|
funda
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Temmuz 30, 2007, 11:05:40 ÖÖ » |
|
Biz eğriler gibiyiz Yollarımız bazen bir, Bazen bir çok kez kesişir. Bazen teğet geçeriz, Bazen de uzaktan geçmeyi seçeriz. Maksimumlarda ünleniriz, Minimumlarda hüzünleniriz; Ara sıra sımsıkı düğümleniriz. Büküm noktasında değişir evrene bakış açımız, Kaçımız aşağıya bükülür, Yukarıya döner kim bilir kaçımız. Bir yerde “bu eğri buraya kadar” deriz. Aslında kesinti yoktur; Nokta nokta sonsuza kadar devam ederiz. Asimptotlar hedeflerdir ulaşamadığımız; Bazen sınırlar vardır, aşamadığımız. Kimimiz dönüp, dolaşıp varıyor aynı yere O kapalı yörüngeden çıkmalıyız bir kere Hoşçakalın dostlar, Sonsuzda görüşmek üzere...
Yıllarca bize Yanlış öğretmişler sevgili Okul sıralarında. O zamanlar Doğru sandığımız şeyleri.
- Mesela?
Mesela, Sıfırın sadece Elmadan Elma çıkarsa kalacağı, ya da ne bileyim işte, 'a' dan 'b' çıkarsa Sıfır kalmayacağı Gibi...
Evet, belki Senden beni çıkarsalar Pek de bir şey değişmez hani Ama, Ya benden seni çıkarırlarsa? Söylesene! Koskoca bir sıfırdan başka, Ne kalır ki geriye? Ne kalır ki? ..
Bir kadın sevdim Acım iki kat oldu,
İkinci kadını sevdim Acım dört kat oldu
Sevgi değil mübarek Matematik
Köpek mi sevsem Acaba
Umutlarımız,düşlerimiz ve düş kırıklarımızın toplamıdır hayat. Bazen sevinç Bazen hüzün Bazen şevkat Kalem senin elinde, bazen topla bazen böl bazen çıkart.
Daima sonsuzlukta ararım onu, belirsizliklerle savaşır ona sevdamı ulaştırmaya çalışırım...
Onunla geçen süreyi, onsuz geçen süreye oranladığımda ona olan sevgimin sevda katsayısını bulmalıyım...
Onun hasretinden nice denklemler bulup çözmesini beklerim. Ve o an belirsizliklerle dolu olsa da birgün telefonun çalışıyla denklemlerin çözüme kavuşup irkileceğim günlerle bir aritmetik dizi oluşturmalıyım...
Telefonun çalışından anlarım arayanın o olduğunu. Buluşmamız gerekiyordur ve buluşma yeri camlı köşkler ya da kent sinemaları seçilmelidir.
3-4-5 üçgeni gibi ani telefon görüşmemiz yerini el ele tutuşmalara bırakır...
Saatlerce karşılıklı bakışır, birbirimiz için dokuz bilinmeyenli şarkılar söyleriz...
i
Hayatımın cosinüs 30`undayım Logaritmanın sonu integralin başındayım Karmaşık sayılarla içiçeyim Üç bilinmeyenli denklemler halt etmiş Ben çözülmeyen tam bilinmeyenli denklemim Doğal sayıları geçtim Rasyonelleri boşverdim Geldim hayatın analitik çemberdeki yerine Ben neredeyim bu çemberde? Birinci,ikinci,üçünçü bölge? Hayır,ben tam orjindeyim... Çarpanlarıma ayrılmam Fonksiyonumu aldırmam Başka kümelerle kesişmem Parabol hayatlar yaşamam Dedim ya Ben hayatımın cosinüs 30`undayım Logaritmanın sonu,integralin başında... Eşitin öbür tarafındasın şimdi sen Ne zaman bana gelsen eksi oluyorsun Çarpsam seni sensiz aylara Sonuçta gene sen çıkıyorsun
Artıdır her bir yağmur tanesi Güneş çıkınca eksi oluyor Kendimin kare kökünü alsam Gene senin sevdan çıkıyor
Dörtde üçü sizde,bendeki neki, Payı paydadan,ayıramadımki, Basit bir kesire,olmuşum esir, Formülü aklımda,tutamadımki..!
