|
çözümcü
|
 |
« Yanıtla #75 : Ekim 11, 2007, 06:14:42 ÖS » |
|
EVLİLİĞE DAİR
Evlilige baslamak, bitirmekten daha kolaydir. Ve suçlu daima esinizdir...
Eger size evlilikten söz eden yalnizca anne ve babanizsa durum sizin için son derece mutsuzdur.
Sakin para için evlenmeyin. Çok daha uygun kosullarda borç bulabilirsiniz.
Eger evlilik eglenceli bir sey olsaydi, nikahi belediye memuru kiymazdi.
Evli bir çiftin ayni konuda "evet" dedigi son yer nikah masasidir.
Evlilik güzel bir iliskiyi bitirmenin en kisa yoludur.
"Ask ve Evlilik, tipki at ve araba gibi birlikte yürür." En son ne zaman at arabasi gördünüz?
Askin gözü kör olabilir ama evlilik insanin gözünü açiverir.
Eslerden ilk uyuyan her zaman en yüksek sesle horlayandir. Suçlu her zaman esinizdir.
Eger erkekler kur yaptiklari dönemdeki davranislarini evlilikte de sürdürürlerse bosanmalar azalir, iflaslar artar.
Ne zaman ve nerede evlendiginizi animsarsiniz ama niçin evlendiginizi animsayamazsiniz.
Erkek, eger karisinda artik bir hata bulmuyorsa, bosanmis demektir.
Her basarili erkegin arkasinda edepsiz bir kaynana vardir. Her basarili kadinin arkasinda asagilik kompleksiyle kivranan bir erkek vardir.
Televizyonda 27863 bölümlük Brezilya dizilerini izledikçe "evliliginizin iyi gittigi" inanciniz artar.
Iyi bir kavga en basarili dogum kontrol yöntemidir. Anlik barislarda bunun tersi olur.
Eger birisi esinizi elinizden alirsa, ona yapacaginiz en büyük kötülük, birlikte yasamalarina izin vermenizdir.
Masallarda çiftler asik olurlar, evlenirler ve yasamlarinin sonuna kadar mutlu yasarlar. Bunlara masal denmesinin nedeni de budur zaten...
NOT:İnternetten alıntıdır
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
çözümcü
|
 |
« Yanıtla #76 : Ekim 11, 2007, 06:17:44 ÖS » |
|
HAYATIMDAKİ KADINLARA:annem,eşim,kızım'a
Bana seçmem ve seçmemem gereken yolları gösteren, Gösterdikleri güç ve şefkatle bana ışık tutan, Zayıflıkları ve cehaletleri yolumu karartan ve kendime başka bir yol seçmem için beni yüreklendiren,
Hayat yolculuğumda bana eşlik eden kadınlara. Bana nasıl yaşamam, nasıl yaşamamam gerektiğini öğreten, Gösterdikleri iyilik, başarı ve şefkate Tanrı’ya inanmamı sağlayan, Kötülükleri, kıskançlıkları ve esirgedikleriyle bencillikten uzaklaşmama neden olan, Hayat yolculuğumda bana eşlik eden kadınlara. Bana kim olduğumu ve olmadığımı öğreten, Verdikleri sevgi, cesaret ve güvenle ayakta kalmamı sağlayan, Yargıları, neden oldukları düş kırıklıkları, sadakatsizlikleriyle doğru kararlar vermeyi öğreten.
Hayat yolculuğumda bana eşlik eden kadınlara. İster karanlıkla, ister ışıkla, ama bana her koşulda sevgiyi öğreten ve hayat yolculuğumda bana eşlik eden kadınlara.
Bu kadınlara yürekten “Allah sizi korusun” ve “Teşekkür ederim” diyorum, çünkü bana verdiğiniz ve benim için yaptığınız fedakarlıklar sayesinde büyüdüm ve özgürlüğümü kazandım.
