Öğretmenler Forumu
Ağustos 29, 2008, 04:23:55 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kitap okuma alışkanlığı kazandırdım  (Okunma Sayısı 296 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
diyalektik
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


Üyelik Bilgileri
« : Nisan 14, 2008, 07:23:09 ÖS »

Efendim, adım Evgin CABBAR. Ben, Ordu ilinde Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyorum. İfadelerim bir ÅŸikayet deÄŸil, bir isyan da deÄŸil, bir istek de deÄŸil.Sadece kendi imkanlar dahilinde baÅŸarılmış, amacına ulaşılmış çalışmalar bütünüdür. Ülkemizde okuma alışkanlığının ne kadar kötü durumda olduÄŸu bilinmektedir. Ben kendi çabalarımla bir ÅŸeyi baÅŸardım. Ve kendi yöntemimle... 6. sınıftaki bir öğrencimin bir eÄŸitim-öğretim yılında okuduÄŸu kitap sayısı tam 130'dur.Sınıf ortalaması da 70 civarında. 7. sınıf ve 8. sınıf öğrencilerim de müthiÅŸ düzeyde okuyorlar. Tabi bu bir ÅŸeylere raÄŸmen yapıldı. Çok büyük problemlerle karşılaÅŸtım hala da karşılaşıyorum. Dershane zihniyeti ve sisteme dahil olan, öğrencileri test makinesi haline getiren  bu sistem elemanları, her halükarda engel oluyor. Ben ise çocuÄŸu hayata hazırlıyorum. Onları çalışkan ya da tembel diye ayırmadan , hayata hazırlıyorum. Ve benim öğrencilerim kimleri mi biliyor? BaÅŸta Cemil Meriç( Kaç 7. sınıf öğrencisi bu isimleri bilebilir veya anlamaya çalışır?) Atilla İlhan, Oktay SinanoÄŸlu, Yavuz Bülent Bakiler, Yunus Emre, Mevlana, Baki, Nedim, Sokrates, Platon, İbn-i Haldun, Hallac-ı Mansur, Hegel, Marks, Niçe, Dostoyevski, Hugo ve daha niceleri....
Bu bir baÅŸarıdır ve devam edecektir. Bunu Herkesle paylaÅŸmak istiyorum. Uyguladığım bu DİYALEKTİK uygulamayı  paylaÅŸmak istiyorum. Yaptığım kısaca ÅŸu: Düşünmek, düşünmek, düşündürmek ve düşünenleri göstermek. Amaç sadece okumak deÄŸil . Asil olan bu davranışın nihaiyi amacı da asıl olana hizmettir. O da davranışlarına dökmektir. Cemil Meriç'in dediÄŸi gibi ''Bizde düşünenler yoktur. Düşünenleri, düşünenler çoktur''. TeÅŸekkürler.       EÄŸitimci adayı Evgin CABBAR

AÅŸağıda bahsi geçen uygulama anlatıldığından daha fazla ve ince bir yapıya sahip . Öncelikle onun tasvirini iyi yapmak lazım. Çünkü takdir edersiniz ki mühim bir konu, zor bir konu. Sevgi iÅŸi. Kolay deÄŸil.Bu konuyu sanal ortama dökerken dahi çok düşündüm.  Hangi ÅŸartlarda yapıldı ve yapılıyor. Bir defa sistemin dışındayım. Müfredatın dışında olacaksınız. Sadece Türkçe dersi olarak deÄŸil. Dersi ders dışı hayatın küçük bir sahnesi olarak düşünmelisiniz.En önemlisi BİLGİYİ SATABİLMELİSİNİZ. Mesela benim 29 yaşında bir edebiyat öğretmeni arkadaşım  toplam 1500 kitap okumasına raÄŸmen  öğrencilerine bu bilgileri aktaramıyor. Yunus'un AÅŸk'ın diyalektiÄŸinden Matriks filmindeki diyalektiÄŸe kadarki diyalektiÄŸe ya da Yılmaz Güney'in diyalektiÄŸinden  Kemal Sunal'ın diyalektiÄŸine kadarki zincirleme bağıntıları kurabilmek için bir kendi düşünce yapısına ihtiyaç var. Tüm sosyal bilimleri bildiÄŸi kadar kullanabilmeli. Üstündeki kıyafetten, havadaki buluta kadar,kırmızı gülün koparılmamasının Yunus'un Gül ile Bülbülü'ne kadar. Ya da palton'un MaÄŸara Benzetmesine oradan Mevlana'ya Oradan Cemil Meriç'in kapandığı odasına oradan sınıfa . çocuklar inanır mısınız dersten çıkmak istemiyorlar. Ve biz aşırı kitap okunmasından dolayı evet yanlış duymadınız aşırı kitap okunmasından dolayı 2 hafta  kitap okuma yasağı uyguladık. O sürede  kitap okumayı ve amaçlarını anlattık. 7.sınıf öğrencimiz bu dönem tatilinde neler okumuÅŸ bakın: Oktay SinanoÄŸlu'nun '' Bye Bye Türkçe; D.CüceloÄŸlu'nun '' Savaşçı; Monteigne'' denemeler; H. E. Adıvar'ın ''Mor Salkımlı Ev.8. sınıf öğrencileriimden bazıları da Sofi'nin dünyasını okuyorlar ve tartışıyoruz .
     Yani  durum bundan daha fazla. Bu çocuklarla herÅŸeyi konuÅŸuyoruz. Tarih bilincini, dil bilinci, din bilincini, aslında herÅŸeyi. Ama öğretmenlerimizle hayır.....

