Öğretmenler Forumu
Ekim 12, 2008, 06:39:33 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 [2] 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: EDEBİ LATİFELER  (Okunma Sayısı 2424 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Kasım 01, 2007, 12:58:44 ÖS »

KİM OLABİLİR?

Necip Fazıl’a :
-Fransa’da yayımlanan bir ansiklopediye Türkiye’den sadece iki şair almışlar,dediklerinde,üstad sormuş:
-İkincisi kim?
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Kasım 01, 2007, 01:02:32 ÖS »

SUSTURUCU TEDAVİ

Zamane gençlerinden biri,bir toplantıda Mehmed Akif’i küçük düşürmeye çalışıp:
-"Afedersiniz, demiş, Siz baytar mısınız?"
Mehmed Akif, hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
-Evet,bir yeriniz mi ağrıyordu?
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
sevil ısık
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Kasım 01, 2007, 01:47:13 ÖS »

KAYBEDİLENLER

Bir gün insan virgülü kaybetti.

O zaman cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı.Cümleleri basitleşince düşünceleride basitleşti.

Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti.

Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı.Artıkne bir şeye kızıyor nede bir şeye seviniyordu.

Bir süre sonra soru işaretini kaybetti.

Artık soru sormaz oldu.Hiçbir şey ama hiçbirşey onu ilgilendirmiyordu.Ne kainat ne dünya ne de kendisi umrundaydı.

Bir kaç sens sonra iki nokta işaretini kaybetti.

Artık davranış sebeblerini başkalarına açıklamakta vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işareti kalmiştı.Kendisine ait bir tek düşünce bile yoktu.Yalnız  başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.

SON NOKTAYA GELDİĞİNDE DÜŞÜNMEYİ, OKUMAYI UNUTMUŞVAZİYETTEYDİ.

Logged
rzgrbz
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #18 : Kasım 04, 2007, 01:12:54 ÖÖ »

    BİLİNDİĞİ GİBİ AKİF MERHUM SAKALLIYDI.
    ZIT FİKİRLİ BİR KİŞİ AKİF'E
    -  SAKAL BIRAKINCA MAYMUNA DÖNMÜŞSÜN. DEMİŞ
     MEHMET AKİF DE BAŞKA YÖNE DÖNMÜŞ
Logged
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Kasım 06, 2007, 12:37:47 ÖS »

Kargaymış Meğer

Allanmış, pullanmış şişe içinde,
Şarap sandığımız, sirkeymiş meğer.
Şiir bulutuna binip, uçan da,
Şahin sandığımız, kargaymış meğer.
.
Şiiri başında nöbet tutarken,
Desteksiz, kösteksiz bol bol atarken,
Bülbüle özenip, caka satarken,
Çınar sandığımız, kargıymış meğer.
.
Boyundan yukarda boştur mahali,
Duymadı ikazı, bilmedi hali,
Geveze kaleme güldü ahali,
Gerçek sandığımız, kurguymuş meğer.
.
Hastaneye gitse, hekimler şaşar,
Her branştan biri peşinden koşar.
Hayal hareminde dengesiz yaşar,
Övgü sandığımız, yergiymiş meğer.
.
Çok geç kalmış akıl, dağıtılırken,
Nerede saklanmış, herkes alırken?
Kendi kafesinde saygı bulurken,
Şahin sandığımız, kargaymış meğer,
Yediği samanla, arpaymış meğer...
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Kasım 06, 2007, 12:39:41 ÖS »

ERBAB-I CEHALET

Erbab-ı cehalet ordu misali
Varır bir hışm ile fünûn üstüne
Kalem ne durursun neşret bu hali
Balçık çekenler var günün üstüne

Devr-i zamanede bak n’oldu işler
Ayaktan dönmedir şimdiki başlar
Cahil fırsat buldu kâmili taşlar
Bilmem ne diyeyim bunun üstüne

Kurnazlar kazancı haramda gördü
Dümenler çevirdi vurgunlar vurdu
Servetler kazandı varlığa erdi
Siyaset yapanlar dinin üstüne

Yeni yetmelerin aklı çalındı
Karanlık ışığa üstün kılındı
Sırtı eğri deve doğru bilindi
Çıkacak kalmadı onun üstüne

MİSKİNİ’yim kime yazsam arzuhal
Özlediğim günler hep oldu hayal
Zindana çevrildi nurlu istikbal
Gelindi akıbet sonun üstüne
 

Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #21 : Kasım 06, 2007, 12:40:40 ÖS »

NE DERSİN

Âlemde gönlünü eyleyen insan
Kantarlar yükünü tartar mı dersin
Bir kişi de varsa edeple erkân
Hayâ perdesini yırtar mı dersin

Çaldın çırptın yedin günah işledin
Meyhanede kerhanede kışladın
Sonra dönüp beş vakide başladın
Namaz günahını örter mi dersin

Yarın da olursun haccın talibi
El pençe divanda hürmet sahibi
Hiç eksilmez ezanların takibi
Burnun biraz yere sürter mi dersin

İkiyüzlülüğü bire çevirdin
Secde için anlın yere çevirdin
Sakal koydun kendin pire çevirdin
Ecel yüreğini çırtar mı dersin

Sadık Miskini der işe bak işe
Sonunda benzedin tövbe etmişe
Yaşın ilerleyip vardı yetmişe
Gün geçtikçe korkun artar mı dersin

Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #22 : Kasım 06, 2007, 12:49:40 ÖS »

ACIRIM

Rezilliğin damında
Sızanlara acırım
Hayatın son deminde
Azanlara acırım

Haddini aşanlarla
Kabrini eşenlerle
Tuzağa düşenlerle
Gezenlere acırım

Meramını gizleyip
Gözlük altı gözleyip
fitne, fücûr özleyip
Tozanlara acırım

Mertlikten atıp tutan
Konuşurken uyutan
Oltadayken yem atan
Sazanlara acırım

Utanmayıp yaşından
Dost görünüp dışından
Davet edip… Peşinden
Süzenlere acırım

Gülünürken, gülenle
Kıbleyi ters bilenle
Yoldaş olup yılanla
Gezenlere acırım

Taş taşısa tekkeye
Bin kez gitse Mekke’ye
Kaypaklığı, takkeye
Çizenlere acırım

Ağabey olamayan
Tarafsız kalamayan
Hakkı’ysa bulamayan
Ozanlara acırım..

Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #23 : Kasım 06, 2007, 12:50:44 ÖS »

Dişi Donkişot/lar/a

Eteğini yelken yapıp hızlanan;
Senin Donkişot’tan farkın nerede!
“Yaşa-varol” sözleriyle hazlanan;
Avânen nerede, erkin nerede!

“Maskem yok” diyorsan soyun görelim
Horon biliyorsan, oyun görelim
Kıvırabilirsen, boyun görelim
Al işte kemençe, org’un nerede?

Sizin masanızı terk etti saki
Kaşarınız siyah, bakar mı Naki
Kurtlanmış mamuller kime reva ki
Bak gelen geçiyor, parkın nerede

Bir bedene değmemişse ar suyu
Cünüplüğü giderir mi kar suyu
Can çıkmadan çıkmaz huylunun huyu
Rezalet akıtan ark’ın nerede

Yaptığınla söylediğin tutmuyor
Dinleyenler, yalanını yutmuyor
Cazgırlığın, gizlenmene yetmiyor
Fırıldak belli de, çarkın nerede!

Yaygara, ötmeyle olsaydı eğer
Kargadan alırdı kuş cinsi değer
Hem Türk hem İslam’mış soyunuz meğer(!)
Öyleyse inancın, ırkın nerede!

Bahçelerin, kuraklıktan çöl gibi
Güzergâhın, han üstünde yol gibi
Tavırların, av peşinde dul gibi
“Nene” mirasıysa kürkün nerede!

Dönüşün olur mu bir intibaha
Kavuşman mümkün mü ki; inşiraha
Madem tövbelisin her bir günaha
Hamamın nerede, kırkın nerede!

Lâf ile yürüse peynir gemisi
Halalar olurdu zâtin emmisi
Ey koca mektebin cahil ümmisi!
“Şinanay” la biten türkün nerede …..

Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #24 : Kasım 06, 2007, 12:51:58 ÖS »

Böcek Karası

Çekil ayağımdan ey kara böcek!
Görmeden basıp da ezileceksin !
Bak deniz kabardı, poyraz esecek
Sonra bir kenarda büzüleceksin !

Sözde, tempoluymuş sesin virası
Haşere nedir ki çıksın nârası
Değince üstüme böcek karası
Belki de o zaman sezileceksin !

