Öğretmenler Forumu
Ekim 11, 2008, 09:20:58 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  Ana Sayfa Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
  Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3 ... 6
1  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: Öğrencilerinize ÖnerdiÄŸiniz Kitaplar Nelerdir? : Eylül 18, 2007, 11:50:02 ÖS
ne gibi bir kalitesizlik hocam
biraz açar mısınız?


benim okuduğum bir kaç tanesi var ve kesinlikle laf söyletmem zarzar hocam ona göre...
                                              iskender pala         leyla ile mecnun
                                              nazan bekiroÄŸlu      yusuf ile züleyha
2  HoÅŸ Geldiniz / Görüş ve Önerileriniz / Ynt: Yabancı sıfatlar : Eylül 16, 2007, 11:35:58 ÖS
kıymetli site yöneticisi arkadaşlar;
anlaşılan bizim burada yazdıklarımız öylesine yazılar...
yani isteklerimize en azından bir karşılık verin olumlu veya olumsuz..
herhalde biz burada kendi kendimize ''görüş ve öneriler''de bulunuyoruz...

lütfen yani...
3  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: bizi anlatan ÅŸiirler : Eylül 15, 2007, 10:18:33 ÖS


Mavi Mavi Sevdim Seni


Bir tek ÅŸeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak...
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek ÅŸeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz...
Bir tek ÅŸeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek ÅŸeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek ÅŸeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek ÅŸeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak....
4  BranÅŸlar / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri / ''Mahur Beste''nin hikayesi : Eylül 13, 2007, 10:51:27 ÖS
Taksim'de Cafe Pandrossa'da buluşmuş üçü: Attilâ İlhan, Ahmet Kaya ve Gülten Kaya...
Pandrossa, Şair'in vazgeçilmez mekânı o sıralar...
Ahmet Kaya'nın, -İlhan'ın deyimiyle "o deli kara çocuk"un- elinde bir kaset... Kasette yeni bir şarkı:
"Mahur..."
Yine Åžair'e haber vermeden bestelemiÅŸ ÅŸiirini...
"Böyle bir Sevmek"te, "Yangın Gecesi"nde "Cinayet Saati"nde, "Jilet Yiyen Kız"da yaptığı gibi...
Sonra da eşi Gülten'e ricacı olmuş yine:
"Attila Bey seni benden daha çok seviyor. Dolayısıyla Usta'ya şarkının haberini vermek yine sana düşüyor".
Gülten çevirmiş telefonu... Ertesi güne randevulaşmışlar.
Şiir, bir tablo gibi önlerinde duruyor:
"şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız
gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız"

&&&
Ahmet Kaya lafa girmeden Attilâ İlhan, "Dur ben sana bu şiiri nasıl yazdım onu anlatayım" demiş:
"12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Deniz'lere kıymışlardı. Karşıyaka'dan İzmir'e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı... Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra... Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm".
"bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı".
&&&

O anlattıkça ıslanmış kirpikleri Gülten'le Ahmet'in...
Bir kadın ismi sandıkları Müjgan'ın eski dilde "kirpik" anlamına geldiğini orada öğrenmişler. Şair'in "müjganla ağlaşmak"tan kastını da orada çözmüşler.
"Mahur", Ahmet Kaya'nın en sevilen şarkılarından biri oldu sonradan...
Geçenlerde postadan çıkan "Ahmet Kaya Nota Kitabı"nda notaları vardı ve öyküsü orada yazılıydı.
Sadece o da değil; Kaya'nın bütün türkülerinin notalarıyla yazılış öyküleri bir araya toplanmıştı.
Kitabın üzerinde "Gam Yayınları" imzası vardı:
Gülten, Ahmet ve kızları Melis'in isimlerinin baş harflerinden doğmuştu GAM...
Gülten Kaya'nın, eşinin adını yaşatmak için kurduğu yapım şirketine isim olmuştu
&&&
.................
"O deli kara çocuk", küllerinden yeniden doğan Zümrüdüanka kuşu gibi, gömüldükçe ses veriyor, öldükçe notalar yağdırıp türküler söylüyor.
Buluştular ya; belki Usta'yla Pandrossa'dakine benzer bir sohbettedirler şimdi... Kendilerini "gam"a sevk edenlere veriştirip sonsuzluk rıhtımı boyunca "mahur" şiirler okuyorlardır:
"bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
gün döndü geceler uzar hazırlık sonbahara...
o mahur beste çalar müjgan'la ben aÄŸlaşırız" 
5  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: M. Kemal ATATÜRK’ün Yazdığı Åžiirler : Eylül 12, 2007, 10:55:22 ÖS
rica ederim zarizar
ne demek...
ne demek...
 Shocked
6  BranÅŸlar / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri / Ynt: Yazarların Gariplikleri : Eylül 11, 2007, 11:56:36 ÖS
Edmond Rostand da Cyrano de Bergerac'ı banyoda yazmıştı. Çalışırken kimsenin kendisini tedirgin etmesini istemezdi; arkadaşlarını kapıdan çevirmeye yüzü tutmazdı. Bu yüzden, çareyi banyosuna sığınmakta bulmuştu.

