artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« : Mayıs 17, 2008, 10:12:34 ÖS » |
|
 MONA ROZA
Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza, siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek..
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir, söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Birgün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler, o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen Bir tüy ki, kapalı gece ve güne Altın bilezikler, o kokulu ten
Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza, siyah güller, ak güller..

Ve Mona Roza Peygamber çiçeginin aydinliginda ara Sana dogru uzanan çaresiz ellerimi Sirrimi söylüyorum vefakar baliklara Yalniz onlar tutacak bu dünyada yerimi Koyverip telli pullu saçlarini rüzgara Bir çocugun ardina düsen heykellerimi Peygamber çiçeginin aydinliginda ara
Bir çevre sag elimden bulanik suya düstü Ve bogazimi sikti parmaklar ince uzun Günahkar topragimin saçindan bir tel düstü Sana ne olmus Roza, bir derde tutulmussun Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pisti Noel agaçlari ve manolyalar kahrolsun Bir çevre sag elimden bulanik suya düstü
Su sapkayi çikarip atiyorum irmaga Her seyim sizin olsun,hep sizin, kesik baslar Rüyasinda örümcek baslarsa aglamaya Içine gül koydugum tüfek ölmeye baslar Günahini sirtina yüklenen kaplumbaga Gibi ölüm önünde özbenligim yavaslar Öyleyse bu sapkayi atiyorum irmaga
Bu erkekler kokuyu kediler gibi alir Ve kediler de her gece sürünür yastiklara Denizleri bahtiyar eden günler kisalir Satilmayan çiçekler zehirli ve kapkara Unutulmus erkekler ve kadinlara kalir Bir geyigin eriyen gözleri düser kara Ve erkekler kokuyu kediler gibi alir
Ve yalnizlik, sigara külü kadar yalnizlik Ve topragin rüyaya yilan gibi girisi Sana da Mona Roza, tasbebegi biraktik Ellerinde kilçikli baliklarin bir disi Senin hatiran kadar büyük, yeri, karanlik Senin hatiran kadar Allah ve seytan isi Ve yalnizlik, sigara külü kadar yalnizlik
Bugün yalniz yagmura tahammül edecegim Ta bogazima kadar çikan deli yagmura Tüyüme horozdan çok itimat edecegim Itimat edecegim su belali yagmura Ruhumu bayrak yapip ben teslim edecegim Asilmis bir adamin iki eli yagmura Bugün yalniz yagmura tahammül edecegim
Bir tren isigina, günese çekmek seni Ve bir sehir yaratmak ruhundan Geyve diye Parçalanan gemiyi ve yirtilan yelkeni Kativermek sessizce söylenen bir türküye Ve sonra bir kösede öldürmek ölmeyeni Ve son vermek bu bitmeyen sarkiya Bir tren isigina, günese çekmek seni
Sana tavus kusunun içine girdigini En son söz olarak söylemek istiyorum Içimde tavuslarin kayboldugunu Bana da bir çift ak kanat kaldigini Son, en son söz olarak söylemek istiyorum Içime girdigini, tüyünü yoldugumu Son, en son söz olarak söylemek istiyorum
Peygamber çiçeginin aydinliginda ara Sana dogru uzanan çaresiz ellerimi Sirrimi söylüyorum vefakar baliklara Yalniz onlar tutacak bu dünyada yerimi Koyverip telli pullu saçlarini rüzgara Bir çocugun ardina düsen heykellerimi Peygamber çiçeginin aydinliginda ara..
Sezai KARAKOÇ 
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 25, 2008, 03:01:49 ÖS Gönderen: Admin »
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 25, 2008, 02:44:49 ÖS » |
|

Unutmak isteyipte unutamadığınız oldumu hiç_?
Ya düşünmek istemeyipte düşündüğünüz_?
Peki ya birşeylerin olmasını istemeyipte olduğu,
Oldumu hiç sizin dünyanızda_?
Sahi sizin dünyanız nasıl bir yer_?
