Tiyatroda Bir Arayışın Mimarı: Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu
Yrd.Doç.Dr.Gülay ERKOÇ
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
Tiyatro Bölümü Öğretim Üyesi
Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi
MART 2003 | YIL : 4 | SAYI : 37 Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu Cumhuriyet dönemi Türk tiyatro tarihinin önemli kişiliklerinden biridir. Ancak önemi, popüler bir şahsiyet olmasından, açtığı yolda peşinden yığınları sürüklemesinden kaynaklanmaz. Tam tersine o, tarihimizin henüz tam keşfedilmemiş, önemi sadece akademisyenlerin çalışmalarında vurgulanmış bir bilim ve sanat insanıdır.
Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu hem bir Meşrutiyet aydını hem de bir Cumhuriyet aydını olarak yaşadığı dönemlerin kültürel–sanatsal zenginliklerini, yönelimlerini sentezlemeye çalışmış, ulusal tiyatroyu oluşturma üzerine bütünlüklü bir tez ortaya atmıştır . Bir pedagog, oyun yazarı ve uygulamacı olan Baltacıoğlu, bu çok yönlü kişiliğini kuramsal çalışmasına aktarabilmiş; bilim ve sanatın interaktif ilişkisini Öz Tiyatro tezinde sergilemiştir. Bu eser, ulusal tiyatroyu açımlama kaygısını taşımakla birlikte, pedagoji biliminin tiyatro sanatına, tiyatro sanatının pedagoji bilimine karşılıklı katkıları olacağını da kanıtlar.
Baltacıoğlu Öz Tiyatro tezinde, temsil olgusundaki asal elemanın, olmazsa olmaz elemanın oyuncu olduğunu vurgulamış, oyuncu dışında kalan diğer elemanların, yazarın (oyun metninin), sahnenin, perdenin, dekorun, makyajın, kostümün, rejisörün, suflörün, oyuncunun yaratısını besleyen unsurlar olduğunu belirtmiş, geleneksel tiyatromuzun da aynı temele dayandığını ileri sürmüştür. Öz Tiyatro düşüncesi oyuncu odaklıdır. Oyuncu temsilin yaratıcı kaynağıdır. Tiyatronun tüm unsurları oyuncunun çevresinde toplanır, değerini oyuncunun yaratıcılığına yaptığı katkı ile kazanır. Temsil ile oyun metni birbirinden farklıdır. Oyun metni edebiyata aittir ve tiyatro sanatının yazı diline girebilen söz ögesini taşır; temsilin üçte biri kadar eksiktir. Oyun metninin önemi bir tema taşımasındadır. Her temada sahnesel niyet (intention scénique, konut ereği) vardır. Temsilin amacı da oyun metni gibi niyeti ve temayı gerçekleştirmektir. Bu nedenle biribirleriyle organik bir bağ taşırlar. Oyuncu, tiyatro sanatının canlı ögesi olarak temayı tenleştiren , oyun kişisini iç beninde bulan, oyunda olmayan bütün varlıkları kendi başına yaratan insandır. Baltacıoğlu “temsil”i oyuncuların da içine katıldığı bir “oluş” olarak tanımlar. Temsil hayattan kesilmiş bir dilimdir. Hayat bir oluş (devenir) ve bir süre (durée) içerir. Oyun metni de bir oluş ve bir süre içerir. Hem metnin hem de temsilin amacı bu süreyi varetmektir. Süre olmayan yerde temsil de olmaz. Süre kesilince hayat da kesilir. Öyleyse süre temsilin canı, kendisi ve özüdür. Bu özün en yakın çevresini oyuncu oluşturur, peşini yazarın dehası takip eder, ardından ise diğer elemanlar (dekor, kostüm v.b.) gelir.
Baltacıoğlu kastedilen “süre”nin zaman süreci ile ilgisi olmadığını belirtir. “Süre” “can süresi” (durée vitale) ve “ruh süresi” (durée psychologique) dir. İkisi birden gösteri süresi (temsil süresi / durée scénique) olarak adlandırılır. Yazara göre tiyatro dediğimiz “şey” edebiyat öntasar yönünden teknikleştirilen bir hayat parçasının süreye çevrilmesidir. Tiyatro teknikleştirilmiş bir aksiyon süresidir. Bir başka deyişle tiyatro, oyuncudaki aksiyon süresidir.
Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu ulusal tiyatronun batı aktarmacılığı yerine, karagöz, kukla, ortaoyunu, köyseyirlik oyunları, tuluat tiyatroları gibi geleneksel türlere ve kaynaklara dayanması, geleneksel türlerin modernleştirilerek seyirciyle buluşturulması gerektiğini savunmuştur. Diğer kaynaklar ise çocuk oyunları, hayatın içindeki teatral sahneler, hitabet, namaz ayini, mevlevî ayini, Dalcroze’un artistik sistemi ve kendi öz yaşamından edindiği deneyimlerdir. Bu kaynaklardan elde edilecek olan özellikler tiyatroda ulusal kimlik arayışı içindeki önemli kapıları oluşturur.
Baltacıoğlu, geleneksel tiyatro türlerimizde ölen ve ölmeyen ögeler olduğunu, tiplerin, kostümlerin, temlerin zamanla ve mekânla değiştiğini ancak temsil anlayışının, tiyatro estetiğinin, hayat felsefesinin kalıcı olduğunu belirtmiştir. Tiyatromuzun bu ölmeyen yönlerinin, batının öncü tiyatro hareketlerinin ulaşmaya çalıştığı hedefleri kapsadığını belirtmiştir. Yazar, öncü tiyatro adamlarının tiyatroyu edebiyat, resim, mimari ve süs sanatlarının etkilerinden kurtarmaya çalıştıklarını eklemiştir. Bütün bu gerekçeler karşısında geleneksel tiyatromuzun eski ve geri tiyatro artıkları olarak görülmesini eleştirmiş, geleneksel tiyatro ögelerinin orijinal ve değişmez yanlarının korunarak, değişici olanlarının ise döneme, dönemin insanına, çağın sorunlarına ve gereksinimlerine uygun olarak modernleştirilmesi zorunluluğunu ortaya koymuştur.
Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu Öz Tiyatro tezinden yola çıkarak yazdığı eserleri geleneksel tiyatro kültürümüze uygun bir anlayışla çalışarak uygulama ve tanıtma olanağı yaratmıştır. Tezi oluşturma sürecindeki teorik ve uygulamalı çalışmaları henüz cumhuriyet ilan edilmeden başlar. Bunlardan ilkini 1912’de fahrî ders nazırı olduğu Şemsülmekâtip’de yapar. Atölye çalışmaları olarak adlandırabileceğimiz bu deneyimlerin asıl mekânı ya çocukların bulunduğu okul ortamı ya da gençlerin yer aldığı halkevleri birimleridir. Baltacıoğlu’nun çalışmak için yaygın ve örgün eğitim kurumlarını seçme nedeni, kendisinin öncü bir pedagog oluşuyla açıklanabilir. Yazar, oyunun, küçükten büyüğe bütün insanların gelişimine, kişilik kazanmasına, öğüt almadan öğrenmesine, ezberlemeden anlamasına, önyargıları aşmasına, yaratıcılığının ve yeteneklerinin teşvik edilmesine, insan ruhunun incelmesine, paylaşımcı olmasına ve sorumluluk taşımasına yarayacağını bilen bir eğitmendir. Baltacıoğlu, bu bağlamda drama çalışmalarının Türkiye’deki öncüsü olarak adlandırılabilir.
Baltacıoğlu’nun 1939 yılında Çamlıca’da Bağlarbaşı’nda C.H.P. Muratreis Semtocağı’ndaki gençlerle yaptığı atölye çalışması tezini yansıtan bir örnektir. Seçilen oyun, kendi yazdığı Akıl Taciri’dir. Rol dağılımında oyunculara seçme hakkı tanır. Oyun metni ezberlenerek çalışılmaz. Tiyatro sanatında metin temsilin çıkış noktasıdır, eserin kendisi değildir. Oyunun taşıdığı düşünce, oyun kişileri, sahnelerin anlamları oyuncularla birlikte tartışılıp iyice özümsenir. Baltacıoğlu’na göre profesyonel sahnede yönetmene ihtiyaç bile yoktur. Yaratıcı oyuncular oyunu kendileri prova edip sahneleyebilecek yetkinliği taşımak zorundadırlar. Profesyonel sahnede yönetmen olmazsa olmaz bir unsur değildir. Ancak amatör sahnede yönetmen, bir eğitmen gibi yol gösterici olmalı bir yöntem geliştirmelidir. Oyun, sahne sahne doğaçlama teknikleri kullanılarak prova edilir. Oyuncular canlandırdıkları kişilere kendi yaşamlarındaki deneyimlerden ve gözlemlerden yola çıkarak yaklaşırlar. Temsil, oyunun bir bütün olarak ve sahnesel anlamları bozulmadan, belli başlı dönüşüm yolları ve çerçevesi önceden saptanmak koşuluyla doğaçlama olarak sunulur. Temsilde sahne, dekor, suflör gibi ögeler kullanılmamıştır. Bu yönüyle geleneksel tiyatromuzun özelliklerini taşır. Makyaj ise oyun başlamadan önce oynanacak alan içerisinde, seyircilerin gözü önünde yapılır. Böylece temsilin “oyun” yanı baştan vurgulanmış olur. Oyuncular seyircilerle birlikte ön sırada otururlar; sırası gelen sahneye katılır; işi biten yerine geçip oyunu seyreder. Rejisör konumunda olan Baltacıoğlu ise oyuncuların arasından oyunu izler, oyunun akışını bozabilecek hataları yüksek sesle düzeltir. Hataların düzeltilmesi yöntem olarak dini törenlerdeki düzeltme biçimlerinden alınmıştır. Mevlevî ayinlerinde raks eden dervişlerin hatalarını düzelten kişi Meydancı Dede’dir. Namaz ayininde ise bu işi cemaatın içinde bulunan hıfzı kuvvetli bir kişi yerine getirir. Her iki törende de anılan müdahaleler doğal karşılanır. Temsilde ise bu görevi eğer varsa yönetmen yerine getirir. Bundan ötürü “temsil” niteliğinden bir şey yitirmez. Böylece suflöre gereksinim kalmamıştır.
