Öğretmenler Forumu
Temmuz 24, 2008, 07:55:31 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: elektronik bakıcı-televizyon  (Okunma Sayısı 1250 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
beyza
Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4338


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« : AÄŸustos 02, 2007, 03:30:13 ÖÖ »

ELEKTRONİK BAKICI; TELEVİZYON
Günümüzün en yaygın kitle iletişim aracı olan televizyon insanlara bir yandan hem görsel hem de işitsel uyaranı bir arada sunarken, bir yandan da gerçek dünyalardan sanal dünyalara kadar bir çok durumu göstermektedir.Bunların sonucu olarak da dünyaya açılan bir çeşit pencere görevini üstlenerek bir çok evde baş köşede yer alan bir alet olmuştur.
 
Televizyonun tüm insanlar, özellikle de çocuklar üzerinde görsel ve işitsel bir materyal olarak pek çok olumsuz etkileri olduğu tartışılmaktadır. Yaşantımıza giren her yeni şey gibi televizyonun da insanlar üzerindeki etkileri bir çok araştırmaya konu olmuştur.
 
Evrensel bir araç olan televizyonun etkileri de genellikle evrenseldir. Ancak her toplum ve kültüre göre televizyonun etkileri bazı farklılıklar gösterebilmektedir. Ülkemizde de son yirmi yıl içerisinde televizyonun maddi açıdan ucuzlaması ve herkesin alabileceği bir fiyata inmesi, özel kanalların açılması, kablolu yayınların yaygınlaşması televizyonun bireyler üzerindeki etkilerinin arttığını düşündürmektedir.
 
Erken Çocukluk Dönemi (0-8 yaş) gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Televizyon, çocukların bu dönemde ilgilerini çeken ve özellikle görselliğe hitap eden bir uyarıcı niteliğindedir. Bu uyarıcının çocukları olumsuz yönde etkilememesi için uygun yönlendirmeler ve düzenlemeler yapılması gerektiği tartışılmaktadır. Gerçekte televizyon çocukların öğrenmelerine katkı vermekte midir? Yoksa, çocukları oyalayan bir elektronik bakıcı olmaktan öteye geçememekte midir?Bu sorunun cevabını tartışmak üzere, 1998-2001 yılları arasında televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri konularında yapılmış olan bazı çarpıcı çalışmaların ortaya çıkardığı olumlu ve/veya olumsuz sonuçlar çerçevesinde bir temel yaklaşım sunmak ve ailelere çocuklarına iyi bir televizyon izleme alışkanlığı kazandırmaları için önerileri tartışmaya açmak amaçlanmıştır.
‘Elekronik Bakıcı; Televizyon' olarak adlandırdığımız bu sunumda kullanılan ‘Bakıcı' sözcüğü, çocuğun son derece pasif, sessiz ve hareketsiz olduğu, dolayısıyla çocuğun televizyon seyrettiği sürece güvenli (hareket eden, öğrenmeye çalışan okulöncesi çocuğu her zaman tehlike ile karşı karşıyadır) bir ortamda bulunmasını ifade etmektedir. Oysa ki günümüzde ‘Çocuk Gelişimi' alanında ‘Bakım' sözcüğü yalnızca çocuğun beslenme ve güvende olmasını sağlama gibi fiziksel ihtiyaçları karşılama anlamında kullanılmamaktadır. Bakım, çocuğun psiko-sosyal gelişimini de kapsayarak, bir bütünlük içinde çocuğun tüm gelişim alanlarını ele alır (Myers, 1995). Örneğin, annenin çocuğunu beslerken onunla sıcak ve güven veren bir ses tonu ile konuşması çocukta temel güven duygusu yaratacaktır. Temel güven duygusu, çocuğu motor aktiviteler için cesaretlendirecektir, cesaret bulan çocuk fiziksel aktivitelerle daha çok deneyim kazanacak ve öğrenerek, öğrenmenin keyfini yaşayacaktır. Böylesine bir bakımı elektronik bir aletin gerçekleştirmesi mümkün değildir. Elektronik Bakıcı;Televizyon bu bakımın yalnızca küçük bir boyutunda, çocuğu oyalayarak rol almaktadır. Ancak, televizyonun çocuk üzerindeki etkileri, çeşitli araştırmalar ve yaklaşımlarla tartışmaya açılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan çalışmalar özellikle televizyonda şiddet ve televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde yoğunlaşmıştır. Çocukların beslenme alışkanlıklarının, uyku düzenlerinin ve sosyal davranışlarının bozulması gibi pek çok olumsuz sonuca neden olan televizyonun etkilerinin daha çok araştırılması ihtiyacı doğmaktadır. Stanger ve Gridina'nın (1999), ABD'de yaptıkları incelemede % 87 oranındaki evde iki ve daha fazla televizyon olduğu, %60'dan fazla oranda da 12-17 yaş arası gencin odalarında televizyon olduğu bulunmuştur.
 
