|
kimyaöğretmeni
|
 |
« : AÄŸustos 19, 2007, 08:27:27 ÖÖ » |
|
İSTANBUL’A DOKUNUYORUM Sana dokunuyorum bu gece İstanbul, İçimden Çamlıca geçiyor. Vakit gecedir; İstanbul’u, Yıldızlar süslüyor. Birkaç dost belki yanımızda; Gözlerimiz, geceyle hasbihal ediyor. Vakit gecedir; Boğaz’ı, Işıklar süslüyor. Sana dokunuyorum bu gece İstanbul, Ellerim, Üsküdar semalarında… Dalgalarla oynuyorum. Ben, susmuşum bunca hasret sonrası; Ardımda martı çığlıkları… Ve nice mısralar geçiyor aklımdan, İçlerinde hep İstanbul… Bir hikaye düşürüyor gecenin ortasına bir el; Kızkulesi’ne hapsolmuş bir güzel tasvir ediyor, Kurtarmaya çalışıyor, Tam kurtaracakken; güzel, Martı olup uçuyor. Şarkılar dolaşıyor sokaklarını İstanbul’un; Şarkılar, en çok İstanbul’a yakışıyor, Bir ben mi işitiyorum bilmem; Adalarda deniz kanun sesiyle kabarıyor. Sana dokunuyorum bu gece İstanbul, Koskoca güneşi içime almışım, Ellerimde sıcaklığı; Bu gece seni ben ısıtıyorum. Dokunmak, anlamak demektir, Dokunmak, hisleri paylaşmak… Dokunup yeşiline, mavine; Sokulup sessizce ruhunun derinliklerine, Seni anlatıyorum. Ve gece ya da gündüz, Sana dokunuyorum İstanbul! Sokaklarında bin bir macera… Ne sen anlıyorsun çoğunu, Ne de ben anlıyorum. En zarif yerinden vurulup yorulmuşsun, Dokununca hissediyorum, Yaralar içinde her yerin. Sana dokunuyorum İstanbul, Dokunmak, ilaç gibidir bazen… Sen tüm zarafetinle karşımda dur, Ben sana bakmak istiyorum. İstanbul, bu gece, Kömür uçlu kalemle yazılmış bir şiir sıcaklığıyla; Oturup yanı başında bir tepeye, Sessiz, sözsüz sana bakıyorum; sana dokunuyorum.
|