Öğretmenler Forumu
Ekim 11, 2008, 05:51:12 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ORYANTALİZM ( Edward SAİD )  (Okunma Sayısı 341 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
aa_ÅŸÅŸ_kk
Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 816


Türkçe Sevdalısı


Üyelik Bilgileri WWW
« : Åžubat 17, 2008, 05:55:01 ÖS »

ORYANTALİZM

Yazar: Edward SAİD
 


Kitap, önsöz, giriş ve üç uzun, on iki kısa bölüm ile bir ekten müteşekkil olup, 540 sayfadır. "Oryantalizm'in kapsamı" başlıklı birinci bölümde, gerek tarih ve tecrübe, gerekse felsefi ve siyasi temalar açısından Oryantalizm konusunun bütün boyutlarının altı çizilmektedir. İkinci bölüm, "Oryantalist yapılar: Eski ve Yeni" geniş kronolojik bir anlatım ve mühim şair, sanatçı ve bilim adamlarının eserlerinde görülen ortak bazı araçlara işaret ile, çağdaş oryantalizmin ortaya çıkışını anlatmaktadır. "Şimdilerde Oryantalizm" başlıklı üçüncü bölüm, ikinci bölümün sonundan yani 1870’den, Doğu’daki büyük sömürgeci genişlemesini konu edinerek II. Dünya savaşında son bulur. Bu bölümde Doğunun İngiliz-Fransız hegomonyasından Amerikan hegomanyasına geçişi tasvir edilmektedir. Yine bu bölümde Amerika’daki oryantalizm konusundaki fikri ve sosyal gelişmelerden ve gerçeklerden söz edilmektedir.

Yazar bu eserinde Batı'lıların Doğu'yu ele alırken bütünü ile kendi görüşlerinden ve varsayımlarından hareket ettiklerini,hayallerini konuşturduklarını ve Batı'nın çıkarlarına uygun bir Doğu manzarası ortaya koyduklarını ispat etme gayretindedir. Çok defa Batı'1ı yazarların görüşlerine baş vurarak ve Batı'lı eserlerden örnekler vererek onlara günahlarını kendi ağzından itiraf ettiriyorlar.

Misal: "Onların her şeylerini tahrip ettik, felsefeleri, dinleri mahvoldu, artık hiçbir şeye inanmıyorlar, derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için olgun bir hale geldiler..." Lovis Massignon

•   Avrupa'lı için DoÄŸu, Avrupa'nın bir icadı olup, eski çaÄŸlardan beri insanlarda hülyalar uyandıran, garip izlenimler yaratan, kendine has yaratıkları ve manzaraları ile fevkalade deneyimlere yol açan bir yerdir.

Amerikalı'lar için Doğu, Uzak Doğu'dur. Ve özellikle Çin ve Japonya'dır. Amerika'lıların aksine Fransız'lar ile İngiliz'ler ve onlar kadar olmasa da Alman'lar, Rus'lar, İspanyol'lar, Portekiz'liler, İtalyan'lar,İsviçre'liler uzun bir Oryantalizm geleneğine sahiptirler.

•   Åžark’ı öğreten, yazıya döken, veya araÅŸtıran kimseye Åžarkiyyatçı yada Oryantalist denir. Yaptığı ÅŸeyde Oryantalizm'dir.

•   DoÄŸu Avrupa'ya bitiÅŸik bir kara olmanın yanında, Avrupa'nın en büyük, en zengin ve en eski sömürgelerinin bulunduÄŸu yerdir, kurduÄŸu medeniyetlerin ve konuÅŸtuÄŸu dilin membaıdır, kültürel uzanımıdır. En önemlisi DoÄŸu Avrupa'nın "karşıt kalesi" olarak kendini tesisinin en büyük yardımcısıdır.

Bu yönleriyle Oryantalizm, kültürel hatta ideolojik bir açıdan, arkasında müesseseler, kelimeler, ilim, tasvirler, öğretiler hatta müstemleke bürokrasileri, müstemleke usulleriyle kavramlar olan bir muhakeme biçimidir.

