|
beyza
|
 |
« : Ağustos 02, 2007, 04:57:13 ÖS » |
|
MÜKEMMEL” DEĞİL, “MUTLU” ANNE BABALAR OLMAK… Aile, bir çocuğun sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için gerekli birincil ortamdır. Ancak aile ortamının sağlıklı olabilmesi ailede yaşanılanlara bağlıdır. Aile içinde yaşanılan herşey, yani çocuğun aile içinde yaşadıkları çocuğun davranışlarını, duygularını ve tutumlarını belirler. Bu yazıda da aile içi yaşantının çocuk üzerindeki etkilerine, aile içi etkileşim ve iletişimde dikkat edilmesi gereken noktalara değinilecektir. ÇOCUK, AİLESİNİN AYNASIDIR… Eğer aile içinde çocuğun; • söyledikleri dinlenmiyorsa, ve çocuk; • bir “birey” olarak görülmüyorsa, • şiddete maruz kalıyorsa, • sürekli tehdit ediliyor, korkutuluyorsa, • ayıplanıyor, eleştiriliyorsa, çocuk tüm bu yaşadıklarını kendi davranışları yoluyla toplum içinde yansıtabilir. Böyle bir ortamda büyüyen bir çocuk, başkalarının sözlerini dinlemeyebilir, karşısındaki insanların haklarına saygı göstermeyebilir, kişilerarası ilişkilerinde sağlıklı ve düzgün iletişim kuramayabilir. Çocuğun aile ortamında gördükleri, yaşadıkları onun kişiliğinin belirlenmesindeki en önemli unsurlardan biridir. Dolayısıyla, çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi sağlıklı aile içi etkileşim ve iletişime dayanmaktadır.
DİNLEMEK Dinleme, kişilerarası ilişkinin, iletişimin başlaması ve sürdürülmesi için önemli bir unsurdur. Gün içinde ne kadar çok kişiyi dinlediğimizi, anlamaya çalıştığımızı bir düşünün! Ve bizim de birşeyler anlatmaya çalıştığımızı! Peki ne kadarını gerçekten dinliyoruz ve söylediklerimizin ne kadarını karşımızdaki kişiler dinliyor? Dinlemenin değişik türleri vardır. Bazen birşeyler anlatmaya çalıştığımızda karşımızdakinin bize baktığını, ama bizi dinlemediğini fark ederiz veya biz birşeyler anlatmaya çalıştığımızda karşımızdaki kişinin elindeki işi bırakıp bizi dinlemediğini, hatta “sen anlat ben seni dinliyorum” dediği durumlarla hepimiz karşılaşmışızdır. Peki bu tür durumlarda neler hissederiz? “Adam” yerine konulmadığımızı, bize önem, değer verilmediğini…vb. düşünceler içine girebilir, üzülebilir veya öfkelenebiliriz. ÖRNEK: Bir gün Ayşe okuldan eve gelir ve okulda yaşadığı çok önemli bir olayı annesine anlatamak ister. Annesi ise akşam gelecek olan çok önemli misafirleri için hazırlık yapmaktadır. Ayşe'nin okulda yaşadıkları da Ayşe için oldukça önemlidir ve annesiyle paylaşmaya can atıyordur. Aralarında şöyle bir diyalog geçer: Ayşe: Anne, bugün okulda ne oldu biliyor musun? Anne (Ayşe'ye bakmadan): Ne oldu? Ayşe: En yakın arkadaşım Fatma'yla tartıştık…Anne, sen beni dinlemiyorsun! Anne (o sırada çekmecede birşeyler arıyor): Her bir kelimesini dinliyorum. Ayşe: Hayır, dinlemiyorsun. Anne: Ben hem seni dinleyebilir hem da hazırlıklarımı yapabilirim. Devam et, dinliyorum. Ayşe: Aman, boşver! Örnekte yarım yamalak dinleyen bir anne ve başından geçen önemli bir olayı annesiyle paylaşmaya çalışan bir çocuk var. Elbette ki yarım yamalak dinleyen birine birşeyler anlatmak çok zordur. BUNUN YERİNE; BÜTÜN DİKKATİNİZİ VEREREK DİNLEMEK gerekmektedir. Bütün dikkatini vererek dinleyen bir anne babaya çocuğun derdini anlatması çok daha kolaydır. Çocuğunuzu bu şekilde dinlediğinizde eğer çözümlenmesi gereken bir sorun varsa, çoğu zaman sizin bir şey söylemenize gerek kalmaz. Çünkü, çoğu zaman, çocuğunuzun tek ihtiyacı birilerinin susup onu anlayışlı bir şekilde dinlemesidir.
