Teselli pınarı , sabır memesi; Size şerbet , bana kum dolu çanak.
Bu mu rüyalar da içtiğim cinnet, Sıırını ararken patlayan gülle? Yeşil asmalarda depreniş , şehvet; Karınca sarayı , kupkuru kelle....
Akrep , nokta nokta ruhumu sokmuş. Mevsimden mevsime girdim böylece Gördüm ki , ateşte cımbızda yokmuş. Fikir çilesinden büyük işkence.
* * * *
Evet her şey ben de bir gizli düğüm Ne ölüm terleri döktüm , nelerden! Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm, Yetişir çektiğim mesafelerden!
Ufuk bir tilkidir , kaçak ve kurnaz. Yollar bir yumaktır, uzun dolaşık Her gece rüyamı yazan sihirbaz, Tütüyor önümde mavi bir ışık.
Büyücü büyücü ne bana hıncın? Bu kükürtlü duman nedir inimde ? Camdan keskin , kıldan ince klıcın, Bir zehirli kımık gibi beynimde.
Lügat , bir isim ver bana halimden ; Herkesin bildigi dilden bir isim! Eski esvaplarım tutun elimden Aynalar söyleyin bana ben kimim?
Söyleyin, söyleyin, benmiyim yoksa, Arzı boynunuzda taşıyan öküz? Bela mimarının seçtiği arsa ; Hayattan muhacir , eşyadan öksüz?
Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı, Bir zerreciğim ki , Arş ' a gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı!
Ne yalanlarda var , ne hakikatta . Gözümü yumdukça gördüğüm nakış Boşuna gezmişim, yok tabiatta. İçimdeki kadar iniş ve çıkış.
* * * *
Gece hendeğe düşercesine, Birden kucağına düştüm gerçeğin. Sanki erdim çetin bilmecesine, Hem geçmiş zamanın , hem geleceğin.
Açıl susam açıl! Açıldı kapı; Atlas sedirinde mavera dede. Yandı sırça saray, ilahi yapı Binbir avizeyle uçsuz maddede.
Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik Ve çevre çevre nur , çevre çevre nur. İçiçe mimari , içiçe benlik Bildim seni ey Rab , bilinmez meşhur!
Nizam kopürüyor, med vakti deniz Nizam köpürüyor,ta çenemde su. Suda bir gizli yol, pırıltılı iz Suda ezel fikri ebed duygusu.
Kaçır beni ahenk , al beni birlik Artık barınamam gölge varlıkta Ver cüceye , onun olsun şairlik Şimdi gözüm büyük sanatkarlıkta
Öteler öteler, gayemin malı Mesafe ekinim , zaman madenim Gökte samanyolu benim olmalı ; Dipsizlik gölünde , inciler benim.
Diz çök ey zorlu nefs , önümde diz çök Heybem hayat dolu , deste ve yumak Sen bütün dalların birleştiği kök Biricik meselem , Sonsuza varmak...
|
|
|
|
|
Logged
|
hep nefs çıkar karşıma ölüp ölüp dirilsem, insandan kaçmak kolay değil kendimden kaçabilsem...
|
|
|
sembolist
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 28
|
 |
« Yanıtla #10 : Ocak 27, 2008, 09:13:41 ÖS » |
|
BESBELLİ
Besbelli ölümüm sabahleyindir İlk ışık korkuyla girerken camdan Uzan başucumda perdeyi indir Mum olduğu gibi kalsın akşamdan Sonra koş terlikle haber vermeye "Kiracım bu sabah can verdi" diye Üç beş kişi duysun ve belediye Beni kaldırmaya gelsin odamdan Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut Sende eller gibi adımı unut Kapımı birkaç gün için açık tut Eşyam bakakalsın diye arkamdan.
AHMET KUTSİ TECER
|
|
|
|
|
Logged
|
Çok yoksun kaldığım oldu ama hiç yoksul olmadım.
|
|
|
hezeyan
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 23
|
 |
« Yanıtla #11 : Ocak 31, 2008, 09:33:18 ÖS » |
|
UYAN.
Hadi uyan Gün ışığı çilemeye başladı başucunda Denizler bir mavilik edindi günden Seher yeline uyup kuşlar yerinden uçtu Bu türküyü dinlemeyecek misin?
Hadi uyan Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine Yoksul olsan da uyan Garip olsan da uyan Madem ki güzelsin,güzeli yaşatmak için Madem ki iyisin,iyiyi yaşatmak için Madem ki umutlusun,umudu yaşatmak için Hadi uyan Denizi dinle, yaşamak desin Toprağı dinle,barışmak desin Gögü dinle,sevişmek desin
Bir plak konmuş gibi gramofona İşte aşk,işte özlem,işte savaşmak gücü Uyan diyor uyansana
Hadi uyan SevdiÄŸim uyan Ne olur uyan !
metin ELOÄžLU
|
|
|
|
|
Logged
|
seni bir kar gibi sevdim...üşüye üşüye ERİDİM
|
|
|
enstantane_hilal
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #12 : Åžubat 09, 2008, 08:14:34 ÖS » |
|
BEKLENEN
Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar?
NECİP FAZIL KISAKÜREK
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
yagmur1986
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #13 : Åžubat 10, 2008, 03:15:02 ÖS » |
|
BİRGÜN Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum
Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum
Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar Bil ki seni istiyorum
Gecelerden bir gece uyanırsın apansız Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse Bil ki seni seviyorum
Ümit Yaşar OĞUZCAN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
sembolist
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 28
|
 |
« Yanıtla #14 : Åžubat 11, 2008, 09:16:41 ÖS » |
|
İTİRAF
I Size açabilmeliydim içimi Geceler yalnız size Ve yüzüm kızarmadan Çocukluğumun küçük aşklarını Anlatabilmeliydim Geceler yalnız size.
II Benim de aşklarım oldu Ve alabildiğine günahlarım. Halbuki bigünah olmak istedim Bütün ömrümce.
III Anam, Ben topaç çevirirken sokakta, Benim güzel oğlum, Paşa olacak derdi... Halbuki ben hâlâ Topaç çeviriyorum sokakta.
RÜŞTÜ ONUR
|
|
|
|
|
Logged
|
Çok yoksun kaldığım oldu ama hiç yoksul olmadım.
|
|
|
|