|
vivalaliberted
Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
|
 |
« : Nisan 11, 2009, 07:21:41 ÖS » |
|
Sevgili dostlarım, yazımızın son bölümünde uyuyan devin uyanması için son sözleri söyleyip, son hamleyi yapacağız. İnanıyorum ki; dev kendine gelecek ve küllenmeyen közlerinden imparatorluk alevleri parlayacaktır. Ey aydınlık yüzlü ve asil ruhlu milletim! Milli birlik ve beraberliğin tesisi sağlanmalı, bunu dinamitlemeye çalışan karanlık yüzlü, fosilleşmiş beyinlere gereken cevap hakkıyla verilmelidir ki; bir daha böyle kirli oyunlara ve alengirli tezgâhlara tevessül edemesinler.
Aziz ve sıdık kardeşlerim! Bazı değerleri maske yaparak, birlik ve beraberliğimizi bozanlara, rozetçilik dalkavukluğu yapanlara aldanmayın. Tek can ve tek fikir dairesinde, müsavat, uhuvvet, muhabbet, muavenet ve barış içerisinde yaşayalım.
Dostlarım! Dünya üzerinde, milletimize uygulanan, ‘’ruhbilimsel savaş’’ın dilini çok iyi bilmeli ve gerektiğinde kullanmalıyız. Asla aşağılık kompleksine kapılmamalı, kınayanların kınamalarına kesinlikle aldırmamalıyız. Zira Müslüman’ız ve üstünüz. Burada, bütün kardeşlerimden istirhamımdır: lütfen hiçbir zaman çukurların, hainlerin, komprador pisliklerin, namussuz rantiyecinin, halk düşmanı kanı bozukların karşısında komplekse kapılmayın ve asla mehabetinizi bozmayın. Mübalağa ve şovenizm yapmıyorum, ama inanınki; tarihin en şerefli ve asil milleti olduğumuz bir hakikattir. Fakat maateessüf, son zamanlarda bizi biz yapan bütün değerlerden tecerrüt etmeye başlamış ve kadim heybetimizi kaybetmişiz. Güzel insan, asil şairimiz M. Akif Ersoy ne güzel ifade etmiş: Bir zamanlar millet, hem de ne milletmişiz. Gelmişiz dünyaya medeniyet nedir? Öğretmişiz.
Yetenekli kadrolardan, menfaatsiz bireylerden ve ilim ehlinden müteşekkil bir teşkilat kurulmalı ve buna merbut adil bir yönetim tesis edilmelidir. ‘’Ben’’ yerine ‘’biz’’ bilinciyle hareket eden, kollektif hafızayı eksen alan, sevgiyle ve muhabbetle yoğrulmuş bir toplumsal yapı ihdas edilmelidir. Maddi ve manevi dinamiklerle hareket eden, hür ve reel bir basın-yayınla kuvay-ı milliye ruhu diriltilmeli, her an canlı tutulmalı ve kurtuluş yolunda ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
Toplumumuz üzerinde tezgâhlanmaya çalışılan oyunları çok iyi ihsas etmeli ve tedbirimizi almalıyız ki; kaotik durumlara ve işin şirazesinden çıkıp bütün bir toplumda huzursuzluğa yol açmasına fırsat vermeyelim. Bu toplumsal barışın, birlik ve beraberliğin teminatıdır ve her yönetimin en temel görevidir. Yabancı topraklardan esen sert ve dehşetli rüzgârlar muvacehesinde, zorlanmadan mukavemet edebilmesi için, sağlam ve sağlıklı bir gençlik yetiştirmeliyiz ve onları maddi ve manevi değerlerle teçhiz etmeli, çok iyi korumalı ve yetiştirmeliyiz. Fasılalı olarak işleme konulan tuzaklara düşmemeli ve kirli oyunlara gelmemeliyiz. Bizi yönetmeye talip olanları derin bir inceleme nihayetinde intihap etmeliyiz ki kaderimizi yönlendirme gibi çok netameli bir sorumlulukları vardır. Bu yönde yanlış bir karar varlığımızı tehdit altına alabilir. Dikkat dikkat dikkat!
Büyük dev uyansın artık! Ama bilinmeli ki, öze dönmeden ve öze dönüşü sağlayacak yüze söz idrak edilmeden dev asla uyanmaz ve uyanmayacak. Öyleyse haydiniz söz’e mütenasip bir öz yaratmaya ve özle uyumlu bir yapı kurmaya.
Kitap-ahlak-devrim-tevhit-adalet-özgürlük-emek-vatan-bağımsızlık. Sevgili ülkemiz Türkiye’miz birgün mutlaka özgür olacak inşallah
AYRINTILAR:
1.İlgili efendilere: bakınız beyler elektrikle ilgili ihalelerin olduğu söyleniyor. Belki bizler bu tür işlerden uzağız ama bizim kaderimizi etkileyeceği için söz söyleme hakkımız vardır diye düşünüyorum. Evet, hakikatte bu pis işlere karşıyım. Çünkü elektrik devletin elinde olmalıdır muhakkak. Bunun lamı cimi yok. Ama madem böyle bir iş yapacaksınız, lütfen dürüst bir vatan evladına veriniz ki vicdanlar sükûn bulsun ne olur. Zira bu işi derinlemesine düşünürseniz ne kadar da ciddi ve netameli olduğunu müşahede edersiniz. Hafazanallah milletin varlık yokluk anında bu işlerle kadere ne etkilerde bulunulabileceği sarf-ı nazar edilmemelidir. Hatta ülke özelinde olsa bile bu böyledir. Kirli ve gizli vatan haini birileri bu işi kaparsa karanlığa daha baştan mahkûm olmuşuz demektir. Dikkat! Dikkat! Dikkat!