Sizin dünyanızda benimki gibi
Acımasızcamı eser rüzgarlar,
Her sevdanızda karşınıza dikilirmi
"sevme" diye "aşık olma" diye,
Hep canınızmı acır bu sözleri işitince benimki gibi,
Her kürek çekişinizde rüzgara karşı
Sizinde benim gibi gözlerinizmi yaşarır,
Sizde benim gibi ağlarmısınız sonra, Yüreğinizin kumsalında elinizdeki deniz kabuğuyla
Sizede dermi "ne olur ağlama" diye rüzgarlar,yoksa siz,
Sizdemi benim gibi okyanuslara ağlayanlardansınız,
Sahi sizin dünyanızdada hep rüzgarlarmı eser_?
Sizin dünyanızda benimki gibi
Karabulutlarlamı kaplı gökyüzü,
Sizin dünyanızdada hep mevsimler kışamı çalar,
Hep yağmurmu yağar benimki gibi,
Bardaktan boşalırcasına yağan bu yağmurlar,
Sizde bu yağmurlara şemsiye açanlardanmısınız yoksa,
Yoksa benim gibi her aşkınızda sırıl sıklam ıslananlardanmı,
Sahi sizin dünyanızdada hep yağmurmu yağar_?
Sizin dünyanızda benimki gibi
Uçurumlarlamı kaplı bütün yolların sonu,
Her yürüyüşünüzde benim gibi uçurularlamı karşılaşırsınız,
Hep dağlar kadar farkmı vardır aranızda,
O hiç size göre değilmidir,
Yoksa sizdemi benim gibi imkansız aşkların kıyısında
Tutunmak için bir dal arayanlardansınız,
Ucu bucağı belli olmayan bu aşk uçurumlarına
İtilerekmi düşersiniz
Yoksa benim gibi bilerekmi atlarsınız,
Sahi sizin dünyanızdada hep uçurumlarmı vardır_?
Sizin dünyanızda benimki gibi
Sahte aşklarlamı parlar gökyüzünde,
Hep yıldız diye onlarımı seyredersiniz,
Hiçmi güneş doğmaz
Hiçmi yok olmaz bu sahte yıldızlar güneşin ışığıyla
Yoksa siz,
Sizdemi benim gibi sahte yıldızları güneşe tercih edip
Gerçek aşkı bulamamanın acısını yaşarsınız yıllarca,
Sonra her yıldız kayışında gerçek aşkımı dilersiniz benim gibi,
Siz güneşimi seversiniz
Yoksa yıldızlarımı,
Sahi sizin dünyanızdada hep sahte yıldızlarmı vardır gökyüzünde...?
Sizin dünyanızda benimki gibi
Aşk savaşları yapılırmı yıllarca,
Hep savaşırmısınız amansızca,acımasızca
Yoksa sizde benim gibi doğuştan yenilenlerdenmisiniz,
Her aşkınıza teslimmi olursunuz kolayca,
Kalbinizdeki hiçbir hücre
Üzerinde "aşka hayır" yazılı bir pankartla hiçmi gösteri yapmaz,
Hiçmi olay çıkmazlar bir yaz sıcağında,
Hiçmi yaralanan olmaz sizden başka,
Yoksa sizde benim gibi asla aşık olmam deyip
Hep aşık olanlardanmısınız,
Kimin başlattığını asla bilmediğiniz bu aşk savaşlarında siz
Aşka evet diyenlerdenmisiniz
Yoksa benim gibi "aşka hayır" deyip hep aşık olanlardanmı,
Sahi siz kaç aşk savaşında yenildiniz?
Kaç aşkda kaybettiniz kendinizi,
Kaçını hemen unuttunuz,kaçında çabucak unutuldunuz,
Unutamadığınız oldumu hiç,
Yoksa sizinde benim gibi hiç unutamadığınız birimi var,
Şiirlerinizi hep onamı yazarsınız,
Yoksa o zaten bir şiirmi,
Sahi varmıydı öyle biri_?
