reken
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 11
"Ben bir çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı"S. K
|
 |
« Yanıtla #45 : Mart 08, 2008, 09:07:59 ÖS » |
|
Rüveyda fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına bir güvercin uçurup kıtalar arasından çağırdın beni geçerek birer birer sürgün kanyonlarını derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına
adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım adını söylemek istemiyorum rüveyda dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atardamarlarından
hangi yıldızdır bilmem, gözlerin kayar da üzerime rüveyda önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime sonra açılır önümde ıstırab vadileri silik renkleriyle adımlarıma çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir hayalin bittiği menfeze doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru
uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda oysa rüveyda baştanbaşa ben kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim.
kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden bir anlatsam nasıl utandığımı bir doğrulsam eğildiğim yerlerden ağarır tanyeri nilüferlerin alaca bir at koşar içimde ezer toynakları ile anılarımı
sular köpürmemeliydi rüveyda kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin ben zehire alışkınım, şerbete değil rüyalar nefret eder avare duruşumdan kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş yargılamak için zeval kayıtlarını inkılab bekliyorum
hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin uzanır da gönlüme rüveyda derinden bir ok saplanır bağrıma beynimi çağıran bir sese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru
varlığın cinayettir memleketimde işlenen akıtır kanını en asil pehlivanların yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın
artık eskisi gibi bakamıyorsun göklerinde bir belkıs otururdu rüveyda binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin güneş bir anne gibi dururdu başucunda artık dokunamıyor kakülün bulutlara karalara bürünmüş saçlarında dolunay ben bu kadar zulme layık mıyım rüveyda
hangi ressamı vurur bilmem, endamın sarar da benliğimi ben beni tanımam kaldırımlarda kafesleri yutan kafese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru
kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına duydun mu orkideye dua eden birini bu ısmarlama yüzler yok mu rüveyda bu yapmacık bebekler gözyaşı akıtırken gülenler yok mu beni kahrediyor geceler boyu
hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün soluk bir dünyanın mezarlarına gömerek gurbetimi kapadı karanlığa Yesrip, kapılarını meydan okuyuşun çağın ordularına bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır doruklardan öte hevese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru
yasını tutuyorum kararttığım düşlerin yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda amansız bir ütopya üfleyen pencereler lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi önümde, haksızlığın hesaba çekildiği hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer arkamda, kare kare ömrümü belirleyen hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler
söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere kim giydirir başıma tacını nihayetin kim takar bileğime hürriyet künyesini karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı asırlardır köhne barınaklarda küflenen, çürüyen çığlıklarımı
at vuruldu; içim paramparça rüveyda gölgelerin ardına sakladım kusurumu sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin ben burda damla damla eriyip akıyorum yine de, çiğnetemem kimseye gururumu istenmediğim yeri sessizce terkederim hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
NURULLAH GENÇ
|
|
|
|
|
Logged
|
reken
|
|
|
vaynett
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 10
|
 |
« Yanıtla #46 : Mart 18, 2008, 01:18:09 ÖÖ » |
|
MİLYON KERE AYTEN Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi , Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel , Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin , Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor , Şarkılar söylüyorum , Şiirler yazıyorum Ayten üstüne , Saatim her zaman Ayten'e beş var , Ya da Ayten'i beş geçiyor , Ne yana baksam gördüğüm o , Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor .
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz , Günlerden Aytenertesidir , O'dur gün gün beni yaşatan , O'nun kokusu sarmıştır sokakları , O'nun gözleridir şafakta gördüğüm , Akşam kızıllığında onun dudakları .
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim , Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz , Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li , İki laf ederiz , Onu siz de seversiniz benim gibi , Ama yağma yok Ayten'i size bırakmam , Alın tek kat elbisemi size vereyim , Cebimde bir on liram var , Onu da alın gerekirse , Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem , Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar , Parasızlık da bir şey mi , Ölüm bile kötü değil , Aytensizlik kadar .
