Öğretmenler Forumu | Eğitim
Mart 20, 2010, 06:28:23 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kelime Anlamı  (Okunma Sayısı 125519 defa)
0 Üye ve 23 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ahmet54
Ziyaretçi

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« : Ağustos 20, 2007, 03:36:34 ÖS »

KELİME ANLAMI

GENEL BİLGİLER
Sözcük, çoğu zaman, dilin kendi başına anlamı olan en küçük parçası, diye tanımlanır. Ağaç, hayal, dost gibi sözcükler buna örnektir. Bazı sözcükler ise tek başına anlam taşımayıp diğer sözcüklerle bir araya geldiğinde belli bir anlam ifade eder: için, gibi, göre vs.
ÖSS’de sözcük anlamına dayalı sorular değişik soru biçimleriyle karşımıza çıkar. Kimileri “Aşağıdakilerden hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?” gibi bilgiye dayalı olduğu halde, kimileri “Aşağıdakilerden hangisinde “gün” sözü ötekilerden farklı anlamda kullanılmıştır?” gibi sözcüğün cümle içindeki yorumuyla ilgilidir. Hatta yoruma dayalı sorular sözcük anlamıyla ilgili soruların çoğunu oluşturur.

GERÇEK, MECAZ VE YAN (YAKIŞTIRMA) ANLAM
Gerçek anlam, bir sözcüğün temel anlamıdır; buna sözcüğün ilk akla gelen anlamı ya da sözlükteki ilk anlamı da denir. Bir sözcüğün diğer anlamları gerçek anlamından yola çıkılarak oluşturulmuştur. Örneğin “Burun” dendiğinde aklımıza ilk gelen, insanın bir organıdır. Öyleyse; “Burnundaki benler onu öyle tatlı gösteriyordu ki...” cümlesindeki “burun” sözü insanın bir organı anlamında olduğundan gerçek anlamında kullanılmıştır. Ancak aynı söz; “Bugünlerde burnu büyüdü kimseleri gözü görmüyor.” cümlesinde insanın bir organı anlamını vermekten çok uzaktır. Temelde bu, gerçek anlamdan doğmuş ancak tamamen farklı bir özellik kazanmıştır.
İşte sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı bu anlama mecaz anlam diyoruz.
Bir de sözün, çoğu kaynağın mecaz anlama dahil ettiği ancak mecaz anlamdan biraz farklı olması yönüyle yan anlam ya da yakıştırma diye de anılan bir anlamı vardır. Yukarıda verdiğimiz “burun” sözünü “Ayakkabımı biraz küçük almışım; burnu ayağımı sıkıyor.” cümlesinde ele alalım. Buradaki “burun” sözü gerçek anlamda değildir; çünkü “insanın bir organı” ifadesini taşımıyor. Tam olarak mecaz anlama da girmez; çünkü temelde gerçek anlamla yakın bir ilgisi vardır. Ayakkabının o kısmına burun denmesinin nedeni insanın burnuna konum itibariyle benzemesindendir. İşte sözcüğün, gerçek anlamında karşıladığı varlığa şekil benzerliğinden dolayı başka bir varlığa verilmesine yan anlam ya da yakıştırma denir.

SOMUT VE SOYUT ANLAM
Sözcükler varlıkları ve kavramları karşılar. Varlık, madde olarak bulunan yani duyu organlarıyla algılanabilen bir nitelik taşır. Örneğin; ağaç, yeşil, kalem gözle; soğuk, ıslak dokunmayla; ses, gürültü işitmeyle; koku koklamayla; acı, ekşi tatmayla algılanabilir. İşte duyu organlarımız yardımıyla algılayabildiğimiz bu sözcüklere somut anlamlı sözcükler denir.
Oysa üzüntü, sevgi, özlem, hasret, rüya gibi sözcükleri herhangi bir duyumuzla algılayamayız; bunların sadece kavram olarak var olduğunu kabul ederiz. İşte bu tür sözcüklere de soyut anlamlı sözcükler denir.
Bir sözcük her zaman somut olamayacağı gibi her zaman soyut da değildir. Bir cümlede somut olan sözcük başka bir cümlede soyut anlam taşıyabilir. Örneğin; “Bu iki çizgi arasındaki açı kırk beş derece vardır.” cümlesindeki “açı” sözcüğü ölçülebilen bir değer taşıdığından somut anlamlıdır. Aynı sözcük “ Sen bu sorunu hangi açıdan ele aldın?” cümlesinde, ölçülebilen bir değer olmaktan çıkmış, mecaz anlam kazanarak soyut bir kavramı karşılar duruma gelmiştir.

