|
kimyaöğretmeni
|
 |
« : Temmuz 26, 2007, 10:03:51 ÖÖ » |
|
36. – 40. sorularda, verilen İngilizce cümleye anlamca en yakın Türkçe cümleyi bulunuz.
36. More than any other factor in human history, culture has made homo sapiens a unique force in the history of life on Earth. A) İnsanlık tarihindeki diğer etkenlerden herhangi biri kadar etkili olan kültür, homo sapiens’i yeryü-zündeki yaşam tarihinin tek gücüne dönüştür-müştür. B) Kültür, insanlık tarihindeki başka herhangi bir etkenden daha fazla, homo sapiens’i, yeryü-zündeki yaşam tarihinde emsalsiz bir güç yap-mıştır. C) Yeryüzündeki yaşam tarihinin eşsiz bir gücü olan homo sapiens’in insanlık tarihinde başka bir et-kenden daha çok önem kazanması, kültür ile mümkün olmuştur. D) İnsanlık tarihinde herhangi bir etkenden daha önemli olan kültür vasıtasıyla, homo sapiens, yeryüzündeki yaşam tarihindeki tek güç olmuş-tur. E) İnsanlık tarihinde başka etkenlerin yanı sıra kül-tür olmasaydı, homo sapiens yeryüzündeki ya-şam tarihinin emsalsiz gücü olamazdı.
37. It is time to recall that the European Union was founded on the basis of human rights, fundamental freedoms and the rule of law, including the right to a fair trial.
A) Bir kez daha anımsanmalıdır ki Avrupa Birliği’nin temeli, insan haklarına, temel özgürlüklere ve adil yargılanma hakkını da içeren hukukun üstünlüğüne dayalıdır. B) Her zaman anımsanmalıdır ki Avrupa Birliği’nin dayandığı temel, insan hakları, temel özgürlük-ler, hukukun üstünlüğü ve buna bağlı adil yargılanma hakkıdır. C) İnsan hakları, temel özgürlükler, hukukun üstün-lüğü ve bunun bir parçası olan adil yargılanma hakkının, Avrupa Birliği’nin temelini oluşturduğu hususu her zaman anımsanmalıdır. D) Avrupa Birliği’nin, insan hakları, temel özgürlük-ler ve, adil yargılanma hakkı dahil, hukukun üs-tünlüğü temeli üzerine kurulduğunu anımsamanın zamanıdır. E) Avrupa Birliği’nin temelinde, insan hakları, temel özgürlükler, adil yargılanma hakkı ve hukukun üstünlüğünün olduğunu anımsamanın tam zamanıdır.
38. Do you think there is anywhere in the world where the left remains a vibrant and progressive force?
A) Solun, dünyanın herhangi bir yerinde varlığını sürdüren dinamik ve ilerici bir güç olduğunu mu düşünüyorsunuz? B) Dinamik ve ilerici bir güç olarak solun, dünyadaki herhangi bir yerde hâlâ varlığını sürdürdüğünü mü sanıyorsunuz? C) Sanıyor musunuz ki bir zamanların dinamik ve ilerici gücü olan sol, dünyanın herhangi bir yerin-de varlığını sürdürmektedir? D) Solun, eskisi gibi dinamik ve ilerici bir güç olarak dünyanın herhangi bir yerinde varlığını sürdür-düğünü mü sanıyorsunuz? E) Dünyada, solun dinamik ve ilerici bir güç olarak varlığını sürdürdüğü herhangi bir yer olduğunu düşünüyor musunuz?
39. Temples were the most important public buildings in ancient Greece, because religion was a central part of daily life. A) Eski Yunan’da tapınaklar en önemli kamu binala-rıydı; çünkü din, günlük yaşamın temel bir parça-sıydı. B) Din günlük yaşamın temelini oluşturduğu için, ta-pınaklar eski Yunan’da en önemli kamu binaları olarak kabul ediliyordu. C) Eski Yunan’da günlük yaşamın büyük ölçüde di-ne dayanması, tapınakların neden en önemli ka-mu binaları olduğunu açıklıyor. D) Eski Yunan’da dinin günlük yaşamın temel bir parçası olması, tapınakları kamu binalarının en önemlisi haline getirmişti. E) Eski Yunan’da, en önemli kamu binaları olan tapınaklarda sürdürülen dinî faaliyetler günlük yaşamın en temel parçasıydı.