Bırak derdi olan çıksın ortaya
Her yerde maydanoz olma turtaya
Solucan misali kirli oltaya
Takılıp, gün be gün süzüleceksin !

İsim yüceltmeye yetmiyor kanki
Kankinın boncuğu renkli mi sanki
Öyle bir düğüme ilmek oldun ki
Hangi marifetle çözüleceksin !

Zıplama cırcırın tuzak repiyle
Dolaşma farenin kızıl kepiyle
Öptüğün kalemin mürekkebiyle
Cazgır hanesine yazılacaksın !

Sen dalganla uğraş, seyret ve izle
Sır’dan kuvvet alıp uğraşma giz’le
Sonra pişmanlıkla, kızaran yüzle
Utanıp, hizaya dizileceksin !

Bu son uyarıdır, sen hisseni al!
Bak, düştü düşecek tutunduğun dal
Bu nasıl ifade, nasıl arz-ı hâl
Dikkat! Onlar gibi çizileceksin !

Dişi anofeldir sıtmayı yayan
Var mı hiç mikrobun hayrını duyan
Silkelen, silkelen! Tuzaktan uyan
Yoksa herkesten çok üzüleceksin !
 



Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #25 : Kasım 11, 2007, 07:01:25 ÖS »

Üstad Necip Fazıl Kısakürek'ten Hazır Cevaplar...
Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:

"Üstad", diye sormuş "Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik."

N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş.


Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve ALLAH kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar'


Nur Harmanı'nın pırıltılı kalemi Necip Fazıl'ın da içinde bulunduğu uçak, Yeşilköy Havaalanından kalktıktan kısa bir zaman sonra arızalanır ve geri döner.
Havaalanındakiler merakla, "Ne oldu, nasıl oldu?" diye sorarlar. mübareğin cevabı hem teslimiyetçi hem de hikmetli:
"Ahirete kabul etmediler, geri döndük."


Kayseri'deydik, Büyük Doğu teşkilatında... Bir adam getirdiler, "şununla iki kelime konuş!" dediler bana... Adam geldi. Elinde sigara, Ramazan günü... Anladım ne tip olduğunu...

Hitap ettim:

"- Sigaranı at da öyle gel karşıma!"

Gayet ucuz bir formülü vardır bu işin... Günün hemen bütün formülleri gibi...

O da aynı şekilde cevap verdi:

"- Allah'ın bildiğini kuldan niye saklıyayım?"

Bu umumî formül...

Devam ettim:

"- ALLAH senin tenasül aletin olduğunu da biliyor. Niye saklıyorsun?"

Bozuldu, kala kaldı, hiçbir şeye aklı eremedi. "- Senin bu susman mağlûp olman değildir. Şimdi seni mağlûp edeyim dedim; Allah'ın bilmediği bir şey olabilir mi?.. O her şeyi biliyor. Yalnız senin, Allah'ın bildiğini, yalnız ondan af dileyerek ona tahsis etmen ve onun bildiği şeyi ortaya açıkça, hayâsızca dökmemeni gerektiren bir fakülteye malik olman lâzım... Sen bundan da mahrum bir bedbahtsın!.."


Mahkemede hakim, Necip Fazıl'a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?


Üstadın Müdafalarım’ında geçiyor.Yıl1939… Çankaya’nın kalemşoru Falih Rıfkı Atay, Caddebostan’daki villasına Üstadı yemeğe davet eder. Bir ara sofrada şöyle der: “yahu, Necip, senin tarzında, senin çapında bir adam, nasıl Müslüman olur? “üstadın cevabı, anlayana zehir zemberek :”benim çapımı geç, insanın çapı yükseldikçe Müslümanlığa bağlanmak ve ondan başka hiçbir şeyi tanımama şansı artar.


Üstad Yenilgi ve mağlubiyeti kabul etmezdi. Bir gün bir tren istasyonunda onun sinirli sinirli gezdiğini gören bir hayranı (bazı rivayetlere göre onu sevmeyen biri) sorar:
- Ne oldu Üstad, treni mi kaçırdınız?
Üstad böyle bir ithamı kabul eder mi? Treni kaçırmak bir eksiklik, bir yenilgidir.
- Kovdum gitti, der.