Rahibe Melissa M. Bowers
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
çözümcü
|
 |
« Yanıtla #77 : Ekim 11, 2007, 06:21:39 ÖS » |
|
Kadın - Erkek 11.350 15 7,4 - Puan ver 10 9 8 7 6 5 4 3 2 1 0 20 Mart 2003
1. Sigaradan sararmış bıyıklarımız yok... 2. Arabamızın yolda patlayan lastiğini değiştirmeyi bilmesek de olur. 3. "Ya kalkmazsa?" 4. "Ya inerse?".. sizin de işiniz zor valla yaaa... 5. Pantolon giymek bizim için fizyolojik olarak en az etek kadar rahattır. 6. Kişiliğimiz kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değişmiyor. 7. Tuvalette sadece tavana değil, sağımıza solumuza herhangi bir ölçme-biçme endişesi duymaksızın bakınabiliriz. 8. "Gerçek mi, rol mü yapıyor?" 9. "Damsız Girilmez" bize bir şey ifade etmiyor... 10. Kırmızı ışıkta yanımızdaki arabanın bizden önce çıkması ya da bir aracın bizi sollaması hiçbir şey demek değildir. 11. İstediğimiz her yerde ve her koşulda ağlayabiliriz. 12. Bedensel hareketlerimiz vücudumuzdaki olası kasları belirginleştirecek diye bir zorunluluğumuz yok... 13. Vücudumuzda kas olacak diye bir zorunluluğumuz da yok hatta.. 14. Kas gücü gerektirecek işleri zevkle yapacak birileri her zaman vardır... 15. Düğme, sökük vs. dikmek özel bir beceri gerektirmiyor. 16. Dünya yerle bir olsa önce kadınlar ve çocuklar! 17. "Yoktan var edilen" yapay bedenlerimize tapınacak bir karşı cins varken, kozmetik ürünleri ve estetik cerrahinin olanaklarından sonuna kadar yararlanıyoruz... 18. Aşık oluyoruz... korkmadan. 19. Biraz göbek sevimli mi durur? .. hadi ordan!! siz hiç kalçalarımdaki yağlar beni çekici gösteriyor" diyen bir kadın gördünüz mü? Asla dış görünüşümüzle ilgili yalan telkinlerle kendimizi kandırmaya çalışmayız.. rejim gerekiyorsa rejim... alla alla... 20. Tecavüze uğradığımızda cinsel tercihimizi değiştirmek zorunda değiliz... 21. Duygusal saçmalıklar adına kredi sahibiyiz... çiçek ve çikolata istiyoruz.... 22. Evde, banyoda, kıl- tüy dökmeyiz... 23. Dokunduğumuz bedenin herhangi bir kısmından silikonlar fışkırma korkusu duymayız... genelde tabi! 24. Sünnet olmazlar... 25. Meslek grubunda "ev kadını" diye kebap bir seçenek var... 26. Birinden hoşlansak da "ilk adım atma kabusu"ndan muafız... 27. Evet, gelinlik 200.- $, smokin ise 100.-$.. ve her ikisini de sevgili damat ödüyor... 28. "3 dubleden sonra fecii sarhoş olurum" diyebiliriz rahatlıkla... 29. "Çirkin" kadın yoktur. 30. 50 yaşından önce hiçbir erkeğe seks için para ödemek zorunda değiliz. 31. 31 sayısı da sadece diğerleri gibi bir sayı... 32. Kısa boy mu? E topuklu ayakkabılar ne güne duruyor ki? 33. Yaşımız ne olursa olsun bir uçan balon taşıyabilir, pamuk helva ve elma şekeri de yiyebiliriz. 34. Her sabah traş olmak zorunda değiliz. 35. Bir gece hoş bir rüya görsek ertesi sabah pijamamızı kirliye atmamız gerekmez. 36. Genellikle istediğimizi almamız için söylememiz yeterlidir.... 37. Bazen istemediğimizi söyleyerek de alırız. 38. Blue-jean'lerimizin muhtelif kısımları diğer taraflarına göre dengesiz biçimde beyazlamaz... ya da sararmaz... 39. Kızdığımızda birbirimizin anneleri, kızkardeşleri, ebeleri, dayıları ya da sülalesine dair cinsel taleplerimiz olmaz... 40. Ayakta kalmak(?) için 1,5 kaymaklı künefe yememiz gerekmiyor... 41. Bebeklik albümlerimiz sırtüstü çırılçıplak resimlerimizle dolu değil... 42. "Hadi amcalara göster.." şeklinde rezil bir çocukluk anımız da hiç olmayacak... 43. Uçan tekmelerle birbirimizin ağzını yüzünü kırdığımız sporlar yapmıyoruz... 44. Fiziksel güç iddiamız yok ama grip olunca da ölümcül birhastalığa yakalanmış gibi iptal olmuyoruz... 45. Silah... hiç iki kızın silahla oynarken birbirini vurduğunu duydunuz mu? 46. Horlamıyoruz.... ( halt etmişsiniz) 47. Az bildiğimiz bir şeyi çok anlatabiliriz. 48. Birbirimize, beklenmedik yıkıcı sonuçlar doğurabilecek, eşek şakaları yapma adetimiz yoktur. 49. Canımızın çektiği yemeği pişirir,kötü de olsa herkese yedirebiliriz. 50. Kerizi parasından ayırmada Allah vergisi bir yeteneğimiz vardır. 51. Sigaramızı yakacak birileri hep vardır... 