Öğretmenler Forumu
Ekim 06, 2008, 04:31:35 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: LÜTFEN  (Okunma Sayısı 758 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
busra838
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 14, 2007, 07:35:17 ÖS »

ankara savaşı sırasında timur ile yıldırım beyazıt arasındaki mektup
bu metubu bulursanız çok sevinirim ÖĞRETMENLERİM acil yardım !!!
LÜTFEN
Logged
busra838
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ekim 14, 2007, 10:07:14 ÖS »

ya lütfen biri cvp yazsın acil lazım Undecided
Logged
figen
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Ekim 15, 2007, 09:11:53 ÖS »

arkadaşım hocalarıma sorarım ama onlarda var mı bilmıyorum.. acil demişsin ama o dönemin hocasının perşembe bize dersi var senin için sorarım benım elimde mevcut değil Undecided
Logged
figen
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Ekim 15, 2007, 09:13:23 ÖS »

ödevin mi ne için lazım bu merak ettim Undecided
Logged
figen
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Ekim 16, 2007, 10:54:25 ÖÖ »

Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap

burda özet geçip yorumlanmış işine yarar belki...
Logged
kirpi136
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ekim 19, 2007, 10:05:35 ÖS »

ANKARA SAVAŞI ÖNCESİ TİMUR İLE YILDIRIM BAYEZİD’İN MEKTUPLAŞMALARI
 
I. Mektup ve Cevabında

 Timur;Yıldırım  Bayezid’e  yazdığı  birinci  mektubunda  özetle;  “...Kara Yusuf  ile  Bağdat  Sultanı  olan  Ahmed  Celâyir’in,  Osmanlı  idaresine  sığınma taleplerini  kabul  etmemesini,  bu  iki  kişiyi  yakalayıp  aileleri  ile  birlikte  ya kendisine  teslim  edilmesini,  veya  öldürülmelerini,  ya  da  ülke  sınırları  dışına çıkarılmaları...”21  gibi alternatif tekliflerini iletmiştir.

Yıldırım  Bayezid;  Timur’un bu gibi isteklerini emr-i vâki saymış, muhtemelen kendisine iltica edenlerin kışkırtmaları ve onun daha önceki Sivas kuşatması da dahil, Osmanlıya karşı beslediği istilâ planları sebebiyle çok sert ve  hakaret  edici  cevabî  mektubunda  ;  “...Ey  ihtiyar  köpek,  tekfurdan  daha şiddetli  kâfirsin. Mektubunda  bizi  korkutmak  ve  hile ile kandırmak istemişsin. Osmanlı  sultanlarını,  Acem  padişahlarına  benzetme. Osmanlı  askerleri  de, ne Kıpçak ülkesi Tatarı gibi sıradan insanlar, ne de Hint toplulukları gibi başı boş, sere serpe avare kalabalıklar değildirler. Osmanlı askerleri, Irak ve Horasan askerleri gibi hamiyetsiz ve perişan olmayacak kadar onurlu askerlerdir. Yine sen, Osmanlı askerlerini   Şam ve   Haleb(Memlûk)   askerlerine de benzetmeyesin...” şeklinde ifadeler kullanmıştır.

Yukarıda mektup içerisinde anılan tüm bu ülkeler, Timur’a mağlup olmuş yerler olduğu  için, Yıldırım Bayezid  buraları  kötü  birer  örnek olarak Timur’a göstermek   istemiştir. Ayrıca Yıldırım’ın mektubunda adları geçen İslam ülkelerinde  Timur’un,  çok  sayıda  Müslümanı  öldürdüğü  ve  şehirlerini  harab ettiği   kaydedilmektedir   ki,   bu   durumu   Timur   da   söylemekte   bir   beis görmemiştir.  Böylesine  bir  âkibete  uğramak  istemeyen  Yıldırım  Bayezid,  işi savaş yoluyla bitirmek istemiş olacak ki ona yazdığı  cevabında; “...bu mektup eline geçtikten sonra savaş meydanına her kim ki gelmeyip kaçarsa, onun eşi üç talakla  kendisinden  boş  olsun...”  diyerek,  Timur’u  savaş  meydanına  davet etmiş, gözdağı vermiştir.