Televizyon gibi bir alet insanların yaşantılarına girmeden önce insanlar ailece toplanıp zamanlarını sohbet ederek ve farklı uğraşılarla ve paylaşımlarda bulunarak geçirirken televizyon insanların yaşantılarına girdikten sonra bu paylaşımlar yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamış ve televizyonun karşısında geçirilen zamanlar artarak insanların eğlence anlayışları da çok farklı şekillere bürünmüştür. Bu duruma Gunter ve arkadaşlarının 2000'de Güney Atlantik'te bulunan ve İngiliz kolonisi olan bir adadaki insanların adaya televizyon gelmeden önceki ve geldikten sonraki davranışlarını inceledikleri bir çalışma örnek gösterilebilir. Adaya televizyon gelmeden önce spor yapma, arkadaş ziyaretlerinde ve sohbetlerinde bulunma gibi etkinlikler en popüler zaman değerlendirme yolu iken televizyon geldikten sonra özellikle pre-adölesan dönemdeki çocukların %13'ünün zamanlarını televizyon izleyerek geçirmeye başladıkları görülmüştür.
 

USA Today yazarlarından Nanci Hellmich'in makalesinde ABD'deki çocukların %26'sının yatak odalarında televizyon olduğu ve bu çocukların uykuya geçmekte güçlük çektiği belirtilmektedir. Ayrıca ailelerin televizyonun çocuklar üzerinde uyumadan önce rahatlatıcı ve onları uykuya geçirici bir etkisinin olduğunu düşünmelerinin aksine televizyonun çocukları uyararak uyku düzenlerini bozduğu gibi bulgulara da yer verilmiştir ve ülke genelindeki çocukların günde en az iki saat boyunca televizyon izledikleri saptanmıştır.