Åžurası bir gerçek ki kitap okuma alışkanlığı bir sevgi iÅŸidir. içtenlik iÅŸidir. Yalnız bu sevginin oluÅŸabilmesi için ön bir akla ve yönlendirilmeye ihtiyaç vardır. Benim yaptığım da zaten bu. Önce teÅŸhis sonra tedavi. Ama salt bir somutlamayla verilemez bunun cevabı. Örneklerini verdim. Mesela öğrenciyi düşündürmekten baÅŸlarım. (Bu arada ben de düşünürüm) Şöyle baÅŸ parmağımızı yüzük parmağımızla birleÅŸtirirsek ortaya pasif mantıkla 2 çıkar  deÄŸil mi?. Öğrencilerime sorduÄŸumda  2 derler ama öncelikle bu bir parmaktır, deÄŸil mi? Öğrenci ÅŸaşırır. Çünkü bildiÄŸine inandığı bilgi yanlışlanır.  Ya da küçük bir fille büyük bir karıncanın karşılaÅŸtırması ya da iyi ya da kötü kavramlarının arasında   ne iyi ne kötü kavramının olduÄŸunu örneklere erilmesi. Ya da İstiklal Marşı'mızda geçen ''Åžafak'' kelimesi 2 defa tekrarlanmıştır ve bu ikisi de farklı ÅŸafaklardır. Birisi sabah kızıllığı diÄŸeri akÅŸam kızıllığı yani birisi yıkılan Osmanlı diÄŸeri kurulan Cumhuriyet(Burada Osmanlı kötülenmiyor)'tir.Platon'un MaÄŸara Benzetmesi ise en çok kullandığım argümanlardandır. Bir de ÅŸu an rüya görüyor musunuz sorusu. İnsan rüya gördüğünü ne zaman anlar ? Cevap: Uyandığı zaman. Peki siz ÅŸimdi rüya görmediÄŸinizi nerden biliyorsunuz?. Ya da '' Sormaz ki bilsin sorsa bilir; bilimez ki sorsun bilse sorar'' İsmet Özel  . Ya da tek bir ÅŸey biliyorum o da hiçbir ÅŸey diyen sokrates    gibi ifadeler ki bunlar gibi niceleri mesela kuantum fiziÄŸi onların anladığı gibi anlatıldığında ortaya ÅŸu çıkıyor. Öğretmenim,bize kitap alın , biz okumak öğrenmek istiyoruz. çünkü bizler gerçekten bilmiyoruz. Yani anlıyor musunuz ben, onların bir ÅŸey bilmediklerini sezdiriyorum .

