Öğretmenler Forumu
Ekim 13, 2008, 05:51:54 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KAÇAMAZSINIZ MATEMATİK HER YERDE !!!!  (Okunma Sayısı 1062 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ocd
Newbie
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 18


Matematik Öğretmeni


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 03, 2007, 07:46:42 ÖS »

Birçok insan için matematik; ezberlenmesi gereken birtakım kurallar ve bu kurallara bağlı olarak art arda yapılan işlemler demektir.

     Matematik deyince, çoğumuzun aklına sadece sınıf geçmek için gerekli olan, bunun dışında en güzel yıllarımızda bize kâbus yaşatmış bir ders gelir.

    Matematiğin zevkli, heyecan verici esrarengiz yönlerini tanımak, çevremizdeki, doğadaki matematiksel yapıyı görmek; resim, müzik, heykel ve mimarlık gibi güzel sanatlarla olan ilgisini bilmek ve bunu hissetmek bir ayrıcalıktır.
     Matematiğe bir de bu açıdan bakmak herkes için özellikle gençlerimiz için çok şeyin değişmesine, güzelleşmesine ve anlam kazanmasına sebep olabilecektir. Bilginin coşkun mutluluğuna ulaşmak için matematik en emin ve kısa yoldur.[/
[/i]color]



MATEMATİK VE MÜZİK 


      Sadece düşüncede var olan olayların nerelerde uygulama alanı bulabileceği hiçbir zaman önceden tahmin edilemez. Çoğu kez utandıkları için soramayan ve bir an gelip de sabırlarının taştığını anlayan öğrenciler “bu ne işe yarar” diye sorarlar. O anda onlara verilebilecek cevabın olması bir, olmaması da bir diğer problemdir. Çünkü matematik kendi alanında bu soruya cevap olsun diye gelişmemektedir. Aksi hâlde iş yoksa matematiğin de durması gerekirdi. Ayrıca bunun ne işe yarayacağını onu ortaya koyan da göremeyebilir. Örneğin, Newton “TÜREV”i keşfeder ama Ay’a seyahatte en önemli araç olduğunu göremeden ölür. Kendisine türevin ne işe yaradığı vaktinde sorulsaydı, “Ay’a seyahatte” cevabını veremezdi     Gelelim matematik ve müzik ilişkisine: Orta Çağda eğitim programlarında matematik, müzik ve astronomi ile aynı grupta yer alırdı. Matematik ve müzik ilişkisi, günümüzde bilgisayar aracılığı ile devam etmektedir.

    Bir müzik parçasında ritimler belirli oranlara göre yapılır (4:4’lük, 3:4’lük, 5:8’lik.... gibi).
    Pisagor ve onun düşüncesini taşıyanlar sesin, çekilen telin uzunluğuna bağlı olduğunu fark ederek müzikte armoni ile tam sayılar arasındaki ilişkiyi kurmuşlardır. Uzunlukları tam sayı oranlarında olan gergin tellerin de armonik sesler verdiği görülmüştür. Gerçekten de çekilen tellerin her armonik bileşimi tam sayıların oranı olarak gösterilebilir. Örneğin, do sesini çıkaran bir telin uzunluğunun 16/15 ‘i si sesi verirken, 6/5’i ise la sesi; 4/3’ü sol sesini; 3/2’si fa sesini; 8/5 ‘i mi sesini; 16/9‘u re sesini verir. (Orhan, [WEB], 2001).
    Görüldüğü gibi iki notayı bir arada duymak, iki frekansı ya da iki sayıyı ve bu iki sayı arasındaki oranı algılamaktan başka bir şey değildir. Demek ki armoni sorunu, iki sayının oranını seçme sorununa eş değerdir. Bir diğer önemli nokta da insan kulağı için en uyumlu aralığın 8/5 frekans oranındaki majör 6’lı olduğu bilinmektedir. Bu oranın yukarıda bahsettiğimiz altın orana çok yakın bir oran olduğudur. Müzik, gizli bir aritmetik alıştırmasıdır, diyen Leibniz ’in haklılığı ortaya  çıkıyor.
    Müziğin matematikten farklı tarafı, bazı göz kamaştırıcı tuzaklar kullanarak, insanları büyüleyebilmesidir. Halbuki matematik bunu yapmaz. Russell bunu şöyle özetliyor: “İyi bakıldığı zaman matematik sadece doğruyu değil yüksek bir güzelliği de içerir. Matematik bu güzelliklere bürünmek için insan doğasındaki bazı zayıflıklara başvurmaz, resim ve müziğin göz kamaştırıcı tuzaklarını da kullanmaz.”
    Şüphesiz matematiğin de müzik gibi kompozitörleri ve virtüözleri vardır, diyor ünlü matematikçimiz Cahit Arf. Kompozitörler teorileri kuranlar, virtüözler de teorileri gerçek manada anlayarak ifade edebilenler ve hissettirebilenlerdir.
 
