Öğretmenler Forumu
Temmuz 24, 2008, 01:43:47 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: :::::::::::::DOÄžUNUN LİMANLARI---->AMİN MAALOUF:::::::::::::  (Okunma Sayısı 735 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
maRina85
Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3888


BİLİR MİSİN ASLINDA BÜTÜN BAHARLAR EYLÜLDÜR...


Üyelik Bilgileri
« : Eylül 22, 2007, 11:32:37 ÖÖ »

************************************************************************************************
"Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için onu yedekte tut; sonuna kadar.

Diyelim ki gece bir kâbus gördün. Bunun bir kâbus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hâle gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa...

Hayat budur de,

ikinci kez çağrılacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatmaca oyunu, maskeler oyunu. Onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak, ister izleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. "Son Kurtuluş Çaresi" yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım. Ama ahretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım."


Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap


KİTABIN ÖZETİ


"Doğunun Limanları" bir vakitler Avrupalıların doğuya giriş yaptıkları, tespih taneleri gibi sıralanan ticaret kentlerine verilen addır. "Doğunun Limanları" kelime anlamı olarak "Doğunun Merdivenleri" olup, bazı Akdeniz limanlarına Fransızların taktığı addır.

Olay 1976 Haziranında bir metroda geçmektedir. Yazar, romana tablodaki bir resimden söz ederek başlamaktadır. Tabloda, deniz ve o maviliğin üstündeki gemi bulunmaktadır. Yazar, bu tabloya hayran kalmıştır. Metroda bu tabloyu hayran bir şekilde seyrederken gözleri, son derece ilgi çeken bir adama takılır ve o, bu adamı takip etmeye başlar. Bu takip neticesinde her ikisi Hubert Hugles sokağında karşı karşıya gelirler. Yazar, türlü yollarla bu adama yanaşmaya başlar. Adamın yabancı olduğunu sezer ve ona yardımcı olmaya çalışır. Bu yardımlaşma sonucunda her ikisi dost olurlar. Adamın amacı, Paris'te direnişçilerin adını taşıyan 39 cadde veya sokağı gezmektir. Bu arada yazar ile yabancı arasında koyu bir muhabbet başlar. Yabancı adam, yazarın sorularına da yanıt vermeye çalışır ve ona, Paris'te dört gün kalacağını söyler. Yazar ile adamın tanışması, çarşamba akşamına rastlamaktadır.

Yazar ile olayın anlatıcısı geceyi bir otelde geçirirler. Ertesi gün yazar, ondan kendi hayat hikâyesini anlatmasını ister. Yabancı adam bunu memnuniyetle karşılar yalnız, sözünün kesilmemesini yazardan istirham eder. Adamın adı: İsyan. İsyan, annesinin Ermeni, babasının ise Türk olduğunu söyler. Osmanlı torunu olan babası aynı zamanda çok zengin birisiymiş. İsyan, Adana'da dünyaya gelmiş ve daha sonra ailesiyle birlikte Lübnan'a taşınmışlardır. Babasının evliliğinden annesinin ölümüne kadar olan hayatı bu (birinci) bölümde anlatılmaktadır.

İsyan'ın söylediklerini yazar defterine not eder ve onun sözünü kesmemeye gayret eder. İsyan, Kitapdar Ailesi'ne mensup olduğu için aynı zamanda bu ad ile tanınmaktadır. O, Paris'te geçen öğrencilik günlerinden de söz etmektedir. Ne kadar başarılı bir öğrenci olduğunu vurgulamaktan da geri kalmıyor. Ayrıca, burada iç dünyasını da gözler önüne sermektedir.