 Bu arada bu konu hakkında sizlerle çok ÅŸey paylaÅŸmak istiyorum. Çünkü bizler Türkçe-Edebiyat öğretmenleri çok önemliyiz. BranÅŸlarımız çok güzel ama bize bu güzellikleri anlatmadılar, bize o kadar gereksiz bilgiler ve kırtasiyeler verdiler ki çoÄŸumuz iÅŸimizden soÄŸuduk. Bilenleriniz vardır.Bir, Atilla İlhan'ın Dip Dalga'sı vardı. Onu uygulayacak arkadaÅŸları arıyorum ben. Kavrama dökmeden bir ÅŸeyler yapmak. Valla ben, elimden geleni yapıyorum. Sisteme raÄŸmen, Düşünen, düşündüren gençler yetiÅŸtiriyorum. Tost ve test çocukları deÄŸil. Ama istiyorum ki toplumun temel dinamiklerini hareketlendirelim. Bunun için de benim gibi düşünen arkadaÅŸlara ihtiyaç var. TeÅŸekkürler, saygılar....

Sevgili arkadaşlar, ülkemiz dahilinde düşündüğümüzde bir 6.sııf öğrencisinin130 kitap okuması pek de alışık olmadığımız durumdur .Lakin şöyle düşünmemek lazım;
  Bu kitaplar nelerdir? Bunlar masal ve hikayelerdir. Tavuk suyuna çorba serisi, Ömer Seyfettin Hikayeleri, Memleket Hikayeleri, Batı edebiyatı ve DoÄŸu edebiyatının seçkin hikayeleri gibi bir çok hikaye kitapları okunmuÅŸtur.
Ama ÅŸimdi  ben size desem ki okuduÄŸunuz bir kitabı tam olarak nasıl hazmedersiniz. Ben bile okuduÄŸum kitaptan alacağım ÅŸeyler sınırlıdır. Kaldı ki esas amaç okuma alışkanlığı kazandırmak ve kitabı gerçek anlamda tanıtmak ve onu sevdirmek.Bir anlamda onu hayatla iliÅŸkilendirmek. Bu durumda Öğrenci 7. sınıfa geçti mi çoklu zek kuramlarına da baÄŸlı kalarak onu belirli biliÅŸsel ve düşünsel alanlarda yönlendirmek bir mecburiyet haline gelir. 7.sınıfta    bu öğrenci baÅŸlar romanlara daha sonra ilerleyen zamanlar da psikoloji , tarih, edebiyat ve sanat alanlarıyla ilgili argümanlara. Bu arada ben de onlara deÄŸiÅŸik türde yönlendirmelere ve anlatılara ve ya slaytlara ya da canlı örnekler yoluyla bu süreçte bulunurum. Kaldı ki ilk yazımda da belirttiÄŸim üzere o kadar da basit deÄŸil olsaydı bunları daha önce duyar ve görürdük. Åžu an inanır mısınız? Atatürk Üniversitesi, eÄŸitim ve iletiÅŸim fakülteleri bu çocukları haber yaptı ve onların bu baÅŸarısını basın- yayın aracılığı ile tüm ülkeye yayma gayreti içinde bulunuyor. Anlattıklarımı bir abartı sanmayın. Bunları tabiki sizlerle paylaÅŸacaktım. Bir sporcularla, popçularla ya  da mühendislerle deÄŸil ya.... saygılarımla...
   ÅžÃ¶yle devam edeyim:
Ben, bu uygulamayı belli bir zamanın ve düşüncenin diyalektiÄŸi içinde uyguladım. Dönütlerini fazlasıyla alıyorum.Geçen sene 130 kitap okuyan 7. sınıf öğrencim Burçin GÜLEÅž, ÅŸimdilerde  Aziz Nesin'in hikayelerinden  tutunda Yunus'un Divanından bazı ÅŸiirlere kadar, Mevlana'dan hikayelerden, Platon'un  diyaloglarına kadar birçok eseri elinden geldiÄŸince okuyor. Sadece okumuyor, aynı zamanda yazıyor ve ÅŸiir ezberleyip, onlar hakkında düşünüyor. Bu sadece o öğrenci için deÄŸil. Allah'a şükür ki tüm öğrencilerimizde özellikle ÅŸu Yunus Emre'yi anma haftasında dahi kendi çalışmaları var. Ayrıca Giresun'un Görele ilçsindeki bir okulda yapılan uygulamaları örnek aldık ve okulun her tarafını rengarenk süsledik. Bir köşeye edebiyatçılarımızı, diÄŸer köşelere Pamuk prenses ve yedi cüceleri, inkilap tarihi konularını, bazı fen bilgisi konularını, felsefecileri, önemli sözleri, çizgi film kahramanlarını,karşılaÅŸtırmalı tarih ve edebiyat konularını okulun duvarlarında iÅŸledik. YaÄŸmurun oluÅŸum ÅŸeklini büyükçe bir duvarda iÅŸledik. Özellikle DİYALEKTİĞİ resmettik.  Noktalama iÅŸaretlerini konuÅŸturduk. daha niceleri. Özel Türkçe sınıfımız var. Projeksiyon sayesinde her an internette araÅŸtırma yapabiliyoruz. Aynı sınıfın içinde ÅŸark köşesi yaptık. Belirli aralıklarla yöremize ait( yöresel deÄŸil) kıyafetlerle bir öğrencimiz semaverde yapılan çayı arkadaÅŸlarına dağıtabiliyor. Bunlar nasıl oldu biliyor musunuz? O, öğrencilere kitap okumanın ne olduÄŸu ya da ne olmadığı anlatılıp, onlara okuma alışkanlığı kazandırıldığı anda büyük bir istek ve arzu sayesinde. Bir de SİSTEMİN DIÅžINA ÇIKARAK. Mesela ben plana göre iki ay geriden gidiyorum. Bu arada bunlar bir köy okulunda yapılıyor. Bunları niye anlatıyorum? Sadece PAYLAÅžMAK. UmutsuzluÄŸa kapılmamak için... Çünkü mutlaka birÅŸeyler yapılıyor. Tekrar teÅŸekkür ediyorum. Sevgiyle ve duayla kalınız...