VESSELAM...
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #26 : Kasım 11, 2007, 07:01:56 ÖS »

yine eski arkadaşlarından biri Üstadın sakal bırakmış olması ve Dine yönelmesini aşağlamak için ona derki
-Yahu Necip İte dönmişsün.  der
Üstad'da derki
-Pekii arkamı dönüyim
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #27 : Kasım 11, 2007, 07:02:16 ÖS »

Alparsaln Tüekeş ile olan bir konuşmasında (Türkeş'in anılarında) şöyle bir diyalog geçer aralarında.

Üstad derki "sizin gençlerin vatan perver duyguları çok hoşuma gidiyor fakat dini yönden desteklenmeleri gerek"

Tüekeş: "onuda siz gibilerden bekleriz üstad" der
üstad    " çağırmadınızki efenim "der
Türkeş " Horasan erenlerini Anadoluya kim çağırdıki" der

çok hoş  bir muhabbet geçer aralarında

nur içinde yatsınlar...
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #28 : Kasım 11, 2007, 07:03:38 ÖS »

Necip Fazıl Kısakürek…

*Üstad hakkında bir gün karşıt görüşlü bir yazar ağzına geleni yazar... Neyse konudan haberi kısa süre sonra olan Üstad; O Yazar alsın da kalemini en münasip yerine soksun der…
Vay sen misin bunu diyen diye… Malum kişi Üstadı mahkemeye verir… Gün gelir mahkeme kurulur… Hâkim karşısına gelen taraflardan. Önce Bizim karşıt görüşlü diyeceklerini der… Hâkim üstada dönerek hakkında bunlar söyleniyor sen diyeceksin.
Üstad; Hâkim Bey Bir yazar için kalemini sokacağı en münasip yer Cebidir.  Ancak başka bir yer biliyorsa ben orayı bilmem.
Karar: dava düşer

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------

*Bir gün kendisine, bir dostu:
-Üstad, dünyada iki büyük şair var, demiş.
Necip Fazıl’ın tepkisi şu olmuş:
-Öteki kim?

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------


*Üstad'a yapılan bir saygısızlık ve ağır karşılığı... Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek:
"- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der.
--------------o-o-o-o-o-o-o--------------
 
*Necip Fazıl’la yakınlığı ve dostluğu olan Prof. Ayhan Songar, Üstatla bir sohbeti sırasında, televizyonda yaptığı programı seyredip seyretmediğini sormuş.
Necip Fazıl:
— Gördüm, demiş.
Ayhan Songar:
— Tabii beğenmediniz, diye eklemiş.
Necip Fazıl afallamış:
— Nereden anladın?
— Çünkü siz yapmadınız...
--------------o-o-o-o-o-o-o--------------

*Değerli arkadaşlar aşağıda Üstad'ın bir anısını okuyacaksın, güler misin? Ağlar mısın tarzında her şey…
ÜSTAD anlatıyor:
Sınıfın sessizliği...
Bir aralık Güzel Sanatlar Akademisi’nde hocalığım oldu, Kültür dersi hocalığı. Girdim sınıfa. Sınıfım gayet enteresan, hepsi kibarzade Galatasaray mezunu malum tipler. Karşılıklı oturduk. Talebede usuldür, hocasını imtihan eder, Hoca da talebesini. İki taraf evvela bir göz düellosu yapar. Konferanslarda da aynı şeydir. Evet; sınıf konuşmamı bekliyor, sesime kadar merakta. Şöyle bir yoklama yaptım; döndüm dedim ki: “Çocuklar garibinize gidecek ama sorayım; İslâm’ın kaç mezhebi vardır? Bunu bana söyleyecek var mı?” “Tıss.” “Hayret” dedim. Yahu fenalaşıyorum, hepiniz Müslüman çocuğusunuz; hepsi mezhep ismi istiyorum o kadar. Bir müddet sonra –şimdi gülenler ağlasın- bir delikanlı kalktı: “Efendim müsaade ederseniz ben söyleyeyim!” dedi. “Şimdiye kadar niçin söylemedin?” diye mukabele ettim. “Sebebi var efendim!” “Söyle!” dedim. Söyledi kek tek. Sordum: “İsmin ne?” “Dimitro” Buyurun! Hayâsından da önce Müslümanların cevabını bekliyor. Bakın inceliğe. “Tüh suratınıza” dedim; “Utanmazlar!”

