temmuz24
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #15 : Ekim 26, 2007, 11:13:18 ÖS » |
|
Paylaşım için teşekkürler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
esra90
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 11
|
 |
« Yanıtla #16 : Ekim 31, 2007, 08:07:05 ÖS » |
|
ürk ve dünya edebiyatında günlük türünün tarihsel gelişimi önemli temsilcileri ve bunların eserleri hakkında cok acil bilgi lütfen
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
hermonia
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 16
giden gitmiştir..gittiği gün bitmiştir....
|
 |
« Yanıtla #17 : Ekim 31, 2007, 09:01:26 ÖS » |
|
GÜNLÜK Ne gün yazıldığını belirtmek için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda o gün olup bitenin, sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapıldığı yazılardır. Her gün yazıldığı için kısa olan bu yazılar, yazarının hayatından izler verdiğinden içten ve sevecendir.
Oktay Akbal, Suut Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu’nun günlükleri kitap halinde yayımlanmıştır.
GÜNLÜK (GÜNCE) ----- Yaşanan olayların, izlenimlerin, tarih atılarak, günü gününe yazılması ile oluşan türe günlük denir. ----- Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır. ----- İçten ve sevecendir. ----- Eskiden bunlara: Ruzname denilirdi.
|
|
|
|
|
Logged
|
ne kadar imkansız olsan da seni seviyorum...
|
|
|
sanemm89
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 3
|
 |
« Yanıtla #18 : Kasım 01, 2007, 09:07:49 ÖS » |
|
ARKADAŞLAR BANADA TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA BİYOGRAFİ TÜRÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ, ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ VE BUNLARIN ESERLERİ LAZIM BİLEN VARSA LÜTFEN YARDIMCI OLSUN??
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
hermonia
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 16
giden gitmiştir..gittiği gün bitmiştir....
|
 |
« Yanıtla #19 : Kasım 01, 2007, 10:53:22 ÖS » |
|
GÜNLÜK sohbetname/şeyh-i sait hasan efendi batılı anlamda ilk günlük/hayatımın hikayeleri/şair nigar bint-i osman cumhuriyet döneminde/günlük,kuşları örtünmek,hacivat günlüğü,aynalar günlüğü/salah birsel günlük tarzında romanlar:izzet melih/sermet yaşar nuri güntekin/çalıkuşu ahmet hikmet müftüoğlu/gönül hanım nurullah ataç/günce ilhan berk/el yazılarıma vuruyor güneş cemal süreyya/gün,üstü kalsın necati cumalı/yeşil bir at üstünde oktay akbak/günlerde,80 lerde bir yazar tomris uyar/gün dökümü
|
|
|
|
|
Logged
|
ne kadar imkansız olsan da seni seviyorum...
|
|
|
gugun
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 1
|
 |
« Yanıtla #20 : Kasım 02, 2007, 12:32:56 ÖÖ » |
|
zafer yayınlarının 11. sınıf d il anlatım ve edebiyat adlı kitabı derslere paralel gidiyor tüm sorularınıza yanıt bulabilirsiniz. zafer
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
esra_90
Newbie
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 18
EN BÜYÜK FENERBAHÇE!!!
|
 |
« Yanıtla #21 : Kasım 03, 2007, 03:45:54 ÖS » |
|
ARKADAŞLAR BANADA TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA BİYOGRAFİ TÜRÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ, ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ VE BUNLARIN ESERLERİ LAZIM BİLEN VARSA LÜTFEN YARDIMCI OLSUN??