Ruhunuzun bedeninize sığmadığı anlarda
O varmıydı yoksa o zaten sizin ruhunuzmuydu,
Sahi sizmiydiniz o,
Peki kimdi o zaman,
Kimdi o unutmak isteyipte unutamadığınız,
Düşünmek istemeyipte düşündüğünüz,
Aşık olmak istemeyipte aşık olduğunuz,
Yoksa, yoksa o yokmuydu,
O bir rüyamıydı ? Cevaplar ne kadar acı değilmi,
Yoksa gerçeklermi demeli,
Yokmuydu aslında öyle biri,
Benim gibi biri
Ve senin gibi
Ve sizin gibi biri_?
Sahi varmıydı öyle biri_?
Bulut YILDIRIM
|
|
|
|
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 25, 2008, 02:46:18 ÖS » |
|
Seni özlemenin Ne demek olduğunu sor bana, Yetmişiki dilde anlatabilirim Kitabını yazabilirim sayfalarca. Yalnızlığın rezilliğini Kokuşmuşluğunu Ve çıplaklığını da. Ama hiç kimse Kavuşmanın güzelliğini Sormasın bana Anlatamam. Ben sana hiç kavuşmadım ki!
Bilmiyorum Dudakların nasıldır. Sıcak mı ateş topu kadar, Yoksa soğuk mu Buza kesmiş bir bardak su gibi? Kıvrımlarına, Kırmızı karanfiller mi tutunmuş, Küle gizlenmiş kor mu var? Tenime değdiğinde dudakların Cemre mi düşer bedenime, Mızrap değen bir saz teli gibi Titrer mi yüreğim / bilmiyorum. Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!
Bir kadını sardığında kolların, Ürkek ceylânlar Nasıl kurtulur tuzağından? Dolu yemiş yaprak gibi Nasıl titrer bir yürek? Ellerin nasıl okşar bir bedeni, Goncalar Nasıl güle döner sıcaklığınla Bilmiyorum. Hiç sana sarılıp yatmadım ki!
Kısacası: Tatmadım kavuşmayı / anlatamam. Ama, Seni özlemenin kitabını yazabilirim. Anlatabilirim daldaki kuşa Topraktaki solucana. Yokluğunda / yıllardır Özlemine dayanmayı öğrendim Yokluğuna katlanmayı Aşağılık avunmayı öğrendim / nasılsa Ustası oldum beklemenin Tükenmek pahasına.
Ama hiç kimse kavuşmayı, İki derenin birbirine karışıp Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu Sormasın bana Anlatamam. Çünkü senle ben, Ayrı kaynaktan doğmuş Sularında hasretleri taşıyan Başka denizlere koşan iki ırmağız. Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız. İşte onun için İki dere nasıl karışır birbirine Nasıl sığar iki nehir bir yatağa / bilmiyorum. Seninle Hiç aynı yatakta coşmadım ki!
Sen bana yalnızca Ve sadece Kahpe sensizliği sor Rezil beklemeyi , özlemeyi sor. Tanrı şahidimdir Kurda, kuşa Dağa , taşa bile anlatabilirim. Demem o ki uzaktaki yakınım: Vuslatlara yabancıyım, Ama, Seni özlemenin kitabını yazabilirim..
Kâmuran ESEN
|
|
|
|
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 25, 2008, 02:47:00 ÖS » |
|
Umudum
Tükenmeyen tek umudum oldun bugüne dek. Hiçbir zaman beklenin gelmeyeceğini bile bile hiç tüketmedim umudumu. Oysa biliyordum asla benim olmayacağını. Bu yalnızlığın vuslatı yoktu. Ancak rüyalarımda yaşayabilirdim bu anı. Ve ne zaman gözlerimi kapasam rüyamda hep o an gerçekleşiyordu. Uyandığımda ise bir mutlulukla telefonuma bakışlarımı hatırlıyorum da sonu hep aynıydı ama ben yinede bakıyordum belki aramıştır diye. Gün bitiyordu ve her güne yine bir umutla açıyordum gözlerimi. Günler böyle geçip gidiyordu. Ne beklenen dönüyor nede umutlarım tükeniyor.