Kitapdar, Paris'te Direniş Örgütü'ne girer ve birkaç ay sonra "Özgürlük" adlı gazeteyi arkadaşlarıyla beraber çıkarır. Son derece mülayim ve kimsenin etlisine, sütlüsüne karışmayan bir insanın nasıl değiştiğini çok güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir. Kitapdar, bu bölümde üyesi olduğu örgüt için nasıl çalıştığını anlatmaktadır. 1914-1918'li yıllarda yapılan savaşlardan da hatırlatmalarda bulunur. Bilinçsiz bir şekilde üyesi olduğu örgütten kendisini kurtarmayı tasavvur eder. Kendi mahallesine döndüğünde ne kadar ünlü biri olduğunu komşusundan öğrenir. Namı üniversiteye de yayılmıştır. Yani o, tam anlamıyla bir kahraman olmuştur.
Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap

Yazar üçüncü bölümde, İsyan'ın hayatı hakkında bazı incelemelerde bulunur. Fakat incelemeden öte onun anlattıklarıyla yetinerek bunları okuyucusunun, bizlerin, önüne sunar. İsyan'ın örgütteki lâkabı Bakü (gelecek, ati)'dür. O, gemiyle yaşadığı yer olan Beyrut'a döner. Limanda, aralarında babasının da bulunduğu büyük bir kitle tarafından coşkuyla karşılanır. Herkes onu övmektedir. Babası dört yıl zarfında olan biteni kendisine anlatır. Ailesi dağılmış; annesi, dayısıyla birlikte Avrupa'ya kaçmış, kız kardeşi de yabancı biriyle evlenmiştir. İsyan, babasına örgütte tanıştığı kız arkadaşı Clara'dan söz eder.

Yazar, otel odasında Kitapdar ile baş başadır. Onun söylediklerini kaydetmeye devam eder. Bu bölümde İsyan, Clara ile olan evliliğinden bahsetmektedir. 1947 yılında Filistin'in, Araplar ile Yahudiler arasında paylaşılması hâdisesinin gündemde olduğunu; Clara ile olan evliliklerinin de Yahudiler ile Arapların kaynaşmalarını sağladığını belirtir. İsyan, gençlik dönemindeki gençlere nasihatler vermektedir. İnsanın genç iken hiçbir şeyi dert etmediğini belirtir. Yalnız, yıllar geçince gençlik dönemindeki ateşleri, heyecanları da beraberinde götürdüğünü dile getirir. Gençlerin gelecekleri hakkında iyi plânlar yapmalarını tavsiye eder. Ayrıca aile içindeki uyuşmazlıklardan da yer yer bahsetmektedir.

O, beşinci bölümde babasının hastalığı dolayısıyla Beyrut'a dönüşünü ve babasının ölümünden söz etmektedir. Babasının ölümü ve eşinden ayrılışı İsyan'da ruhî bunalımlara sebep olur. Herkesin deli diye nitelediği İsyan'ı, kardeşi Salem tımarhaneye atar. Böylece ailedeki tek vâris Salem olur.

İsyan, otel odasında bekleyen yazara son akşamının olduğunu söyler. Anlatacaklarının son olabileceğini de ona hatırlatır. Kardeşi Salem, dört yıl sonra kendisini ziyarete gelir ve onu eve götürür. Ülkenin zenginlerinden biri olan kardeşi, bir zamanlar kendisini hapse atmaya çalışanlarla yatıp kalkmaktadır. Hayattan bıkan, eşine ve kızına kavuşamayan ve deli diye nitelendirilen İsyan, intihar etmek ister fakat arkadaşı Labo buna engel olur. Labo, şu sözleriyle İsyan'ı hayata bağlar:

"Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için onu yedekte tut; sonuna kadar.

Diyelim ki gece bir kâbus gördün. Bunun bir kâbus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hâle gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa...

Hayat budur de, ikinci kez çağrılacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatmaca oyunu, maskeler oyunu. Onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak, ister izleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. "Son Kurtuluş Çaresi" yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım.

Ama ahretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım."

İsyan'ın yirmi yıllık tımarhane hayatı vardır. Kardeşi son seçimlerde başkan olmuştur. Kızı Nadya, babasını kurtarmak için girişimlerde bulunur. Nadya, babasını tımarhanede ziyaret eder ve ona kitap içinde bir mektup verir. Bu mektup İsyan'ı ikinci kez hayata bağlar. O, buradan kurtulma hayallerini kurar. Nadya ise çalışmalarına aralıksız devam eder. Direnişçilerin eylemlerinden sonra İsyan, tımarhaneden kaçar, eski arkadaşı Bertrand'ı görür ve ondan Clara'nın adresini alır.