AYNEN BANADA LAZIM.PAZARTESİ GÜNÜ SLAYT YAPICAM.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
havva kahraman
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 20
|
 |
« Yanıtla #22 : Kasım 15, 2007, 07:04:11 ÖS » |
|
TÜRK EDEBİYATINDA BİYOGRAFİ Divan edebiyatında şairlerin yaşamlarını anlatan tezkireler en eski biyografi örneğidir.İlk tezkire örneği 16. yy'da Ali Şir Nevai'nin Mecalisün Nefais adlı eseridir.Tanzimattan sonra Bursalı Tahir Beyin Osmanlı Müellifleri adlı eseri bu konudaki en önemli örneklerdendir.Günümüze kadar bu konuda eser veren yazarlarımızdan bazıları şunlardır: Yakup Kadri=Atatürk Mithat Cemal Kuntay=Namık Kemal Şevket Süreyya Aydemir=Tek Adam,Menderesin Dramı Ahmet Hamdi Tanpınar=19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi Asım Bezirci=Nazım Hikmet
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
havva kahraman
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 20
|
 |
« Yanıtla #23 : Kasım 15, 2007, 07:09:46 ÖS » |
|
Salah Birsel=Günlük İlhan Berk=El Yazılarına Düşüyor Güneş Tamris Uyar=Gün Dökümü Mehmet Seyda=Bir Romancı'nın Günlüğü Oğuz Atay=Günlük Şair Nigar Hanım=Günlük
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
havva kahraman
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 20
|
 |
« Yanıtla #24 : Kasım 15, 2007, 07:11:07 ÖS » |
|
şu yukaridaki ismler günlük türünün temsilcileri ve eserleridir
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
esra90
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 11
|
 |
« Yanıtla #25 : Kasım 18, 2007, 09:17:27 ÖS » |
|
türk ve dünya edebiyatında biyografi türünün tarihsel gelişimi önemli temsilcileri ve bunlerın eserleri hakkında bilgi acele yarın veya sakı gününe kadar bilgi lütfen 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Sauedebiyat
|
 |
« Yanıtla #26 : Kasım 28, 2007, 02:00:20 ÖS » |
|
Teşekkürler...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin. Uye ol yada Giris yapwww.sauedebiyat.mezunuyuz.biz Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin. Uye ol yada Giris yapwww.sauedebiyat.azbuz.com
|
|
|
mavibeyaz
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #27 : Aralık 06, 2007, 09:26:15 ÖS » |
|
GEZİ YAZILARI Gezi Yazılarının Tanımı ve Niteliği Bir yazarın gezdiği, gördüğü ve incelediği yerlerden edindiği bilgi, görgü ve izlenimleri yansıtan yazıya ‘gezi yazısı’ denir. Gezi yazılarında yalnız gezilip görülen yerlerin doğal özelliklerinin belirtilmesiyle yetinilmez. O yerlerdeki insanların gelenek, görenek ve zevkleri de tanıtılmaya çalışılır. Doğru bilgi ve gözlemlere dayalı gezi yazıları tarih, coğrafya, toplumbilim, sanat tarihi, coğrafya, tarih gibi bilim dalları için de yararlı bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Bu tür yazılar ayrıca okurların genel kültürlerini geliştirmede önemli bir rol oynar. Gezi yazıları gerçekten yaşanmış bir hayat kesiminin ürünüdür. Bu tür yazıların ağır basan yönü, anlatılanların dikkatli bir gözleme dayanmış olmasıdır. Yazar, şüphesiz, gördüklerini anlatırken anılarından söz edebilir, birtakım yazılı veya sözel kaynaklardan yararlanabilir, karşılaştırmalar ve çözümlemeler yapabilir. Gezi yazarları, uzun bir süre, daha çok insanların hiç gezip görme imkânı bulamadıkları ülkeleri, bölge ve kentleri tanıtma amacı gütmüşlerdir. Kutuplar, Afrika’nın balta girmemiş ormanları ile Orta Asya, Güney Amerika gibi kıtalarda yaşayan insan topluluklarının ilginç yaşayış biçimlerini tanıtan gezi yazılarının yanında New York, Tokyo, Paris, Londra gibi büyük şehirleri anlatan yazılara