 
 
Logged

Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
ocd
Newbie
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 18


Matematik Öğretmeni


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ekim 03, 2007, 07:51:18 ÖS »

Dairenin gizemi   


      Gök cisimleri genellikle küre biçiminde ve hep hareket hâlindedir. Biz ise onları iki boyutlu biçimleriyle algılıyoruz.
      Daire: Bu belki de insanoğlunun doğada gözlemlediği ve içinde bir sır olduğunu düşündüğü ilk geometrik şekil. İnsanlar muhtemelen güneşe, mehtaba bakıyorlar ve bu mükemmel şekli kendileri de çizmek, anlamak, gizemine ulaşmak istiyorlardı. Fakat her daire çizişlerinde dairenin içinden bir sır onlara göz kırpıyordu.
     Bu sır dairenin çevresi ile çapı arasında sabit bir oranın olmasıydı. Birçok bilim adamı bu oranı buldu ama yüzyıllarca bu oranı sayılara dökemediler. Zaten karşılarına böyle bir sayı çıkana kadar da böyle bir şey düşünmelerine gerek yoktu.
     Böyle bir sayıyı ilk kez Pisagor ve arkadaşları bulunca kızılca kıyamet koptu. Bu sistem dışı, akla aykırı sayılara “irrasyonel” sayılar dediler. İşte yukarıda adı geçen oran pi sayısıdır ve akla aykırı sayıdır. Pi sayısının ondalık açılımındaki sayı gruplarının hiçbiri tekrar etmez ve bu sayılar âdeta rasgele birbiri arkasından sonsuza değin gider. (Hacısalihoğlu [WEB], 2001)



Yollardaki Kapaklar Neden Yuvarlaktır?


    Yollarda kanalizasyon kapaklarını, PTT çukurlarının kapaklarını görmüşsünüzdür. Yuvarlaktır bu kapaklar. Peki niye yuvarlak olduğunu hiç düşündünüz mü?Düşünmediyseniz gidin biraz düşünün sonra gelip aşağı kısmı okuyun! Bu kapaklar daire değil de dikdörtgen olsaydı ne olurdu?
     Dikdörtgenin bir kenarı diğerinden uzun olduğundan alttaki gibi kuyunun içine düşebilir.Görüldüğü gibi dikdörtgen kapak kuyuya düşebiliyor.
     Kare olsaydı bu sefer de karenin köşegeni kenarından uzun olduğu için yine kapak içeri düşebilirdi




ORMAN YANGINININ MATEMATİĞİ

        1960'ların sonuna doğru birbirini etkileyen parçacık sistemi olasılık teorisinin bir dalı olarak gelişmeye başladı ve ilerleyen bir alan durumuna geldi. Çeşitli doğa olaylarının yaygınlığını incelemek amacıyla Matematiksel ve bilgisayar modelleri kullanılıyor. Matematikçiler, dama tahtasını kullanarak örneğin, ağaçlar gibi rastgele bir dağılım gösteren parçaların modelini yapar. Tahtanın ortasındaki her işaretli birim ya da küme ağaçları temsil eder. Bu birimler ya yakılmış, ya yanıyor, ya da zarar görmemiş olur. Yanan bir birimin, her bir zaman diliminde, yangını dört komşu birimden birine (eğer buradaki birimler daha önce yanmamışsa) sıçratma olasılığı vardır.

        Şimdiye kadar bu modeller gerçek yaşamdaki durumlar kadar karmaşık değildir. Benzer modeller salgın hastalıkların yayılmasına ilişkin olarak da kullanılmaktadır. Bu durumda, her birim sağlıklı, hasta ya da bağışıklığı olan bir kişiyi temsil eder. Matematikçiler değişik olasılık derecelerini ve bunların bilgisayar modellerinde nasıl geliştirileceğini araştırmaktadır.