Ona uğramayan gemiler batsın , Ondan geçmeyen trenler devrilsin , Onu sevmeyen yürek taş kesilsin , Kapansın onu görmeyen gözler , Onu övmeyen diller kurusun , İki kere iki dört elde var Ayten , Bundan böyle dünyada , Aşkın adı Ayten olsun,
Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
umut
Full Member
 
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 224
TDE
|
 |
« Yanıtla #47 : Mart 18, 2008, 09:22:14 ÖS » |
|
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek
Yarım kalan hiç bir yolculuk yok bu yaşamda Bir birine karıştırılan hiçbir boyut yok 15 yaş nedir ki yılların sözde çizilen anlamında Ya bir duygu selidir aralıksız ya da Bir inanç fırtınasıdır yüreğin Dirence açılan gençlik boylarında Bir devrin sembolü diyorlar şimdi adına Toprağa ölüm düştükten sonra hiroşima’da Tüm bitkilerden önce yeşeren bir Açelya Şimdi Kadiköy rihtiminda Neyi çagriştiriyor sana Sen söyle direnç çiçegi Neyi Bir köpük Onur ugruna Çürüyen irmaklar Henüz dile gelmedi Istanbul’u ezen suskunluğunda senin Gazetelerde Resimlerinle dolarken sayfalar Nedense Söyleşilerde yalnızca Beyin hücrelerine Yöneltiliyor sorular Sense ölüm rengine inat Kan maviliğince Susuyorsun Yalnızca geçmişin Gelecekteki O ölümsüz sesini yansıtıyorsun Hani o bin renkli açelyanın İnançlı sesini yansıtıyorsun Gülümsüyorsun susuyorsun Eyyyyyyyyyyyyyyyyyy Ovaların ateş ateş çölleştiği yerde Toprağın ırmak ırmak yüreklenişi sen Yarınlara selamını iletsin diye adın Damarlarına bağlanan yaşam Ölümü kucaklarken ellerinle Kopardın Kurtarmak için enginlerin anlamını Gökyüzünü yere indirdiğinden beri Ve silmek için bir damlanın yüzünü Bir okyanusu kucağına bastığından beri Adın bir Açelyadır Artık senin Koynuna ölüm Düşen tüm topraklarda Bir açelya Yepyeni sözcükler yeşeriyor şimdi Alnının ışıklı yamaçlarında Yüreğini işitmek gerek duymak için Soluğunu solumak gerek Her dalıp gidişinde Bin şiir Çıkarıyor belki gözlerin Yaşama gözlerinle dalmak gerek Bir devrin sembolü diyorlar şimdi adına Ve imgelerin en ulaşmaz doruğunda Ey herşeye bitti diyenler Korkunun sofrasında Yılgınlık yiyenler Ne kırlarda direnen çiçekler Ne kentlerde devleşen öfkeler Henüz elveda demediler Bitmedi daha Sürüyor o kavga ve sürecek Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
Adnan Yücel
|
|
|
|
|
Logged
|
başka türlü bir şey benim istediğim ne ağaca benzer, ne de buluta burası gibi değil gideceğim memleket denizi ayrı deniz, havası ayrı hava..
|
|
|
tutku gizem taşlıyurt
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 16
|
 |
« Yanıtla #48 : Nisan 01, 2008, 07:01:46 ÖS » |
|
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM SENİ,ANLATABİLMEK SENİ. İYİ ÇOCUKLARA,KAHRAMANLARA. NAMUSSUZA, HALDEN BİLMEZ, KAHBE YALANA. ARD-ARDA KAÇ ZEMHERİ, KURT UYUR,KUŞ UYUR,ZİNDAN UYURDU. DIŞARDA GÜRÜL-GÜRÜL AKAN BİR DÜNYA... BİR BEN UYUMADIM , KAÇ LEYLİM BAHAR, HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM. SAÇLARINA KAN GÜLLERİ TAKAYIM, BİR O YANA, BİR BU YANA... SENİ BAĞIRABİLSEM SENİ, DİPSİZ KUYULARA, AKAN YILDIZA, BİR KİBRİT ÇÖPÜNE VARANA, OKYANUSUN EN ISSIZ DALGASINA DÜŞMÜŞ BİR KİBRİT ÇÖPÜNE. YİTİRMİŞ TILSIMINI SEVMELERİN, YİTİRMİŞ ÖPÜCÜKLERİ, PAYI YOK, APANSIZ İNEN AKŞAMDAN, BİR KADEH,BİR CIGARA,DALIP GİDENE, SENİ ANLATABİLSEM SENİ... YOKLUGUN, CEHENNEMİN ÖBÜR ADIDIR ÜŞÜYORUM, KAPAMA GÖZLERİNİ... AHMED ARİF
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #49 : Nisan 01, 2008, 07:14:57 ÖS » |
|
Tek Odalı Beş Çocuklu Kasımpaşa Evinde Bir Salı Akşamı Pazarlığı
Tamam, bugün de geciktim, ama bu son anne! Gol kralı oldum, inanmazsan sor arkadaşlara Beş maçta yirmi golle! Öyle bakma anne, inan hiç suçum yok,beni çok düşürdüler. Deli miyim ben, yırtar mıyım önlüğümü? Açar mıyım hiç en sevdiğim ayakkabılarımın yanlarını? Çok yorgunum anne, n'olur bugün dövme... Gelmeyecek, biçbirşey görmeyecek korkma Babam doğmadı daha!