Oryantalizmi bir muhakeme usulu olarak ele almaksızın ve doğu hakkında söz söylerken bu muhakamanin usullerine riayet etmeksizin muvaffak olmak yani Doğu'yu politik, sosyolojik, askeri, ideolojik, bilimsel ve fikri bakımdan yönetmek imkanı yoktur. Yani Oryantalizm Şark söz konusu olduğunda otomatik olarak devreye giren ve tesir icra eden menfaatler örgüsüdür.

•   Oryantalizm, Avrupa'nın DoÄŸu hakkındaki bir uydurması deÄŸil, Batı tarafından bilinçli vücuda getirilmiÅŸ ve nesiller boyu hatırı sayılır yatırımlara konu olmuÅŸ bir teori ve pratikler bütünüdür.

•   Bilgi, kendini elde edeni bir beÅŸer olarak kendi ÅŸartlarına baÄŸlılığını inkar edemiyor ise, Åžark'ı etüt eden Avrupa'lı veya Amerika'lı da DoÄŸu'nun karşısına önce bir Avrupa'lı yada Amerika'lı sonra bir beÅŸer olarak çıktığını inkar edemez. Bu sebeple Oryantalizm'deki anlam, varlığını doÄŸrudan DoÄŸu'yu görünür, seçilir ve var kılan Batı anlatıcılarına ve Batı anlatı tekniklerine borçludur. Böylece Oryantalizm DoÄŸu'dan daha çok DoÄŸu'yu icat eden Batı idi ve kendisini ortaya koyan Batı kültürüyle baÄŸlantılı idi.

•   Oryantalist Balfour’un ifadelerine göre, Mısır İngiltere'nin bildiÄŸi nesnedir, İngiltere Mısır'lıların kendi kendini yönetemeyeceÄŸini bilmektedir ve Mısır'ı iÅŸgal ederek bunu teyit etmiÅŸtir. Mısır'lılar için İngiltere'nin idari ettiÄŸi peydir. Mısır medeniyeti de İngiltere idaresine girmekle mümkündür.

•   Balfour'a göre Batı'lılar vardır, birde DoÄŸu'lular vardır. Birinciler hükmederler, ötekiler hüküm altında olmalıdırlar, buda ekseriye ülkelerin iÅŸgal edilmesi, iç iÅŸlerine tam müdahale, can ve mallarını ÅŸu yada bu Batı'lı gücün eline bırakılması demektir.

•   DoÄŸu'lular hakkında bilgi onların yönetimini kolay ve karlı kılan ÅŸeydir.

•   DoÄŸu Batı ayrımının ortaya çıkması seneler hatta yüz yıllar almıştı. KeÅŸif seyahatleri yapılmış, ticaret ve savaÅŸ vasıtasıyla temaslar saÄŸlanmıştı. 18. yy.. ortasından itibaren doÄŸu-batı iliÅŸkisinde iki ana öğe vardı

•   1- DoÄŸu hakkındaki sistematik bilginin geliÅŸmesi ,
2- Batı'nın tahakkümü

•   Batılı oryantalistlere göre DoÄŸu mantıksızdır, dinsiz olup azgındır, çocuk ruhludur, sapkındır. Böylece Avrupa'lı makuldür, fazıldır, o1gun ve normaldir.

•   Yazar oryantalizmi, bir kültürel tahakküm konusu olarak tahlil ve tetkik peÅŸindedir. Buradan oryantalizm, DoÄŸu'lu nesneleri inceleme, eleÅŸtirme, hüküm, disiplin yahut yönetim için sınıfa, mahkeme salonuna, hapishane yahut el kitabına yerleÅŸtirilen “DoÄŸu bilgisidir".

Oryantalizm pozitif bir doktrinden ziyade düşünceye getirilmiş bazı sınırlamalar olarak anlaşılmalıdır. O, entellektüel bir kudretin ifadesidir.

•   1815'den,1914'e kadar Avrupa'nın direkt sömürge hakimiyeti yeryüzü karalarının % 35'inden % 85'ine çıktı. İngiliz ve Fransız İmparatorlukları'nın başını çektiÄŸi bu sömürgecilik faaliyetinden en fazla Asya ve Afrika kıtaları etkilendi.

•   Kissinger çaÄŸdaÅŸ dünyayı kalkınmış ve kalkınmakta olanlar olarak ikiye bölüyor. Birincisi Batı'yı, ikincisi ise DoÄŸu'yu ifade eder. Newton devrimini esas alır.