40. In the last century, much attention was given to the language of literature and the question of whether there was in fact a separate literary language. A) Geçen yüzyılda, edebiyat dili çok ilgi çekmiş ve gerçekte apayrı bir edebî dil olup olmadığı soru-su üzerinde önemle durulmuştur. B) Geçen yüzyılda, edebiyat dili çok ilgi çekmiş ve apayrı bir edebî dil olup olmadığı sorusu hep tar-tışılmıştır. C) Geçen yüzyılda, edebiyat diline ve gerçekte ayrı bir edebî dil olup olmadığı sorusuna çok ilgi gös-terilmiştir. D) Edebiyat dilinin ne olduğu ve apayrı bir edebî dilin gerçekten var olup olmadığı sorusu, geçen yüzyılda çok ilgi çekmiştir. E) Edebiyat dili geçen yüzyılda çok tartışılmıştır ve gerçekte ayrı bir edebî dilin olup olmadığı sorusu ele alınmıştır. 41. – 45. sorularda, verilen Türkçe cümleye anlamca en yakın İngilizce cümleyi bulunuz.
41. Dilbilimi, son zamanlarda hemen tüm alanlarda muazzam bir genişleme sağlayan, genç bir sosyal bilimdir. A) Linguistics, which is, in a sense, a young social science, has expanded in every area in recent times. B) Linguistics is a young social science, which has recently had a massive expansion in almost all areas. C) As a young social science, linguistics has expanded enormously in all areas in recent years. D) Although linguistics is in fact a somewhat young social science, its recent expansion in almost all fields has been remarkable. E) Linguistics, which has expanded rapidly in all areas in recent years, is in fact a young social science.
42. Shakespeare’in ailesi, idamı, 13. yüzyıl ortasında kayda geçmiş olan Warwickshire’lı eşkiya William Sakspere’e dayanmaktadır. A) It is to William Sakspere, a Warwickshire robber in the mid-13th century, whose hanging is recorded, that Shakespeare’s family is related. B) William Sakspere was a mid-13th century Warwickshire robber whose hanging was recorded and to whom Shakespeare’s family can be traced. C) Shakespeare’s family can be traced back to a Warwickshire robber, William Sakspere, who was hung some time in the mid-13th century. D) Shakespeare’s family goes back to the Warwickshire robber William Sakspere, whose hanging was recorded in the mid-13th century. E) Shakespeare’s family has been traced back to William Sakspere, a Warwickshire robber, whose hanging in the mid-13th century was recorded.
43. Yaşlıların gençleri sayıca geçeceği bir gelecekten korkan pek çok hükûmet, insanları çocuk sahibi olmaya teşvik etmek için ne gerekiyorsa yapmak-tadır. A) Fearful of a future in which the elderly outnumber the young, many governments are doing whatever they can to encourage people to have children. B) Most governments, afraid of a future in which there are more elderly than young people, are taking whatever measures they can in order to persuade people to have more children. C) In order to urge people to have more and more children, a number of governments, which fear that the elderly will outnumber the young in the future, are introducing whatever incentives they can. D) Various governments fear a future in which the number of the elderly will exceed that of the young, and are hence doing their best in order to convince people to have children. E) Since governments are afraid that, in the future, the number of the elderly will exceed that of the young, they are doing all they can so that people may have more children.
44. Elmaslar, muhteşem güzellikleri için çok şiddetle arzu edilir, ancak basit gerçek şu ki onlar sadece sıkıştırılmış kristalize karbondur. A) Because of their wonderful beauty, one always has a great desire for diamonds, but the truth is that they are no more than just compressed crystallized carbon. B) Although diamonds are always desired for their exceptional beauty, in fact they are really only compressed crystallized carbon. C) Diamonds are much coveted for their exquisite beauty, but the simple truth is that they are just compressed crystallized carbon. D) Invariably one has a strong urge for diamonds because of their extreme beauty even though in truth, they are only compressed crystallized carbon. E) In fact, diamonds are merely compressed crystallized carbon, but there is always a widespread desire for them due to their magnificent beauty.
45. ABD, Arap petrolünün serbest akışını sağlamak için askerî güç dahil gerekli her vasıtayı kullan-maya kendini resmen bağımlı kılmıştır. A) In order to secure the free flow of Arab oil, the USA has officially decided to resort to any means imaginable, including military force. B) The USA is officially committed to the use of any means necessary, including military force, to ensure the free flow of Arab oil. C) It is a determined policy of the USA to make sure, through the official use of any means, including military force, that Arab oil flows freely. D) The USA is clearly determined to use any means whatsoever, even military force, in an effort to secure the unobstructed flow of Arab oil. E) It is the official policy of the USA to ensure the free flow of Arab oil by using all kinds of means except military force.
|