Mesajları Göster
|
|
Sayfa: [1] 2 3 ... 6
|
|
3
|
Eğlence / Fıkralar, Anekdotlar , Komik Yazılar / ŞAPKACI
|
: Şubat 02, 2008, 01:29:50 ÖS
|
|
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana düşmüş. Adam biraz yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, birağacın altına oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış.
Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş. Şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp ağaca bakmış, ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın sapkaları..
Adam başlamış düşünmeye; "Ben şimdi ne yapacağım, şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacağım" diye düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyor, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da...
Derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp yere atmış, maymunlar da şapkaları çıkartıp aşağı atmışlar... Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam etmiş.
Aradan 50 yıl geçmiş... Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına koymuş ve uykuya dalmış...
Bir saat sonra uyanmış, birde bakmış ki sepetin içinde şapkalar yok...Derken tuhaf sesler duymuş, bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka.
Düşünmüş... "Dedem yıllar önce bana bir hikaye anlatmıştı...ne yapacağımı çok iyi biliyorum..." demiş. Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını yapmışlar... Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da..Ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere atmış...O anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş: "Sadece senin mi deden var şeref..
|
|
|
|
|
13
|
Branşlar / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri / Edebiyat dünyasından en ilginç ölümler
|
: Ocak 28, 2008, 07:54:17 ÖS
|
|
Euripides,Yunan Oyun Yazarı- Makedonya kralı Archelausun çılgın köpekler tarafından parçalandı.
Francis Villon, Fransız Şair - Bir papazı öldürdü ve serbest kaldıktan hemen sonra linç edildi.
Christopher Marlowe, İngiliz Oyun Yazarı- Gelen hesap üzerine çıkan bir bar kavgasında hançerlendi.
Richard Lovelace, İngiliz Şair - Shoe Lane'de Gunpowder Sokağında çok adi bir konutta bir yoğaltmaya maruz kaldı.
Thomas Chatterton, İngiliz Şair - 17 yaşındayken arsenik içti. Görünüşe bakılırsa fazla tanınmadığından dolayı ümitsizliğe kapılmıştı. Öldükten sonra popülaritesi arttı. (Chattertonun babası oturdukları şehirde belirsiz bir yeteneği yüzünden oldukça iyi tanınıyordu, yumruğunu ağzına alabiliyordu.)
Lord Byron, İngiliz Şair - Sıtma ateşini düşürmeye çalışan doktorlar tarafından öldürüldü. Son sözleri: "Artık uyumalıyım."
Percy Bysshe Shelley, İngiliz Şair - İtalya, Spezia'da deniz yolculuğu yaparken boğuldu, vücudu daha sonra sahilde yakıldı. (Shelley'nin kalbi yakılmadı ve karısı Mary Wollstonecraft Shelley'e verildi.)
Honore De Balzac, Fransız Yazar - Çok fazla kahveden boğuldu.
Edgar Allan Poe, Amerikalı Yazar - Beyninde yaşadığı akut tıkanıklık yüzünden öldü. Ölümünden birkaç gün sonra Baltimore sokağında bir başkasının ayakkabılarını giymiş ve baygın bir şekilde yatarken bulundu.
Leo Tolstoy, Rus Yazar - Soğuk bir kış gecesinde bir tren istasyonunda donarak öldü.
Ambrose Bierce, Amerikalı Yazar - Pancho Villa'nın ayaklanmasını bildirirken Meksikada gözden kayboldu. Eşkıyalar tarafından öldürülmüş olabileceği söylenir.
Arthur Rimbaud, Fransız Şair - Bir sifilis kurbanıydı. Sağ bacağı kesildi, felç geçirdi ve yavaş yavaş komaya girdi.
Lionel Johnson, Britanyalı Şair - İnanılana göre içtiği bir gece bar sandalyesinden düşerek öldü.
Sherwood Anderson, Amerikalı Yazar - Bir kokteyl partisinde bir kürdanı yuttuktan sonra karınzarı iltihabı geçirdi ve öldü.
Jack London, Amerikalı Yazar - Aşırı doz morfin alarak uremiden 40 yaşındayken öldü.
Vachel Lindsay, Amerikalı Şair - Dezenfektan içerek kendini öldürdü.
Virginia Woolf, Britanyalı Yazar & Eleştirmen - Ceplerini taşla doldurarak kendini Ouse ırmağına bıraktı.
Franz Kafka - Veremden öldü ve vücudu Prag-Straschintz'de yakıldı. İsteği; tüm çalışmalarının ölümünden sonra yok edilmesiydi.
Ezra Pound - İkinci Dünya Savaşında faşist propagandanın yayılımını sağladığı için, vatana ihanetten tutuklandı. Daha sonra zihinsel hasta olduğu bildirildi ve Washingtondaki St. Elizabeth Hastanesine kaldırıldı. 1958 yılında tahliye edildi ve İtalyada münzevi bir şekilde öldü.