Yapılan bir çok çalışma televizyondaki şiddet öğeleri ve çocukların bundan etkilenme boyutları üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ABD'de çok yaygın olarak görülen okullarda çocukların gerçekleştirdikleri şiddet olaylarının kaynaklarından biri olarak yine televizyon gösterilmektedir. . Bir grup araştırmacı ABD'deki televizyon programlarının içeriklerini incelediğinde %60 oranında programın yüksek oranda şiddet içerdiğini ve kötü karakterlerle hatalı davrananların cezasız kaldığı durumların da %45 oranına kadar çıktığını bulmuşlardır (Stern 1998). Seawell (1998) çocuk programları ile ilgili yaptığı incelemelerde çocuklar için hazırlanan programlarının yetişkin programlarından %10 daha fazla şiddet öğesi içerdiğini bulmuştur. Bu derece yoğun şiddet öğesi ile karşı karşıya kalan çocuk ve gencin televizyondaki şiddetten etkilenerek saldırgan davranışlar sergilemeleri de kaçınılmazdır (Wilson ve ark., 1996). Pekçok çalışmada televizyondaki şiddet içerikli sahnelerin çocukların davranışlarını doğrudan etkilediği bulunmuştur. İlköğretim grubu çocuklarla yapılan çalışmaların birinde televizyon izleme süresi ile çocukların arkadaş ve yakınlarına şiddet uygulama eğilimleri ve korku, kaygı gibi travmalar yaşamaları arasında yüksek oranda ilişki bulunmuştur. Yine aynı çalışmada özellikle kaygılı, depresif yada davranış problemleri olan çocukların zamanlarını daha çok televizyon izleyerek geçirdikleri de görülmüştür(Singer 1998). Bir diğer ifade biçimi ile televizyon, izlenirken, çocukları oyalayan, sakinleştiren bir araç haline dönüşürken, televizyondan geri kalan zamanlarda davranış problemleri ortaya çıkabilmektedir Televizyondaki şiddet ile ilgili diğer bir çalışmada Smith ve Wilson (2000), 6-7 ile 10-11 yaşları arasındaki okul çocuklarına televizyonda yayınlanan bazı haber programları izlettirildiği sırada yüz ifadeleri ve tepkilerini kaydetmişler ve çalışmanın sonunda çocukların yüz ifadesi olarak korkulu ve endişeli ifadeler takındıklarını ve bu tepkilerini sözel olarak da ifade ettiklerini bulmuşlardır.
 

Genellikle, televizyonun etkili bir dikkat çekme aracı olduğunu çok iyi bilen reklamcılar başta çocuklara yönelik ürünler olmak üzere bir çok ürün tanıtımında ve olay aktarımında çocukları kullanmaktadırlar. Çocuklar yönelik ürünlerin yine çocukları kullanarak reklamını yapma ve insanlara çocukları kullanarak mesajlar verme yaygın şekilde kullanılan yöntemlerdendir. (Passmore 1999).

Çocukların reklamlardan etkilenerek ailelerinden televizyonda gördükleri reklam ürünlerinden istemesinin yaygın olduğu görülmektedir. Çünkü reklamlar ürünü doğrudan satmaya yönelik olduğundan görsel ve işitsel olarak son derece özendirici şekilde ürünü televizyon ekranlarından izleyicilere sunarlar. Özellikle de çocuklar bu tip özendirici reklamlardan kolaylıkla etkilenmektedirler ve olumsuz yönde tüketim davranışları sergileyebilmektedirler. (Mangır, Haktanır ve Bostan, 1993). Televizyon izleme süresini azaltarak çocukların reklamlardan etkilenmelerinin ve oyuncak isteklerinin ne yönde etkilendiğini incelemeyi amaçlayan bir çalışmada Robinson ve ekibi (2001), 8-9 yaşlarındaki çocuklardan bir kısmına özel bir program düzenleyerek ve ailelerini de programa katarak çocukların televizyon izleme sürelerini azaltmayı ve böylece reklamlardan daha az etkilenmelerini sağlamayı hedeflemişlerdir. Aşamalı şekilde ve ailelerin kontrolü altında çocukların televizyon izlemelerine kısıtlamalar getirerek bunun yerine farklı uğraşılar ile zamanlarını değerlendirmelerini sağlayan uygulamaların ardından çocukların ailelerinden oyuncak isteklerinde %70 oranında bir azalma olduğunu ortaya çıkarmışlardır. (Robinson ve ark. 2001).

 
Logged

beyza
Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4338


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : AÄŸustos 02, 2007, 03:31:39 ÖÖ »


Televizyonun çocukların okula hazırlık ve akademik becerilerine olumlu etkileri olduğu ile ilgili çalışmalarda çocuklar için özel hazırlanmış eğitici televizyon programlarının onlara yeni kelimeler ve kavramlar öğretmede ve okula hazırlamada çok etkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır (Wright ve ark. 2001, Şahin, 1989).