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------

*Kayseri'deydik, Büyük Doğu teşkilatında... Bir adam getirdiler, " Şununla iki kelime konuş!" dediler bana... Adam geldi. Elinde sigara, Ramazan günü... Anladım ne tip olduğunu...
Hitap ettim:
"- Sigaranı at da öyle gel karşıma!"
Gayet ucuz bir formülü vardır bu işin... Günün hemen bütün formülleri gibi...
O da aynı şekilde cevap verdi:
"- Allah'ın bildiğini kuldan niye saklayayım?"
Bu umumî formül...
Devam ettim:
"- Allah senin tenasül aletin olduğunu da biliyor. Niye saklıyorsun?"
Bozuldu, kala kaldı, hiçbir şeye aklı eremedi. "- Senin bu susman mağlûp olman değildir. Şimdi seni mağlûp edeyim dedim; Allah'ın bilmediği bir şey olabilir mi? O her şeyi biliyor. Yalnız senin, Allah'ın bildiğini, yalnız ondan af dileyerek ona tahsis etmen ve onun bildiği şeyi ortaya açıkça, hayâsızca dökmemeni gerektiren bir fakülteye malik olman lâzım... Sen bundan da mahrum bir bedbahtsın!"
Necip Fazıl Kısakürek, Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu isimli konferansından iktibastır...

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------

*Mahkemede hâkim, Necip Fazıl'a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hâkim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?
--------------o-o-o-o-o-o-o--------------


*Bir gün bir komünist güya düşünme istidadında biri, bana dedi ki:
"-İslam'ı takdir ediyorum, her şeyiyle harika..."
"-Eeee!"
"-Ama iktisadi doktrini yok!"
O komüniste dedim ki:
"-Sana birşey söyleyeceğim şimdi, her şeyi anlayacaksın. Tıpkı bir elmadaki erimiş lezzet gibi... İslam’da bütün iktisadi dava(ama onu çözebilmek, lifini bulabilmek lazım...)maden suyunda demir gibi; bünyede erimiş olarak mevcuttur. Ne mutlu onu görebilene!
"Beninki benim, seninki de senin!" Bu ŞERİATTIR.
İkincisi "Seninki senin, benimki de senin!" Bu TARİKATTIR.
Üçüncüsü:"Ne seninki senin ne benimki benim... Her şey Allah'ın…"Bu da HAKİKATTIR.
Komünist muhatabım o kadar tahassüs sahibi oldu ki, gözleri yaşla doldu. Fakat ne inceleyen, ne soran, ne ayıklayan, ne bakan, ne eden var bu memlekette. Sadece mağrur bir cehaletti.

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------


*Üstad Yenilgi ve mağlubiyeti kabul etmezdi. Bir gün bir tren istasyonunda onun sinirli sinirli gezdiğini gören bir hayranı (bazı rivayetlere göre onu sevmeyen biri) sorar:
- Ne oldu Üstad, treni mi kaçırdınız?
Üstad böyle bir ithamı kabul eder mi? Treni kaçırmak bir eksiklik, bir yenilgidir.
— Kovdum gitti, der.

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------


*Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp her zamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Profesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... Bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar'

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------

*Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
"Üstad", diye sormuş "Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik."
N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş.
(Cagriweb'den alıntıdır, yanılmıyorsam Üstad bunu "O ve Ben" isimli kitabında veya herhangi bir konferansında anlatmıştı.)

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------

*Bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış. Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip;
-Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? Diye sorar.
Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir;
-Pilavın üstüne et!
Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstad da şöyle der;
-Benim, pilavın üstüne etme!

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------

*Necip fazıl Kısakürek, sakal bırakmaya karar verir ve bırakır. Sakallı halini görenler şaşırırlar. Hatta bazıları hakaret etmek bile ister. Fakat üstad bu. Hiç lafın altında kalır mı? Adama laik olduğu cevabı verir. Üstadın sakallı halini gören biri, üstada hakaret etmek için karşısına geçip sakallı halini kastederek;
-“Yahu Maymuna dönmüşsün!” der.
Bu söz üzerine üstad adama haddini bildirir:
-“Öylemiii, peki o zaman arkamı döneyim...

--------------o-o-o-o-o-o-o--------------
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
ikadir019
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 264



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #29 : Kasım 16, 2007, 11:29:43 ÖS »

Azanlar

"Sıra sıra kazanlar,
kara yazı yazanlar..."
Bizim kara yazımız,
Sekseninde azanlar...

Necip Fazıl KISAKÜREK
Logged

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Sayfa: 1 [2] 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71