  Yine,EÄŸitim- öğretim kavramlarını anlatıldığı ÅŸekilde deÄŸil de ikisinin de ayrı olduÄŸuna son derece dikkat ediyorum. Mesela ben önceliÄŸi eÄŸitim olarak belirliyorum. Amacım ise bir eÄŸitimci olabilmek. Kimdir o eÄŸitimci derseniz? Hababam sınıfındaki ''Kel Mahmut'' tur. Evi olamayacak kadar veren, okulda yatıp kalkan, sadece ders anlatmayan, dersi dört duvara sıkıştırmayan bir öğretmen. Sistemle taban tabana tersim.Kendi sistemimi uyguluyorum. Çalışkan öğrencilerin fen liselerine ; tembellerinse sözel alanların bulunduÄŸu okullara yönlendirildiÄŸi bir sistem benim muhattabım olmaz. Benim yöntemim: Sadece test ve tost çocukları deÄŸil. Soran, yaÅŸayan, düşünen, hisseden bireyler yetiÅŸtirmektir.Demeyin ki bu herkesin ideali. Problem de bu zaten. Sistemi kabul eden bir öğretmen o sistemin izin verdiÄŸi ölçüde bir ideal ortaya koyar.O. SinanoÄŸlu'nun dediÄŸi gibi.''Önce  BİLECEKSİN''. Sana ne yapıldığını bileceksin. Bu neden böyle diye bir soracaksın. Bu sistem birileri  maddi kazanç saÄŸlasın diye var. Yoksa o eÄŸitimcilik falan filan LAF... Asıl ne ? Amaç ne? Åžimdi diyeceksiniz ki hala anlatmıyorsunuz: )) Ama farkında mısınız? Anlatıyorum. Kime? Sana, size, sizlere...
     Bunu uygulayacaksak önce uygulayana bakacaksınız. Bazı sıkıntıları laf olsun diye sunmyacak. Cesaretle ortaya koyacak. Ne saÄŸ, ne sol, Ne ÅŸu ne bu? Tam bir gerçeklik içinde olacak. Öğretmenin yerinin çay ocağı deÄŸil de( Bunu öğretmen çay ocağında bulunmaz mı diye algılamayın)öğretmenler odası olduÄŸunu bilecek. Valla diyebilirsiniz ki herkese rest mi çekelim, ters mi olalım? Yerine göre. O kadar çok örnek var ki... Sizler bunları bizzat yaşıyorsunuzdur! Öğretmenler niye böyle diyorlar? Elbette iyi olmayacak. Öğretmenler iyi olursa toplum düzelecek ya. O yüzden tabiki durum vehametini ilelebet koruyacaktır. Ama büyük Atatürk  '' Bursa Nutku'nda ne diyor: ...Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır demeyeceksin. Ne gerekiyorsa sen yapacaksın...
      Bir çok öğretmen fen lisesinde okumadığı halde körü körüne bu liseleri öğrencilere tavsiye ederler. Çoklu zekadan bahsederler. Ama sözel zekalı bir öğrenciyi de oraya yollarlar. Mesela benim sözel zekalı bir öğrencim var. Puan olarak  bir çok fen lisesni alabiliyor. Amacı sosyla bilimler lisesi. BaÅŸka öğretmenlere kalsa Fen lisesine gitmeli. Ben de o zaman şöyle diyorum. ''O öğrenci FEN LİSESİNE GİDECEK KADAR TEMBEL DEĞİL''  iÅŸte bu ve buna benzer olay ve olguları bilip, anlayıp ona göre yapılacak uygulamalrın başında esas olan OKUMA ALIÅžKANLIGI  geldiÄŸini görürsünüz. Öğrencilere, DÜŞÜNEN bir öğretmen kadar faydalı hiçbir bir rehberlik yoktur diye düşünüyorum. Gerisi mi? o size kalmış. Mesela HAKKARİ' de bir mataematik öğretmeni arkadaşımız dersindeki problemleri kitapla özdeÅŸleÅŸtiriyor. Bir sosyal bilgiler öğretmeni de dersini klasik dersten tamamiyle farklı anlatıyor. Hepsinin ortak özelliÄŸi de DÜŞÜNEN insanlar olmaları. Bir de hepsi de CEMİL MERİÇ VE ATİLLA İLHAN OKUYUCULARI.  ArkadaÅŸlar, ben öğrencileri düşündürüyorum, herÅŸeyle ilÅŸkilendiriyorum kitabı, hayatı, tecrübeleri, özellikle de Platon. Bu arada bazı arkadaÅŸlar diyor ki bu çocuklar Cemil Meriç’i, İlber Ortaylı'yı, Halil İnalcık'ı anlamaz ki. Ya arkadaÅŸlar okumak var okumak var. Kitap okuma yaşının 2 evet 2 olduÄŸunu biliyor muydunuz! 2 yaşında eline alır onu aÄŸzına sokar. 3 yaşında yırtar. 4 yaşında çizer. 5 yaşında da baÅŸlar yavaÅŸ yavaÅŸ okur. Ben. Cemil Meriç gibi bir düşünürü üniversite 3. de tanırken benim öğrencileri 6. sınıfta biliyor. Bu ne demektir' düşünün. Zorla okumuyorlar, sevgiyle, Yunus ile, Farabi ile, Kırmız gülle okuorlar... Anlatacaklarım bu kadar.Aklınıza sorular gelebilir. Dedim ya amacım hava  atmak ve ya reklam yapmak deÄŸil. PaylaÅŸmak. TeÅŸekkür ederim.
Logged
gulasor
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 132



