|
aa_şş_kk
|
 |
« : Şubat 18, 2008, 12:50:25 ÖÖ » |
|
TIYATRONUN TOPLUMUN EGITIMINDEKI YERI VE ÖNEMI
Tiyatronun toplumun egitimindeki yeri ve önemini düsünürken, tiyatronun öncelikle insanlari birbirinden ayiran ve her degeri bir yana savuran irk, din, dil, politika ayrimi gibi olgulari birlestirici etkisini göz ardi etmemeliyiz diye düsünüyorum. Tiyatro, her seyden önce bu olgulari birbirine yaklastiran, birbirlerine ortak eden her seyi degerlendirmek gibi bir islev üstleniyor. Tiyatro insan yasaminda yer alan gülmek, aglamak, sevinmek, üzülmek, ferahlik duymak, bunalmak; kisacasi, kalple, duygularla ilgili her seyi degerlendiriyor. Tiyatro, ayrica bütün insanlarda ortak bir kalbin varligini meydana çikarmasiyla da topluma hizmet ediyor. Bu bakimdan, tiyatro için rahatlikla en etkili baris yolu da diyebiliyoruz.
HAYATIN GIZINI KAVRAYABILMEK Tiyatronun, insanligin uzak geçmisinden simdisine ve oradan da sonrasina uzanan uzun bir zaman diliminde, her yasa, her meslege, her dine, her dile, her irka oyundaslik etme firsati veren bir sanat türü oldugunu da söyleyebiliriz. Bir anlik karanligin ardindan aydinlanan sahne, oyun evrenine açilan perde, oyuncular, gerçegin benzeri ama aynisi olmayan dekor, hepsi bir oyunun kurallari çerçevesinde bir araya gelmis seyler. Tiyatro hayatin aynasi, evet; ama asla kendisi degil. Oysa, örnegin sinema, tiyatronun aksine, gerçegi yansittigi oranda basarili sayilmakta. Bilinç düzeyi oyun oynama evresinden, oyun seyretme noktasina ulasmis her insan, tiyatronun gizemli ortaminda, bir süreligine uzaklasirken hayattan, daha güçlü olarak dönebilecek donanimlari da elde etmis sayiliyor. Hayatin gizini, daha çok bir tiyatro sahnesinin derinliginde kavrayabiliyoruz.
TOPLUMUN EGITIMINDE TIYATRONUN ROLÜ Tiyatro yolu ile egitme, tiyatronun egitici ve zevk verici olmasi, eglendirirken egitmesi, ögretirken-eglendirmesi, tiyatro sanatinin baslangicindan beri tartisilmis, savunulmus bir düsünce tarzi. Yazarlarin, sahneye koyucularin, oyunlari hakkinda yaptiklari açiklamalarda öncelikle seyirciye ne ögretmek istediklerini belirlediklerini daha önce ögrenmistim, biliyorum. Tiyatronun etkili bir sanat dali oldugu, insanin ve toplumun egitiminde bu etkinlikten yararlanilmasi gerektigi düsüncesinin çesitli biçimlerde tekrarlandigini bir büyügüm ögretti bana. Yalniz, ögretilmesi istenen gerçekler, egitilmesi istenen görüsler dönemden döneme degismekteymis. Her dönemin tiyatrosu kendini besleyen kaynagin yegledigi yönde bir egitimi amaçlarmis. Klasik tiyatro, geleneklerin, inançlarin, ahlak degerlerinin dogrultusunda tutucu bir egitime yönelir; romantik tiyatro birey hakkini, özgür vicdani savunurmus. Gerçekçi tiyatro, örtülü çirkinlikleri bilimin isiginda incelemeye çalisir, öncü tiyatrolar toplumun kabuk baglamis yaralarini desermis. Bütün bunlari hep o büyügümden ögrendim. Tiyatronun, sanatsal etkinligi yaninda böylesine görevleri üstlenmesi ne kadar saygiya deger degil mi? Bu baglam içinde çocuk tiyatrosunun egiticiligi ve ögreticiligi de elbette dogal sayilmali.
ÇOCUGUMUZ IÇIN TIYATRO Sözünü ettigim büyügüm, egitilmek istenen çocugun yasinin, anlayis gücünün, ruhsal durumunun, yasantisinin, bilgi ve görgüsünün, içinde bulundugu ekonomik durumun, kültürel özelliklerin bilinmesi gerektigini bana anlatti. Yapilan egitimin günlük yasam ile uzlasip uzlasmadigi, çocugu çeliskiye düsürüp düsürmediginin arastirilmasi gerektigini söyledi. Çocugu aile iliskilerinde, okul yasaminda, arkadaslari ile iliskisinde uyumsuzluga götürebilecek bir egitim, kendi içinde ne kadar hakli nedenlere dayanirsa dayansin, ne kadar dogru düsünülmüs olursa olsun, yarar yerine zarar verecekmis, öyle söyledi. “Dogru bildiklerimize ne kadar inaniyor, onlari ne ölçüde koruyup savunuyorsak, tiyatrocu yöneldigi çocuk seyirciyi de o ölçüde sevmeli, ona inanmali, onu esirgemeli,” dedi. Çocuk olan insani incitmemek, inandigimiz ilkeden sapmamak kadar önemli olmaliymis. Çocuk tasiyamayacagi kadar agir bir düsünce yükü altinda ezilmemeli, yasami ile uzlastiramayacagi görüslerle sasirtilmamaliymis. Büyügüm; çocuk tiyatrosunun, büyükler için yapilan tiyatrodan daha zor olmasinin, daha çok çaba gerektirmesinin nedenleri olarak bunlari siraladi. “Dogumda bir bebegin mikrop kapmamasina nasil dikkat ediliyorsa, bebege verilen sütün pastörize olmasina nasil özen gösteriliyorsa, çocuk hastaliklara karsi nasil korunuyor, büyümesini engelleyecek agir islerde çalistirilmasi nasil yasaklaniyorsa, yapacagi sporun niteligi nasil yasina göre saptaniyor, beden gelisiminin dogru olmasina çalisiliyorsa, tiyatro yolu ile egitilirken ayni ölçüde titiz davranmak, ruhsal gelisimini dikkate almak gerekir.” Aynen böyle dedi büyügüm.
HANGI TÜR TIYATRO YEGLENMELI Bence bizler için en yararli tiyatro, bizlere sevinmesini ögreten, içimizde biriken enerjiyi istedigimiz gibi kullanmamizi saglayan, bizleri sevgi ile besleyen, içten güçlendiren tiyatro oyunlari olmali.
Gelin tiyatroda sevinelim, yasamanin, sevmenin, dayanismanin tadina varalim.
Yasamayi ve yasatmayi, mutlu olmayi ve mutlu etmeyi ögrenelim.
Kisacasi tiyatronun aynasinda kendi yasamimizi seyredelim, yarinlarimizi görebilelim.
ÜSTÜN AKMEN
|