|
berivan
Ziyaretçi
|
 |
« : AÄŸustos 16, 2008, 01:41:16 ÖS » |
|
Bir Saatlik Dost (Yasanmis bir hikâye)
Hizli bir çalisma temposunun ardindan saatin bes oldugunu Kat nöbetini devretmeye gelen hemsire arkadaslar sayesinde fark etmistik. Yogun bir servisti çalistigim servis, çocuk servisleri hastanelerin en yogun ve gürültülü olan servisleridir. Artik günün yogunlugu geçmis servis sessiz bir hal almisti aksam tedavilerini henüz bitirmis ofiste cay içmeye gitme telasindaydim Çünkü o günün ilk çayini içme firsati yakaladim diye kendi kendime düsünüyordum. Kep dagilmis saç bas karismis yorgun bitkin bir haldeydim tedavi odasindan çiktigimda .Aynada kendimi taniyamadim ofise geldigimde hemsire odasinin telefonu çaliyordu Oturdugum yerden büyük bir güçlükle ayaga kalktim ve telefona gittim karsidaki ses acilde trafik yaralilarinin oldugunu içlerinde çocuklarinda bulundugunu damar buulamadiklarindan dolayi acile yardima gelmemi söylüyordu.Tüm yorgunlugumu unutmus hizla acil servisine yönelmistim ki diger telefonda nöbetçi hekimin icapçi beyin cerrahı hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartismasini duydum. Nöbetçi hekimin sesi ortaligi çinlatiyordu:
- Ne yapalim? Birakalim olsun mu bu insanlar? Gelmek zorundasiniz! - ... - Gittiginiz davet beni ilgilendirmez! Nöbet degistirseydiniz çok önemli bir davetti madem. -... - Siz Hipokrat yemini etmediniz mi ?
Konusma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek kosarak acil servisine gittim Her yer kan revan içinde aglayan kosusturan yakinini bulmaya çalisan bir yigin insan vardi bu kalabalikta saglikli bir is nasil yapilirdi bilmiyordum ama her kez elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamis sedyelere insanlar yatirilip ilk müdahale yapilincaya kadar bekletiliyor yetersiz kalan personel yerine hastalari yukari sevk edilen servise aileleri çikartiyordu. Onca kazazede içinde basinda kimsesi olmayan ama durumu da oldukça agir 15-17 yas arasi bir genç vardi gerekli müdahalesi yapilmis fakat sevk edildigi beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine gelmedigi için orada bekletiliyordu.Kendime ait serum ve tedavileri uyguladiktan sonra o çocugun basina giderek ilgilenmeye çalistim suuru yerindeydi konustuklarimi anliyor fakat cevap veremiyordu son anlarini yasadigini görüyor ve yalniz oldugu için korkunç derecede üzülüyordum onu orada yalniz bırakamiyordum. Zaten ben onunla ilgilenirken acil servis bosalmis, tüm hastalar gerekli servislere dagitilmisti. Ellerimi simsiki tutuyordu, birakma dercesine gözlerinden yaslar süzüldükçe kendimi ben de tutamaz hale gelmistim, egildim yanaklarindan öptüm.
"Birakmayacagim seni sakin ol, üzülme sakin" diyordum hiç tanimadigim, daha önce hiç görmedigim bu insana anlatilmaz bir yakinlik hissediyor, sanki onun acisinin aynisini çekiyordum.Çok aci çekiyordu hem yalnizligindan hem de geçirmis oldugu beyin travmasindan .Ne kadar süre daha onunla kaldigimi hatirlamiyorum.Avucumubirakmasiyla kendime geldim. O artik aramizda degildi, bu dünyayi terk etmisti ve ben gelmeyen doktoru suçluyor içimden Lanetler yagdiriyordum.Derken beyin cerrahi hekimi gelmisti. Hastanin daha dogrusu ex ( ölmüs) gencin Üzerindeki çarsafi almami söyledi. Çarsafi kaldirdigimda doktorun hiç bir sey söyleme Firsati olmadan yere düstügünü gördüm. Ne oldugunu anlamaya çalisiyordum. Yemekli bir davetten gelmisti. Acaba çok mu sarhostu ya da kalp krizimi geçiriyordu diye Düsünürken diger hekim arkadaslari olaya müdahale etmislerdi bile.Ölen o gencecik insanin babasiydi bu doktor ve kendi evladinin tedavisi için çok geç kalmisti ne yazik ki. Kötü günde oglunun acisiyla felç geçirmis ve görevine yeniden dönememisti .Seni yeniden andim KEREM ruhun sad olsun hayattaki bir saatlik dost bana yillardir yasattigin tecrübeyle dost kalan dost .. 1986
MUTLAKA 2-3 Ayda bir bu yaziyi okurum ben. Size de tavsiye ediyorum.
Dostluk her gün 2-3 kere telefonla konusmak degildir...
Dostluk yapilmasi geregine inanilan telefon görüsmeleri sirasinda diger insanlarin dedikodusunu yaparak karsilikli bir seyler paylasildigini zannetmek degildir...
Dostluk; dost bildigin kisinin en ince detaylarini bilme ihtiyaci ve geregi degildir...
Dostluk; dost bildigin kisinin senin en karisik detaylarini bilmesi gerektigi de degildir...
Dostluk her hafta 3-5 kere görüsmek degildir...
1 ay, 1 sene, 5sene seni aramayan, senin de aramadigin bir insani birdenbire arayip, dertlesmek, hatir sormak istersen ve o insan da seni Geri çevirmez ve sanki daha az önce konusmusun gibi kaldiginiz yerden konusmaya devam ederse, ve daha da önemlisi bu 1 ay, 1 sene, 5 sene ayriliga ragmen bu insanin basi gerçekten sikistiginda yardimina kosacak ilk insanlardan biriysen ve ayni sekilde onun da öyle oldugunu biliyorsan EMIN OL Kİ O kisi senin DOSTUNDUR... Sen de O'nun...
" Her tur iliski avuç içinde duran kum taneleri gibidir.Avucumuzu sikmadan, gevsekçe tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur.Avucumuzu kapatip, sikmaya basladigimiz an kum taneleri parmaklarimizin arasindan akmaya baslar. Bir kismini tutmayi basarsaniz da, çogu akip gider.Iliskiler de böyledir. Esneklik varsa, diger insana saygi duyuluyor ve özgürlük taniniyorsa iliskiler bozulmaz. Ama digger insani çok bunaltirsaniz iliski de yavas yavas bozulur ve biter. Hayatta pek çok insanla karsilasirsin Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz birakir."
GERÇEK DOSTLARINIZI BULUP HIÇ KAYBETMEMENIZ DILEGIYLE!!! Başa dön
|