Görüldüğü gibi Baltacıoğlu’nun çalışmalarının bütünü bir yanıyla da Türkiye’deki amatör ve profesyonel tiyatro yaşantısına bir alternatif oluşturabilecek önerilerle doludur. Ancak söz konusu dönemde hiçbir profesyonel sahne insanı tarafından ciddiye alınmamıştır.
Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun Öz Tiyatro tezi ve uygulamaları iki düzlemde değerlendirilmelidir: Eğitim bilimi ve tiyatro sanatı. Anılan çalışmalar eğitimde araç olarak kullanılmalıdır. Burada önemli olan sürecin kazanımları ve çocukların gelişimleridir. Çalışmaların sentezini kapsayan düşünsel yanı ile sonucu ise, ulusal Türk tiyatrosu arayışında ciddî bir tasarım olma özelliğini taşımaktadır. Anılan çalışma, günümüzde uzun bir süreden beri bir duraklama içinde görülen tiyatro yaşantımızda yeni arayışların güdüleyicisi olabilir. 1941’de basılan Öz Tiyatro kitabıyla Baltacıoğlu, tiyatro ve eğitim alanında uğraşan insanlara hiç tükenmeyecek bir kaynağın kapılarını açmış; geçmişin birikimlerini, geleceğin tiyatrosunu ve eğitim anlayışını inşa etme yolunda kullanmıştır.
Yararlanılan Kaynaklar:
And, Metin. Geleneksel Türk Tiyatrosu, Ankara: Bilgi Yay., 1969
50 Yılın Türk Tiyatrosu, İstanbul: İş Bankası Kültür Yay., 1973
Ataç Tiyatroda, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 1982
Baltacıoğlu, Ismayıl Hakkı. Toplu Tedris, İstanbul: Öğretmen Kitapları, 1938
Tiyatro, İstanbul: Sebat Basımevi, 1941
“Ortaoyunu”, Ülkü Dergisi, C: 2, Yıl: 1942
Öğretmen, İstanbul: Yeni Adam Yay., 1944
“Tiyatro Nedir? Ne değildir?”, Türk Dili Dergisi- Tiyatro Özel Sayısı, C: 15, Sayı: 178, (1 Temmuz 1966).
“Ulusça Kalkınmanın Yolları”, Türk Dili Dergisi, Sayı: 210, (Mart 1969)
“Karagöz Tekniği ve Estetiği”, Türk Dili Dergisi, Sayı: 215 (Ağustos 1969)
Karadağ, Nurhan. Halkevleri Tiyatro Çalışmaları, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay., 1988
Nutku, Özdemir. Sahne Bilgisi, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay., 1980.
Ongunlar, Serdar. Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun Tiyatro Görüşleri, Ankara: D.T. Yay., 1985
“Anadolu’da Tiyatronun ‘Öz’ü ve Alternatif Baltacıoğlu”, Agon Tiyatro Dergisi, Sayı: 8, Şubat 1996.
Şener, Sevda. Oyundan Düşünceye, Ankara: Gündoğan Yay., 1993.
Cumhuriyet’in 75.Yılında Türk Tiyatrosu, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 1998.
Tekerek, Nurhan. Popüler Halk Tiyatrosu Geleneğimizden Çağdaş Oyunlarımıza Yansımalar, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay., 1993
Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada
Giris yap