|
kimyaöğretmeni
|
 |
« : Eylül 09, 2007, 07:01:08 ÖÖ » |
|
Beyin Temelli Öğrenme
Ezbere Öğrenme ve Kavrayarak Öğrenme
Patates ile ilgili bir ders, Ezbere Öğrenme: Patatesin yararları orijini vb. anlatılır ama anlatılanlar ezberden ibarettir. Burada beyni harekete geçirmek oldukça özeldir, beynin normal işlevinin yanısıra çok az nöron ezberlemek amacıyla ateşlenmiştir. Burada içsel güdülenme yeterince harekete geçmediği için bu tip öğrenme çabaları yorgunlukla sonuçlanır. Sonuçta bazı öğrenciler bu bilgileri kısa bir süre hatırlayacak, sonra unutacaktır. Sonuçta öğrenciler uygulayabileceklerinden daha az şey öğrenecekler ve daha az yaratıcı olacaklardır.
Patates ile ilgili bir ders, Kavrayarak Öğrenme: Patates ile ilgili konu sınırları aşılır; konu için tarih, coğrafya, fen, edebiyat, sosyoloji, sanat gibi bilgiler de girerek patates öğretilecek. Biz bu sisteme bunun için genel sisteme bağlı, anlayarak öğrenme diyoruz. Burada amaç, öğrencilerin diğer alanları da öğrenmeleri için patatesi kullanma olabilir. Örneğin öğretmen sınıfa çok filizlenmiş bir patates getirir,bunu yanında patates ile ilgili tarihi bir olay anlatabilir, öğrencilere patatesin İngiltere kıtlığa girene kadar fakirlerin yiyeceği olduğunu bilip bilmedikleri sorulur. Patatesin sosyal ve siyasal doğurganlığını, sosyal sınıf farklılıklarının kullanıldığını biliyorlar mı? Olaylar geçmiş ile şimdi ve öğrencilerin deneyimleriyle, bilgileriyle ilişkilendirilir. Hatta konu arz-talep kanunlarına bağlanabilir. Farklı topraklar ele alınabilir, ekolojiye geçilebilir sanat bir türlü devreye girebilir. Böylece birçok konu patatesle birleştirilir; böylece beynin birçok alanlarını birleştirme fırsatı verilir. Bu yöntemle öğrencinin merakı arttırılır, bireysel ilgiler, bireysel yaşantılar ortaya konur.
Beynin Harekete Geçmesi: Beyinde bütünsel işlevler çalışır çünkü bilginini yanısıra, duygular, heyecanlar da devreye girer. Bu nedenle bu tip öğrenmede beynin her tarafı harekete geçer, stres azalır beyin hücreleri daha az yorulur; çünkü beyin bilgiyi pasif olarak almadı, bilgiyi almak için kendisi de aktif oldu. Yorgunluk az olduğu için öğrenciler bu tip öğrenmeyi uzun süre hatırlar, sınıfta esnemezler.
Sonuç: Öğrencilerin bir kısmı bu bilgiyi hatırlayacaktır ama bu bilgiyi farklı amaçlarla değişik yerlerde kullanacaklardır, beyinde çok yönlü yeni haritalar oluşmuştur.
Şurası muhakkak ki, öğretmek için oluşturduğumuz herşey, niyet ettiğimizin dışında algılanacaktır. Öyleyse öğretmenin esas görevi, yeni bilgiyi yaşantı ile birleştirmektir. Böylece öğrencinin yaşam deneyimi, eğitimin bir düzenleyicisi olur. Eğitimde öğrencilerin içsel ilgileri ve kişisel hedefleri işe katılmalıdır. Böylece onlarda yenilik fikri ve merak uyanır. Eğitimde bazen ezber gerekirse de eğitimin temel hedefi, “üretim” üzerine olmalıdır. Katılımcı, dinamik haritaların üretilmesi, eğitimin temel hedefi olmalıdır.