II. Mektup ve Cevabında

 Karşılıklı  yazılan  bu  sert  ve  aşağılayıcı  ilk  mektuplardan  sonra,  taraflar daha  temkinli  olmayı  yeğlemiş  olmalı  ki  daha  sonra  yazacakları  mektuplarda üslûplarını yumuşatmayı tercih ettiklerini görüyoruz. Şöyle ki;

Timur; “...Sen kendini Allah yolunda cihad eden, bizi ise haksız yere kan döken bir  kâfir ve beni  yeni  yetme bir savaşçı  saymışsın. Bil ki, ben kırk yıla yakın  bir  süredir  nefsimi  cihada  adamışım.  Bu  cihatlar  sonunda  kaleler  ve ülkeler feth ederek, beldeleri kurtarmakla meşgulüm. Kaldı ki bu halim, dünden daha  açık  ve  kesindir.  Bu  mücadeleler  esnasında,  çok  sayıda  kişi  bize  itaat etmiş  ve  yolumuzda  canlarını  feda  etmiştir.  Siz  niçin  bize  hizmet  etmekten kaçıyor, sevgi göster miyorsunuz?   Hem yaşça da senden büyük durumdayım. Bu güne kadar hangi tarafa gittiysem, kısa sürede orayı ele geçirdim. Sivas’ı da kısa zamanda elde ettim. Sen Malatya’yı muhasara ettin, dört ay elde edemedin ve  geri  dönmek  zorunda  kaldın.  Sinop  Kale’sini  ne  zamandan  beridir  elde edemedin.  Mektubundaki  gibi  tehdit  ve  gurura  kapılma,  akıl  yolundan  uzak sözlere   cesaret   etme.   Kaldı   ki   Sivas’ta   ele   geçirdiğim   adamlarınızdan durumunu  anlamış  haldeyim.  Dolayısıyla  pek  çok  Müslümanı  rencide  etmek, han  ve  mallarını  harab  etmek  uygun  görülmemiştir.  Bu  sebeptendir  ki,  güzel cevap  vermeyi   yüksek  bir  iş  olarak  bil,  ülkeni  harap  etmekten  kurtarmış olursun.  Bizimle  anlaşma  yoluna  döner,  özür  dileyen  bir  ifade  ile  cevap verirsen, aramızda dostluk ve sevgi olur. Böylece Frenk kâfirine fırsat vermemiş olur, biz de, Sivas’tan çekilerek geri döneriz. Bizim niyetimiz ve meylimiz sizi zayıf düşürerek  meşgul etmek,  böylece kefere dinine yardım etmek değildir.

 Bizi  ve  askerimizi  kâfir,  dinsiz,  sapık  itikatlı  mezhep  sahibi  ve  çirkin âdetleri bulunmakla itham etme. Bizim askerimiz babadan ataya Müslüman ve Müslüman çocuklarıdır. Niçin hidâyete layık olmasınlar? Kaldı ki, Osmanlı’nın askerleri çoğunlukla kâfirlerden devşirme olduğu açıktır. Davamız  cihangirlik  olup,  saltanatımız  adına  hutbeler  okunmaktadır, sikkeler basılıdır. Müslümanların ûlü’l-emri olduğumuzda şüphe yoktur. Bizim soyumuz,  İlhân-ı  Âlişân’a  ulaşmaktadır.  Eğer  samimi  selâmınızla  beraber  iyi ifadeler içeren  mektubunuz gelirse,  her  iki taraf arasında yumuşama ve  sevgi peyda  olur.  Aksi  halde  kılıç  ortaya  çıkınca,  kaleme  yer  kalmaz  ve’s-selâm...” ifadelerini içeren ikinci mektubunu Yıldırım Bayezid’e göndermiştir.