Gelişimin en hızlı olduğu dönem olan 0-6 yaş sürecinde, bu tip bir uyarıcının olması Wright ve arkadaşlarının sonuçlarında ortaya çıktığı üzere, çocukların hem yeni kavramlar öğrenmelerinde hem de dikkat becerilerinin gelişiminde etkili olduğu belirtilmektedir. Nitekim, Richards ve Turner'ın (2001) televizyon ve çocukların dikkat becerisi arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmalarında bebeklerle incelemeler yapmışlar ve bebeklerin dikkatlerini yoğunlaştırdıkları ve görsel olarak odaklandıkları alet olarak televizyon kullanmışlardır. Ancak, televizyona görsel odaklanmanın bebeklerin öğrenme becerilerini geliştirmedeki etkisinin derecesi ve diğer değişkenler de tartışılmalıdır.
 

Televizyon eğer doğru şekilde ve kontrollü olarak kullanılırsa çocukların akademik ve sosyal olarak yeni kavramlar öğrenmesini ve zihinsel olarak gelişmesini sağlayabildiği savunulmaktadır (Cottle, 2000, Şahin, 1989). Ancak, kontrolsüz şekilde çocuğun her programı izlemesine izin verilirse de bu durumda çocukta kızgınlık, şiddet eğilimi, korku ve kaygı gibi olumsuz duyguların ortaya çıkması da kaçınılmaz olabilmektedir (Singer ve ark., 1998).

Televizyonun önündeki çocuk zihinsel sıralama ve düzenlemeler yapabilir, hayal kurabilir, zihinsel imajlarını geliştirebilir ve zihnini yeniden yapılandırabilir. Bir anlamda çocuk televizyon izlerken zihnindeki eski çerçeveleri ve yapıları yeniden düzenleyip bunlara uyum sağlamayı öğrenebilir. Televizyon yoğun uyaranlar vererek zihinsel değişim ve zekayı şekillendirmeyi sağlayabilir (Cottle 2000).

Ancak , televizyonun çocuğun öğrenme süreçlerine olumlu etkilerinin olduğu tartışılırken, çocukların gelişim doğası göz ardı edilmektedir. Gelişim evrensel ve değişmeyen süreçlere sahiptir. J.J. Rousseau' dan beri çocuğun doğasının her zaman göz önünde bulundurulması gerektiği savunulmuştur. Günümüzde ise kent yaşamı ve teknolojinin sunduğu yaşam biçimleri çocukların gelişim doğalarına aykırı koşulları oluşturarak çocuklarda problem davranışlara neden olabilmektedir. Çocuklar yaparak, yaşayarak, deneyerek öğrenirler, üretken ve yaratıcı olurlar.

Günümüzde ‘ Çocuklara Nasıl Öğretiriz?' anlayışı yerini çocuğun gelişim doğasına cevap veren, ‘Çocuklar Nasıl Öğrenir?' anlayışına bırakmıştır. Çünkü, artık çok bilgi edinmek yerine , öğrenilenlerin nasıl kullanılacağı önem kazanmaktadır. Bu noktada, çocukların gelişimlerinin doğasına cevap verebilen 21. yüzyılın eğitim anlayışı ‘Öğrenme ve Öğrenen Merkezli Eğitim' (Oktay, 2001) geçerliliğini her geçen gün artırmaktadır. ‘Öğrenen Merkezli Eğitim' anlayışı için Televizyonun geçerliliği acil olarak tartışılmaya değer bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer televizyon öğrenmeyi sevdirecek bir basamak gibi düşünülürse, Postman'ın 1985'lerde iddia ettiği gibi bu gerçek dışı birşeydir. Susam Sokağı Programı üzerinde duran Postman, bu tür programların çocuklara yalnızca televizyonu sevdireceğini, çocuklara televizyonla eğlenme deneyimi kazandırdığını vurgulamaktadır. Günümüzde eğlence kültürü ile biçimlenen toplumlar için 4-6 yaş grubu çocuğunun saatlerce televizyon karşısında oturması başta aileler olmak üzere eğitimcilere de çok aykırı gelmemektedir. Aslında en tehlikeli olan ise eğitimcilerin televizyonu eğitim aracı olarak görmeleridir. Oysa eğitim- öğretim başta akran etkileşimini, dilin aktif kullanımını ve çift yönlü etkileşimde geri iletimleri (davranış kazanma ya da söndürme) gerekli kılar.