Üçlü Beyin
Carl Sagan “Dragons of Eden” (1977) yapıtında “İnsan soyunun böylesine güç ve karmaşık problemlerle yüzyüze geldiği günümüzde geniş ve güçlü düşünmenin gelişmesine çok ciddi bir biçimde ihtiyaç vardır. Tüm bu ülkelerin benimsediği demokratik ideallerle uyumlu, özellikle umut vaade eden gençlerin entellektüel gelişimlerini insani ve yardımseverlik bağlamında teşvik eden bir yol olmalı. Bunun yerine bu ülkelerin çoğunun öğretim ve sınav sisteminde hemen hemen kendini tekrar eden, itici bir eğitim süreci görürüz. Kısmen okulların ve toplumların baskıcı doğaları yüzünden NEOKORTİKAL FONKSİYONLAR”ın büyük kısmının hala bilinmemesi ve buna gereken önem verilmemesine rağmen bazen günümüz Amerikan TV’leri ve filmlerdeki seks ve saldırganlığın hepimizde gelişmiş bir R-Kompleks’in varlığı olduğuna işaret edip etmediğini bazen merak ediyorum” der.
Sagan’ın yorumu oldukça iddialı, bilim ve teknoloji alanında önemli mesafeler katedilmesine rağmen güç, baskı ve egoların bu derece önde olması, başkalarıyla etkileşimde neden bu kadar fazla rol oynuyor?
Birleşik Devletler Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü Beyin ve Davranış Labaratuvarı’nın eski başkanı (1969-1978) Paul Mc Lean’in bir “Üçlü Beyin Teorisi” var. Mc Lean’e göre, Sagan’ın bahsettiği eğitimlerin açıklanması bu üç beyinden en ilkelinde bulunan eski çağlardan kalma yaşamı sürdürme örüntüleridir. Diğer taraftan, diğerlerine acıma ve diğerleriyle empati kurabilme gibi alanlarda güdülenme ile insan türü gelişebilmektedir.Bu da beyne en son katılan prefrontal korteksin daha çok kullanımıyla gerçekleştiği de bilinen bir gerçektir.
Beynin evrimsel gelişimiyle ilgili başka modeller de var (örn. Ornstein ve Thompson’ın “The Amazing Brain”, 1984) ama Üçlü Beyin eğitimciler açısından büyük önem taşır. Bu kuram, davranışı işe yarar bir şekilde ele almamıza yarar. İlgili psikoloji ve sosyoloji kuramlarıyla uyumlu olması ve değişim için yönlendirmelere uygunluğudur.
Beyin Araştırmaları ve Arkeoloji: Mc Lean’ın çalışmasını geçmişten günümüze beynin evrensel gelişim katmanlarını araştıran bir arkeoloğun çalışmalarıyla karşılaştırır. Mc Lean , arkeolojideki evrimsel gelişime karşılıklı olarak birbiri ardına gelişmiş 3 beyin katmanını tanımlar: Sürüngen Sistemi (reptilian sistem) –R- Kompleks, Limbik sistem, Neokorteks. Her katmanın işlevi farklı olmasına rağmen üçü de birbiriyle etkileşim halindedir. Mc Lean’ın kuramı, Freud’un id, ego, süperego, Platon’un ruhun yapısını üç katmana ayırmasını, Sokrates’in ruh ve hayatı üç katmana ayırmasını ve bu tip 3’lü kuramları hatırlatmaktadır.
Kardeşler Üçlüsü: Bu kuramı aynı çatı altında yaşayan 3 kardeşe benzetebiliriz: R- Kompleks→En büyük kardeş→yaşamın sürdürülmesiyle görevli, (yiyecek sağlamak, atık maddelerin dışarı atılması, genel güvenlik, rahatlık sağlamak). Davranışların büyük bir çoğunluğu, otomatik ve alışılmış davranışlar ve değişime karşı güçlü bir direnç gösterir. Dili kullanmaz ama bazı yöntemlerle ona karşılık verir. Limbik Sistem→ Ortanca kardeş→ derinden hisseder, (duygu denetimi, hafıza, olayların organizasyonu, savaş-kaç yolunu kullanır= meşru müdafaa ile uğraşır) En büyük kardeşin, üzerinde mutlak bir hakimiyet kurmasını engeller, beslenme kaynağıdır. En büyük ve en küçük kardeş arasında denge kurmaya çalışır. Neokorteks→ Kardeşlerin en küçüğüdür ama beyinde en geniş alana yayılmıştır. Yaratıcıdır, dili kullanır, beste yapar, karmaşık çözümlemelerle uğraşır (soyut işlemler, soyut düşünme gücü hakimdir, geleceği düşünüp planlayabilir), genellikle kardeşlerin en zekisidir. Bu üç kardeş birbirinin davranış ve kararlarında etkili olurlar. Birbirlerini hem destekler hem de yerinde çatışırlar. Beyne bir tehdit geldiğinde, genellikle büyük kardeş hakimiyeti ele alır; çünkü güvenlik sağlanmalıdır, yaşam devam ettirilmelidir. Diğer taraftan beraber hareket ederek her türlü tehlikenin de üstesinden gelebilirler.