52. Evde bozulan bir aleti, onarmaya çalışıp bir daha kullanılamayacak hale getirmek yerine tamirci çağırmak rasyonalitesine sahibiz. 53. Tükürmeyiz... 54. Giysilerimizden o gün öğle yemeğinde ne yediğimiz anlaşılmaz. 55. Harika alyansımız asla kılların arasında kaybolmaz. 56. Estetik sanatların %90'ı kadından esinlenmiştir. 57. Ayaklarımız kokmuyor. ( yok ya ) 58. "Erkek sözü" gibi ikna etmeye yönelik sıfatlar yaratmadık hiç... Yoksa verilen sözlerin tutulmaması gibi bir sorun mu var? 59. Övgü ve komplimanlar sadece ruhumuzu okşar geçer, ikna etmeye yetmez... ya gururu okşanan bir erkek neyi reddeder ki? 60. Çapkınlıklarımızın ardından giysilerimizde, biz istemedikçe (mesela Monica L. istemişti!), deliller (ruj lekesi, sarı saç teli vs.) bulunması ihtimali yok... 61. Toplum içinde organ düzeltme stresi.. 62. Cep telefonumuzun sesi popomuzdan gelmez. 63. En sevmediğimiz insanlara bile, öyle gerekiyorsa eğer, yeterince dayanabiliriz. 64. Sevişirken sırtımız yere gelse de bu kazananın karşı taraf olduğu anlamına gelmez. 65. "Anneme gidiyorum" diyerek kapıyı çarpmak bize yakışan bir ayrıcalık... 66. Saçımızı boyayabiliriz... 20 yaşında bile... 67. Çığlık atabiliyoruz... sevinince, üzülünce, korkunca... 68. Aradığımız adresi, kaybolmadan önce sormayı düşünebiliyoruz... 69. Uzağa işeme, uzağa tükürme, yüksek sesle geğirme vb. karizma krikolarımız yok.... 70. Askere gitmiyoruz.. 71. Annelik duygusu... apayrıdır... 72. Sevgilimize, ağabey ya da babamıza ait gömlek, kazak, mont, T-shirt'leri giyebiliyoruz. 73. Bale, dans, ritmik jimnastik, buz pateni vb. uğraşlar edinmemiz cinsel tercihimiz hakkında tartışma yaratmaz.... 74. Hayatımızın hiçbir döneminde kravat takmak zorunda değiliz... 75. Mücevherler bizim... 76. Yağmurda şemsiyesiz kalmayız. 77. Belli dönemlerimiz, cinayet bile işlesek hafifletici neden kabul edilir. 78. "Boşanmak istersek" tek celsede boşanırız. 79. "Boşanmak istemezsek" zengin bir dul oluruz. 80. Bir gün önce çıkardığımız çoraplarımızı evin altı üstüne gelmeden, üstelik de kimselere sormadan bulabiliyoruz. 81. Kol saatimizin aynı zamanda hesap makinesi, takometre, barometre, termometre ve radyo olması gerekmiyor. 82. Playboy Late Night, kırmızı nokta, Tutti Frutti vb. yüzünden uykusuz geceler geçirmiyoruz. 83. Özel günleri parmağımıza kırmızı iplik bağlamadan da hatırlayabiliyoruz... 84. "Kaaaave.."ye gitmiyoruz. 85. Trafik polisinin alkol vs. çevirmelerinden muafız... 86. İstemezsek hesap ödemeyebiliriz. 87. Yürürken ceplerimizden bozuk para, anahtar, çakmak vs. sesleri gelmez... 88. Gece eve bırakılırız... 89. Bulaşık makinesi karmaşık bir dünyadışı mekanizma değildir... 90. Geceyarısı yataktan sıvışıp, buzdolabının ışığında zeytinyağlı dolma, börek ve "hain köfte" yemiyoruz... 91. Ortalıktaki alakasız her türlü nesne ve sözcükten cinsel çağrışımlar çıkarıp günün 14 saatini seks düşünerek geçirmeyiz... 92. Kel olmuyoruz... 93. Toplu taşıma araçlarında nadiren ayakta kalırız. 94. Futbol mu? Bizim tuttuğumuz takım genelde kaybetmez... 95. Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır... 96. Berberde kimse yüzümüzü 80 C kolonya ile ovuşturarak gözlerimizi yuvalarından uğratmıyor. 97. Bizim berberlerin koltuğa yaslanması ya da üzerimize abanması da gerekmiyor... 98. Para cüzdanımız bir süre sonra kavisli yuvarlak hatlı bir şekil almıyor. 99. Pantolon almaya çıkıp eve uçak maketi, uzaktan kumandalı araba, mini langırt masası vb. emtia ile dönmüyoruz. 100. Eh... bir de Brad Pitt hak ettik artık
NOT:İnternetten alıntıdır
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
çözümcü
|
 |
« Yanıtla #78 : Ekim 11, 2007, 06:23:41 ÖS » |
|
Kadınlar için