NASİHAT VERMEMEK Anne babalarımız bizlere nasihat verirken kendimizi nasıl hissederdik ve neler düşünürdük bir düşünelim. Beceriksiz? Bir işin üstesinden gelemeyen? Anne babamızın bize güvenmediği?.... ve bunun gibi birçok olumsuz duygu ve düşünce.
ÖRNEK: Ali okuldan eve gelir ve annesiyle aralarında şöyle bir diyalog geçer: Ali: Biri yeni kırmızı kalemimi çaldı. Anne: Keybetmediğinden emin misin? Ali: Kaybetmedim. Bahçeye çıktığımda sıranın üstündeydi. Anne: Tabi, eşyalarını ortalıkta bırakırsan öyle olur. Daha önce de senin eşyaların alındı. Bu ilk olmuyor. Sana hep “kıymetli eşyalarını sıranın içinde sakla”diyorum. Bunlar neden oluyor biliyor musun? Sen hiçbir zaman beni dinlemiyosun. Ali: Aman! Beni yalnız bırak! Anne: Saygısızlık etme! Örnekte nasihat eden bir anne ve başından geçenleri annesine anlatan, ama, annesi sürekli nasihat ettiği için yaşadıklarından ders alamayan bir çocuk var. Birileri kendisini sorgularken, suçlarken veya nasihat ederken, çocuğun doğru ve yapıcı bir şekilde düşünmesi zordur.
BUNUN YERİNE; DİNLEDİĞİNİZİ BELİRTEN BİRŞEYLER SÖYLEMEK gerekmektedir. çocuğunuzu dinlerken “Hm…Ya… Öyle mi?” gibi basit sözler söylyerek, şefkatli bir tutum sergilediğinizde, çocuğunuzu kendi düşünce ve duygularını araştırmaya teşvik edersiziniz ve büyük ihtimalle de çocuğunuz çareyi kendi kendine bulur.
DUYGULAR Çocukların da yetişkinler gibi yaşadıkları olaylarda karşısında olumsuz duygular yaşadıkları unutulmamalıdır. Yetişkinlere küçük ve önemsiz görünen çoğu olay veya durum çocuklar üzerinde yetişkinlere göre daha farklı izler bırakabilir.
ÖRNEK: Fatma: Benim küçük kedim ölmüş. Daha bu sabah yaşıyordu. Anne: Bu kadar üzülme şekerim. (Fatma ağlamaya başlar). Anne: Ağlama, o sadece küçük bir kedi yavrusuydu. (Fatma daha şiddetli bir şekilde ağlamaya devam eder.) Anne: Yeter artık ağlama! Sana başka bir kedi yavrusu alacağım. Fatma: Ben başkasını istemiyorum! Anne: Ama artık saçmalamaya başladın. Örnekte çocuğunu olumsuz bir duygudan (üzüntü) kurtarmaya zorlayan, bu duygusunu görmezden gelen bir anne ve kedisi öldüğü için gerçekten olumsuz duygular yaşayan ve yaşadığı bu duyguyla nasıl başedeceği bilemeyen bir çocuk var. Ne kadar tatlılıkla olursa olsun, çocuğunuzu olumsuz bir duygudan kendini kurtarmaya zorladığınızda, çocuğunuz kendini daha da kötü hissedecektir. BUNUN YERİNE; ÇOCUĞUN YAŞADIĞI DUYGUYA BİR İSİM VERMEK gerekmektedir. Fatma: Benim küçük kedim ölmüş. Daha bu sabah yaşıyordu. Anne: Vah zavallı. Ne kadar kötü oldu senin için. Fatma: O benim en iyi arkadaşımdı. Anne: Bir arkadaşı kaybetmek insanı çok üzer. Fatma: Ben ona oyunlar öğretmiştim. Anne: Siz ikiniz beraber çok güzel eğleniyordunuz. Fatma: Onu hergün besliyordum. Anne: Evet, ona gerçekten iyi bakıyordun. Bu örnekte de çocuğunun duygularını ve düşüncelerini ifade eden bir anne var.