Bu son günde yazar ile İsyan vedalaşırlar. İsyan, Clara ile Horloge Rıhtımı'nda buluşacağını ona söyler. Yazar ise rıhtımın tam karşısında bulunan bir kafenin birinci katında oturup onların buluşacakları anı beklemeye başlar. Yazar elindeki dürbün ile İsyan'ı gözetler. Sonunda beklenen an gelir. Sevdiğinin yani Clara'nın karşıdan geldiğini gören İsyan'da titremeler başlar. Yazar, Clara ile İsyan'ın buluşmalarına şahitlik eder. İsyan ile Clara uzun bir müddet birbirlerine sarılı kalırlar. Bu durum karşısında çok etkilenen yazar, göz yaşlarını tutamadığını ve hüngür hüngür ağladığını da itiraf eder.
 
**************************
Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap

Kitabın İncileri:

... uzun zamandır koyuverilmeyen bir ırmak gibiyim.’ 12
‘Bir insan hayatının doğumu ile başladığından emin misiniz?’ 17
‘Kan kanı yok eder.’ 20
‘... gelecek, geçmişin duvarları içinde değildi.’ 28
‘... herkes kendi tanrısına, diğerlerinin dualarını susturması için yakarıyordu.’ 31
‘Alt tarafı gelecek, özlemlerimizden kuruludur, başka neden olacak?’ 33
‘Gerçek öğretmenler, size geğişik gerçekler öğretenlerdir.’ 34
‘... bir çocuk, doğumundan itibaren sevilmediği duygusuna kapılırsa, asla tam olarak yanılmaz.’ 38
‘... seçimi bizler için biz değil, tarih yaptı.’ 39
‘... ailelerin çocuklara düşüncelerini, o anlık sevinçlerini ya da kaygılarını belirten isimler vermeleri çok kötü bir alışkanlık.’ 39
‘... bir isim, insanın ömrü boyunca yazacağını yazabilmesi için bembeyaz bir sayfa olmalı.’ 39
‘Babamın bütün düşleri benim omuzlarıma bindi.’ 40
‘Günü geldiğinde neye karar verdinse, yalnız onu yapacaksın. Babana nasıl kabul ettireceğini değil, ne istediğini düşün ve istediğinden emin ol.’ 41
‘Çok yüksek sesle konuşanlar, hareket yeteneklerini yitirirler.’ 53
‘Müthiş şeyler anlatacak nice insan var.’ 63
‘... insan ancak lambasının fitili bittiğinde ölür...’ 68
‘Kimse mükemmel değildir.’ 68
‘İnsanın her zaman başına, iyi bir dava uğruna kötü adam olmak gibi bir durum gelmez.’ 69
‘Kahraman olduğunuzu yadsımaya kalktıkça ününüz büyür, üstelik alçakgönüllüsünüz diye saygınlığınız artar. Söylendiğine göre alçakgönüllülük, kahramanların yüce erdemidir.’ 72
‘Rolün önemi, alt tarafı bir değerlendirme işidir.’ 75
‘İnsan kendini anlatmaya başladığında, nesnellik, yalanın süslenmişi olmuyor mu?’ 75
‘Sevilen birinin ölümünden sonra, yaşanan olayların bir karabasandan ibaret olduğu düşü kurulmaz mı?’ 77
‘Bilindiği gibi savaş, bazı insanların zekasını ve enerjisini uyandırır. Bazen iyi yolda, ama genellikle kötü yolda!’ 78
‘Hiçbir beklediği yoktu, kendisine sunulanın dışında.’ 84
‘... sizinle alay bile etse ya da kötülük bile düşünse, ‘aşk’ı söyleyeceğiniz bir sırdaşa ihtiyacınız vardır. Kendi kendinize, cevabı belli olan soruyu sorabilmeniz için.’ 85
‘Ya kader bizden yana olmazsa?’ 85
‘Tanrım, gökyüzü o gün ne kadar maviydi!’ 86
