|
omeryilmaz
|
 |
« : Temmuz 27, 2007, 09:04:05 ÖÖ » |
|
Ben Dionysus...Kutsal dansların; ilahi mistisizmin; ölümle yaşamın ve şarabın tanrısıyım...Bazen ıssız kumsallar dingindir ruhum; ve çoğu, siz ölümlülerin hayalinin de ötesinde, en korkunç tayfunun ölümü fısıldayan sesi kadar korkuncum. Ah Euripedes, korkak Euripedes, bana en kibar diyen, beni en çok korkunç bulan, ne çok özlemişim seni..."
"Are we winning the wines war?"; geçtiğimiz haftalarda Amerika'nın en saygın ekonomi gazetelerinden birinin (Financial Times) ilk sayfasında büyük puntolarla şu yazıyordu: Şarap savaşlarını kazanıyor muyuz? Gerçekten de yazarın uslubu, Bordeaux'dan anlattıkları, CNN'in körfez savaşı muhabirlerini hatırlatıyordu insana. Son 20 yıldır dünya mutfakları arasındaki kıyasıya süren savaş, son dönemlerde şaraplara sıçradı. Önce California ve Bordeaux birbirine girdi. Arkadan Güney Afrika ve Avustralya şarapları sahneye çıkarak biz de varız dediler; derken İtalyan, Şili; şimdi de Bulgar şarapları...Şarabın en güzelini üretebilecek çeşitlilikte ve güzellikte üzümler, bu üzümlerin büyüyüp olgunlaşacağı uçsuz bucaksız verimli ovalarla dolu Anadolu. Peki şarabın şampiyonlar ligi denince Anadolu ya da Türkiye neden akla gelmiyor?
"Ben Dionysus paradoksun tanrısıyım...Ben paranın iki yüzüyüm...Ben beklenmeyenim...Boğa bakışlarımdan ve boynuzlarımdan korkar insanlar, ama ben onları çok seviyorum. Sırf onlar mutlu olsun diye şiiri getirdim dünyaya, dramayı, trajediyi öğrettim. Ve en çoğundan şarabı keşfettim. Şarap...Onsuz aşk olmazdı. Aşksız insan yok olmaya mahkumdur. Nasıl yaşanır ki sevgisiz ben hiç anlamadım..."
Peki ya Türkler Anadolu'ya gelmeden önce şarabı biliyorlar mıydı? Evet... Dr. Altay Yavuzeser naklediyor: Eski Türklerde Göktanrı şarabı takdis ettiğinden, bağın ve şarabın bulunduğu yere kötü ruhların girmediği kabul olunurdu. Yeni doğan çocuklar için, düğününde açılmak üzere bir küp şarap gömülürdü.
Son 5 yıldır Türk Şarapçılığı ise 5000 yıllık şarap mirasına yakışır atılımlar içinde. Özellikle Gelibolu-Çanakkale çevresindeki girişimler gelecek vaad ediyor. Bunların öncüsü, Türkiye'nin Fransız üzümlerinden üretilmiş ilk varietal/monocépage şarabı Sarafin. Gönül istiyor ki böyle girişimler çoğalsın ve Anadolu şarabı dünya vitrininde hakettiği yeri alsın. Sevgilinin güzeli gül, içkinin güzeli şarap kokar...Bazen şairlere ilham, bazen tablolara renk olmuştur şarap. Plutharc'a göre içkilerin en faydalısı, ilaçların en tatlısı ve yemeklerin en lezzetlisidir şarap; Sokrat'a göre; çok güzel ama dozu kaçırılmadan içilmesi gereken bir içkidir şarap; Hipokrat'a göre su ile karıştırılınca başağrısına, sindirim bozukluklarına, siyatiğe, ve ödeme iyi gelen bir ilaçtır şarap;Büyük doktor İbni Sina ayda iki kere sarhoş olmanın yararı olacağını savunmuştur; kimyacı Louis Pasteur'se şarabın en iyi ve sağlıklı içki olduğunu vurgulamıştır.
|