R-Kompleks Beyin (Sürüngen Beyin): ATALARIMIZDAN KALMA BEYİN, büyük ölçüde beyin sapından oluşur, bedenin bütünlüğünü korur, yaşamı devam ettirme amaçlıdır (sindirim, dolaşım, solunum ve strese karşı savaş ya da kaç tepkisini oluşturan merkezler buradadır. Hayvanların yaşamı sürdürme davranışlarıyla yakından ilgilidir. Üreme ve toplumsal hakimiyet kurmada başrol oyuncusudur. Belirgin özelliği, otomatik, törensel (ritüel) niteliktedir ve değişime karşı dirençlidir.
Mc Lean, John Locke’un (tabula rasa) beynimizin doğduğumuzda boş bir levha gibi olduğunu kabul etmez. Şöyle der: “Eğer insanların davranışları öğrenilmiş olsaydı, zekamıza ve kültürel birikimimize rağmen hayvani davranışlarda bulunmazdık (lise-ortaokul öğrencileri yeni gelen üzerinde bir türlü hakimiyet kurmak isterler, tıpkı kertenkelelerin yabancı kertenkeleye yaptıkları gibi, bu davranışı öğrenciler okuyarak öğrenmedi herhalde!) Mc Lean’e göre insanların tümünde sürüngen davranışı vardır. Örnek: Alan savunması.: Kendimize ait şeyleri soyut ve somut olarak sahiplenir, koruruz. “benim evim, benim ülkem”. Kıdemli öğretmenler her zaman ders yaptığı amfi, genç bir hocaya verildiğinde hoşgörülü olmayabilir, “10 yıldır ben bu sınıfta ders veriyorum” tepkisi gibi.
Giyinip kuşanma, törensel gösteri: Yeni bir giysi, yeni bir araba, yeni bir mevkii hep başkalarına göstermek isteriz veya yeni bir şey elde ettiğimizde kendimizi çok önemli bir kişi gibi görürüz.
Yuva yapma davranışı: Evimizi düzenleyişimiz, dekore edişimiz.
Toplumsal hiyeraşiyi korumak: Demokratik süreçlerin karşısında örgütsel süreçler oluşturma meyli.
Eşleşme törenleri: Örneğin flört etme bir eşleşme törenidir.
Sürü davranışı: Gruplaşmalar. Öğrenci grupları, aynı apartmandaki komşular arası gruplaşma, okulda öğretmenler arası gruplaşma, üyelikler.
Diğer grup davranışlar: Kısaca R- Kompleks, bize çevremizdeki grupları incelememize yarayan bir mercek görevi görür.
Eş uygulamalı davranış: Bir maç kazanıldığında taraftarların kendilerine özgü bir şekilde sevinçlerini ifade etmesi.
Saplantısal davranışlar: Batıl inançlara göre davranma. Değişime direnç gösteren her türlü davranış buraya girer.
Dönemsel davranış: Yaş dönemlerine göre gelişen davranışlar. Daha çok cinsel kimliğin ortaya çıkışı ile ilgilidir. Ergenlik, menapoz gibi.
Aldatıcı davranışlar: Hayvanlarda düşmanını şaşırtamak için aldatıcı davranışlar olur, hızlı davranır, sessiz kalır vb. Bu tip aldatıcı davranışın insanlardaki karşılığı numara yapma, yalan söyleme, tuzak kurma, saldırganlık buraya girer. Mc Lean, “Eğer kültür bize dürüstlüğü öğretiyorsa niçin insanlar aldatma yollarına da girer?” der.
Kavramların da duygular tarafından şekillendiğini biliyoruz. Duygular zaten kavramsal olarak zengindir, diğer taraftan duygulardan arındırılmış içeriğin anlaşılması zordur. Duygular öğrenmemiz için çok önemlidir, diğer taraftan eğitim açısından bilmemiz gerek bir diğer husus faaliyete bağlı olarak bazen beynin bir odağının baskın olacağı, diğerlerinin onu destekleyeceğidir.
|