Çocuklarının diğer televizyon programları dışında, çocuk programlarını izlediklerini gören aileler, genellikle kendilerini rahat hissedebiliyorlar. Her şeyden önce çocuklarının televizyon izlemelerini kontrol edemeyeceklerine inanarak hiç olmaz ise çocuklarının çocuk programı izlediklerini bilmeleri nedeni ile suçluluk duygusundan kurtuluyorlar. Diğer taraftan çocuklarının eğlenerek öğrendiklerine inanıyorlar, çocuklarının deneyim kazanarak öğrenmek amacı ile evin içinde oluşturdukları hareketlilik ve gürültü en az bir kaç saat Elektronik Bakıcı Televizyon tarafından kontrol altına alınabiliyor.

Televizyondan kaçamadığımız yaşamımızda çocuklar için faydalı olabilecek programları ailelerin seçmesi ve seçtikleri bu programların hiç olmazsa bir kısmını çocuklarıyla birlikte izlemeleri elbette önemlidir. (accesseric.org). David Walsh'a göre, izlenecek programları seçerken ailelerin dikkat etmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Öncelikle seçilen programdaki konu çocuğun ilgisini çekecek özellikte olmalı ve kavramlar açık ve net bir şekilde aktarılmalıdır. Çocukların hayal gücünü kullanmalarına destek olacak ve programın ardından çocukların öğrendiklerini yaşayarak keşfetme isteği uyandırıcı nitelikteki programlar seçilmelidir. (David Walsh'dan akt. Van der Meer 1998).