da rastlanmaktadır. Bir gezi yazısının kendi türünde değerli olabilmesi, bazı nitelikler taşımasına bağlıdır. Bu niteliklerden biri, okuyucu için ilginç görünüm, durum veya olayları kapsayabilmesidir. İkinci nitelik, gezilen yerler ile görülen şeylerin dış görünüşünden çok öze inen ve insanların iç dünyalarını yansıtan hususları gözler önüne serebilmesidir. Üçüncü nitelik ise görülen yerler ve insanları, edinilen izlenimleri yalın, sürükleyici ve renkli bir dille anlatabilmesidir. Gezi Türünün Gelişimi Gezi türünün uzun bir geçmişi vardır. Bu günkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunanistan’dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler meydana getirmişlerdir. Başka ülkelere yapılan yolculuklarla ilgili ilk gezi yazılarına örnek olmak üzere M.S. 448’de Hun hükümdarı Atilla’ya gönderilen elçilik heyetinde görevli tarihçi Priskosun eseri ile M.S. 568 de Kilikyalı Zemarkhos’un Göktürkler ülkesinde Bizans İmparatorluğu elçisi iken tuttuğu notları gösterebiliriz. İranlı şair ve din adamı Nasır Hüsrev ‘in hac maksadıyla yaptığı Mekke gezisini ve bu arada Mısır ve Anadolu’nun doğusunda gördüklerini anlatan ‘sefername’ adlı eserini de ilk gezi kitapları arasında sayabiliriz. Gezi türünün ilk önemli eselerini verenlerin başında şüphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine ünlü Arap gezgini İbn-i Batuta’yı anmamız gerekir. Marco Polo, Yakın Doğu ve Orta Asya ülkelerini kapsayan uzun bir yolculuğa çıkmış ve bu yolculuğunda gezip gördüğü yerleri anlatan bir eser yazmıştır. Birçok dile çevrilen bu eser gezi edebiyatının ilk klasik örneklerinden biri sayılır. Arap gezgini İbn Batuta da Anadolu, Harezm, Maveraünnehir ve Horasan’ı dolaşarak oralarda yaşayan Türklerin teknik ve toplumsal özelliklerini anlatan bir kitap yazmıştır. . Gezi Yazılarının Çeşitleri Gezi yazılarını, yolculuk yapılan yer bakımından ikiye ayırmak mümkündür: yurtiçi gezi yazıları ve yurt dışı gezi yazıları… Yurtiçi gezi yazıları, bir yazarın herhangi bir amaçla kendi ülkesinde yaptığı bir yolculuk sırasında gezip gördüğü yerleri ve edindiği izlenimleri anlattığı yazılardır. Bu tür gezi yazılarına, Reşat Nuri Güntekin’in Anadolu Notlarını gösterebiliriz. Yurtdışı gezi yazıları ise bir yazarın kendi ülkesi dışında yaptığı gezi ve incelemelerinin bir ürünüdür. Bu tür gezi yazısına da Falih Rıfkı Atay’ın Deniz Aşırı adlı eseri örnek olarak gösterebiliriz. Gezi yazılarını, gezi türünde eser veren kimselerin durumları bakımından da ikiye ayırabiliriz: uğraşları yazarlık olan kimselerin kalemlerinden çıkan gezi yazıları, uğraşları yazarlık olmayan kimselerin ortaya koyduğu gezi yazıları. Gezi yazılarını amaç ve yazılış bakımından da üçe ayırmak mümkündür: günü gününe alınmış notlara dayalı gezi yazıları, mektup biçiminde yazılan gezi yazıları ve bir ülkeyi daha nesnel ve derinlemesine tanıtmayı amaçlayan gezi yazıları. Kimi yazarlar, gezip gördükleri yerleri günü gününe veya aralıklı olarak tuttukları notlarla anlatırlar. Bu gibi gezi yazıları çoğu kez anı türünün de özelliklerini taşır. Bu çeşit gezi yazılarına Burhan Arpad’ın Gezi Günlüğü adlı eseri örnek olabilir. Kimi yazarlar da gezi izlenimlerini belli aralıklarla arkadaşlarına yazdıkları mektuplarda anlatırlar. Bu gibi gezi yazılarında mektup türünün hemen hemen her özelliğini görebiliriz. Bu çeşit gezi yazılarına Celaleddin Ezine’nin Amerika Mektupları örnek olarak gösterebiliriz. Üçüncü tür gezi yazıları, yazarın kişisel gözlemleri yanında daha başka bilgi ve belgelere dayalı tasvir ve yorumları içerir. Örneğin Falih Rıfkı Atay’ın gezi kitapları genellikle bu biçimde yazılmış eserlerdir. Türk Edebiyatında Gezi Yazıları Bugünkü bilgilerimize göre Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in Miratül-Memalik adlı eseridir. Eser Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat’ta karaya çıkan Seydi Ali Reis’in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri kapsar. Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi’nin Cihannüma adlı eseri de gezi yazılarında rastlanan birtakım özellikleri içermektedir. Kâtip Çelebi, Osmanlı ülkesinin birçok yerini dolaşmış ve eserinde gördüğü bu yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir. Edebiyatımızda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi’dir. Tarih-i Seyyah adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır. Bu yerler arasında Bursa, İzmir, Trabzon gibi şehirlerimiz yanında Avusturya, Hicaz, Mısır, Habeşistan ve Dağıstan gibi yabancı ülkeler de bulunmaktadır. Evliya Çelebi’nin gezi kitabından XVII. Yy. toplumumuzun zengin kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür. Anlatımdaki sadelik, içtenlik ve söyleşi havası da eser için ayrı bir üstünlük sayılır. XVII. yy’da Hac yolculuklarını anlatan bir takım gezi kitapları ile birlikte Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazdıkları “sefaretname”leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Bu eserler arasında gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde taşıyanı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Fransa Sefaretnamesi’dir. Yazar bu eserinde Lale Devri’nde Fransa’da elçilik yaparken gördüklerini tatlı bir dille anlatmıştır. Edebiyatımızda gezi türünden yazılara ilginin arttığını daha çok XIX. yy’da görüyoruz. Bir takım denizcilerimizin, ülke dışındaki Müslümanların eğitilmesi için görevlendirilmiş din adamlarımızın ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri anlatan eserlerini burada anmak gerekir. Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Doğu, Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayalı bilgiler sergilenmiş bulunmaktadır. Tanzimat’tan Sonraki Gelişmeler XIX. yy’nin sonlarında yayımlanan ve gerçek bir gezi yazısı niteliği taşıyan eser Ahmet Mithat Efendi’nin Avrupa’da “Bir Cevelan” adlı kitabı olmuştur. Yazar bu eserinde İstanbul’dan Stockholm’e kadar yaptığı tren yolculuğuna ve dönüşünde uğradığı birçok Avrupa kentlerine ilişkin gözlem ve izlenimlerini anlatır. Ali Bey’in Seyahat Jurnali adlı kitabı da bu yüzyılın önemli gezi eserleri arasında sayılır. 1908’den sonra gezi türünden eserlerin sayısında önemli bir gelişme görülmektedir. Bunda okur sayısının artışı yanında yabancı gezi kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmuştur. Bu dönemin tanınmış şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin’in Hicaz yolculuğunu anlatan “Hac Yolunda “ Suriye ve Irak’tan söz eden “Afak-ı Irak” ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini yansıtan “Avrupa Mektupları” adlı eserlerini Türkçe gezi türünün başarılı örnekleri arasında gösterebiliriz. Cumhuriyet Döneminde ve Günümüzde Gezi Yazıları Cumhuriyet döneminde edebiyatımızda gezi türünde nicelik ve nitelik yönünden büyük bir ilerleme sağlanmıştır. Bu dönemin tanınmış gezi yazarları arasında önce Falih Rıfkı Atay’ı anmamız gerekir. Atay’ın Denizaşırı, Taymıs Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim ele alınan konular ile gerek gözlem gerekse anlatım ustalığı bakımından ilginç ve değerli eserlerdir. Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren diğer yazarlar arasında “İstanbul’dan Londra’ya Şileple Yolculuk” ve “Akdenizde Bir Yaz Gezintisi” adlı kitaplarıyla Saik Sabri Duran’ı, “Finlandiya “ adlı kitabıyla Şükufe Nihal’i, “Bir Vagon Penceresinden” ve “Ankara-Bükreş” adlı kitaplarıyla Sadri Ertem’i, “Tuna’dan Batıya” ve “Anadolu Notları” adlı iki ciltlik kitabıyla Reşat Nuri Güntekin’i, “Anadolu Manzaraları “ adlı kitabıyla Hikmet Birand’ı, “Gezi Günlüğü” ve “Avusturya Günlüğü” adlı kitaplarıyla Burhan Arpad’ı sayabiliriz. Son yıllarda gezi edebiyatımız yeni eserlerde daha da zenginleşmiştir. Yabancı ülkelerle kültürel ilişkilerin artması ve bireysel gezi imkanlarının çoğalması sonucu olarak bu türde eser yazanları sayısında da bir artış görülmektedir. Günümüz yazarları arasında gezi yazı ve kitaparıyla ün yapmış olanlar arasında “Mavi Yolculuk” ve “Mavi Anadolu” isimli eserleriyle Azra Erhat’ı,” Düşsem Yollara Yollara” adlı eseriyle Haldun Taner’i, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adlı eseriyle Melih Cevdet Anday’ı, , “Canım Anadolu” adlı eseriyle Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu, “Şu Bizim Rumeli” adlı eseriyle Yılmaz Çetiner’i ve “Almanya Beyleri İle Portekiz’in Bahçeleri” adlı eseriyle Nevzat Üstün’ü sayabiliriz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
mavibeyaz
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #28 : Aralık 06, 2007, 09:27:41 ÖS » |
|
Türk Edebiyatı'nda Anı Türü (Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri) 'Anı'nın eski karşılığı 'hatıra'dır. Edebî bir tür olarak anı, bir kişinin aklının erdiği dönemden itibaren görüp yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gördüğü olayları ve durumları belli bir sistem içinde yazıya döktüğü, genellikle, otobiyografik metinlere denir. Otobiyografi, kişinin yalnızca kendisiyle ilgili bilgileri verirken anı, hem bireysel hem de sosyal anlamda bilgi içerir. Günlük tutan yazar, sıcağı sıcağına o günün olay, yaşantı ve düşüncelerini aktarırken; anı yazarı, tarih olmuş eski zamanların olaylarını belleğe ya da belgelere dayalı olarak ortaya koyar. Bu bakımdan anı metinleri yalnızca hatırlanabilen, unutulmayan, kaydedilebilen olayları içerdiği için tarihi aynen aksettirmekten uzaktır, büsbütün objektif olması beklenemez. Toplumların sosyal hayatlarında anı aktarmak önemli bir gelenektir. Özellikle yaşlı insanlar kendilerinden daha genç kimselere daha önce görüp geçirdiklerini, yaşadıkları ilginç olayları anlatırlar.
Anı yazma geleneği, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlarında batıdaki meslektaşlarına olan özentiden başlamış ve giderek günümüze kadar gelmiştir. Tanzimat öncesindeki şuara tezkireleri, menakıpname, siyer, vekayi'name, gazavatname, fetihname, sefaretname gibi eserler bilinen anlamıyla birer anı eseri olmasalar da bu türe özgü özellikleri taşırlar.
Anılar konuları itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoride değerlendirilmektedir. Bunlar kesin sınırlandırmalar değildir. Bir siyasî anı kitabında edebî anılar da olabilmektedir. Kimi anı kitapları da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmiş kişilerin portrelerinden oluşmaktadır. Halit Fahri Ozansoy Edebiyatçılarımız Geçiyor (1939), Yahya Kemal Beyatlı Siyasî ve Edebî Portreler (1968); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Hakkı Süha Sezgin Edebî Portreler'i (İstanbul 1997); Beşir Ayvazoğlu Defterimde 40 Suret (İstanbul 1996)... gibi.
5.1. Siyasî ve Askerî Konulu Anılar Tanzimat'tan sonra anı yazma geleneği devlet yönetiminde bulunmuş önemli kişiler arasında da yaygınlaştı.