* Esiniz sayesinde dosta düsmana sizi de begenen, isteyen (üstelik nikâhina alacak kadar) biri oldugunu gösterdiniz en sonunda. * Belki yillarca ugrasip didinseniz de elde edemeyeceginiz bir statüye nikâh cüzdaniyla bir anda kavusuverdiniz. * Bozulan musluk, sallanan sandalye bacayi, gevsemis vidalar, vs. için eve tamirci çagirmaniz gerekmez, esiniz hepsini halleder. * Esyalarin yerini degistirmek istiyorsunuz; hepsi de çok agir. Kim tasiyacak onlari? Tabi ki de esiniz! * Pazar günü söyle arabayla dolasmak istedi caniniz. Özel soförünüz esiniz emrinizde. * Eskiden futboldan nefret ederdiniz. Esiniz sayesinde yeni bir tutkunuz oldu. * Gece evde yalniz kalmaktan, hirsizdan, ugursuzdan korkuyorsunuz; esiniz gönüllü "bodyguard''iniz. * Esleriniz olmasa en yakyn arkadaslarinizla kahve içerken kimi çekistireceksiniz? * Alisverise gittiniz, evin erzagini düzdünüz. Torbaları tasimak centilmen bir erkek olarak esinizin görevi. * Geçiminizi temin etmek için çalismaniza gerek yok. Bunu sizin yerinize esiniz yapiyor nasil olsa. Erkekler için
* Aksam yorgun argin eve geldiginizde, annenizinki kadar lezzetli olmasa da sizin için hazirlanmis yiyecek bir seyler bulabilirsiniz. * Çamasiriniz yikanir, ütüleriniz yapilir, eviniz temizlenir... ''Gak'' deyince temiz don, ''Guk'' deyince temiz çorap verilir elinize; daha ne olsun? * "Pembe dizi''leri duyardiniz da ne oldugunu bilmezdiniz. Esiniz sayesinde ögrendiniz, hatta hosunuza bile gitmeye basladi. * Dükkân dükkân dolasyp kendinize gömlek, kravat seçmekten nefret ederdiniz. Simdi sizin yerinize bunu esiniz yapiyor. Gerçi en son aldigi sari üzerine yesil çizgili gömlek sizi hiç açmadi, ama neyse. * Arasira yapilan küçük kaçamaklar, ufak tefek yalanlar hayatin tadi tuzudur. Bu tadi esinize borçlusunuz; esiniz olmasaydi ne kaçamaklar olacakti hayatinizda ne de yalanlar. Hem Kadınlar Hem Erkekler için
* Kavga etmek de bir ihtiyaçtir. En yakininizda kim var bagirip çagiracaginiz? Esiniz! * Olur ya! Bir gece yarisi caniniz sevismek istedi. Esiniz hazir nazir yanibasinizda yatmakta. * Çok güzel filmler var vizyonda. Yalniz da gidilmez ki. Esiniz ne güne duruyor? * Davetlere icabet etmeniz gerekiyor. Kavalye/dam aramaniza gerek yok, esiniz var. * Dogumgünü, yilbasi, evlilik yildönümü gibi özel günlerde size hediye verecek biri var hayatinizda. * Gece uyurken üstünüz açilsa, sizi kim örtecek? Tabii ki esiniz. * Anne / baba olmak istiyorsunuz. Çocugunuzun anne/babasının bildiginiz, tanıdığınız, güvendiginiz ruh ve beden sagligi yerinde biri olmasini istersiniz elbet. ''Damizlik'' esiniz emrinizde. * Küçüklügünüzden beri genis bir aileye sahip olmak isterdiniz. Iste size görümceler, baldizlar, kayinbiraderler, eltiler, kayinvalideler, kayinpederler, bacanaklar, halalar, teyzeler, amcalar, dayilar, enisteler, yengeler... (Ay fenalik geldi.) * Basarisizliklariniza, mutsuzluklariniza fatura edeceginiz biri olmali hayatinizda. Esiniz bunun için biçilmis kaftan. * Kimseye kendinizi yeniden ifade etmek, begendirmek zorunda degilsiniz. * Esiniz sizi sizden daha iyi taniyor, rahatiniza bakin! * Sizi kimsenin kiskanmadigini düsünün. Kendinizi ise yaramaz biri gibi hissetmez misiniz? Esiniz sizi tez günde bu duygudan kurtaracaktir, hiç üzülmeyin! * Yasinizi basinizi aldiniz, bugunkü görünümünüzle es bulmaniz biraz zor. Iyi ki zamaninda evlenmissiniz, esinize dört elle sarilin! Pakize Suda
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
çözümcü
|
 |
« Yanıtla #79 : Ekim 11, 2007, 06:29:18 ÖS » |
|
Fırsatları sayısız sanıp, hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız birisini, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken; bir gün geri dönüp, onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
Hayat her zaman cömert davranmaz bize. Tersine, çoğu kez zalimdir. Her zaman aynı fırsatları sunmaz. Toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...
Bir akşam üstü yanımızda kimsecikler olmaz;
Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir...
Murathan MUNGAN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
reken
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 11
"Ben bir çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı"S. K
|
 |
« Yanıtla #80 : Haziran 20, 2008, 12:04:08 ÖÖ » |
|
KENDİNE İYİ BAK
“Kendine iyi bak” bir "veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...
