|
beyza
|
 |
« Yanıtla #1 : AÄŸustos 02, 2007, 03:31:39 ÖÖ » |
|
Televizyonun çocukların okula hazırlık ve akademik becerilerine olumlu etkileri olduğu ile ilgili çalışmalarda çocuklar için özel hazırlanmış eğitici televizyon programlarının onlara yeni kelimeler ve kavramlar öğretmede ve okula hazırlamada çok etkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır (Wright ve ark. 2001, Şahin, 1989).
Gelişimin en hızlı olduğu dönem olan 0-6 yaş sürecinde, bu tip bir uyarıcının olması Wright ve arkadaşlarının sonuçlarında ortaya çıktığı üzere, çocukların hem yeni kavramlar öğrenmelerinde hem de dikkat becerilerinin gelişiminde etkili olduğu belirtilmektedir. Nitekim, Richards ve Turner'ın (2001) televizyon ve çocukların dikkat becerisi arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmalarında bebeklerle incelemeler yapmışlar ve bebeklerin dikkatlerini yoğunlaştırdıkları ve görsel olarak odaklandıkları alet olarak televizyon kullanmışlardır. Ancak, televizyona görsel odaklanmanın bebeklerin öğrenme becerilerini geliştirmedeki etkisinin derecesi ve diğer değişkenler de tartışılmalıdır.
Televizyon eğer doğru şekilde ve kontrollü olarak kullanılırsa çocukların akademik ve sosyal olarak yeni kavramlar öğrenmesini ve zihinsel olarak gelişmesini sağlayabildiği savunulmaktadır (Cottle, 2000, Şahin, 1989). Ancak, kontrolsüz şekilde çocuğun her programı izlemesine izin verilirse de bu durumda çocukta kızgınlık, şiddet eğilimi, korku ve kaygı gibi olumsuz duyguların ortaya çıkması da kaçınılmaz olabilmektedir (Singer ve ark., 1998).
Televizyonun önündeki çocuk zihinsel sıralama ve düzenlemeler yapabilir, hayal kurabilir, zihinsel imajlarını geliştirebilir ve zihnini yeniden yapılandırabilir. Bir anlamda çocuk televizyon izlerken zihnindeki eski çerçeveleri ve yapıları yeniden düzenleyip bunlara uyum sağlamayı öğrenebilir. Televizyon yoğun uyaranlar vererek zihinsel değişim ve zekayı şekillendirmeyi sağlayabilir (Cottle 2000).
Ancak , televizyonun çocuğun öğrenme süreçlerine olumlu etkilerinin olduğu tartışılırken, çocukların gelişim doğası göz ardı edilmektedir. Gelişim evrensel ve değişmeyen süreçlere sahiptir. J.J. Rousseau' dan beri çocuğun doğasının her zaman göz önünde bulundurulması gerektiği savunulmuştur. Günümüzde ise kent yaşamı ve teknolojinin sunduğu yaşam biçimleri çocukların gelişim doğalarına aykırı koşulları oluşturarak çocuklarda problem davranışlara neden olabilmektedir. Çocuklar yaparak, yaşayarak, deneyerek öğrenirler, üretken ve yaratıcı olurlar.
Günümüzde ‘ Çocuklara Nasıl Öğretiriz?' anlayışı yerini çocuğun gelişim doğasına cevap veren, ‘Çocuklar Nasıl Öğrenir?' anlayışına bırakmıştır. Çünkü, artık çok bilgi edinmek yerine , öğrenilenlerin nasıl kullanılacağı önem kazanmaktadır. Bu noktada, çocukların gelişimlerinin doğasına cevap verebilen 21. yüzyılın eğitim anlayışı ‘Öğrenme ve Öğrenen Merkezli Eğitim' (Oktay, 2001) geçerliliğini her geçen gün artırmaktadır. ‘Öğrenen Merkezli Eğitim' anlayışı için Televizyonun geçerliliği acil olarak tartışılmaya değer bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer televizyon öğrenmeyi sevdirecek bir basamak gibi düşünülürse, Postman'ın 1985'lerde iddia ettiği gibi bu gerçek dışı birşeydir. Susam Sokağı Programı üzerinde duran Postman, bu tür programların çocuklara yalnızca televizyonu sevdireceğini, çocuklara televizyonla eğlenme deneyimi kazandırdığını vurgulamaktadır. Günümüzde eğlence kültürü ile biçimlenen toplumlar için 4-6 yaş grubu çocuğunun saatlerce televizyon karşısında oturması başta aileler olmak üzere eğitimcilere de çok aykırı gelmemektedir. Aslında en tehlikeli olan ise eğitimcilerin televizyonu eğitim aracı olarak görmeleridir. Oysa eğitim- öğretim başta akran etkileşimini, dilin aktif kullanımını ve çift yönlü etkileşimde geri iletimleri (davranış kazanma ya da söndürme) gerekli kılar.
Çocuklarının diğer televizyon programları dışında, çocuk programlarını izlediklerini gören aileler, genellikle kendilerini rahat hissedebiliyorlar. Her şeyden önce çocuklarının televizyon izlemelerini kontrol edemeyeceklerine inanarak hiç olmaz ise çocuklarının çocuk programı izlediklerini bilmeleri nedeni ile suçluluk duygusundan kurtuluyorlar. Diğer taraftan çocuklarının eğlenerek öğrendiklerine inanıyorlar, çocuklarının deneyim kazanarak öğrenmek amacı ile evin içinde oluşturdukları hareketlilik ve gürültü en az bir kaç saat Elektronik Bakıcı Televizyon tarafından kontrol altına alınabiliyor.