5.1.1. Askerî Konulu Anılar Afet İnan Atatürk'ten Hatıralar (1950), Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (1959); Falih Rıfkı Atay Atatürk'ün Bana Anlattıkları (1955), Atatürk'ün Hatıraları (1965), Çankaya (1969); Celal Bayar, Şevket Süreyya Aydemir Suyu Arayan Adam (1959); İsmet Kür Anılarıyla Atatürk (1965); Ali Fuat Cebesoy Sınıf Arkadaşım Atatürk (1997); Hilmi Yücebaş Atatürk'ün Nükteleri Fıkraları Hatıraları (1963); Ahmet Cevat Emre İki Neslin Tarihi (1960); Nadir Nadi Perde Aralığında (1965); Erdal Öz Deniş Gezmiş Anlatıyor (1976); Safa Güner Köy Enstitüleri Hatıraları (1963); Yakup Kadri Karaosmanoğlu Zoraki Diplomat (1955). Politika'da 45 Yıl (1968); Samet Ağaoğlu Strazburg Hatıraları (1933), Babamdan Hatıralar (1939), Aşina Yüzler (1965)... Ahmet Ağaoğlu Serbest Fırka Hatıraları (2. baskı, 1969); Erdal İnönü Anılar ve Düşünceler; Rauf Denktaş Rauf Denktaş'ın Hatıraları (4 cilt, 1996); Emre Kongar Ben Müsteşarken (1996); Gülsün Bilgehan Mevhibe İnönü'nün Anıları, Milliyet, 08.03.1998...
5.1.2. Hariciye ve Elçilik Anıları Ülkemizi yurt dışında temsil eden, yurt dışı görevlerinde bulunan bazı kişiler oradaki kimi ilginç gözlem ve izlenimlerini yazıya dökmüşlerdir. Ali Fuat Cebesoy Moskova Hatıraları (1955); Feridun Cemal Erkin Dışişlerinde 34 Yıl (1980); Zeki Kuneralp Sadece Diplomat (1982)...
5.1.3. Cezaevi ve Avukat Anıları Ülkemizde belli dönemlerde özellikle aydınlar, sanatçılar, edebiyatçılar ve politikacılar zaman zaman tutuklanmışlardır. Onlar hapishanede yaşadıklarını, yargılanmaları s ırasında başlarından geçenleri, çektikleri sıkıntıları ve bu tür kişilerin davalarını üstlenen avukatlar gözlem ve izlenimlerini anı biçiminde yazmışlardır: Necip Fazıl Kısakürek Cinnet Mustatili (1955), Yılanlı Kuyudan (1970); Bediî Faik Hapishane Notları (1958); Halikarnas Balıkçısı Mavi Sürgün (1971); Aziz Nesin Bir Sürgünün Anıları (1971); Nazlı Ilıcak Allah Kurtarsın (1987); Zeynep Oral Bir Ses (1987); Sevgi Soysal Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu (1976)...
5.2. Edebiyat ve Sanat Konulu Anılar Tanzimat döneminden sonra pek çok sanatçı ve yazar, özellikle olgunluk yaşlarında siyasî, sosyal, edebî, kültürel alanlardaki düşünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili açıklamaları yazmışlardır.
5.2.1. Edebiyat Konulu Anılar Refik Halit Karay İstanbul'un İç Yüzü (1920), Üç Nesil Üç Hayat (1943); Ercüment Ekrem Talu Dünden Hatıralar (1945); Nihat Sami Banarlı Yahya Kemal Yaşarken (1959), Hilmi Yücebaş Yedi Şairden Hatıralar (1960); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Oktay Akbal Şair Dostlarım (1964); Zekeriya Sertel Mavi Gözlü Dev (1968), Nazım Hikmet'in Son Yılları (1979); Orhan Kemal Nazım Hikmet'le Üç buçuk Yıl (1965); Mehmet Seyda Edebiyat Dostları (1970), Çocukluk Yılları (1980); Mehmet Başaran Yasaklı (1987); Mehmet Kemal Acılı Kuşak (1968); Demir Özlü Sürgünde 10 Yıl; Ömer Faruk Toprak Duman ve Alev (1969); Sabiha Sertel Roman Gibi (1969); Aziz Nesin Bir Sürgünün Anıları (1971), Poliste (1967)... Halide Nusret Zorlutuna Bir Devrin Romanı (1978); Meral Tolluoğlu Babam Nurullah Ataç (1980); Talip Apaydın Bozkırda Günler (1952), Karanlığın Kuvveti (1967), Akan Sulara Karşı (1985); Hikmet Erhan Bener Bürokratlar (197879); Muzaffer Buyrukçu Arkadaş Anılarında Orhan Kemal (1984); R ıfat Ilgaz Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986); Hasan İzzettin Dinamo 67 Eylül Kasırgası (1971), 2. Dünya Savaşında Edebiyat Anıları (1984); Baki Süha Ediboğlu Bizim Kuşak ve Ötekiler (1968); Samim Kocagöz Bu Da Geçti Ya Hu (1992); Melih Cevdet Anday Akan Zaman Duran Zaman (1984); Ahmet Hamdi Tanpınar "Cahit Sıtkı'ya Dair Hatıralar", Edebiyat Üzerine Makaleler (1969)...