Yapılan çalışmalarda televizyon seyretmenin dört gereksinimi karşıladığı ortaya çıkmaktadır. Bunlar; günlük baskılardan bir çeşit kaçış veya bir oyalanma aracı olması, belirli karakterleri tanımlayarak kişisel sorunları keşfetme, diğer izleyicilerle bir sosyalleşme tabanı oluşturma ve gerçek dünya olayları için bilgi kaynağı sağlamaktır. (Blumler ve Katz 1974'den Akt. O'Sullivan ve ark., 1998). Burada da görüldüğü üzere televizyon en başta sıkıntılardan kaçış için bir oyalama aracı olarak kullanılmaktadır. Benzer şekilde çocukları oyalayan bir bakıcı pozisyonunda televizyonun kullanılmasının yukarıda sayılan bir çok olumsuz etkilere neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle çocukların televizyon izlemeleri ailelerinin kontrolünde ve bilinçli şekilde yapılmalıdır ve çocukları örselemeyen programlar aileler tarafından özenle seçilmelidir.
Günümüzde televizyonlu bir yaşamdan kaçışın pekte mümkün olmadığı bu durumda ailelerin çocuklarına iyi bir televizyon izleme alışkanlığı kazandırabilmesi için dikkat etmesi gereken bazı noktalar şu şekilde sıralanabilir:
•  Çocukların günde kaç saat televizyon izlediÄŸi belirlendikten sonra bu süre aÅŸamalı ÅŸekilde azaltma yoluna gidilebilir. Çocuk yetiÅŸkini örnek aldığı için yetiÅŸkin lerinde televizyon izleme alışkanlığını gözden geçirdikten sonra çocuklar için olumlu model olabilecek kitap okuma, spor yapma, üretme ve paylaÅŸmaya dayanan bir takım etkinliklere önem vermesi gerekmektedir.
•  Televizyon izleme ile ilgili kesin kurallar koymak, yemek sırasında ya da yapılması gereken iÅŸler bitirilmeden çocukların televizyon karşısına geçmesine izin verilmemelidir.
•  Mutlaka çocukların izlediÄŸi programlar çocuklar ve yetiÅŸkinlerle birlikte izlenmelidir. Böylece hem o program hakkında fikir sahibi olup çocuklara uygun olup olmadığına karar verilebilir, hem de programın ardından çocuklarla sohbet ederek o programdan çocukların neler kazandığı ya da nasıl etkilendiÄŸi görülebilir.
•  Televizyonu belirli programlar için açıp bu programlar bittikten sonra kapama ile ilgili kurallar konmalı ve televizyonun kapanmasının ardından mutlaka alternatif etkinlik ortamları sunulmalıdır.
•  EÄŸer çocuklar ÅŸiddet içeren sahneleri izlemek durumunda kalırsa bu durumda çocuklara bu gibi davranışların insanları incittiÄŸinden bahsedilmeli ve bir olayın ÅŸiddet kullanmadan nasıl çözebileceÄŸi hakkında düşünmeye sevk edilmeli.
•  Televizyonda çocukların anlayamayacağı karmaşık bir olayla karşılaşıldığında bunun yetiÅŸkin desteÄŸi ile çocuk tarafından analiz edilmesi saÄŸlanmalıdır.
•  Hangi programları izlemek istediÄŸiyle ilgili çocuklarla birlikte plan yapılmalı ve çocuklar izlemek istediÄŸi bir programı kendilerinin seçmesine izin verilmeli ve mutlaka o program bittikten sonra çocuklar televizyonu kapatması için yönlendirilmeli.
•  Televizyon izleme zamanının ardından baÅŸka eÄŸlenceli etkinlikler ile çocukların öğrendiklerini pekiÅŸtirmek yararlı olacaktır. ÖrneÄŸin sevdiÄŸi bir televizyon kahramanının resmini yapması, izlediÄŸi programdaki olayların öyküsünü yazmasını veya resimlerini yapmasını, o günkü programda öğrendiÄŸi yeni kelimeleri sözlükten araÅŸtırmasını, kendi bir program hazırlamak istese nasıl bir program hazırlayacağını kaleme almasını vb... saÄŸlamak yararlı olacaktır.

Yukarıda sıralananların yanısıra çocukların çeşitli belgeselleri, aile bağlarının ve sevginin vurgulandığı diziler ve komedileri izlemeleri için yönlendirmek çocukta televizyon izleme doyumuna yardımcı olacaktır.
Sonuç olarak kontrollü şekilde televizyon izleme olumsuz olabilecek davranışların ortaya çıkmasını engelleyip çocukların kendileri için yararlı olan bir takım becerileri kazanmasında yardımcı olabilecektir. Bunun için çocuklara yukarıdaki bilgiler ışığında çok küçük yaşlardan itibaren iyi, doğru ve planlı şekilde televizyon izleme alışkanlığı kazandırmak gerekmektedir.

Televizyonu asla çocuklar için bir oyalama aracı olarak görmemek, çocukların yeni ÅŸeyleri eÄŸlenerek öğrenebilecekleri bir öğrenme aracı olarak kabul etmemek ve bu doÄŸrultuda kullanmamak gerekmektedir. 
Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

KPSS Edebiyat Edebiyat Videolar Gazeteler Gazeteler Okul Oncesi OSS KPSS OKS Rüya Tabirleri Rüya Tabirleri Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkce Konu Anlatimi Cilt Bakimi Yemek Tarifleri Hastaliklar Matematik Konu Anlatimi Geometri Konu Anlatimi Saglik OSS Fizik ingilizce Edebiyat Ogrenciler Gebelik Bedava Odev Ask Mesajlari Kitap özetleri Sevgi Mesajlari Sarki Sozleri Yemek Tarifleri Biyografi Edebiyat Edebiyat Forumu chat sağlık
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!