‘Yahudiler, bir halkın görebileceği en büyük zulmü, yok edilme girişimini gördükleri için haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlardı ve böyle bir şeyin bir daha olmaması için ne varsa harekete geçirmeye hazırdılar; Araplar da, kötülüğün kendi sırtlarından onarıldığını oysa Avrupa’da işlenen cinayetlerde en ufak bir sorumlulukları olmadığı halde haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlardı.’ 88
‘Engel yokmuşcasına yürümem yeterliydi. Düşüş işte böyle başlar.’ 99
‘Aşk, el değmemiş olarak kalabilir, heyecan da öyle. Aylar da geçse, yıllar da geçse! Hayat, bıkılacak kadar uzun değil!’ 98
‘Kurtlar, yalnızca yaşamak ve özgür olmak için savaşır. Tehdit edilmediği sürece yoluna devam eder.’ 108
‘Şaşkınlığımız ne oranda büyükse, umudumuz o oranda büyüktü. Yarınlar ne denli karanlıksa öbür günler o denli aydınlıktı.’ 106
‘İnsan, özlediği zevkleri edinemediğinde sıkılır.’ 125
‘Bir zaman gelmiş, dünyanın bana ait olduğuna inanmıştım.’ 125
‘Hiçbir şey benim için olanaksız değildi.’ 125
‘Erken gelen yaşlılığıma sığınmıştım artık.’ 126
‘... saygınlık, satılık bir kadın gibidir... ‘ 133
‘Bazen savaşın da sonbaharları vardır!’ 133
‘Öfke, tiksinti, pek ender isyan tepkileri, hantallaşmış onurama kavuşmak için değerli birer yakıt gibiydiler.’ 134
‘Şayet hayatta kalabildimse, hayatta kalmamak da bir iradeyi gerektirdiği içindir.’ 135
‘Tünelin ucunda ışık görünmese bile, ışık varmış gibi yürümek ve ışığın görüneceğine inanmak gerekir.’ 135
‘Bazıları, geleceğe inanmaya devam ettikleri için sabrederler.’ 135
‘Bazıları işi bitirmeye cesaret edemezler. Korkaklık, kuşkusuz hor görülmeli ama o da yaşamın bir parçası. Kabullenmek gibi hayatta kalmanın araçlarından biri.' 135
‘Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiçkimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için, onu yedekte tut; sonuna kadar. Diyelim ki gece bir kabus gördün. Bunun bir kabus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hale gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa... hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatma oyunu, maskeler oyunu, onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak isterizleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. ‘Son kurtuluş çaresi’ yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için bu çareye hiç başvurmadım. Ama ahiretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım.’ 135
‘Talih kuşu, tozlu bir kutunun içinden ömrümün dosyasını çıkartmış ve daha dikkatlice bakmıştı.’ 137
‘Bu onun serüveni, onun savaşıydı.’ 139
‘Bir evladın, bir dostun çözemeyecekleri tıbbi, zihinsel, ruhsal sorunlar vardır.’ 149
‘Anımsattığı istekler körletilmişse, sözcükler de unutuluyordu.’ 149
‘Elde ettiğim, sabırsız bir davranışla yitirilemeyecek kadar değerliydi.’ 149
‘Sonu gelmeyen an, ulaşılmayan an yoktur. Büyük bir tutkuyla beklenilirse, zaman geçtikçe beklenilen günün yaklaştığı sanılır...’ 150
‘Yıllar ve yıllar geçti ama zaman, bir yansımadır: geçmiş saatler ve günler, haftalar ve yıllar sonunda aynı kül yığınına sahip olurlar. Gelecek, sonsuzluğa kadar gitse de, saniye saniye yaşanır. Clara gelirse, bir an kesintiye uğramış öyküleri devam edecektir.’ 166

Doğu'nun Limanların'dan diğer cümleler...