 Yıldırım  Bayezid;  “...Zamanın  cihan  sultanı  olan  Timur-i   Köregen22, Sivas’a   gelip   yerleşmeyi,   bizim   Tebrîz’e   yöneldiğimize   benzeterek   tuhaf kıyaslamada  bulunmuşsun.  Kaldı  ki  biz,  Kefe’den  Şirvan’a   varıp,   o  ülkeye
asker  çıkarsak,  kim  mani  olabilir?   Kıpçak  halkı  sizden  bıkıp  usandığı  için bizimle beraber olmayı tercih etmektedir.
Malatya   ve   Sinop   hususundaki   iddianız   da   doğru   değildir.   Bazı sebeplerden dolayı muhasaradan vazgeçilmiştir. Yoksa bizim askerimizin azlığı veya sizin askerinizin çokluğundan dolayı olmamıştır. Kastamonu ve Karaman
hakimlerinin inatları ve o sırada fırsat bulup, bazı vilâyetlerimize saldırmaları, bizim   Malatya   ve   Sinop’taki   muhasarayı   kaldırmamızı   zaruri   kılmıştır...” dedikten  sonra  mektubuna  devamla;  “...İyi  bil  ki,  atam  Ertuğrul  Han  üç  yüz kadar  gazisiyle  beraber,  Hülâgû  Tatar’ından  onbin  Tatar’a  vurup,  Alâeddin Keykubât’a  galip  gelenleri  mağlup  etmiştir.  Bundan  sonra  devlet  idâre  etme şerefine nâil olmuş, hil‘at kendisine verilerek, Allâh’ın lutfu ile Âl-i Selçûk’un yerine idareyi elde tutması isyân ve baş kaldırma ile olmamıştır. Osman Bey’in ilk  culûsundan  itibaren,  dört  tarafında  bulunan  kâfirlerle  gece-gündüz  iki yüzbinden fazla askeriyle cihat etmiştir. Bu saltanat yıldızımız bugün dördüncü tabakaya  erişmiş  ve  şimdiye  kadar  fethettiğimiz  kale  ve  kasabaların  sayısıgeçmiş sultanların  hayalinden  geçmesi  dahi  mümkün olmamıştır...”  sözleriyle Osmanlı saltanatının tarihî seyrini açıkladıktan sonra, Osmanlının iktidar amacını  şu  ifadelerle  duyurmaya  çalışmıştır;“...Bizim  nazarımızda;  dünya ve içindekilerin kıymeti, Allah yolunda   cihat etmenin yanında saman çöpü kadar
değeri   yoktur.   Osmanlı   askerine   Abdullâh   oğlu   demekten   fazlasıyla   zevk duyarız. Çünkü bütün sahâbe-i kirâmın ataları  kâfir iken, kendileri müslüman oldular. Böyle müslüman olanlar, insafı olmayan müslüman-zâdelerden çok çok üstündürler...” şeklinde dinî kanaatini ifade etmiştir. Timur’un istila ettiği İslam ülkelerinde  yaptıklarını  tasvip  etmeyerek;  “...Siz  Sivas’ı  harap  idüp,  ehl-i İslâm’ın  ırzını  pâyimâl  etdükten  sonra   ne  denile  bilir  ki!  Siz,  ilk  suçlamayı kendinizden gidermeye uğraşıyorsunuz. Arapça ve Farsça gelen mektuplarınızda sertlik, kabalık, kibir ve gururdan başka bir nesne yoktu. Âl-i Osman,  hile  ile  ülkeleri  kendisine  mülk  edinmemiştir.  Mektuplarımız  akıllı devlet   erkânımızla   yapılan   istişâreler sonrası yazılmıştır...”   tepkisini göstermiştir.

 TÜRK-KANSeptember 03, 2007, 17:32:35
III. Mektup ve Cevabında

Yıldırım Bayezid’den alınan ikinci cevabın ardında;

 Timur;  “...Sungur  Çavuş  ve  Hacı  Bayezid  ile  gönderdiğimiz  haberler doğrudur. Sizin küffârla savaştığınızı biliyoruz. Bu tarafta Gürcü kâfirlerle biz savaşıyoruz. Hem siz hem de bizler bu konuda mutluyuz. Bu durumun sayısız faydaları her iki tarafa olmaktadır.Yazdıklarımızda zerre kadar şaibe ve şüphe olamaz.   Antlaşma   kararı   olursa,   Mısır’la   aramızda   olanlardan   ıslâh   edici olunması   isteğiniz   uygun   görülmemiştir.   Çünkü   ölen   eski   Mısır   Vâlisi, elçilerimizden Irak ve Acem’in büyük saygı duyduğu Bahaddin Savcı’yı haksız yere öldürdü. Yine uzun süredir hapsettiği Gönültaş’ı serbest bırakması için elçi gönderdiğim   halde   isteğimi   yerine   getirmedi   ve   o   günahsızı   hiç   endişe duymadan  katletti.  Biz  Şam  ve  Haleb’e  geldiğimizde,  Mısır’da  Hacı  adındaki elçileri gelip haps olunan Otlamış’ı Haleb’e gönderelim dediler. Fakat bu sözün
de  aksini  yaptılar.  Timur,  Osmanlı  sultanının  Memlüklerle  irtibat  kurmasına, bağları  kuvvetlendirmesine  vesile  olacak  faaliyetlerden  rahatsız  olduğunu  veYıldırım  Bayezid’in  muhtemelen  elçileri  vasıtasıyla  sözlü  olarak  Mısır  Valisi
olan  kişi  hakkında  akrabalık  ve  kutsal  mekanlara  idarecilik  yapmış  olması, Timur  ile  Yıldırım  Bayezid  arasında  arabuluculukta  bulunmasına  itiraz  edip, rıza  göstermeyerek;  “...Senin,  şimdi  Mısır Vâlisi  olan  kimseye  oğlumuzdur
demeni  uygun  görmedik.  Onu  Sultânu’l-Harameyn  elkâbıyla  anmanız  doğru olmaz.   Belki   Mücâvirü’l-Harameyn   demeye   lâyık   değillerdir...”   tepkisini bildirmiştir.  Ancak  Yıldırım  Bayezid’in  göndermiş  olduğu  önceki  mektubu incelendiğinde   Memlük   Sultanı   için   yukarıdaki   ifadeleri   kullanmadığını görüyoruz. Acaba Karaman Beyliğine ait bazı kimselerin Osmanlı elçilerini ele geçirip,  gönderilen  mektuptaki  ifadeleri  değiştirdiklerine  dair  Bayezid’in  kast ettiği hadise bu sırada olmuş olabilir mi, sorusu akla gelebilir.