Sensizliğin karesini aldım önce Sana çarptım çıkan sonucu Sonra hüznüme böldüm Sevdamı ekledim üzerine Birde baktım ki her yanımda sen Nasıl sevindim o an bir bilsen
Vur, öldür, kır beni, Parçalara ayır istersen Topla parçalarımı Sonra sana böl İşine nasıl gelirse işte Sonucu getir Yüreğimle çarp istersen Sevdamla topla yalnızlığımdan çıkar Gülüşünün karekökünü bul Tüm asal sayıları üzerime sür...
Tamam Beni sevmene ihtimal yok ama Anlatmaya çalışıyorum işte Sana olan sevgimi sayılarla Ben anlatamadım belki de Aşkımı sana edebiyatla Bari sen Matematikle anla... düşlerim öyle uzak ki erişebilmem mümkün değil ışık hızıyla sesimin hızıda yetmez öfkem bir ıslığın kanadına biner gider düşlerimde çığlığımın kokusu gölgeme siner korkarım yüreğim mekânına sığmaz susar gözlerim dilimden şekiller kaybolur anlatamam hâlimi çünkü beni kimseler anlamaz bir çizgide kaybolurum daireler düşer ömrüme çarpılar bana bölmeler bana toplamalar hiç eder şair aldırma der bu hayat böyle gelmiş böyle gider
Yaşamak üç hece Ölüm iki. Üçten çıktı iki Kaldı tek hece Ben
Çarpıldık (Bakışla birbirimize) Bölündü (Uykularımız) Çıkartıp (Attık tekliğimizi) Ama! Toplanıp (Tek olamadık asla) Sağlamasını yaptım hayatın Sonuç Hüsran Aşk'tan sınıfta kaldık İkimizde
Dört işlem var matematikte Toplama çıkarma Çarpma ve bölme Matematik gibisin sende Bekliyorsun hep Hemen her an tetikte
Çarpmada çarpansın hep Bölen bölmede Çarpabildiğin kadar Çarpıyorsun önce Sonra bölebildiğin kadar Bölüyorsun keyfince Çarpılan ve bölünen hep benim Anlayamıyorum olanı biteni Anlaşılır mı sence
Çok değişik formül İşlemlerle çıkıyorsun karşıma Bâzen bir bilinmezli olmaktan çıkıyor Bin bilinmeze dönüyorsun Derdin ne meramın ne Ne soruyor ne söylüyorsun
Matematik gibisin sende Ne zaman ne hesap yapacağın belirsiz Bakışların rakamlar gibi yalın Gözlerin problemler gibi anlamlı Gülüşün formüllerle içiçe Suskunluğun sıfır gibi gamlı.
Matematik ve sen Kör düğüme döndürdüğün Problem yumağı gibi ben Çöz beni çöz artık Başkaları çözmeden.
Arkadaşımsın Kahkahalarımı ikiyle çarpan. Dostumsun Bakışımın dar açılarından beni sıyıran. Büyüğümsün Hayatla mücadelenin çok bilinmeyenli denklemini çözmüş. Gerçek aşkımsın Hayâlinle bile hayat fonksiyonumun yönünü değiştiren.
Bir + bir = Sen ve Ben, Bir x bir = Sen, Bir ÷ bir = yine SEN, Dilim varmıyor ama bir tanem, Bir - bir = Ben, Hep Ben, Hep Ben... Seni benden çıkardım, Anladım ki, ben yokum, Beni senden çıkardım, Yine geriye hep ben kaldım, Değeri mi, sorma gitsin be güzelim, koskocaman bir sıfır, Anladım ki artık, ne beni senden, ne de senden beni çıkarabilirim, BİLİYORUM, Birtanem, Bak ne diyorum, Seni, dünyalar kadar demiyorum, Seni ancak, Ancak, ÇARPMA ve BÖLME işlemi kadar, İşte bu kadar SEVİYORUM...
Şiir bir sayı uyumudur. Sayıların harf uyumudur. ve harfleri sayılı uyaklar uyumudur. Kaç harf var kaç hece Ve son sözcükte 2 bilinmeyenli denklemde bilmece sayılar aynılığını sağlamaktır. eşitliğin her iki tarafında sanırım en iyi şairler aynı zamanda matematikçidir de.
|