Televizyondan kaçamadığımız yaşamımızda çocuklar için faydalı olabilecek programları ailelerin seçmesi ve seçtikleri bu programların hiç olmazsa bir kısmını çocuklarıyla birlikte izlemeleri elbette önemlidir. (accesseric.org). David Walsh'a göre, izlenecek programları seçerken ailelerin dikkat etmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Öncelikle seçilen programdaki konu çocuğun ilgisini çekecek özellikte olmalı ve kavramlar açık ve net bir şekilde aktarılmalıdır. Çocukların hayal gücünü kullanmalarına destek olacak ve programın ardından çocukların öğrendiklerini yaşayarak keşfetme isteği uyandırıcı nitelikteki programlar seçilmelidir. (David Walsh'dan akt. Van der Meer 1998).
Yapılan çalışmalarda televizyon seyretmenin dört gereksinimi karşıladığı ortaya çıkmaktadır. Bunlar; günlük baskılardan bir çeşit kaçış veya bir oyalanma aracı olması, belirli karakterleri tanımlayarak kişisel sorunları keşfetme, diğer izleyicilerle bir sosyalleşme tabanı oluşturma ve gerçek dünya olayları için bilgi kaynağı sağlamaktır. (Blumler ve Katz 1974'den Akt. O'Sullivan ve ark., 1998). Burada da görüldüğü üzere televizyon en başta sıkıntılardan kaçış için bir oyalama aracı olarak kullanılmaktadır. Benzer şekilde çocukları oyalayan bir bakıcı pozisyonunda televizyonun kullanılmasının yukarıda sayılan bir çok olumsuz etkilere neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle çocukların televizyon izlemeleri ailelerinin kontrolünde ve bilinçli şekilde yapılmalıdır ve çocukları örselemeyen programlar aileler tarafından özenle seçilmelidir. Günümüzde televizyonlu bir yaşamdan kaçışın pekte mümkün olmadığı bu durumda ailelerin çocuklarına iyi bir televizyon izleme alışkanlığı kazandırabilmesi için dikkat etmesi gereken bazı noktalar şu şekilde sıralanabilir: • Çocukların günde kaç saat televizyon izlediği belirlendikten sonra bu süre aşamalı şekilde azaltma yoluna gidilebilir. Çocuk yetişkini örnek aldığı için yetişkin lerinde televizyon izleme alışkanlığını gözden geçirdikten sonra çocuklar için olumlu model olabilecek kitap okuma, spor yapma, üretme ve paylaşmaya dayanan bir takım etkinliklere önem vermesi gerekmektedir. • Televizyon izleme ile ilgili kesin kurallar koymak, yemek sırasında ya da yapılması gereken işler bitirilmeden çocukların televizyon karşısına geçmesine izin verilmemelidir. • Mutlaka çocukların izlediği programlar çocuklar ve yetişkinlerle birlikte izlenmelidir. Böylece hem o program hakkında fikir sahibi olup çocuklara uygun olup olmadığına karar verilebilir, hem de programın ardından çocuklarla sohbet ederek o programdan çocukların neler kazandığı ya da nasıl etkilendiği görülebilir. • Televizyonu belirli programlar için açıp bu programlar bittikten sonra kapama ile ilgili kurallar konmalı ve televizyonun kapanmasının ardından mutlaka alternatif etkinlik ortamları sunulmalıdır. • Eğer çocuklar şiddet içeren sahneleri izlemek durumunda kalırsa bu durumda çocuklara bu gibi davranışların insanları incittiğinden bahsedilmeli ve bir olayın şiddet kullanmadan nasıl çözebileceği hakkında düşünmeye sevk edilmeli. • Televizyonda çocukların anlayamayacağı karmaşık bir olayla karşılaşıldığında bunun yetişkin desteği ile çocuk tarafından analiz edilmesi sağlanmalıdır. • Hangi programları izlemek istediğiyle ilgili çocuklarla birlikte plan yapılmalı ve çocuklar izlemek istediği bir programı kendilerinin seçmesine izin verilmeli ve mutlaka o program bittikten sonra çocuklar televizyonu kapatması için yönlendirilmeli. • Televizyon izleme zamanının ardından başka eğlenceli etkinlikler ile çocukların öğrendiklerini pekiştirmek yararlı olacaktır. Örneğin sevdiği bir televizyon kahramanının resmini yapması, izlediği programdaki olayların öyküsünü yazmasını veya resimlerini yapmasını, o günkü programda öğrendiği yeni kelimeleri sözlükten araştırmasını, kendi bir program hazırlamak istese nasıl bir program hazırlayacağını kaleme almasını vb... sağlamak yararlı olacaktır.
Yukarıda sıralananların yanısıra çocukların çeşitli belgeselleri, aile bağlarının ve sevginin vurgulandığı diziler ve komedileri izlemeleri için yönlendirmek çocukta televizyon izleme doyumuna yardımcı olacaktır. Sonuç olarak kontrollü şekilde televizyon izleme olumsuz olabilecek davranışların ortaya çıkmasını engelleyip çocukların kendileri için yararlı olan bir takım becerileri kazanmasında yardımcı olabilecektir. Bunun için çocuklara yukarıdaki bilgiler ışığında çok küçük yaşlardan itibaren iyi, doğru ve planlı şekilde televizyon izleme alışkanlığı kazandırmak gerekmektedir.
Televizyonu asla çocuklar için bir oyalama aracı olarak görmemek, çocukların yeni şeyleri eğlenerek öğrenebilecekleri bir öğrenme aracı olarak kabul etmemek ve bu doğrultuda kullanmamak gerekmektedir.
|