TERİM ANLAM
Herhangi bir bilim, sanat ya da meslekle ilgili özel bir kavramı karşılayan sözcüklere terim denir. Yeni bulunan bir kavram, yeni bir terimle karşılanabileceği gibi, günlük hayatta kullanılan bir sözcüğe özel bir anlam verilerek de karşılanabilir. Örneğin “ağız” sözü “Adamın ağzında diş kalmamış, hala genç gibi davranıyor.” cümlesinde gerçek anlamında ve günlük kullanımıyladır. Aynı söz “İstanbul’da büyümüş; ama Karadeniz ağzıyla konuşuyor.” cümlesinde dilbilgisinde bir tanım olan “yöresel konuşmalara dilde verilen karşılık” anlamına gelerek bir terim oluşturmuş. Ya da “Irmağın ağzı toprakla dolmuştu.” cümlesinde olduğu gibi “ırmağın denize karıştığı yer” anlamında kullanılarak coğrafi bir terim olmuştur.

EŞ ANLAM
Aynı kavramı karşılayan farklı sözcükler eş anlamlıdır. Örneğin “ayakkabı” sözü ile “kundura” sözü aynı nesneyi karşıladıkları için eş anlamlı sayılır. Ancak bir sözcük daima başka bir sözcükle eş anlamlı olmaz. Bazen aynı sözcük farklı cümlelerde eş ya da farklı anlamlar da taşıyabilir. Cümlenin gelişine göre eş anlamlılık durumu değişir. Örneğin; “Çocuğun kara gözleri, büyüleyiciydi.” cümlesindeki “kara” yerine “siyah” diyebiliriz. Ancak “Ah alnımın kara yazısı!” sözündeki “kara” yerine “siyah” getirilemez. Çünkü “kara” sözü cümlelerin ikisinde de farklı anlamlar veriyor. Dolayısıyla ikinci cümlede mecaz anlama geldiği için yerine “siyah” sözcüğünü getiremiyoruz.

KARŞIT (ZIT) ANLAM
Birbirine karşıt kavramları karşılayan sözcüklerdir. Karşıt anlamlı sözcükler iki zıt noktayı belirtirler. Örneğin; “güzel” sözcüğünün karşıtı “itici” olamaz çünkü iticilikte sevimsizlik anlamı da vardır. Oysa “güzel” sözü sevgiyi beraberinde ifade etmez. Bunun karşıtı ancak “çirkin”dir. Aynı durum eylemlerde de görülür. Örneğin; “sevmek” eyleminin karşıtı “sevmemek” değildir. Çünkü “sevmek” iyi bir duygunun varlığını bildirir. Sevmemekte ise bu duygunun bulunmadığı anlamı vardır. Oysa karşıtlıkta, olan duygunun tam karşıtı olmalıdır; bu da “nefret etmek”tir. Bu nedenle karşıtlıkla olumsuzluğun farkını görmek önemlidir.