Maxwell Bodenheim, Amerikalı Yazar - Manyak bir bulaşıkçı tarafından 22 kalibrelik bir silahla öldürüldü.
Sergei Yesenin, Rus Şair - Bileklerini kesti kendi kanıyla en son şiirini yazdı ("Hoşça kal arkadaşım") ve Leningradda bir otel odasında kendini astı.
F. Scott Fitzgerald, Amerikalı Yazar - Haftalık birkaç dolar alarak sinema yazarı olarak çalıştığı Hollywoodda kalp krizi geçirerek öldü. John O Hara;ya göre Fitz kitap dükkanlarına farkında olmadan dadanan erken göçen küçük yaşlı adamdı.
William Faulkner, Amerikalı Yazar - Attan düştükten sonra kalp krizi geçirdi.
Hart Crane, Amerikalı Şair - S.S. Orizabada New York yolundayken Karayip Denizine atladı; varsayılana göre son olarak "Hoşça kalın hepiniz" dedi.
|
|
|
|
|
14
|
Branşlar / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri / Kelimelerin Geçmişleri
|
: Ocak 28, 2008, 07:50:15 ÖS
|
|
GÜZEL: "Güzel" sözcüğünün kökeninde göz var.Sözcüğün asıl söylenişi "gözel" şeklinde."Göz" sözcüğüne getirilen bir ekle türetilen bu sözcük gözle ilişkili olan, göze ait anlamını taşıyor.Sözcük zamanla anlam genişlemesi yaşayarak göze iyi, tatlı, hoş görünen, göz alan anlamlarında kullanılmış.
ÇİRKİN: Bu sözcük dilimize Farsçadan gelmiş.Sözcüğün kökenindeki "çirk" kir, pis gibi anamlara geliyor.Hatta bu kökten türetilmiş kirli su anlamındaki "çirkab" sözcüğünü dilimize çirkef olarak almışız.Çirkin sözcüğü de zamanla pis, kirli şeyler yanında , "güzel" sözcüğünün karşıtı olarak ta kulanılır olmuş.
DONANIM: Sözcüğün kökeni Sanskritçe'ye kadar uzanıyor.Giyecek, giysi anlamına gelen "thauna" sözcüğü zamanla dilimizde thauna-tauna-tona-ton-don sürecinden geçmiş ve biz de bu sözcüğü giysi anlamında kullanmaya başlamışız.Birini donamak, giydirmek anlamındayken; donanım da giyecek şey anlamında.Zamanla anlam genişlemesiyle, bir iş için gereken beceriye giyinmiş, gereken yetenekleri üzerinde toplamış anlamında kullanılıyor.
ENTRİKA: İtalyanca engel anlamına gelen "intrigo" sözcüğünden dilimize geçmiş.Anadolu türkçesinde aldatma, kandırma, gizli yollara başvurma gibi anlamlara geliyor.
KANCA:İtalyanca çengel anlamına gelen "gancio" sözcüğü dilimizde ganca, kanca biçiminde söylenmiş.Bu sözcük dilimize, birçok İtalyanca sözcük gibi, gemiler aracılığı ile girmiş.Gemicilerin, kıyıya yanaşırken kullandıkları ucu demir çengeli araca gancio demeleri bu sözün kancaya dönüşerek dilimize girmesine neden olmuş.
DAYAK:Eski Türkçe'de tayak olan bu sözcük zamanla "dayak"a dönüşmüş.Sözcüğün asıl anlamı dayanılan şey, sopa, değnek ya da baston anlamına geliyor.Dayak sözcüğü, zamanla anlam genişlemesi yaşayarak, dayak denen nesneyle vurma, sopayla dövme biçiminde kullanılır olmuş(anlam genişlemesi yaşamasaymış daha iyi olurmuş).
FAYTON:Eski Yunan söylencelerinde Güneş'in arabasını süren Phaeton adlı bir masal kahramanı var.Zamanla bu isim arabacının adı olmaktan çıkıp arabaya verilir olmuş.
ARKADAŞ : Eskiden, birbirlerine sırtını dayayarak (fiziken, mecazi değil) savaşanlara , yani birbirlerinin arkasını kollayanlara denirmiş. arka-daş.
|
|
|
|
|
15
|
Branşlar / Edebiyat Ders Notları / Ynt: Divan Edebiyatı
|
: Ocak 28, 2008, 07:48:49 ÖS
|
|
Buraya da söylemek istedim çok acil gerekiyor o yüzden fizik bölümüne arkdaşımın fizik dönem ödevine yardımcı olabilir misiniz diye yazdım yardımcı olursanız çok iyi olur önceden yazdım ama yanıt gelmedi
|
|
|
|
|