•   Hindistan'daki i1k oryantalistlerin çoÄŸunluÄŸu ya hukuk alimi yada misyonerlik eÄŸilimi fazla doktorlardı. Bunlar bir yandan Asya'da ıslahı kolaylaÅŸtırmak için bilim ve sanatı inceliyorlar diÄŸer yandan da aynı inceleme ile kendi ülkelerinde bilginin ve sanatının ıslahına çalışıyorlardı.

•   Napolyon Mısır'dan ayrılırken yardımcısı Kleber'e çok sıkı talimatlar verdi. Buna göre Mısır her zaman oryantalistler ve gönlü kazanılabilen dini liderler marifetiyle yönetilecekti. Napolyon Mısır'ı Fransız ilminin bir ÅŸubesi yaparak, ÅŸark ülkesinin seyyahlar, alimler, ve askerler dışındaki kimyacı, tarihçi, arkeolog vs. vasıtalarla tanınmasını tanıtılmasını saÄŸlamıştır.

•   Oryantalizmin baÅŸarıları: 19. yy'da bilim adamları üretmesi, Batı'da eÄŸitimi yapılan dillerin sayısını artırması, neÅŸredilen, tefsiri, tercümesi yapılan orjinal eserlerin sayısını arttırılmış olması,DoÄŸu'ya sempati duyan, Sanskritce'nin grameri ile, eski Fenike kuruluÅŸları ile ve Arap ÅŸiiri ile gerçekten ilgilenen öğrenciler çıkarması olarak sıralanabilir.

•   Oryantalizmin kafasında deÄŸiÅŸmeyen Batı'dan tamamen farklı bir DoÄŸu vardır.l8. yy'dan sonra oryantalizm asla kendini yenileyememiÅŸtir. Oryantaliste göre DoÄŸu ya da DoÄŸu'lu yabancılaÅŸmış olan varlıktır; yani kendine nispetle bir baÅŸkası olan varlıktır. BaÅŸkaları ele alır, baÅŸkaları anlar, baÅŸkaları tanımlar, baÅŸkaları deÄŸiÅŸtirir, kendine nispetle fiilsiz olup muhtar ve hükümran deÄŸildir. Oryantalistler tetkiklerinde özcü davrandıkları için neticede ırkçılığa ulaşıyorlar.

•   19. yy'ın baÅŸlıca oryantalist alimlerini ve kurulan cemiyetlerini şöylece sıralayabiliriz: Alimler: Gobineau, Renan, Humboldt, Steintal, Burnouf; RemuÅŸut, Palmer, Meil, Dozy, Muir'dir. Asya cemiyeti 1822, Kraliyet Asya Cemiyeti 1823, Amerikan Åžark Cemiyeti 1842 vb.

•   Bir yeri müstemlekeleÅŸtirmek demek, öncelikle oradaki menfaatleri ayırt etmek yada yaratmak demektir. Bu menfaatler ticari bilimsel,kültürel olabilir. Oryantalizm bu menfaatlere ulaÅŸmada en büyük vasıtadır.

1920'lerden itibaren, bir baştan bir başa bütün üçüncü Dünya ülkelerinde, imparatorluklarla ve emperyalizm ile ilişkiler "Karşılıklı etkileşim" şeklinde olmuştur. 1955 bağlantısızlar hareketinin başlangıcında (Bantung Konferansı) Doğu artık Batı'nın imparatorluklarından yakayı sıyırmıştır. Dünyada yeni güç dengeleri oluşmuştur: SSCB ve ABD. Artık oryantalizmin karşısında siyasi sesi olan ve düşünebilen akıllı bir Doğu vardır.

•   DoÄŸu'daki ulusal bağımsızlık hareketleri Oryantalizmin kafasındaki "pasif kaderci, hüküm altındaki ırklar) fikrinin tutmadığını ve düşüncedeki DoÄŸu ile mevcut DoÄŸu arasında farklar olduÄŸunu ortaya koymuÅŸtur. Halk da uzmanlar oryantalist düşüncede bir zaman aşımının ve tutarsızlığın mevcudiyetinde hem fikir idiler. İki türlü idi: Oryantalist bilim ile onun araÅŸtırdığı konu (doÄŸu) arasında Daha önemlisi, beÅŸeri bilimlerde kullanılan yöntemler ve çalışma araçlarıyla oryantalizmin yöntemleri ve kavramları arasında.

