Gün, etekle rini toplayıp şehrimi terk ederke n , ben geceni n karanlığını aydınlatacak gözlerine yalınayak koşuyorum. Şehrimin bozkırlarında filizl enen iğde dallarını toplayıp avuçlarından mutlul uklarını içmeye geliyo rum. Akşam kızıllığı düşerken okyanu slara, seni hayal ediyor um bulutl arın avuçlarında. Sana gelirk en ayakla rıma batan dikenl eri toplayıp " yanakl arın " diye yüreğinden öpüyorum onları. Seni fısıldıyorum çiçeklerin yüreklerine. Susamış çardak kuşlarına avuç içlerimde birikt irdiğim gözyaşlarını sunuyo rum. Dualarını alıyorum nice yetim kuşların. Sana kavuşmanın heyeca nında alnımdan terler akıyor toprağın dudakl arına..İliklerim titriy or gözlerini solurk en ... Kanımda tarif edemed iğim telaş anafor ları. Dilimd e mutlul uk yağmurlarında bestel enmiş sevda türküleri. Elleri mde dalından yeni koparılmış bir nefesl ik çiğdemler. Gözlerinde geceyi emzirm eye geliyo rum. Ve dizler inde göz kapakl arımı dinlen dirmey e geliyo rum.
Gözlerindeki Cennet in zemzem kokan sularında delice sine kulaç atmaya geliyo rum. Güneş karanlıkları elerke n avuçlarında sana yağmaya geliyo rum. Yağmurun ıslaklığını giyini p üzerime dudakl arındaki vuslatı öpmeye geliyo rum. Gelirk en uçurumlara hayall erimde n köprüler kuruyo rum. Çiğ tanesi ıslaklığındaki kirpik lerine uzanıp güneşi senin yüreğinde karşılamak istiyo rum. Geldiğimde” hayale n “ kollarına sarılıp varlığını soluya cağım. Göğündeki beyaz bulutl arla yıkayacağım hasret inde küllenen dudakl arımı.
Çatısız hayall erimde bedeni mi senin gözlerine kapatıp sabah ezanı okunma dan göz kapakl arından güneşe selam durmalıyım. Gece, güne yenik düşmeden ben uykuya dalmış kardel enleri uyandırmalıyım. Ve tenini gül kokulu yağmurlar yıkarken , ben kırgın düşlerimi göğsüne yaslayıp senin avuçlarında mutlul ukları kana kana içmeliyim. Sana küçük elleri mden geceni n karanlığında nice hayali yıldızlar çizmeliyim. Güllerle yıkanmış saçlarının kokusu yla ılık meltem leri kıskandırmalıyım. Rüzgar, yavru ceylan ları üşütmeden ben utangaç yanakl arından toprağa bir cemre misali yuvarl anmalıyım.
Her soluk aldığında dalgal arın kıyıları dövdüğü zamanl ardan kalma kırık uçurtmalarımı toplayıp yeni fidele r ekiyor um ezik gül bahçelerine. Goncal ar düşerken yüzün coğrafyasına, ben kuytu köşelerde ay tenini n kokusu nu soluyo rum. Küçük elleri mle bakır tenli bulutl arın yüreğine “gözlerini “ çiziyorum. Bu gece “ gözlerindeki Cennet i “ soluyu p sabah güneşini senin yanında karşılamak istiyo rum. Sonra varlığının sıcaklığına uyanıp senin avuçlarından mavi semaya kanatl anmalıyım. Yüzünün ince çizgilerinden kayıp güneşin etekle rine koşmalıyım. Pencer ene gün doğmadan yüreğimle alnına baharl arı , dudakl arımla gözlerine yıldızları bırakıp engin okyanu slara koşmalıyım.
Geldiğimde yüreğimin sıcaklığını hisset meyece ksin. Göz kapakl arın hulyal ara dalark en ben yatağına gülleri serpiştireceğim. Usulca saçlarını tokasından çözüp yıldızları işleyeceğim saç teller ine. Yumduğun avuç içlerini sen fark etmede n açıp ince çizgilerine yaslanıp mutlul ukları soluya cağım. Kurumuş dudakl arına gözlerimin ıslak nemini bırakıp ayak uçlarına taze papaty aları sereceğim. Ve kuşluk vakti, dudakl arımla usulca yüreğini öpüp pencer enden güvercinin ayak uçlarına tutunu p şehrime döneceğim. Sabah uyandığında gözlerinin sevday a gülümsediğini fark edecek sin. Güneşin, bu sabah tenini bir başka ısıttığını ve hoyrat rüzgarın dağınık saçlarını usulca taradığını hissed eceksi n. Suskun duvarl ar dile gelip kulağına “ sevda “ türkülerini fısıldayacaklar. Ve bu sabah ekmeğin kokusu bir başka olacak . Rüzgarın, koynun a baharl arı doldur duğunu ve omuzla rında nice yetim kuşların soluduğunu fark edecek sin. Avuç içlerinin anlamsız terled iğini ve dudakl arının sebebs iz titred iğini hissed eceksi n. Pencer edeki boynu bükük cicekl erin sana seslen diğini duyar gibi olacak sın. Ve en sonund a aynaya gülümsediğinde beyaz peçeteye yazılı şu notu okuyac aksın ;
“ Gül yüreklim ;
Bu gece, yüreğine uzanıp sabaha kadar ılık nefesi nde gezind im durdum .Kah kirpik lerind e rüzgarları kovala dım kah avuç içlerinde yavru keklik leri uyandırdım. Dizler ine başımı yaslayıp sabaha kadar her soluğuna bir dua ekledi m. Varlığının huzuru nda nice seni seviyo rum kelime lerini fısıldadım kulağına. “ Geldiğinde niye uyandırmadın beni “ der gibisi n. Biliyo rum. Uyandırmaya kıyamadıım işte. Eğer uyandırsaydım seni , gül kokulu Melek’lerin yüreğini güllerle yıkamasına ve yetim güvercinlerin dudakl arına baharı bırakmasına engel olacak tım. Kıyamadım o kuru dudakl arından öpmeye. Kıyamadım işte. Ve giderk en her zaman beni soluma n icin yüreğimi “ ılık nefesi ne “ bıraktım. . Kıyamadığım yüreğine nice seni seviyo rum cümlelerini yolluy orum…”
“ İyi ki varsın .
Nefesi ne dokuna madığım,
Yüreğimde soluduğum cansın.
Sen, kıyamadığımsın,
Mutlul uklard a nefes aldığımsın
-alıntı-