"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak. Aramızda geçen her şeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle baş başa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalayıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine İyi Bak” gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine İyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler.
Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Her şey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçsin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. "Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma.
Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak her şeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?...
Peki o zaman... Senin istediğin gibi olsun... Öyleyse...Sen de "Kendine İyi Bak."
"Kendine Iyi Bak" derler, kurşunu kafana sıkıp giderler.
|
|
|
|
|
Logged
|
reken
|
|
|
|
çözümcü
|
 |
« Yanıtla #81 : Ağustos 14, 2008, 10:13:37 ÖS » |
|
Sevgili Anneciğim, Sevgili babacığım,
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da, sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her zaman her yerde koruyup horlamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem, daha iyi öğrenirim. Bırakın, kendi işimi, kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım yoksa. Büyümeyi çok istiyorsam da, ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin, ama beni şımartmayın da. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe, almadan edemiyorum. Bana yerli, yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca, sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurullar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca, ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce, hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan yapamıyorum. Öğütlerinizden çok, davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup, çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri ben pek duymam. Yumuşak ve
kesin sözler bende daha iyi bir iz bırakır. "Ben senin yaşındayken" diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı büyük suçmus gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni yaramazlıklarım için kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece, cezama katlanabilirim. Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin, hiç değilse, çabamı övün. Beni başkaları ile karşılaştırmayın. Umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı gördüğünüzde ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın. Yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam da, soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki, bende sizi başkalarının önünde güç durumda bırakabilirim. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca, açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz, size olan sevgimi azaltmaz, tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin zor olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse, bir çoğundan vazgeçebilirim, yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın. Benden "Örnek çocuk" olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz anne-baba olmanızı beklemem, severek ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim. Sizi seviyorum. Çocuğunuz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
çözümcü
|
 |
« Yanıtla #82 : Ağustos 14, 2008, 10:17:51 ÖS » |
|
MÜMKÜN OLSAYDI
Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı: Ona işaretparmağımı
kaldırıp yasaklar koymaklar yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.
Hatalarını daha az düzeltir, onunla daha çok yakınlık kurmaya çalışırdım.
Onu sadece gözlerimle izler, saat kısıtlamaları koymazdım.
Daha bilgili olmaya çalışır, daha çok şefkat gösterirdim.
Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar, uçurtmalar uçururdum.
Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine, onunla oyun oynardım.
Onunla kırlarda koşar, yıldızları seyrederdim.
Onunla daha az çekişir, ona daha çok sarılırdım.
Önce benlik saygısı kazanmasını sahlar, sonra bir ev almaya çalışırdım.
Ona her zaman katı davranmaz, onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.
Güç konusunda daha az ders verir, sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|