Yarın erken gelirim, sokağa çıkmam Bakkal Hüseyin'e giderken bayram yerine kaçmam Kardeşlerime bakarım, masal anlatırım, Sen Havva Ablayla çarşamba matinesine... Kim sorarsa sorsun, bilmem derim, nerdesin söylemem Evi toplarım, süpürürüm, bebeği ayağımda uyuturum Dönmene yakın çay yapar beklerim İki bardak bana, çocuklar fazla içmez, gerisi sana İki hafta harçlık istemem olsun Evden ekmek götürürüm, hiç simit yemem
Tamam anne, bırak artık surat asmayı, Dikersin önlüğümü, ayakkabıları da veririm Nuri Usta'ya Yazın öderim borcumu söz! Şimdiden hazırlarım "nanelimonokaliptus" kutumu Hem boşuna bakma saate, gerek yok anne Gelmeyecek, küfretmeyecek, vurmayacak sana Babaannemle dün gece konuştum ter içinde Vazgeçmiş, doğurmayacakmış babamı
Çok pişmanım anne, şimdi dövme, üstelik yapayalnızım biliyor musun?
Gülten'le ayrıldık Muharrem yüzünden Muharrem tembeline bundan böyle kopya vermeyeceğim
İşte böyle anne, çok yalnızım, kimsem yok Kardeşlerime sarılmak istiyorum Anne, bugün dövme, n'olur bugün dövme Bir kenarda oturup ilk kez dayak yemeden ağlamak istiyorum!
AZIZ KEMAL HIZIROGLU
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
yardım
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #50 : Nisan 01, 2008, 08:35:47 ÖS » |
|
Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz. Ateşi köze döner, kokusu olmaz. Aşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar; Güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz. Ömer Hayyam
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
emin05
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #51 : Nisan 02, 2008, 11:56:34 ÖS » |
|
DÜŞTÜM YÜREĞİNDEN
Gidişin ,tuz basılmış ayrılıklar... Gidişin, sazsız sözsüz eylül düğünleri ... Gidişin harmandalı ,gözyaşı... Sevda böyle yaşanır leyli, sessiz bir başına.
Ayaklarıma dolanır bir ince gurur, bir ince suskunluk. güle güle diyemem ardın sıra bileklerim burkulur ,yüreğim incinir inan ! Güle güle diyemem ardın sıra
şimdi susuzluğunu dindirdiğin bir çeşmede ıpıslak hayaller biriktiriyorum gözlerime. Akşamlar siyah bir şal gibi düşüveriyor omuzlarımdan, tam da dindirmişken bu sevdayı, tam da dönüp kapılardan vazgeçtim demişken, niye bir yanım, niye hep yüreğim, niye hep en kuvvetli yanım sevdadan yana duruyor ? Şimdi suskun bu sevdayı çıkarsam sakladığım yerden koysam avuçlarına, söyle emanet kabul eder misin? Gitsem bu şehirden ayaklarım ıslak, kansam ,yaralansam, bütün sözler anlamını kaybetmişken, bu sevda bu hayatın neresinde duruyor? Düştüm yüreğinden leyli, ben artık bir düşüm. Sevda böyle yaşanır sessiz ,bir başına, düştüm yüreğinden leyli, ben artık bir düşüm. Hoşçakal!
Not : Şairini hatırlamıyorum; ama ödül almış bir şiir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
emin05
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #52 : Nisan 02, 2008, 11:58:52 ÖS » |
|
DOSTUMA
Deniz kıyısında yazılır deniz şiirleri ya da dalgalar ışıldar satırlarda, martı konar olur, küçük balıklar konuk, sorunlar da deniz kirleri. Bilmem nedendir kalemim kayıyor, dostluk diyor, dost diyor, diyor da yüreğim buruk, yüreğim donuk dostlarım, deniz değil dostlarım alıyor beni benden. dalga vursun, martı uçsun, ben dostumun güzelliğine dalarım. Baharın çiçekleriymiş şairi güldüren, öyledir, öyle olsun. Dostumdan, ben ilhamı ancak ondan alırım.