DEYİM
En az iki sözcükten meydana gelen, sözcüklerden en az birisi mecaz anlamıyla kullanılan, cümlede eylem bildiren söz öbekleridir. Deyimi oluşturan sözcükler çoğu zaman kendi anlamlarından uzaklaşmış görülürler. Örneğin; “Haberi duyunca etekleri zil çaldı.” cümlesinde “etekleri zil çalmak” çok sevinmek anlamına gelen bir deyimdir. Ancak burada etek, zil, çalmak sözlerinin sevinmekle bir ilgisinin olmadığı açık.
Bazı deyimlerde ise sözcükler gerçek anlamlarını tamamen yitirmemiş olabilir. Örneğin; “Yükte hafif pahada ağır ne varsa getirin.” cümlesindeki altı çizili deyimde “yük” ve “paha” sözcüklerinin gerçek anlamlı olduğu açıktır.
Deyimler genellikle bir eylem bildirir. Bu nedenle bir eylem gibi çekimlenebilir. Bu yönüyle atasözlerinden farklılık gösterir. Atasözleri daima cümle halinde bulunup yargı bildirirlerken, deyimler mastar olarak da kullanılabilir. Örneğin “küplere binmek” deyimdir ve “sinirlenmek” anlamındadır. Mastar halinde de anlamlıdır. Ancak bu açıklamaya uymayan deyimler de vardır. Örneğin, “Dün az kalsın kaza yapıyordum.” cümlesinde altı çizili söz deyim olarak verilmiş. Biz bu deyimi “az kalmak” şeklinde mastar olarak kullanamayız. Aslında bir eylem de bildirmeyen bu tür sözler, deyimlerin genel niteliklerine pek uymaz.

ATASÖZÜ
Yıllar önce söylenmiş, dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiş, öğüt bildiren, genel kural niteliği taşıyan söz öbekleridir. Genellikle kesin bir yargı bildiren cümleler biçiminde görülür.
Atasözlerinin söyleyeni belli değildir. Sadece mecaz anlam veren atasözü olabileceği gibi, sadece gerçek ya da hem gerçek hem mecaz anlam taşıyanlar da vardır. Örneğin; “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözü sadece mecaz; “Dost ile ye iç, alışveriş etme.” sadece gerçek”; “Taşıma su ile değirmen dönmez.” hem gerçek hem mecaz anlam verir.

SESTEŞ (EŞSESLİ) SÖZCÜKLER
Yazılışları aynı, anlamları arasında hiçbir ilgi bulunmayan sözcüklerdir. Örneğin;
Bir gül de içimiz aydınlansın.
Bu gül bahçesini çok severim.
cümlelerinde altı çizili sözlerin yazılışları aynıdır. Ancak birincisi eylem, diğeri çiçek ismi olan bu sözler arasında hiçbir anlam ilgisi yoktur. Öyleyse bunlar sesteş sözcüklerdir.

ÖZDEYİŞ (VECİZE)
Kim tarafından söylendiği bilinen özlü sözlerdir. Genellikle evrensel nitelikler gösterir.
Düşünüyorum, öyleyse varım.
Descartes

YANSIMA SÖZCÜKLER
Doğada duyulan seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir. Bu sözcüklerde ses-anlam ilişkisi güçlüdür. Bu tür sözcükler sese dayalı olduğundan çoğu dilde benzerlik gösterir.
Çalılıktan çıtır çıtır sesler geliyordu.
Köpek acı acı havlıyordu.
Su şırıl şırıl akıyordu.
cümlelerinde altı çizili sözler yansımadır.
Yansıma sözcüklere benzeyen ancak ses ilgisi bulunmadığından yansıma denmeyen sözcükler de vardır.
Güneş pırıl pırıl parlıyordu.
Işıl ışıl bir güne merhaba dedik.
cümlelerinde altı çizili sözler sese dayalı olmadığından yansıma değildir.

İKİLEME
Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeğidir. İkilemeler yapıca ve anlamca farklılıklar gösterir.

a. Aynı sözcüğün tekrarıyla yapılabilir.
Usul usul sınıfı terk etti.
Koşa koşa geldi.

b. Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.
Yalan yanlış sözlerle ortalığı karıştırdı.
Artık kimsede ar namus kalmadı.

c. Karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.
Aşağı yukarı iki aydır kimse uğramadı buraya.
İşin aslını er geç öğreneceğim.

d. Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir.
Eğri büğrü yollardan denize ulaştık.
İçeriye ufak tefek bir adam girdi.

e. Her ikisi de anlamsız sözcüklerle yapılabilir.
Ivır zıvır eşyaları tavan arasına kaldırdık.
Böyle eften püften sebeplerle oyalama beni.

f. Sözcüklerden biri ya da her ikisine ekler getirilerek yapılabilir.
Beni baştan aşağı şöyle bir süzdü.
Onunla başa baş mücadele etti.
Her ikileme cümleye değişik bir anlam katar.
Yüzüme acı acı gülümsedi. (kuvvetlendirme)
Gideli aşağı yukarı iki gün oldu. (ihtimal)
Ivır zıvır eşyaları atın. (değersiz)
Caddede sıra sıra ağaçlar vardı. (çokluk)