Hayatımda ise sonu olmayan tek şey aşkıydı. Sevmek için değil sevdiğim için hala kalbimde saklı. Duymak istemese de ve duymasada haykırıyorum yinede sevdiğimi. Korkum yok kimseden. Ne sevdiğim için pişmanım ne de sevgime karşılık vermediği için kırgınım. Ben seviyorum bu bana yetiyor. Ama her zaman olmuyor, an geliyor deli bir özlem yüreğimi sızlatıyor. Gözlerim bana inat ağlarken ben gülüyorum. Çünkü ben sevdiğim için mutluyum.
Oysa bu aşk neler alıp gitti hayatımdan. Belki de en önemlisi olan duygularımdı. Hiçbir duygu olmadan nasıl yaşanır onu öğreniyorum şimdi.
Karşımda herhangi bir insanın ne durumda olduğunu umursamadan üstelik. Çünkü tüm duygularımı esir aldı bu aşk. Belki de tek pişmanlığım buydu aşka dair.
Gerçekleri kabullenmek o kadar da kolay değildi seven kalbim için. Bir daha hiç dönmeyeceğinin düşüncesi yüreğimde artçı depremler oluşturuyor. Büyük bir sarsıntının ardından enkaza dönen yüreğimde bu artçılar öyle küçük kalıyor ki. Yeni yeni canlanmaya başlayan hayatımda gördüğüm bir rüyanın sabahında kendimi yine bu enkazın altında buluyorum. Çünkü beklenen sadece rüyalarımda geliyor.
Şimdi yorgunum. Kendimi öyle bitmiş hissediyorum ki artık bu enkazdan sağ çıkmak hayal gibi görünüyor. Her bulduğum yerde tekrardan kaybettim aşkı.
Öyle çok seviyorum ki onsuz her şey yabancı, her şey anlamsız geliyor. Bir daha sever miyim böyle bilmiyorum. Ben aşkı onunla bulmuş, onunla yaşamıştım. Şimdi yalnızlık bir yılan gibi çöreklendi yüreğime. Sevsem de dön demek imkânsız. Ne kadar seviyorsam o kadar da eminim sevilmediğimden.
Bunu bile bile tekrar reddedilmek beni korkutuyor. Ne olursa olsun emin olduğum tek şey hala büyük bir özlemle bekliyor oluşum ve hala deli gibi sevdiğimdir.
Belki de hiçbir zaman yüzüne söylemeyeceğim iki kelimeyle uzaklardan sesleniyorum şimdi;
Seni Seviyorum.. Seni Seviyorum.. Seni Seviyorum..
alıntı !
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2008, 11:00:45 ÖÖ Gönderen: artistt ! »
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
|
kimyaöğretmeni
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 26, 2008, 05:56:09 ÖÖ » |
|
mona roza adlı konu forumda zaten vardı lütfen silin
|
|
|
|
|
Logged
|
Ayakta ölmek diz üstü yaşamaktan daha çok onur vericidir...! 
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 26, 2008, 11:03:55 ÖÖ » |
|
Sen Gidince Anladıklarım Meğer seher yelleri de kırarmış başakları, Umutlarda hep hanımeli açmazmış. Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları..
Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler, Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda, Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın kolları..
Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer, İsmi martı değilmiş, Beyaz olan tüm kuşların..
Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman, Kolay değilmiş her bilmece, İri sorular varmış yüreklere saplanan..
Nankör diye haykırırmış, Saatler her geçen an'a, Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan..
Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda, Yalnızlıkmış kökleri, Ayrılıkmış derinlere uzanan..
Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar, Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında, Erkekler de ağlarmış inan. Olsa da göz pınarları ıslanmadan..