 Timur  mektubuna  devamla;  “...Bize  dost  olmayanı,  kendinize  yakın  ve sevdiklerinize dahil etmeyiniz. Saltanat işleri nezâkete bağlıdır. Dikkat edilecek yönleri  çoktur...” 24   şeklinde  tavsiye  ve  isteklerini  dile  getirmiş,  “...Ahmed Celâyir  şimdi  Bağdat  yakınlarına  gelmiş,  biz  de   oraya  asker  göndermişiz. Tekrar  size  taraf  kaçar  gelirse  sahip  çıkmayıp,  bilâkis  yakalayıp  bize  teslim etmeniz   sizden   isteğimizdir.   Erzincan’a   varıp,   yerleri   tahrip   için   şimdilik serhadda durularak elçilerinizin gelmesini beklemekteyiz...” şeklinde düşüncelerini Yıldırım Bayezid’e iletmiştir.

 Yıldırım  Bayezid;  Timur’un  mektuplarında  yer  alan  isteklerini  kabul etmeyerek,  onu  kendi  atası  olan  Hülâgu’nun  sergilediği  tutuma  davet  etmiş, Osmanlı ülkesine sığınan Bağdat Sultanı Ahmet Celâyir ile Kara Yusuf’u teslim alma   arzusundan   vazgeçmesi   için;   “...Mısır   hakimi   ile   aranızda   geçen olaylardan  dolayı  bizim  niyyetimizi  doğru  anlamamışsınız.  Biz  arzu  etsek Mısır’ı  feth  etmeye  her  zaman  kadiriz.  Ahmet  Celâyir  tekrar  geri  Osmanlı topraklarına   gelirse,   Kara   Yusuf   ile   birlikte   ikisini   size   teslim   etmemi istemişsiniz.  Biliyorsunuz  ki  Hûlâgu  Dârü’s-Selâm’ı  alıp  İran’ın  çoğunu  eline geçirdiği  sırada,  halifenin  amcası  çocuklarından  bir  iki  kişi  Mısır’a  Kâhire Vâlisi  Baybars’a  sığındılar  ve  onun  himayesine  girdiler.  Hülâgu’nun  Bağdat Vâlisi olan Karaboğa Noyan, Baybars’la cenk ettiler. Halifenin amcasını Mısır askeri  sanıp,  orada  şehit  ettiler.  Kaçanlar  şimdiye  kadar  Kâhire’de  kaldı  ve Hülâgû Han onları geri istemedi ve takip de etmedi. Şimdi bu dostunuz feleğin tokadını yemiş bir iki kişiyi himaye etmekle hatırınızı kıracak bir durum olamaz. Zira  Hülâgû  böylesine  cüz’i  şeylerden  vaz  geçmiştir.  Muradımız  Sivas  ve çevresinden  elinizi  çekmenizdir.  Bunu  yerine  getirmeniz  güzel  bir  işaretinizin gereği olduğu anlaşılacaktır. Ancak her hâlde Allah’ın takdirinden kaçılmaz ve bizim kimseden korkumuz yoktur...” şeklindeki düşüncelerini bildirmiştir.