AD AKTARMASI
Benzetme ilgisi kurmadan bir sözün başka bir söz üzerine kullanılmasıdır. Bunda, parça söylenip bütün, genel söylenip özel çağrıştırılabilir.
“Biz hilale şan arayan gemicileriz.”
dizelerinde “hilal” sözü bayrak yerine kullanılmıştır.
“Bu derste Fikret’i okuyacağız.”
sözünde “Fikret” sözü Fikret’in şiirleri anlamında kullanılmıştır.
Kayıtlı
leyla2
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #1 : Eylül 30, 2007, 09:37:38 ÖS »

teşekkür ederim çok işime yaradı bu arada kelime arapça lütfen sözcük diyelim. teşekkür ederim
Kayıtlı
Yusuf Kenan
Administrator
Sr. Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 499

Edebiyat Öğretmeni


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #2 : Ekim 03, 2007, 12:07:21 ÖÖ »

Hocam çok teşekkürler.
Kayıtlı

"...memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler."
sahan k
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #3 : Ekim 03, 2007, 08:20:27 ÖS »

baro kelimesinin anlami nedir
Kayıtlı
ahmet54
Ziyaretçi

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #4 : Ekim 04, 2007, 10:39:39 ÖÖ »

baro kelimesinin anlami nedir
Baro: Bir şehir veya bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu. Fransızca barreau.
Kayıtlı
KARAL
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #5 : Ekim 14, 2007, 07:52:59 ÖS »

SAĞOLUN HOCAM BUNLAR ÇOK İŞİME YARADI...
Kayıtlı
avcıutkuxx
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #6 : Kasım 08, 2007, 06:54:42 ÖS »

Çok saolun ellerinize sağlık...
Kayıtlı
secret_spy90
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #7 : Kasım 09, 2007, 11:49:23 ÖÖ »

saoun hocam
Kayıtlı
hanımeli
Jr. Member
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 95


Ya derdime derman,ya katlime ferman.


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #8 : Kasım 10, 2007, 08:47:18 ÖS »

teşekkür ederim çok işime yaradı bu arada kelime arapça lütfen sözcük diyelim. teşekkür ederim
Kelimelere üvey evlat muamelesi yapmanın Türkçeye yarardan çok zarar getireceğini düşünüyorum.Çünkü yabancı kökenli pek çok kelime artık bizim öz malımız olmuştur.Bir kelimeyi nine de torun da aynı açıklıkta anlıyorsa ona yabancı kelime demek haksızlık olmuyor mu?
Kayıtlı

Melâli anlamayan nesle aşina değiliz.
ciciyimben_cici
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1



Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #9 : Ocak 14, 2008, 08:05:45 ÖS »

tesekkur ederim hocam cok yardımcı oldu konu anlatma odevım vardı sımdıde anlatcam cok sagolun.... Wink
Kayıtlı
cadı selen
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #10 : Şubat 08, 2009, 12:43:31 ÖS »

paylaşım için sağol çok iyisiniz
Kayıtlı
MustafaAYGUN
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 11


Üyelik Bilgileri Site

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #11 : Şubat 08, 2009, 10:23:09 ÖS »

Elinize Sağlık...
Kayıtlı

Mustafa AYGÜN
Çardak / Denizli
http://www.dersimizturkce.gen.tr
hamtunay
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 11

Hep beraber en güzele ve en iyiye


Üyelik Bilgileri Site

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« Yanıtla #12 : Ocak 09, 2010, 08:00:03 ÖS »

hocam ellerin dert görmesin, teşekkürler
Kayıtlı

hamtunay
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyat hamilelik Edebiyat Sağlık Sağlık KPSS estetik sbs Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri teknoloji, bilgisayar Teknoloji Sağlık Gebelik sarkı sozleri dekorasyon dantel, oya modelleri gebelik aktuelegitim evden eve nakliyat saglik kpss, ders Edebiyat diyet,zayiflama
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!