*" Nazizm'dan, Fransa'yı değil Almanya'yı işgal ettiği gün nefret ettim."

* " Babam Türk annem Ermeni. Kıyamın en ortalık yerinde el ele tutuşabildilerse, nefreti reddetmede birleştikleri içindi."

* " O dönemde ona gücenmiştim. Başımı suyun üstünde tutmak için çırpındığım bir sırada elimi bırakıyor hissine kapılmıştım. Onun için de çok kötü tepki verdim. Uçuruma yavaş yavaş kayacağım yerde, yuvarlandım."

* " Tünelin ucunda ışık görünmese bile ışık varmış gibi yürümek ve ışığın görüneceğine inanmak gerekir."

* " Büyük bir tutku ile beklenirse, zaman geçtikçe beklenilen günün yaklaştığı sanılır."

* " Aylarca sessiz kalırım, neredeyse konuşmayı unutacak kadar, sonra birden baraj yıkılır ve ne varsa; neyi tutmuşsam herşeyi koyuveririm. Bitmez tükenmez bir gevezelik başlar ve daha susmadan pişman olurum."

********************************************************************************
Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap


Kitap Hakkında:
Yazgı mıdır insanı içinden çıkılmaz hale sokan ara ara... ara ara insan mıdır yazgıyı çıkmazlaştıran ya da... Yine de her yolun açıldığı başka yollar mutlaka vardır. Var mıdır? Ya yol uzun uzun –yıllar süren- yürüyüşler sonrasında açılıyorsa başka başka yollara! O yıllar yeniden nasıl yaşanır? Nasıl yaşanılabilecekler o yıllar içine alınıp yaşanmış yapılır?
Bilemem... bu işin artık nasıl’ı yok! geçmiş geçmiştir!

İşte bir yazgının insanlara yaşattıkları, Doğunun Limanları. Şimdi ölümü düşünenlere, ölümü ellerinin arasına alıp tutmaya çalışanlara sormak geçti içimden: Ölmek için gerçekten iyi bir nedeniniz var mı? Evet ya da hayır, bu kitabı okumalısınız.

‘Hayat seni korutuyorsa, içini yakıyorsa en yakınların çirkin maskeler takmışsa... hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle.’

Çeviren: Esin Talu-Çelikkan - 1997 - İstanbul


Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap


Kitabın yazarı :
Amin Maalouf; Yayına Hazırlayan: Türker Armaner; Tercüme: Esin Talu Çelikkan
Yayınevi :Yapı Kredi Yayınları;
İstanbul, 2007, 35. Baskı, 13.5 x 21, 167 sayfa, Karton kapak.

'Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce.'

Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. 'Doğunun Limanları' bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor.

Amin Maalouf son romanı 'Doğunun Limanları' ile yine YKY'de.

(Arka Kapak)

*****************************************************************************************
ALINTIDIR...
« Son Düzenleme: Eylül 22, 2007, 12:11:17 ÖS Gönderen: MARİNAY85 » Logged
fikrimgeldi
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Kasım 06, 2007, 02:55:22 ÖS »



AMİN MAALOUF un en çok sevdiğim eseri... paylaşım için teşekkürler...
Logged
maRina85
Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3888


BİLİR MİSİN ASLINDA BÜTÜN BAHARLAR EYLÜLDÜR...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Kasım 06, 2007, 09:52:55 ÖS »


yorum için ben teşekkür ediyorum....
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

KPSS Edebiyat Edebiyat Videolar Gazeteler Gazeteler Okul Oncesi OSS KPSS OKS Rüya Tabirleri Rüya Tabirleri Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkce Konu Anlatimi Cilt Bakimi Yemek Tarifleri Hastaliklar Matematik Konu Anlatimi Geometri Konu Anlatimi Saglik OSS Fizik ingilizce Edebiyat Ogrenciler Gebelik Bedava Odev Ask Mesajlari Kitap özetleri Sevgi Mesajlari Sarki Sozleri Yemek Tarifleri Biyografi Edebiyat Edebiyat Forumu chat sağlık
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!