2. Zamanı gelmiş fikrin önünde kimse duramaz diye bir söz vardır. Ya da şöyle olabilir zamanı getirilmiş fikrin önünde kimseyi durdurmazlar da olabilir ki elan bu durumu yaşıyor dünya. Evet, Liberal Kapitalizm devrine eviriliyor ya da çevriliyor dünya bir nevi. İnsanlar her şeyi yaparak yaşayarak öğreniyorlar. Acı çekerek olgunlaşıyorlar. Tedricen insanlaşıyorlar. Yani aklın ve nefsin yerine vicdanı ve ruhu geçiriyorlar. Yani başına ne gelirse insanoğlunun bu yine kendi eliyle oluyor. YÜCE VE ŞAŞMAZ ÖĞRETİNİN yüce haklılığının keskin hüccetidir bu. Demiyor mu TEK VE YÜCE ALLAH: ‘’insanın başına ne gelirse bu kendi eliyledir’’ diye. Evet, insan kendi ediyor ve yine kendi buluyor. Şöyle biraz geriye dönün ve tarihsel süreci hafızanızda bir canlandırın lütfen. İnsanlık Fransız İhtilali’nin meyvesi olan menfi milliyetçiliğin etkisiyle paramparça oldu. Yani milliyetçiliği bir nevi yaşadı. Yani yaparak yaşayarak öğrendi. Ardından komünizmi yaparak yaşayarak öğrendi. Ardından henüz çöküş sürecine girmiş olan vahşi kapitalizmi yaparak yaşayarak öğrendi. Şimdi sıra her tür özgürlüğün limanı olarak addedilen liberalizm sularında demir atıyor insanoğlu. Ve bunu kendi istiyor. Yani yapıyor ve yaşayacak. Ama buda asla derdine derman olmayacak. Lakin mutlaka yaşayacak bunu. Hülasa insanlık uzun bir süre yüzeceği liberalizm sularına açılıyor. İstesekte istemesekte olacak bu. Bir doğal zorunluluk aslında bu. Bunu TANRI da istiyor haddizatında. Zira insanoğlunu zorlamıyor. Ama doğru yolu da göstermiş. İnsanı sonsuz hür bırakıyor seçiminde, sonra sorumluluğuna katlansın diye. Kendisini suçlamasın diye. Kendi eliyle yaptığını yaşarken ve bunun sonucunda acı çekerken kaçamasın diye. İnsan çok cahil, zalim ve nankör. Sorumluluk getiriyor diye gerçeğe göz kapıyor, kulak tıkıyor ve beynini kafese kapatıyor. En son, insanlığın, sonsuz susamış olarak, büyük bir özlemle beklediği yüce nizama, insanlığın ortak vicdanı karar verecek. Diğerlerinin hiçbirine insanlığın ortak vicdanı karar vermediği için insan ruhu hepsini sırayla kusmuştu ne kadarda kendi yapsa da. Zira cahilce yapmıştı, bilmeden, tanımadan, anlamadan. Haddizatında insan aldatılmıştı küresel efendiler eliyle yani ŞEYTANIN MÜMESSİLLERİ eliyle. Bu yüzden de kusmuştu. Çünkü ruhuna ağır gelmişti, bünye kabul etmemişti. Son tahlilde, görkemli ve büyük zafer İSLAM’IN olacak. Bu insanın istemesiyle ya da istememesiyle değil spontane olacak. Ortak vicdan, yani temiz ve lekesiz vicdan, yani insanın özü bunu bekliyor ve geldiğinde reddetmeyecek, edemeyecek. Zira buna sonsuz susamış olacak. Ne diyor yüce ALLAH: ‘’üzülmeyin, gevşemeyin, eğer inanıyorsanız, üstün gelecek olanlar mutlaka sizlersiniz.’’ Tabi bu spontane olacak derken burada insanın bilinç ve iradesi saf dışı diye bir şey asla söz konusu değildir. Yine insanın bilinç ve iradesinin tesiriyle olacak bu. İnsan onurlu bir şekilde sorumluluğunun bilinciyle hareket edecek. Ama sonuç insana ait değildir asla. Ayrıca burada materyalizmde ki tarihsel zorunluluk mu bu diye düşünmeyiniz çünkü orada insan iradesi söz konusu değildir insan tarihin sefil ve zavallı bir oyuncağıdır, etkisiz elemanıdır. Yani bu tez safsatadır. Bizim anlattığımız başka bir şeydir. Ve saf hakikattir. Burada şu derin gerçeği de dikkate almak gerekiyor: toplumsal olaylar bilimsel olarak belirlenemez ve nihai sonuca varılamaz. Fizik ve kimya gibi bilimlerde olduğu gibi laboratuara girip birkaç saat içinde net sonuca ulaşıp kesin karara varmak kabil-i mümkün değildir toplumsal durumlarda. Yüz yıllar geçmesi gerekir bir karara varmak için ki, yukarıda bahsettiğimiz gibi hepte böyle olmuştur. Toplumsal nizamlara temel oluşturan her düşünce uzun süreç içerisinde yapılıp yaşanarak sınanmıştır ve bir karara varılmıştır. İşte tam da bu yüzden insanlık son süreci spontane şekilde kabullenecektir. Olayın özü budur. Kimse toplumsal olayları laboratuarlarda incelemeye alamaz ve net sonuca varamaz. Yapanda dünyanın ahmağıdır zaten.
|