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2008, 11:04:55 ÖÖ »

paylaşımızdan dolayı teşekkürler hocam!
Logged
erolaydın
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Nisan 21, 2008, 03:51:29 ÖS »

            Sevgili Hocam,
  Eiinize, dilinize saÄŸlık olsun.ALLAH kolaylık versin.Aslında ben pek sitelerde yazı yazan biri deÄŸilim.Yazdıklarınız beni duygulandırdı.Çünkü bizim asıl hedefimizin, sizin yaptığınız iÅŸ olduÄŸunun bilincindeyim.
  Ne yazık ki bizler yapamıyoruz.Neden mi?Çünkü Türkiyenin sözüm ona en iyi anadolu liselerinden birinde
çalışiyorum.Yani unv.ne kadar çok öğrenci yetiştiririmin peşindeyiz.Okumak boşa geçen zaman gibi algılanıyor.Oysa ne kadar yanlış.
 Anlatım bozukluÄŸu ya da yüzlerce kez tekrar edılmekten kına gelmiÅŸ dilbilgisi konularını tekrar tekrar iÅŸliyoruz.Oysa okuma alışkanlığı kazandırsaydık bu kısır döngüden kurtulacaktık.
 TeÅŸekkür eder,önünüzde saygıyla eÄŸilirim.Lütfen yanlış anlamayın.Aklıma idaalist günlerim geldi.Demek ki biz, çok kirlenmiÅŸiz. EROL AYDIN/İÇEL ANADOLU LİSESİ
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

yıllık plan Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS SBS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkçe Tarih Felsefe Coğrafya Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Sbs Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık evden eve nakliyat evden eve nakliyat
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!