Not : Ödüllü bir şiir daha. Şairini yine hatırlamıyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
emin05
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #53 : Nisan 03, 2008, 12:00:30 ÖÖ » |
|
BİR AŞKIN GRAMERİ Sıfatlar yüklemek zordur sevgiye. Bir yüreğin çarpıntısında dökülüverir sözcükler. Kimileri delice severler, kimileri ölümüne... Bense ismin yarı hüzün haliyle, hak etmediğin kadar çok sevdim seni, Aşkın
Not: Ödüllü bir şiir daha. Şairi mi kim? Bu ara kafam biraz karışık....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
gulom
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 5
|
 |
« Yanıtla #54 : Nisan 05, 2008, 01:12:22 ÖS » |
|
Seni bir memleketi sever gibi sevdim Seni bir memleketi sever gibi sevdim, Toprak damlarında kar, İsli lambalarında rüzgar, Gurbet türkülerinde efkar gibi, Su gibi, ekmek gibi, dua gibi, Yitik gençliğim gibi, Namus gibi, ar gibi, Suya varamayan pınar gibi sevdim.
Ayıran, birleştiren, kıvrılan yollar gibi, Sarılan, darılan, yalvaran kollar gibi, Ekmek gibi, aş gibi, Yare dökülen yaş gibi sevdim.
Askerin son sigarası gibi, Gelibolu'da kurşun gibi, mayın gibi, hayın gibi, Ayın ondördü gibi sevdim.
Sıcaklığında uyuduğum siper gibi, kanımla yıkadığım yer gibi, Seni memleketimi sever gibi sevdim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
karalim
|
 |
« Yanıtla #55 : Nisan 09, 2008, 10:59:07 ÖS » |
|
Bence Åžimdi Sen De Herkes Gibisin
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisin
Nazım Hikmet Ran
|
|
|
|
|
Logged
|
Nokta, tüm çizgilerin esasıdır.
ne PiÅŸMaNLIk, ne dE iSyAn dERiNdEn BiR 'keÅŸke'dir iNsAn..
Ey zaman sen gitme benden.. ben nasıL oLsa geLeceğim ardından..
|
|
|
|
gulasor
|
 |
« Yanıtla #56 : Nisan 12, 2008, 08:14:39 ÖS » |
|
nazım'ın güzel bir şiiri tşk.karalım!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
elif vav ya
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 17
|
 |
« Yanıtla #57 : Nisan 21, 2008, 08:04:06 ÖS » |
|
Parıltı
Ateş gibi bir nehr akıyordu Ruhumla o ruhun arasından Bahsetti derinden ona halim Aşkın bu onulmaz yarasından.
Vurdukça bu nehrin ona aksi Kaçtım o bakıştan, o dudaktan Baktım ona sesizce uzaktan Vurdukça bu aşkın ona aksi... Ahmet Haşim
|
|
|
|
|
Logged
|
içimde kor donar buzlar tutuşur yağan ateş midir kar mıdır bilmem
|
|
|
cyprus_edebiyat
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 6
|
 |
« Yanıtla #58 : Nisan 22, 2008, 05:04:36 ÖS » |
|
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler! Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil' İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil Sırretmeye elden seni bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur. En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur; Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...
Ulu Türkçü HÜSEYİN NİHAL ATSIZ
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
müberra
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 3
|
 |
« Yanıtla #59 : Nisan 23, 2008, 10:04:42 ÖÖ » |
|
SOKAKLARI YOK BU KENTİN ANNE!
Sokakları yok bu Kentin Anne, Çırıl çıplak kaldım izlemekanlarda , Günahlarımı örtecek hiçbir şey yok üzerimde , Bedenimi kemiriyorken leş Kargaları , Ellerimle Kollarımla sımsıkı örtüyorum , Başimi Beynimi kemirmesinler diye , Bir tek o kaldı bana ait anılarımıda orda saklıyorum , Ne olur anla Anne Bu kent boguyor beni , Çagır artık çağirki bitsin bu Sürgün , Sen bilirsin hergün aynı yaşamanın burukluğunu , Ya bu ayrılıktan kurtulmanın hergün farklı bir yemek yapmak oldugunu
Annecim demedim onuda biliyorum , Seni seviyorumda demedim lanet olsun , Galiba bu yüzdendi hırçınlığım o ürkek kıza karşi , Ve biliyormusun Anne , Onada hiç bir zaman seni seviyorum demedim , Sana oldugu gibi onada kendimi anlatamadım , İstedimki uzun bir yolculuğa çıksın , Beni arayıp bulsun ve hergün yeniden tanısın , Aşk buydu çünkü bana göre , Ne istedigimi anlatamadıgım için bunu hiçbir zaman bilemedim , Ne garip degilmi tıpkı sana oldugu gibi.....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|