Coşkun Deniz 
|
|
|
|
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
|
|
|
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 26, 2008, 11:11:18 ÖÖ » |
|
Düş! Düşsüzlüğüme “Bir yenilgi sonrasında Gece; 04.26 Bir fincan kahve, Bir karalama kağıdı, Bir kalem, Küllükte yanan bir sigara Ve tüm hücrelerimde sen”
Dışarıda köpek sesleri Sevdadan mı, efekt için mi? Yoksa isyan mı haykırdıkları? Beni ayakta kılan, sevdan!
İçindeyim gece karanlığının Karanlık ve kararsızlık değil midir hayat? Bir ışık gerekiyordu geceye ve hayata İkisini de aydınlatan, sevdan!
Düşten güzeldir gece Kapkaradır ve sonrası aydınlık Düşsüzlüğüme düş! Yarat kendini Geceye ve düşe renk veren, sevdan!
En güzeli düşlerini düşlemek Düşlerine su gibi sızıp dolaşmak Düşlerim, düşlerin bir olduğu an, Anı anlamlandıran, sevdan!
Mutlu olmakmış yaşama amaç, O halde düşlerde yaşamak gerek. Arıt kendini düş düşsüzlüğüm(d)e; Düşsüzlüğüme düş olan, sevdan! “bu şiir bir hiç kimse için bir hiç kimse tarafından yazılmıştır..” (Not: hiç = her şey ilkesi)
|
|
|
|
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 26, 2008, 11:17:11 ÖÖ » |
|
Özledim seni..
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... Beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor. Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken... Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek... "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde... Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..." Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana... Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek... Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek... "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor... Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken... Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor... Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek... Yokluğunu beklemek, ne zor... Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden... Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum. Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Dön bebeğim" demek istiyorum: "Geri dön.. Kulüben seni bekliyor.."
Can Dündar
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2008, 11:24:37 ÖÖ Gönderen: artistt ! »
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #12 : Mayıs 26, 2008, 11:19:14 ÖÖ » |
|
sen bilirmisin insan nasıl kendini unutur.. nasıl haykırmak isterde sesi bogazında düğüm olur.. konusmak istersin konusamazsın,kaçmak istersin kaçamazsın hatta gözlerindeki yaslar bitmiştir, AĞLAYAMAZSIN ! sen bilirmisin benzine su bulanmıs bir insan titrek, cılız bir kibritin aleviyle nasıl tutusur nasıl sokaklara, evlere,hatta kendine bile sıgmaz olur.. düşünmek istersin düşünemezsin unutmak istersin unutamazsın.. sen bilirmisin nasıl bir örümcek kemirir durur beynini.. Ey sevdiğim ! bende bilmezdim bir zamanlar hatta düşünmezdim bile bu kadar acımasız değildir derdim insanlar.. Ama oluyormus,ama öğretiliyormus insana.. Yudum yudum ömründen çalıp,hayallerini,umutlarını, daha da ötesi kendini bile unutabiliyormus insan.. Haykırıyor,isyan ediyorum bazen kendime ama elden ne gelir bütün dertler,acılar yine benimle.. olsun diyorum varsın buda olsun alışırım diyorum.. işte bu arada bir mermi daha vuruluyor beynime.. olmuyormus güzelim,alışılmıyormus bu acıya.. Acınında acısı vardır bende biliyorum.. Ama kalbim kaldırmıyor artık, öylesine yorgun,öylesine gecmişim ki kendimden, artık insanlar bile vazgecer olmus benim bu halimden.. zaman diyorum,ilaç diyorum,buda gecer diyorum.. Ama itiraf edeyim mi sana buna artık bende İNANMIYORUM..
|
|
|
|
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 26, 2008, 11:20:11 ÖÖ » |
|
 Beni Tutmayın
Yağmurlu ve upuzun bir yolu düşe kalka yürümeye çalıştım. Ve inanılamayacak kadar duygusal bir geçmişimiz oldu seninle. Üstelik biz bunu bir ömür boyu sürüp gider sanmıştık. Beni tutma öyle sahnelere gelemem, beni tutma çok kötü yanılırsın. Yıllardır öyle biriktim, öyle gerildim ki,topyekün boşalır toz olur dağılırsın.