Genellikle, anne babalar bu örnekteki gibi cevapların çocukları daha çok üzeceğini düşünürler. Oysa ki tam tersi olur. Yaşadığı tecrübenin ne olduğu kelimelerle ifade edildiği zaman çocuk epeyce rahatlar. Çünkü birileri onun neler hissettiğini, neler düşündüğünü anlamaktadır. BEN DİLİ KULLAMAK Ben ifadesi kişinin duygu ve düşüncelerini içtenlikle ifade etmesidir. Kişiler arası iletişimde ben dilinin veya ben ifadesinin kullanılması oldukça önemlidir. Çünkü ben dili kişinin o anda yaşadığı duruma kişisel tepkisini açıklayan bir ifade biçimidir. Ben dilini kullanmak; • Duygu ve düşüncelerinizi anında ilettiğiniz için sizi rahatlatır. Örnek; neden böyle davranıyorsun? YERİNE; Bu davranışına çok üzüldüm. • Kızgınlık ve öfke duygularının birikmesini önler. Örnek; pasaklı, odanı ne hale getirmişsin? YERİNE; Odanı dağınık bırakmana kızıyorum. • Çocuk mantıkla konuştuğumuzu anlamayabilir, ama, açıklayıcı bir ben mesajını anlayabilir. Örnek; kardeşler kavga etmemelidir. YERİNE; Kavga ettiğinizde üzülüyorum ve başım ağrıyor. EGO GELİŞTİRİCİ DİL İLE BİRLİKTE DÜŞÜNCE, DUYGU VE İSTEK BELİRTEN İFADELERİ BİRARADA KULLANMAK Zaman zaman çocuklarımızın olumsuz yönlerini tanımlamak için çeşitli sıfatlar kullanırız. Sakar, yaramaz, tembel, pasaklı, …gibi. Peki bu ve buna benzer ifadelerin çocuklar üzerindeki etkileri neler olabilir? Neler düşünebilirler? Suçlandıklarını, sürekli eleştirildiklerini düşünebilir ve tüm bu düşüncelere bağlı olarak kendini değersiz ve önemsiz hissetme, kızgınlık, üzüntü gibi duygular yaşayabilirler. Tüm bu düşünce ve duygular çocuğunuzun kişiliğinde bizlerin belki de tahmin bile edemeyeceği izler bırakabilir. Bu nedenle çocuğunuzla olumsuz bir deneyim yaşadığınızda onun kişiliğini, benliğini (egosunu) zedeleyeceği sıfatlar kullanmak yerine benliğini geliştirecek ifadeler kullanmaya özen göstermeliyiz. Bununla birlikte, yaşadığınız deneyime ilişkin düşüncelerinizi, duygularınızı ve isteğinizi belirttiğinizde çocuğunuz sizin vermeye çalıştığınız mesajı daha rahat anlayabilecek ve davranışını değiştirebilecktir.
ÖRNEK: Ebru sürekli olarak odasını dağınık bir şekilde bırakmaktadır. Annesiyle aralarında geçen şu diyoloğa bir göz atalım; Anne: Sen ne dağınık bir çocuksun, sürekli odanı dağınık bırakıp gidiyorsun, herşeyini arkandan mı toplayacağım, yeter artık bıktım. Ebru: Aman anne, sen de hep böylesin, bırak, ben bu dağınıklık içinde aradığımı buluyorum. Sana ne, benim odam. Anne: Hem dağınık , hem de terbiyesiz sin. Anneyle böyle konuşulur mu? Ve aralarındaki bu diyalog, anne ve çocuğun sürekli olarak birbirlerini suçlamaları şeklinde devam eder, birbirlerine olan kızgınlıkları artar. Oysa bu diyalogda olumsuz, benliği zedeleyici ifadeler yerine olumlu, benliği geliştirci ifadeler olsa, olumsuz duygular da yaşanmayabilir! Anne: Seninle odan hakkında konuşmak istiyorum. Ebru: Ne olmuş odama? Anne: Sanırım odanı düzenli tutmakta güçlük çekiyorsun . Ebru: Eeee ne olmuş? Anne: Düzenli olması için yapılabilecekleri konuşabiliriz. Senin odanın düzenli olmamasından rahatsızlık duyuyorum. Bu nedenle evden çıkmadan önce odanı toplamanı istiyorum. Ebru: Hımm. Biraz daha dikkatli olmaya çalışırım. Ve, anne ve çocuğun arasında herhangi bir olumsuz duygu yaşanmadan bu konu kapanabilir.
Sonuç olarak çocuğunuzla iletişime geçtiğinizde anahtar olabilecek birtakım iletişim yöntemlerini kullanmak ilişkilerinizi düzenlemenizde, sağlıklı ilişkiler kurabilmenizde yardımcı olabilir. Özetle, çocuğunuzla konuşurken; • göz seviyesinde onu aktif olarak dinlemek, • düşüncelerine ve tüm yaşadığı duygulara saygı göstermek, • nasihat vermemek, bunun yerine doğru yolu ona buldurmaya çalışmak, • benliğini zedeleyici ifadeler yerine, onun benliğini geliştirici ifadeler kullanmak, • kendi düşünce, duygu ve isteklerinizi açık bir şekilde ifade etmek, çocuğunuzun da ifade etmesine fırsat vermek aranızdaki iletişimi kuvvetlendirecektir.
* Bu yazı “Çocuk Eğitimi El Kitabı (Yazar:Haluk YAVUZER)” ve “Anne Eğitim Programı Kılavuzu (Yazarlar: Çiğdem Kağıtçıbaşı ve ark.)” adlı kitaplardan yararlanılarak hazırlanmıştır.
* Arş.Gör.Z.Şebnem KURT
|