*****
Dante, belirli bir şeye ilgisini yöneltme yönünden, benzerine az rastlanır bir insandı. Bir gün bir sokakta oturup üç saat süreyle elindeki kitabı okudu; kitap bitince oradan uzaklaştı. O sokakta o sırada bir şenlik yapıldığını söyledikleri zaman buna inanmak istemedi.

*****
De Quincey, okumak üzere aldığı kitapları geri vermezdi. Üstelik bunların canına okurdu. Elindeki kitap ne denli ender, ne denli değerli olursa olsun, işine yarayacak bölümleri kopya etmek zahmetine katlanmaz, beğendiği sayfaları koparıp alırdı.

*****
Ondokuzuncu yüzyıl başlarında yaşamış İngiliz şair Percy Byuhe Shelley bir okuma tutkunuydu. Günde on altı saat okuduğu olurdu. Hem de oturarak veya yatarak değil; ayakta durarak okumayı severdi.

7  BranÅŸlar / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri / Ynt: Yazarların Gariplikleri : Eylül 11, 2007, 11:55:46 ÖS
Schiller'in yazı masası üzerinde ekşi ya da çürük elma bulundurmaktan hoşlandığı söylenir. Yazar elmayı sık sık koklarmış. Bu koku ona yağmurdan sonra ormanda, otlar, yapraklar arasındaymış izlenimi verirmiş. Böylece bir düş evrenine girermiş. Bazen banyoda su içinde yazdığı olurmuş.

*****

H.G.Wells'in yapıtlarını en okunaksız el yazısı ile yazdığı söylenir. Özel sekreteri olmasaymış, Wells'in romanları kolay kolay basılma olanağı bulamayacakmış. Ayrıca, gençliğinde ayaklarını suya sokmadan yazamazmış.

*****

Henry James ayakta yazanlardanmış. Çalışma odasının çeşitli yerlerine yüksek sehpalar yerleştirir; bunların üzerine kağıtlarını dağıtırmış. Ve düşüne düşüne dolaşır, aklına gelen cümleyi en yakınında ki kağıda yazarmış. Böyle dolaşa dolaşa çeşitli kağıtlara yazdığı cümleleri sonradan birbirine monte edermiş.

*****

Charles Dickens, çok güç uyuyan birisiydi. Uyuyabilmek için yatağının başını kuzeye çevirir, sonra da tam ortasına yatardı. Tam ortada olduğunu anlayabilmek için iki kolunu uzatarak ölçü alırdı.

*****

Alexandre Dumas, doktorunun tavsiyesi üzerine uykusuzluğu yenebilmek için her sabah yedide Arc de Triomphe önünde bir elma yerdi.

*****

Richard Wagner, Porsifol Operası üstünde çalışırken (1882) banyodan çıkmadı. Suyun sürekli olarak sıcak tutulmasını ve içine egzotik kokular katılmasını istedi.

8  BranÅŸlar / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri / Ynt: Yazarların Gariplikleri : Eylül 11, 2007, 11:54:56 ÖS
Alexandre Dumas, en yeni, en süslü giysilerini kuşanıp yakasına da bir çiçek yerleştirdikten sonra otururmuş yazı masasının başına. O da hiç ara vermeden çalışırmış. Hatta, söylentiye göre, romanını bitirmeden evden çıkmamak için ayakkabılarını ve çalışma odasının anahtarını hizmetçisine verirmiş.

*****

Balzac, başucunda yanan bir mum olmadan hiçbir şey yazamazmış. Kahve tiryakiliğiyle de tanınan Balzac'ın bir başka özelliği ise, çoğu zaman yazı yazarken başına bir yün atkı sarıp ayaklarını da suya sokması... Öyle ki, onun bu adetini abartıp roman yazarken keşiş cübbesi giydiğini bile söyleyenler var!

*****

Balzac'ın bir alışkanlığı da, her gün mutlaka belirli miktarda yazı yazması... Sözgelimi günde 50 sayfa yazmaya karar verdiyse, dişini sıkıp 50 sayfayı dolduruyor. Belirli bir yerde, diyelim 30. sayfada takıldıysa, formunu kaybetmemek için kopya ederek dolduruyor...

*****

Wordsworth, hiçbir yapıtını evinde, çalışma odasında yazmamış. Bu ünlü İngiliz şairin hizmetçisi gelen ziyaretçinin bir şey sormasına fırsat bırakmadan şöyle dermiş: ''Burası efendimin kitaplığıdır. Kendisi şimdi çalışma yerinde; kırlarda bayırlarda dolaşıyor.''