•   Ã‡aÄŸdaÅŸ oryantaliste göre gerçek insan Batılıdır. DoÄŸu nimetlerinin kullanım hakkında öncelikle bu gerçek insana aittir. Onun gözünde DoÄŸu'lu: deve üstünde, eli kamalı, ukala, her türlü ahlaksızlığa meyyal, ÅŸehvet düşkünü bir insandır.

•   Oryantalizmin en büyük hatası bir baÅŸka bir kültürü, milleti ya da coÄŸrafi bölgeyi önemsememesi ve ona zaafından ayrılmayan, deÄŸiÅŸmeyecek kusurlar atfetmesindedir.

•   l8.yy'da geniÅŸleme, tarihi yüzleÅŸme, anlayış ve tasnif ÅŸeklinde ortaya çıkan düşünce dalgalanmaları çaÄŸdaÅŸ Oryantalizmin fikri kurumsal yapılarını meydana getirmiÅŸtir. Bu düşünce dalgalan aynı zamanda DoÄŸu'yu ve özellikle İslam'ı Batı'nın dini anlayışına dayalı, dar çerçeveli tahlil ve deÄŸerlendirmelerden kurtarmıştır. ÇaÄŸdaÅŸ Oryantalizmin l8.yy'da Avrupa kültürünün laik unsurlarından meydana gelmiÅŸtir.

•   I. Dünya Savaşı bittiÄŸinde dünya topraklarının %85'i Avrupa'nın sömürgesi durumundaydı. Bu durum çaÄŸdaÅŸ Oryantalizmin hem emperyalizmin hem de sömürgeciliÄŸin bir cephesini teÅŸkil ettiÄŸinin ifadesidir.

•   Sacy ve onun ÅŸahsında dinci Oryantalistler Arap ÅŸiirinin batılıya zevk verebilmesi için Oryantalistin ona belli bir ÅŸekil vermesi gerektiÄŸi görüşündedirler. Yine onlara göre DoÄŸu'lu eserler kısmen ele alınmalıdırlar. Zira DoÄŸu'lu eserler Avrupa'ya yabancıdırlar. Daha da önemlisi sürükleyici olmamaları, yeterli zevk ve eleÅŸtirici ruhla yazılmamalarıydı.

•   Renan, Sacy'nin baÅŸlattığı iÅŸi resmileÅŸtirmiÅŸ, sistemleÅŸtirmiÅŸ , onun fikri ve maddi müesseslerini ihdas etmiÅŸtir.

•   Profosyonel Oryantalistin görevi, DoÄŸu'nun parçalarını birleÅŸtirerek, bir portre yapmak, DoÄŸu'yu bir tabloda adeta yeniden oluÅŸturmaktır.

•   Ä°ngiltere Hindistan'da biri yıkıcı diÄŸeri kurucu çift yanlı bir vazife yapmıştır. Yıkıcı olanı Asya toplumunun imha edilmesi, kurucu olanı Asya'da, Bah toplumunu maddi temellerinin tesis edilmesidir.

•   Oryantalistler insanı insan olarak deÄŸil, kümeler ya da soyut genellemeler olarak düşünürler. Samiler, DoÄŸu'lular, Arap'lar vs...

•   Oryantalistlerin bazıları özellikle ilk Oryantalistler hiç DoÄŸu'da bulunmadan tamamen kitaplara dayalı bir Oryantalizm ortaya koymuÅŸlardır. (Sacy ve Renan gibi...) Bazıları ise DoÄŸu'da bulunmuÅŸ ve DoÄŸu'lularla temas halinde bulunmuÅŸ olarak Oryantalist fikirler ileri sürmüşlerdir. Bu ikinciler DoÄŸu'lular için hem yerli hem de yabancı idiler. Yazdıkları faydalı bilgiler idi fakat DoÄŸu'lular için deÄŸil, Avrupa için ve onların neÅŸriyat kurumları için bir gücün temsilcisi olarak onların içinde idiler. Vakıayı sadece dışarıdan resmediyorlardı.

•   Oryantalist için DoÄŸu cinsel arzularının tatmin yeridir.

•   Avrupa'nın DoÄŸu siyaseti ekalliyetlere konusuna istinat eder.