Sen benim en ince dilimde türkümü çaldın Sen benim en ücra duygularımı talan ederek beslendin Her şeyin merkezi sendin ve her şey senin etrafında dönerdi. Bar köşelerinde tükenip kaldırımlarda ararken kendimi, Gelip sana sığınırdım.,umutlarım bir kez daha sönerdi.
Beni tutma şantajlara boyun eğmem. Beni tutma hırsımdan çatlarım. Yıllardır öyle sabrettim öyle doldum ki, Şimdi yanardağlar gibi birden patlarım.
Bir yavru serçe hayata bağlanır gibi ağzım açık bağlandım sana, Bir topal karınca yuvasına yaklaşır gibi, titredim ve heyecanlandım, Bu akşam çekip gitme adına bütün ömrümü ve seni sildim. Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda zavallı bir figürandın sadece, anlatamam Kumlara yazılmış sözcükler kadar kısacıktı ümidim. Ve anladım ki bir takım şeyleri ben ilk dalgada yitirmişim.
Beni tutma ben senin dizlerine çökemem Beni tutma ellerinde kalırım, kırılırım
Yıllardır öyle daraldım öyle bunaldım ki; Şimdi bir saniye bile oyalarsan çıldırırım. SEN, kalbimi emanet edecek kadar güvendiğim, dost bildiğim. SEN, bir lokmayı bile hazmedemeyip birlikte yediğim. Yatalak olsan altına yapsan bile iğrenmeden, alırdım dediğim Bu nasıl insanlıkmış, bu nasıl arkadaşlıkmış, bu nasıl vefaymış Bu nasıl acıymış ulan bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa
Beni tutma gazabım yakar ellerini, beni tutma hurdahaş olursun. Yıllardır öyle kırıldım, öyle küstüm ki,bir ah ederim kaskatı kesilir taş olursun.
Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyaya,ama sen körsün ısrarla görmüyorsun Ben şimdi beynine sokuyorum hayatı, bir türlü algılamak istemiyorsun. Hala o aptal köşende oturup, beni öngörülerinle yargılamak ne kolaymış. Peki! gördüklerimi gördün, yaşadıklarımı yaşadın mı SEN! Peki devrik heykellerin önünde düşsüz yanılgıları o yüce gururlarıyla, Yoksul fakat dürüst bir mızrak gibi dimdik duranların acısını yaşadın mı SEN! Beni tutma gömleğim kan içinde, beni tutma darmadağın olursun Yıllardır öyle çok yedim öyle çok doydum ki Şimdi bir tükürürüm kaskatı olur rezil olursun
Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler, Herkesi birbirine düşürüp, sinsice sevinenler Ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar. Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler Ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ibneler
Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı. Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı Yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki Ulan bir şarjöre diz çöktürürüm ALAYINIZI! 
|
|
|
|
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
artistt !
Jr. Member

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 64
hayat işte..
|
 |
« Yanıtla #14 : Mayıs 26, 2008, 11:22:55 ÖÖ » |
|
 Ama belliydi böyle olacağı
Nicedir başlamıştı belirtiler:
Yolda çocuklar "Amca şu topu atıversene" diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin...
Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü,
Baktım; lise fotoğraflarım sararmış, sınıf arkadaşlarım yaşlanmış.
Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş, seyahat ve aşk yerine...
Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses düğmesini kısar olmuşum, içimdeki uçurtmanın ipini çekercesine...
Bizim zamanımızda diye başlayan nutuklar atmaya başlamışım mezuniyet törenlerinde,
-Hayret daha dün değil miydi benimkisi?-
Yıllar yılı dudak büktüğüm "ölümden sonra hayat" masallarına kulak kabartmaya başlamışım gizliden gizliye...
