|
_METİN_
|
 |
« : Temmuz 05, 2008, 06:40:06 ÖS » |
|
Eskilerin enteresan sofra alışkanlıkları vardı
Antik Yunanlılar üç bacaklı masaları ziyafetlerde kullanıyorlardı. Yiyecek ve içeceklerle dolu olan masaların bir ucu yatağa iliştirilmiş olurdu. Yatağa yan uzanan antik Yunanlılar, bir kollarını yastığa dayarlar, diğer elleriyle de bir güzel karınlarını doyururlardı. Antik Romalılar da yemeklerini uzanarak yerlerdi. Aynı zamanda “peçete” de kullanırlardı. “Peçeteler” bugün için oldukça enteresan görünümdeydiler. Bu “peçeteler” uzun, kıvırcık saçlı küçük erkek çocuklarıydı. Mutfak çocuğu unvanıyla işe alınırlardı. Çocuklarının böyle bir işe sahip olabilmeleri için aileler birbirleriyle yarışırdı. Yemek sırasında bu çocuklar yemek yiyenlerin arasında dolaşırlardı, elini silmek isteyen onların saçlarını kullanırlardı.
Bu enteresan el temizleme yöntemi antik Romalılar ile birlikte ortadan kalktı. Ancak insanların sofrada yiyecekleri elleriyle yemeleri yüzyıllarca sürdü. On dördüncü ve hatta on beşinci yüzyıllarda dahi en komplike mutfak kayıtlarında dahi çok az sayıda çatal bulunuyordu. Örneğin Fransız kraliçesi Jeanne d'Evre’ın sadece altmış dört kaşığı, sadece bir çatalı vardı. Kraliçe bu çatalı özel bir kın içinde koruyordu.
Rönesans döneminde ruhban sınıfı çatal kullanmayı şiddetle reddediyordu. Manastırlarda on sekizinci yüzyıla kadar çatal kullanımı yasaklanmıştı. Ruhban sınıfı çatalı Şeytan’ın üç çatallı asasıyla özdeşleştiriyordu. Bu dönemde zenginler ellerinin yağlanmasını önlemek için eldiven kullanıyorlardı.
İlk peçete antik Yunanistan’da keşfedilmişti. Bu peçeteler kaymak taşından yapılmıştı. Kullandıktan sonra yıkamak gerekmiyordu, ateşe tutuluyorlardı, taşlar da böylelikle temizleniyordu. Rusya’ya peçete “Deli” Petro zamanında ulaşmıştı. “Deli” Petro masa örtülerinin ellerin silinmesi amacıyla kullanılmasını yasaklamıştı.
12. Louis taç giyme törenlerinde bütün Avrupa’da tabak kullanıldığını gördüğünde çok şaşırmıştı. İlk tabaklar dikdörtgen biçimindeydi ve aşırı süslüydü. Köylüler başlangıçta sadece kase kullanıyorlardı. Çünkü satın alabilecekleri tek tabak biçimi bunlardı. Sadece zenginlerin evinde bulunan ekmek tabağı olarak adlandırılan büyük tabaklarda, iri ekmek parçaları bulunurdu. Bu ekmek parçaların üzerinde de değişik yiyecekler yer alırdı. Bu ekmekler dilencilere verilirdi. Rusya’ya bugün anladığımız anlamda tabak ancak on altıncı yüzyılda gelmişti.
İngiliz Kraliyet Deniz Kuvvetleri’nde çatal kullanımı on dokuzuncu yüzyıla kadar yasaktı. Çatal dişlerinin tabağa doğru bastırılması, bacaklarını açmış bir kadının uygunsuz duruşuna benzetiliyordu, bu nedenle çatal kullanmak çok ayıptı.
Bugün hayatımızı kolaylaştıran dört bacaklı masa, kaşık, bıçak gibi nesneler büyük zorluklarla sosyal yaşantıya girmişti. Yeniliklerin ne kadar büyük güçlüklerle topluma kabul ettirildiğini bu basit örneklere bakarak bile anlamak gayet kolay.
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #1 : Temmuz 05, 2008, 06:59:20 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
bengisunur
|
 |
« Yanıtla #2 : Temmuz 06, 2008, 11:00:49 ÖÖ » |
|
enteresan. ö<ellikle çocukların saçlarını ellerini silmek için kullanmaları 
|
|
|
|
|
Logged
|
Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin. Uye ol yada Giris yap
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #3 : Temmuz 06, 2008, 07:47:10 ÖS » |
|
öyle... 
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
.::intibah::.
|
 |
« Yanıtla #4 : Temmuz 06, 2008, 09:13:14 ÖS » |
|
cok ilginç gercektende...  paylaştıgın için sağol...
|
|
|
|
|
Logged
|
"SuSKuNLuĞuM aSaLeTiMDeNDiR...HeR LaFa VeReCeK CeVaBıM VaR aMa BiR LaFa BaKaRıM LaF Mı DiYe..BiR De LaFı SöYLeYeNe "aDaM" Mı DiYe...!! "
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #5 : Temmuz 07, 2008, 07:43:36 ÖS » |
|
RİCA EDERİM.. SEN DE SAOL..
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
.şirineee.
|
 |
« Yanıtla #6 : Temmuz 09, 2008, 05:48:55 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
SİLGİN KALEMİNDEN ÖNCE BİTİYORSA HATALARIN ÇOK DEMEKTİR...(ŞİRİNEEE):-)
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #7 : Temmuz 09, 2008, 08:11:45 ÖS » |
|
EVET.. VAKTİNİ AYIRIP OKUDUĞU İÇİN ŞİİRİNEYE TEŞEKKÜRLER..
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #8 : Temmuz 09, 2008, 08:55:28 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
.şirineee.
|
 |
« Yanıtla #9 : Temmuz 09, 2008, 09:42:21 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
SİLGİN KALEMİNDEN ÖNCE BİTİYORSA HATALARIN ÇOK DEMEKTİR...(ŞİRİNEEE):-)
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #10 : Temmuz 30, 2008, 08:37:46 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #11 : Eylül 22, 2008, 04:56:13 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|
*duygu*
|
 |
« Yanıtla #12 : Eylül 22, 2008, 05:07:37 ÖS » |
|
oldukça ilginç hayret ederek okudum paylaşımın için çok teşekkürler 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
_METİN_
|
 |
« Yanıtla #13 : Eylül 23, 2008, 12:07:31 ÖS » |
|
BEN TEŞEKKÜR EDERİM...
|
|
|
|
|
Logged
|
SEN BENİM SON NEFESİMSİN...
|
|
|
|