 IV. Mektup ve Cevabında

  Timur;  “...Şimdiye  kadar  sulh  için  çalıştım  ve  nihayet  Sivas’a  gelmem söz  konusu  oldu.  Kâfire  fırsat  vermemek,  İslam  diyarlarını  harap  etmekten endişe  edip,  Şam  tarafına  giderek  Mısır  azizinden  intikamımızı  aldık.  Sizin hasta   olduğunuz  hususu  ağızlarda  dolaşırken,  biz  bunu  fırsat  bilip  dikkate almadık.  Ancak  siz  fırsat  bulunca  bize  bağlı  olan  Erzincan’a  gelip  valimizi rencide ettiniz. Adamımız olan Taharten(Muttaharten) sulhu sağlamak için sizin pişman  olduğunuzu  bize  yazmıştır.  Biz  de  güvendik  ve  sulh  için  antlaşmaya varılacağı umuduyla birkaç kez mektuplar gönderdik. Ama siz gittikçe artan bir katı tutum içerisinde oldunuz. Tâ ki biz ve askerimiz için kâfir ve kâfirden daha eşed  kâfirlerdir  demeniz  sözü  her  yerde  söylenir  olmaya  başladı.  Elçileriniz olan Sungur ve Ahmed adamlarınız uzun süredir yanımızdadırlar. İslamlığımızı
ve inancımızı biliyorlar. Hedefimiz Kefe ve Kırım yönüne iken, Şirvan’dan geri dönüp tekrar Erzincan’dan o tarafa varmak icap etti. Semerkand’da   bulunan oğlum  Muîneddin  Muhammed  Sultan  Bahadır  da  askeri  ile  birlikte  bana katılacaktır.    İsteğimiz Erzincan’a varmadan ve askerimiz şehirlerinize girmeden   önce   Sivas, Malatya, Elbistan, Erzincan ve Kemâh’ın bize bırakıldığını sağlam bir ahit-nâme ile bildirmenizdir. Sulha muhalif değilim ve bağlıyım.  Bu  sulhun  bir  sûretini  Mekke-i  Mükerreme’de  Bâbü’l-Harâm’da kapalı  muhafaza  olunsun  ki,  kimin  bu  sulha  uyup  uymadığı  ortaya  çıksın.  Bu mektup Sungur, Ahmed ve Hacı Bayezid ile gönderildi.”

Yıldırım  Bayezid;  savaşın olmaması  için Timur’u  ikna  edebilecek bazı durumları açıklamayı uygun görmüş, antlaşmaya razı olduğu, belki de bazı ön şartlarını  kabul  edebileceği  intibaını  vermek  isteyerek;  “...Timûr-i  köregen hazretleri,  ilgi  uyandıran  antlaşmaya  dair  mektubunuz,  ben  Sivas’a  geldikten sonra  ulaştı.  Ben  bu  sırada  antlaşma  hazırlığı  içerisinde  bulunuyordum  ki; Nâgâh(vakitsiz  saatte)  sulha  muhalif  bir  başka  mektup  Karaman  fesatları elinden orduyu humâyûnumuza erişti ve antlaşmanın gecikmesine sebep oldu. Devlet  erkânımızdan  akıllı  kişiler  bu  durumu  şöyle  değerlendirdiler. İkinci   mektup   ilk   karışık   dönem   sürecinde   yazılarak   elçi   ile   gönderildi. Karaman  topluluğu  ki  eskiden  beri  ocağımızın  düşmanı  olmuşlardır,  bunlar elçimizi   öldürüp,   fitne   iyice   ayyuka   çıkıncaya   kadar   mektubu   sakladılar. Musâlaha olacağı ihtimâlini görünce, bu kez bazı rezilleri üzerimize gönderip bizi  şüpheye  düşürmüşlerdir.  Rezillerin  eline  düşen  mektubun  gecikmesinin sebebi  dahi  biz  olmadığımız  hususu  malumunuzdur.  Bu  durumu  yaltaklanma olarak  görürseniz  hayır,  asla  düşmandan  yüz  çevirmek  âdetimizden  değildir. Sulh ve cengin cezası ve mükâfatı buna sebep olan tarafa aittir. Eğer bir kimse fitneye sebep olursa, Allah’u Teâlâ onun cezasını versin...”

NOT: BU YAZI KONYA SELÇUK ÜNİVERSİTESİNDE ÇIKAN TÜRKOLOJİ DERGİSİNİN ESKİ SAYILARINDAN BİRİNDEN
NOT: ALINTIDIR Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
Logged
kirpi136
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ekim 19, 2007, 10:08:12 ÖS »

son gönderdiim msj alıntıdır ve kısaltılmıştır Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap bu adresten daha kapsamlı halini görebilirsiniz
Logged
busra838
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ekim 21, 2007, 03:45:02 ÖS »

tşkler işime yaradı  Smiley
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

yıllık plan Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS SBS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkçe Tarih Felsefe Coğrafya Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Sbs Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık evden eve nakliyat evden eve nakliyat Haberler
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!