        Karmaşık bilgiler, Matematiksel modellerle işlenebildiği ölçüde, bu çalışmalaların sonuçları ve tahminleri belirli doğa olaylarının kavranmasında ve denetlenmesinde önemli bir rol oynayacaktır.       
« Son Düzenleme: Ekim 03, 2007, 07:53:41 ÖS Gönderen: ocd » Logged

Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
ocd
Newbie
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 18


Matematik Öğretmeni


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ekim 03, 2007, 08:11:33 ÖS »

KEMİKLERİMİZDEKİ  MATEMATİK
         
          Hayvanlar yeryüzü şartlarındaki çekim, hava basıncı, hareketlere bağlı mekanik basınç ve gerilimlere karşı mükemmel bir şekilde tasarlanmışlardır. Bizler bir makine icad ederken yaptığımız tasarımda en uygun çözümü bulmak üzere optimizasyon teknikleri geliştiririz. Bir tasarımda mümkün olduğu kadar az malzeme kullanarak, en dayanıklı yapıyı elde etmeye çalışma bir optimizasyon problemidir. Aracınızın yakıtı ile mümkün olduğunca fazla seyahat edebilme yine başka bir optimizasyon problemidir.
         Günlük hayatımızda farkında olmadan hep optimizasyon problemlerini çözmeye çalışırız. Elimizdeki kısıtlı bir miktar para ile mümkün olduğunca en kaliteli bir ayakkabıyı almaya çalışmamız, gündelik optimizasyon problemlerinden biridir. Pazarda alışveriş yaparken mümkün olduğunca az para harcayarak, en kaliteli meyve ve sebzeleri almaya çalışmamız, farkında olmadan çözdüğümüz optimizasyon problemlerindendir. Bir işi en kısa zamanda ve en iyi şekilde bitirmeye çalışmamız yine bu tip bir problemi çözme arzumuzdan kaynaklanmaktadır. Değişik ebatlarda olabilen silindirik yapıda konserve kutuları imal etmek istiyoruz. En az teneke harcayarak en büyük hacimde konserve kutusu imal etme problemi matematik olarak ifade edildiğinde ve çözüldüğünde şu sonucu elde ederiz: Konserve kutusunun çapı ve yüksekliği birbirine eşit alınırsa en küçük alan ile en büyük hacim kaplanmış olur.
        Mühendis olarak Allah'ın verdiği akıl ve cüzî ilmimizle çözmeye uğraştığımız optimizasyon problemlerini, Rabbimiz; sonsuz ilim ve kudretiyle tabiatı tedbirli yaratarak halletmiştir.
Tabiatta görülen mükemmel mühendislik örnekleri aslında çok karmaşık optimizasyon problemlerinin varlığına ve çözüldüğüne işaret etmektedir. Canlı yapılarında, canlı hareketlerinde ve canlı davranışlarında hep optimizasyon problemlerinin varlığı ve en iyi şekilde çözüldüğü, bilim adamlarının yaptıkları matematik modeller ve deneylerle gösterilmiştir. Canlı kemiklerinin minimum ağırlıkla maksimum dayanıklılığı temin etmesi bu optimizasyon problemlerinden bir tanesidir.
        Memelilerin kemikleri içi boş boru şeklindedir. Bu şekil, içi dolu silindirik yapıya göre daha dayanıklıdır. Kemiklerin içinde ise ilik bulunmaktadır. Kemikler sürekli ivmeli harekete maruz kaldıkları için dayanıklılıkla birlikte hafif olmaları da çok önemlidir? Şimdi bu optimizasyon problemini kurup çözümünü araştıralım: Şekil l'de dış yarıçapı r, iç yarıçapı ise k.r olan bir kemiğin kesit alanı gösterilmiştir. k katsayısı iç yarıçapın dış yarıçapa oranını temsil etmektedir ve tanımdan da anlaşılabileceği gibi sıfır ile bir arasında bir değerdir. Maksadımız k'nın hangi değeri için, kemik hafifliğinin en iyi (optimum) olacağını bulmaktır.
       Verilen bir eğilme momenti için kesit yarıçapı ile dayanıklılık arasındaki münasebet aşağıdaki gibidir
        r= [M/K(1-k)4]1/3
       Yukarıda M, uygulanan eğilme momentini, K ise; dayanıklılıkla ilgili bir katsayıyı temsil etmektedir. Kesit alandaki kemik dokusuna ait dış kısmın kesit alanı;
        pr2- k2r2 = pr2 (1-k2), olur. Eğer kemiğin yoğunluğu r ise birim uzunluk için kütlesi,
        M1=pr2r (1-k2) veya r için önceki ifadeyi yerleştirirsek,
       m1= pr (1-k2) [M/K(1-k)4]2/3 elde edilir. Kemik içindeki iliğin kesit alanı ise pk2r2'dir. İliğin yoğunluğu ise; kemiğinkinin yaklaşık yarısı kadardır. Böylece birim uzunluktaki ilik kütlesi aşağıdaki gibidir:
        m2 = (1/2) pr2k2r veya
        m2= (1/2) pk2r ( [M/K(1-k)4]2/3
        Toplam kütle her iki kütlenin eklenmesi ile bulunur.
        m=m1+m2= pr (1-k2/2) [M/K(1-k)4]2/3
Bu kütleyi minumum yapacak k değerini bulmak için ifade k'ya göre türevlenir ve sıfıra eşitlenir. Bu işlemin sonucunda k=0,63 değeri bulunur. Her ne kadar bu değer minimum kütleye karşılık gelen içyarıçap/dışyarıçap değeri ise de, k=0,4 ile 0,7 değerleri arasında kütle hemen hemen bu optimum değere yakındır. Tablo l'de değişik hayvanların kemikleri için k değerleri verilmiştir. Bu değerler matematik hesaplamalar ile mükemmel bir uyum gösterip 0,4-0,7 aralığında kalmaktadırlar.
        Kuşların kemikleri ise uçabilmeleri için daha da hafif olmalıdır. Bunun için kara hayvanlarındaki ilik birçok kuşta olmayıp iliğin yerini hava almıştır. Acaba ilik yerine hava olduğunda optimum k değeri ne olabilir? Bu durum için sadece m1 ifadesi kütleyi verecektir. Bu ifadeye baktığımızda kütleyi azaltmak için k değerini mümkün olduğunca artırmamız gerektiği sonucuna varırız. Ancak k, 1 değerine yakın olduğunda cidar çok incelir ve kemik, eğilmeden ziyade burkulma etkisi ile kırılabilir. Dolayısı ile optimum tasarımda; hem eğilme hem de burkulmanın bir arada incelenmesi gerekir. Eğilme ve burkulma için k değerlerine karşılık gelen birim uzunluktaki kütle eğrileri mukavemet prensipleri kullanılarak hem burkulma, hem de eğilme için çizilmiştir (Şekil 2). İki eğrinin kesiştiği nokta optimum noktadır ve k=0,93 değerine karşılık gelmektedir. Elde edilen en önemli sonuç kuşlarda kara hayvanlarına göre k değerinin daha yüksek olması gerektiğidir. Kuğu kuşlarında k=0,9 olarak ölçülmüştür. Aradaki küçük fark teoriye ait burkulma ve eğilmedeki basitleştirici bazı önkabullerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca kuğu kuşlarında burkulmayı önleyici iç payandalar da mevcuttur.
        Kemik tasarımında diğer önemli bir özellik ise kemiğin kesit alanının uzunluk boyunca değişim göstermesidir. Bunun sebebi şöyle açıklanabilir: Şekil 3a'da bir çubuğa F kuvveti uçtan etki etmektedir. Bu kuvvetin x kadar uzaklıktaki kesitte oluşturduğu eğilme momenti, F.x olacaktır. Yani uzaklık arttıkça eğilme momenti doğrusal olarak artmaktadır. Sıçrayan bir köpek ve kaval kemiğine ayak tarafındaki uçtan etki eden bir F kuvveti benzer şekilde eğilme momentlerine yol açar (Şekil 3b). Bu eğilme momenti ekleme doğru artacaktır. Dolayısı ile kemiğin kesitinin artan eğilme momentini karşılayacak şekilde artması gerekir. Mukavemette G=M/S ifadesinde G gerilmeyi, M eğilme momentini, S ise; kesit modülü olarak adlandırılan ve kesit alanla ilgili bir çokluğu belirtir. Optimum mukavemet için G değerinin uzunluk boyunca değişmemesi gerekir. Moment uzunlukla orantılı olarak büyüdüğüne göre kesit modülünün de uzunlukla doğrusal olarak arttırılması gerekir. 17 cm uzunluğundaki bir köpek kaval kemiği için, uçtan ekleme doğru uzunluk boyunca kesit modülü Şekil 4'de gösterilmiştir. Tahmin edildiği gibi uzunlukla doğru orantılı ve düzgün olarak değişen bir kesit modülü ölçülmüştür.
        Canlıların kemik tasarımları mükemmel inşa edilmemiş olsa idi, ya ağırlığın fazlalığından dolayı hareket zorlaşacak, yahut yeterli mukavemet olmadığından kemikler kolayca kırılarak canlının hayatını devam ettirebilmesi zorlaşacaktı. Matematik modellerden de görülebileceği gibi, sonsuz ihtimal arasından hep en iyi sonucu verecek tasarım ölçülerini bulmamız, bu ölçü ve hesapların tesadüf ile izahı mümkün olmayan bir kast ve irade ile seçildiğini, Sonsuz bir İlim ve Kudret'in eseri olduğunu apaçık göstermektedir.
   
Logged

Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

eğitim Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Tarih Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!