İple çektiğim Haziranlara sırt çevirmişim.
Yaşamın orta sahasına girmişim, irkilmişim...
Ruhumun ikizleri yine çekiştiriyorlar kollarımdan;
Biri, "daha ne gördün ki" diyor yüzünde papatyalarla, asıl şimdi başlıyor hayat!... Bundan sonrası rahat!"
Lakin "Buydu görüp göreceğin" diye efkarlanıyor öteki... ikinci yarı geçer hızla, yaşlanırsın zamanla...
Yaşı genç olanlar 35'e uzak durduklarını sanarak "Sahi oldu mu o kadar? Hiç göstermiyorsun" tesellisindeler.
35'le çoktan tanış olanlarsa "Hayata hoşgeldin" pankartlarıyla karşılamadalar...
İlk yarı sadece bir ısınmaymış meğer: asıl ikinci yarıda anlaşılırmış tadı, hayatın... kavganın... aşkın...
Bense şaşkın... devre arası bilançolarındayım.
Son dönemde kimbilir kaç kez eski anıları yaralı ele geçirdim, belleğimin derinliklerinde?...
Kimbilir kaç kez kendime yakalandım, kendimden kaçarken?...
Ve sustum vicdan sorgularında...
Aksi sedamla bile dertleşmedim. Meğer ne yaman serüvenmiş hayat? Bazen yediveren gülleri gibi bereketli...
Sanki hayat değil, Körfez Krizi mübarek: Bir koyup, beş alıyorsun...
Yaşıyor, seviyor ve seviliyorsun... Bazense kıtlıktan kırılıyor ortalık, şaşıp kalıyorsun...
Oysa -herkes bilmezden gelse de- skoru bellli oyunun:
30'larda dedeni ve nineni kaybediyorsun, 40'larda anneni ve babanı... Ve 70'lerde kendini...
Şimdi devre arası, yolun yarısı...
Bugüne dek ancak tanıştık hayatla... Ben ona kendimi tanıttım, O bana kendini...
Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı...
Zaferlerim onlar benim, olgunluğumun yapıtaşları...
Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı...
Asansör çıkarken yukarı, dönüp bakmadım bile aşağı...
Dönmesin diye başım...
Ben istikballe arkadaşım...
Ne var ki herşey yarım...
Hayat da yarım, sevdalar da...
Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin...
İhanetlerin hesabı sorulmadı...
Nazım'ın dedidği gibi "Kopardım portakalı dalından ama, kabuğu soyulmadı, sevdalara doyulmadı..."
"Doydum diyen görmedim ki ben zaten..."
Lakin gel de zamana anlat bunu...
Sahi nedir bu telaş, bu kin? Sanki ölüye can yetiştireceksin...
Baktım ikinci yarı kapıda... ve hayatın ceza sahası yakın...
Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını.
Acılar, sancılar bir çekmecede sevdalar diğerinde...
Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte sevinçler ve zaferler...
Kat kat, dizi dizi dizdim kullanılmıştakvimlerimi,
Sabırla kapattım kutuyu, sevgiyle mühürledim ağzını...
İlk yarı bilançom o benim: Yangında ilk kurtarılacak... Kazada ilk açılacak...
Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp bakanlar teşhis koyacaklar halime...
"Çok mutlu olmuş, fazla yüksekten uçmuş zavallı" diyecekler
Ya da,
"Sebepsiz alçalmış... Bile bile vurmuş kendini dağlara!..."
Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleyecek hikayenin...
Kalanı benimle gelecek...
Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem hatalarımı...
Reyhanlar saklayacak sırlarımı...
Skoru birtek Ege'nin suları bilecek...
Denize kavuşabilirse eğer içimdeki nehir..
HAYAT : 0 - BEN: 1
|
|
|
|
|
Logged
|
Unutma ! Hayat Sana Senin Ona Baktığın Gösle Bakıyor.. Hayat'a ve SEVDA'ya dair.. ~Gülümse..
|
|
|
|