*****

Bernard Shaw, evinin bahçesine bir kulübe yaptırtmış ve tüm yazılarını burada kaleme almış. Shaw, kendine göre geliştirdiği bir steno yazısı kullanırmış. Daha sonra daktilo ile yazmaya başlamış. Ancak, silik şeritlerden nefret edermiş. Şerit silikleşince, makineyi kaptığı gibi tamirciye götürür, şeridini değiştirtirmiş.
9  BranÅŸlar / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri / Yazarların Gariplikleri : Eylül 11, 2007, 11:53:51 ÖS
Dickens romanlarını büyük, görkemli çalışma odasında kaleme alırmış. Düzgün bir el yazısı ile mavi renkli kağıtlar üzerine, kağıdın rengine yakın tonda mürekkeple yazarmış...

*****

Edgar Wallce ise, çalışmaya başlamadan önce bir işçi tulumunu giyer, sonra da kendini hava akımından korumak için çevresini cam paravanlarla çevirttiği büyük bir masanın başına geçermiş. Bir yandan durmadan şekerli çay içer, öte yandan da bir ''dictaphon''a konuşurmuş. Böylelikle dakikada 60 sözcük yazabilirmiş. Ünlü dedektif romanları yazarı, genellikle gündüzleri uyur, geceleri çalışırmış.

*****

Mark Twain da yatakta yazanlardan... Yatağa uzanıyor, kağıtları dizinin üstüne yerleştirip başlıyor kalem oynatmaya... Yazdıklarını yatağın üstüne ya da yere atıyor. Yanındaki komodinden piposunu doldurup boşaltırken yararlanıyor. ''Bana güzel bir yatak verin, size ölmez başyapıtlar vereyim.'' sözü onunmuş.

*****

Walter Scott, erkencilerden. Sabahleyin çok erken kalkar, kahvaltı yapmadan yazı masasına otururmuş. ''Ivanhoe'' adlı ünlü romanını ise hemen hemen çalışmasına hiç ara vermeden, gece gündüz bir çırpıda yazıp bitirmiş.

*****

James Joyce'un yatağında, yüz aşağı yatarken yazdığı söylenir. Eski tip siyah mürekkepli kalemle ilk müsveddelerini çiziktiren Joyce, daha sonra kırmızı kalemle düzeltmeler yaparmış.

10  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: HAZIR CEVAPLAR : Eylül 11, 2007, 11:44:11 ÖS
HEM DOST, HEM DÜŞMAN

Namık Kemal’e:
-En samimi dostunuz ve en şiddetli düşmanınız kimdir?diye sorduklarında şu cevabı verir:
-İnsanın en samimi ve en şiddetli düşmanı,yine kendisidir.
11  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: HAZIR CEVAPLAR : Eylül 11, 2007, 11:43:15 ÖS
EÄžER DOSTUNUZ VARSA

Bernard Shaw; ’Pygmalion’ adlı tiyatro oyununun galasına davet ettiği W.Churchill’e şu notu iletir:
-Pygmalion’ un ilk gecesi için size iki bilet ayrıldı.Bir dostunuzu da getirin,eğer varsa...
Churcill, bu iğnelemenin altında kalmadan şu mesajı gönderir:
-İlk gece gelemiyorum.İkinci gösteriye gelebilirim,eğer olacaksa...
12  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: HAZIR CEVAPLAR : Eylül 11, 2007, 11:42:49 ÖS
SAVAŞ HİKAYESİ

Genç bir yazar,kitabını yayıncı Arif Polat’ a getirerek:
-Bu roman, benimle eşim arasındaki hayatın ayrıntılı bir hikayesidir,demiş.Basmanızı istiyorum.
Arif Polat, işi kısa yoldan halletmiş:
-Kusura bakmayın efendim!..Biz savaş hikayeleri basmıyoruz.
13  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: HAZIR CEVAPLAR : Eylül 11, 2007, 11:42:19 ÖS
BÜYÜK İYİLİK

Son derece geveze ve can sıkıcı olan bir adam,sokakta rastladığı Agah Sırrı Levent’e:
-Dün gece size uğrayacaktım,ama son anda vazgeçtim deyince,Agah Sırrı:
-Sizi söz veriyorum dostum,diye gülümsemiş.Bu iyiliğinizi unutmayacağım.
14  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: HAZIR CEVAPLAR : Eylül 11, 2007, 11:42:03 ÖS
GELEN GİDENİ ARATIR

Bekarlıktan sürekli olarak şikayet eden şair Asaf Halet Çelebi, bir gün nihayet evlenmiş. Arkadaşları tebriğe gelip sormuşlar:
-Eski dertlerinden kurtulabildin mi?
-Elbette,diye cevap vermiş şair.Eski dertlerin lafı mı olur?
15  BranÅŸlar / Türkçe Öğretmenleri / Ynt: HAZIR CEVAPLAR : Eylül 11, 2007, 11:41:09 ÖS
BOÅžLUK BIRAKMADI

Osman Yüksel Serdengeçti,NECİP Fazıl Kısakürek vefat ettiği zaman, "Yeri doldurulmaz bir insandı" diyenlere, şu cevabı vermiş:
-Boşluk bırakmadı ki doldurulsun. Her şeyi doldurdu.Kafaları gönülleri ve yaşını doldurdu,öyle gitti.
Sayfa: [1] 2 3 ... 6
hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

eğitim Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Tarih Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!