•   Ä°lk Oryantalistler (Renan, Sacy, Laen) DoÄŸu�nun anlatımını mizansenli olarak gerçekleÅŸtirdiler; sonraki Oryantalistler alim veya yazar olsun sahneye sıkı sıkıya baÄŸlı kaldılar. Daha sonra sahnenin yönetilmesi gerektiÄŸi görüldü ki; yönetim oyununda kurumlar ve hükümetler ÅŸahıslardan daha fazla ön plana çıktı. İşte l9.yy'da 20.yy'la geçerken oryantalizmin çizdiÄŸi tablo bu ÅŸekildeydi.

•   ÃœÃ§Ã¼ncü bölümde Oryantalizmin düşünüş ve faaliyet olarak neleri kapsadığı anlatılmaya çalışılmıştır. Oryantalizmde en fazla beliren husus DoÄŸu ile karşılaÅŸan batılılarda daima bir çatışma hissinin olmasıdır.

Doğu-Batı derken orada bir sınırın tayin edilmesi, Batı'ya "üstünlük ve kuvvetin" Doğu'ya ise "zaafın" atfolunmasıdır. Yapılan bütün çalışmalarda iradi olarak coğrafi bir ayrımın yapılması sıkıntılarına yüzyıllardan beri katlanılmaktadır.

Oryantalizm geleneksel öğrenim (klasikler, İncil, filoloji) kamu müessesleri (hükümetler, şirketler, coğrafya cemiyetleri üniversiteler ) ve genel eserler (Doğu tasvirleri, fantezi kitapları, seyahat kitaplar) ile ilgilenir.

Doğu'dan bahseden her Avrupa'lının ırkcı, emperyalist ve milliyetçi olduğu söylenebilir.

Yazara göre oryantalizm Doğu Batı'dan daha zayıf olduğu için Doğuya tahakkümünü öngören Doğu'nun farkım onun zayıflığından ibaret bulan siyasi bir doktrindir.

19 yy oryantalizminde önemli gelişmelerden biri Doğu hakkındaki bazı fikirlerin kristalleşmesi idi. Tescili yapılan bu fikirleri şehvet düşkünlüğü,despotluk eğilimi,sapık zihniyet,yanlış gözlem ve hafıza geriliğiydi. Artık bir şark dedi mi, okuyucunun aklına hemen bu müseccel özellikleri geliyordu. Oryantalizm bir erkekler alemiydi ve bu alemde kadın, erkeğin gücünûn yarattığı şeydi.

19. yy da ortaya çıkan "Irklar arasındaki eşitsizliğin biyolojik kökenlerine ilişkin her" Doğu- Batı eşitsizliğini tescil eden bir vasıta gibi kabul gördü.

Batı Doğu'ya, Doğu'luların aklını eğitmek için değil, şahsiyetini eğitmek için gitmiştir.

20. yy'a girerken vurgulanması gereken bir nokta da ırklar, uygarlıklar ve diller arasındaki farklarla ilgili Batı hükümlerini kat'i ve değişmez kabul edilmesidir.

•   20.yy oryantalist anlayışında artık sadece DoÄŸu'nun anlaşılması hedeflenmiÅŸtir. Bu devrede DoÄŸu uzmanından beklenen, DoÄŸuyu çalışan bir makine haline getirmesi ve onda ne takat varsa Batı medeniyetinin menfaat ve araçlarını kazandırılması idi. Burada DoÄŸu hakkındaki bilgi doÄŸrudan faaliyete dönüşür ve sonuçlar DoÄŸu'da yeni düşünce ve eylem akımlarına yol açar.

•   Sonuç olarak: Oryantalist, DoÄŸu tarihi denince akla gelen bir simadır,onun (DoÄŸu) ayrılmaz bir parçası ve ÅŸekillendiricisidir, onun Batı'dan gelen karakteristik alametidir. Bir dizi inanış ve bir tahlil metodu olarak oryantalizm geliÅŸmeye kapalıdır. Nüvesini Sami'lerin geliÅŸmemiÅŸ oldukları ÅŸeklindeki hüküm oluÅŸturur.

Logged


KPSS hatırası

Türkçe Öğrt.

"Türkçem Sevdamdır"
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

eğitim Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Tarih Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!