|
Sauedebiyat
|
 |
« : Ağustos 20, 2007, 03:48:20 ÖS » |
|
EDATLAR (İLGEÇLER)
Tek başına bir anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir.Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar şunlardır:
Gibi:
Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar.
* Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (sıfat) * Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (sıfat) * Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (zarf) * Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(zarf) * Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma) * Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın (k.) * Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda) * Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda) * Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde) * Birbirinizle adam gibi konuşun.( yakışır biçimde) * Saat üç gibi yanına gelirim. (dolayında) * Final maçı akşam sekiz gibi başlar ( dolayında) * Bugün yağmur yağacak gibi (tahmin) * Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin) * Bir an onu sever gibi oldum (yaklaşma) * O sırada güneş çıkar gibi oldu. (yaklaşma)
İçin:
“-dik için” şeklinde neden- sonuç “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar.
* Yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n.s) * Hasta olduğum için dersi dinleyemedim. (n.s) * Kadın oğlunu görmek için şehre gitti. (a.s) * İşe girmek için ehliyet almış (a.s)
Görelik anlamında görüş bildirir:
* Sen benim için dünyanın en güzel kızısın. * Bu çalışmalar onun için boş bir uğraştı.
Karşılığında, karşılık olarak:
*Bu elbise için çok para harcadım.
*Ev için size yüz bin lira veririm.
Uğruna, yoluna:
* Vatan için nice şehitler verdik.
* Bu eylemi tüm insanlık için yapıyoruz.
Hakkında:
* Veliler bizim okul için ne söylüyorlar?
* Eleştirmenler, filminiz için olumlu konuşuyor.
Aitlik, özgülük:
* Bu pastayı sizin için ayırdım. * Bahçeye oğlum için salıncak kurdum.
Oranla:
* O şapka senin için çok büyük.
Süre bildirir:
* Kitabı bir hafta için aldım. * Birkaç gün için İstanbul’a gideceğim.
İle (-la, -le ):
Birliktelik, araç ,durum ve sebep ilgisi kurar.
* Köye dolmuşla gidebilirsin. (araç) * Uçakla İzmir’e gitmişti (araç) * Konsere arkadaşımla gittim. (birliktelik) * Çocuk, yolda babasıyla yürüyordu. (birliktelik) * Öfkeyle kalkan zararla oturur. (durum ) * Gökyüzü, hasretle kucaklasın doğayı. (durum) * Sınav heyecanıyla kalemimi unuttum. (sebep) * Kaza korkusuyla araba kullanamıyor ( sebep)
Kadar:
Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi kurar.
* Adana, cennet kadar güzel bir yerdir. (benzerlik) * Siirt, bu yaz cehennem kadar sıcaktı. (benzerlik) * Bir peri kadar güzel bir kızdı. (benzerlik) * Sen de onun kadar çalışsaydın sınavı kazanırdın.(karşılaştırma) * Babası kadar iyi şarkı söylüyor. (karşılaştırma)
Yaklaşıklık, zaman açısından sınırlandırma, mesafe:
* Bin kadar asker cepheye gidiyordu. (yaklaşık) * Pazardan iki kilo kadar pirinç almış. (yaklaşık) * Bu ev akşama kadar temizlenecek. (zamanda sınırlama) * Cumaya kadar ödevimi bitirmeliyim. (zamanda sınırlama) * Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. (zamanda sınırlama) * Eve kadar yürümem gerekiyor. (mesafe sınırı)
Mesafe sınırı:
* Yapılacak dünya kadar işim var. * Avuç içi kadar bir evde yaşıyorlar.
Gibi anlamında kullanılabilir:
* Bu kitabı okuyunca Muğla’yı görmüş kadar oldum.
Karşı:
Yön ve zaman ilgisi kurar. –e karşı biçiminde kullanılırsa edat olur. Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.
* Denize karşı bir ev yaptırmış. (yön) * Duvara karşı on adım yürü. (yön) * Sabaha karşı çok şiddetli yağmur yağdı. (zaman)
Karşılık olarak , yönelik anlamı katar:
* Bu sözüne karşı ben ne diyebilirim ki şimdi. (karşılık olarak) * Resme karşı ilgin ne zaman başladı?( -e yönelik)
UYARI: Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.İsmi belirtirse sıfat olur.
* Karşı evin penceresi açık kalmış. (sıfat) * Önce karşı sahaya çıktı. (sıfat) * Karşıya geçmeden önce sağına ve soluna bak.(isim)
Göre:
Görüş, düşünce, uygun olma anlamları katar:
* Bilim adamlarına göre dünya yok oluyor. (görüş) * Anneme göre bu yıl sınavı kesin kazanırmışım. (görüş) * Bulunduğun ortama konuşacaksın. ( uygun) * Zevkime göre bir elbise arıyorum. (uygun)
Karşılaştırma ilgisi kurar:
* Burası eski evimize göre daha büyük. * Yaşıtlarına göre çok hızlı koşuyorsun.
Üzere:
Koşul ve amaç ilgisi kurar.
* Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsin. (koşul) * Konuşmak üzere kürsüye çıktı. (amaç)
Yaklaşık olma, gibi şekilde… anlamları katar:
* Hemen eve dönelim, akşam olmak üzere.
( yaklaşık)
* Zil çalmak üzere. ( yaklaşık) * Her şey planlandığı üzere yapılacak. (şeklinde)
Doğru:
Yön ve zaman ilgisi kurar.
* Eve doğru yürüyorum. (yön) * Akşama doğru misafir gelecek. (zaman)
İsmi nitelerse sıfat, fiili nitelerse zarf öbeği oluşturur:
* Eğri oturup doğru konuşalım. (zarf) * Bu zamanda doğru insanı bulmak zordur. (sıfat) * Tahtaya bir doğru çizdi. (isim)
Sanki:
Benzetme, sitem ilgisi kurar.
* Gökyüzü sanki yaramaz bir çocuk. (benzetme) * Sanki verdiğim her işi yapıyorsun. (sitem) * Sanki selam verdin de almadık. (sitem)
Diğer edatlar:
* İşten sonra bize uğrayacak. * Bu işi ancak sen yaparsın. * Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek. * Sabahtan beri dışarıyı izliyor. * Bu mutlu olaya sadece yıldızlar şahittir.
|