5.2.2. Tiyatro ve Tiyatro Sanatçıları İle İlgili Anılar Kimi tiyatro yazar ve sanatçıları da meslek hayatları boyunca başlarından geçen ilginç olayları kaleme almışlardır. Hafi Kadri Alpman Ahmet Fehim Bey'in Hatıraları (1976); Vasfi Rıza Zobu O Günden Bu Güne (1977), Uzun Hikâyenin Sonu (1990); Halit Fahri Ozansoy Şehir Tiyatrosunun 50. Yılı Darülbedayi Devrinin Eski Günlerinde (1964); Haldun Dormen Sürç ü Lisan Ettikse (1977); Gülriz Sururî Kıldan İnce Kılıçtan Keskince (1978); Mücap Ofluoğlu Bir Avuç Alkış (1985).. 5.3.3. Basın Anıları Basın çalışanlarının, yazar ve muhabirlerinin anıları vardır: Ahmet Rasim Muharrir, Şair, Edip (1926, 1980); Ahmet İhsan (Tokgöz) Matbuat Hatıralarım (19301931); Yusuf Ziya Ortaç Bizim Yokuş (1966); Necip Fazıl Kısakürek Babıali (1975); Vedat Nedim Tör Yıllar Böyle Geçti (1976)... 5.3.4. Eğitim ve Öğretmenlik Anıları Eğitimciler ve öğretmenler, meslekleri gereği yurdun pek çok yerinde bulunarak ülke çocuklarını ve toplumu eğitme sorumluluğunu üstlenmiş kişilerdir. Dolayısıyla eğitimciler birçok sorun, kişi ve gruplarla gerektiğinde mücadele eden kişilerdir. Kimi eğitimciler önemli olaylara tanıklık etmiş olan hayatlarını kaleme almışlardır: Hıfzırrahman Raşit Öymen Mektepçiliğin Kâbesinde İntibaât ve Tahassüsat (1926); Şevket Süreyya Aydemir Toprak Uyanırsa (1963); Fikret Madaralı Ekmekli Dönemeç (1965); Enver Demir Bir Öğretmenin Defterinden 41 Yılın Hikâyesi (1968); M. Rauf İnan Bir Ömrün Öyküsü (1986); Kemal Kurdaş ODTÜ Yıllarım (1998)...
Bu sınıflamanın dışında birkaç örnek: Abdülhak Şinasi Hisar Geçmiş Zaman Köşkleri (1956), Geçmiş zaman Fıkraları (1958)... Nahit Sırrı Örik Eski Zaman Kadınları Arasında (1958); Halit Fahri Ozansoy Eski İstanbul Ramazanları (1968); Malik Aksel Resim Sergisinde Otuz Gün (1943); Samiha Ayverdi Bir Dünyadan Bir Dünyaya (1974), Hatıralarla Başbaşa (1977), Hey Gidi Günler Hey (1989); Esin Afşar Anılar Yanıltır mı? (1995); Halit Kıvanç Hadi Anlat Bakalım Anılar 1 (1998)...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
hermonia
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 16
giden gitmiştir..gittiği gün bitmiştir....
|
 |
« Yanıtla #29 : Aralık 06, 2007, 11:39:51 ÖS » |
|
bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkürler de daha kısa ve öz olsa madde madde olsa özellikler daha iyi olmazmı sizce?ama yine de uğraştığınız için hepinizin ellerine sağlık 
|
|
|
|
|
Logged
|
ne kadar imkansız olsan da seni seviyorum...
|
|
|
|