|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #15 : Ocak 08, 2008, 06:58:45 ÖS » |
|
Bazıları için ölmek kolaydı. Uğursuz bir trenin gelmesi yetiyordu... Tamamdı bu iş. Ama benim için göklere uçmak ne kadar da güçtü. Herkes engel olmak için bacaklarımı tutuyordu.
Jose M. Vasconcelos- Şeker portakalı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #16 : Ocak 08, 2008, 07:00:45 ÖS » |
|
Yalnız birini görmek istiyorsanız önce gözlerine bakın. Eğer gözlerinden bunu anlayamıyorsanız gölgelerine.Çünkü öyle yalnız insanlar vardır ki artık gölgeleri bile onları terk etmiştir...
Sırt Çantası-
......
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
sezersson
|
 |
« Yanıtla #17 : Ocak 08, 2008, 09:16:39 ÖS » |
|
Yalnız birini görmek istiyorsanız önce gözlerine bakın. Eğer gözlerinden bunu anlayamıyorsanız gölgelerine.Çünkü öyle yalnız insanlar vardır ki artık gölgeleri bile onları terk etmiştir...
Sırt Çantası-
......
hocam bu cümle hiç yabancı gelmiyor bana 
|
|
|
|
|
Logged
|
İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
|
|
|
|
|
|
sezersson
|
 |
« Yanıtla #19 : Ocak 08, 2008, 09:30:01 ÖS » |
|
gelicek hocam devamı  "Seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir." (Gabriel Garcia Marquez,Benim hüzünlü orospularım)
|
|
|
|
|
Logged
|
İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
|
|
|
|
canfeza
|
 |
« Yanıtla #20 : Ocak 08, 2008, 11:35:22 ÖS » |
|
"İhtişamının zirvesindeki Atina'da 40 bin hür vatandaş ve bütün haklardan yoksun 110 bin köle bulunuyordu.Bu köleci oligarşiler garip bir şekilde "demokrasi" adını taşıyorlardı."
Roger Garaudy, İnsanlığın Medeniyet Destanı
|
|
|
|
|
Logged
|
"TAŞLARIN KALP ATIŞLARINI DUYANLAR YALNIZ ONLAR OKUR BENİM SÖYLEDİKLERİMİ"
|
|
|
|
sezersson
|
 |
« Yanıtla #21 : Ocak 09, 2008, 11:01:42 ÖÖ » |
|
"Gülünç, diyorum, kendi kendime.Aşktan daha derin hiçbir şey yoktur.Çocuk masallarında,prensesler kurbağalara öpücük verir ve kurbağalar sevimli prenslere dönüşür.Gerçek yaşamdaysa,prensesler prensleri öper ve prensler kurbağaya dönüşür.
"Aşktan söz etmek gereksizdi, çünkü aşkın kendi dili vardır ve kendiliğinden konuşur."
"Canımıza türlü biçimlerde kıyabiliriz.Bedenlerini öldürmek isteyenler,Tanrı'nın yasasını çiğnerler.Ruhlarını öldürmek isteyenler de aynı şeyi yaparlar,onların işledikleri günahı,insanlar açık seçik görmese de."
(Paulo Coelho, Piedra ırmağının kıyısında..)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 09, 2008, 11:08:39 ÖÖ Gönderen: sezersson »
|
Logged
|
İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir
|
|
|
|
zelihaöğrt.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #22 : Ocak 10, 2008, 08:40:44 ÖS » |
|
'İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım?' (A’râf Suresi 155. Ayetin bir kısmı)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
zelihaöğrt.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #23 : Ocak 10, 2008, 08:43:46 ÖS » |
|
yıldızlı atlas (burhan eren)
-uzak dostluklar vardır. denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasındaki bir göl, birbirlerinin uzak dostudurlar. dostluklarını gündüz kuşlarla, gece yıldızlarla iletirler birbirlerine..
-vakitsiz dostluklar vardır. bir peçete, bir kağıt mendil vakitsizce dostu oluverir gözlerinizin..
-günlüğümü açıp okuyorum arasıra. sayfalarını çevirdikçe, sanki kapılar açılıyor sayfaların arasından. kağılar açıldıkça dalıp gidiyorum.. bir kapıyı açıyorum; uzun, upuzun bir yaz gününün akşamındayım. eve doğru yürüyorum. ardımda yarım kalmış oyunlar, içimde çoğalan bir mutluluk var.. bir kapıyı açıyorum; kağıttan uçağımı almış götürüyor rüzgar. nasıl koşuyorum ardından!.. bir kapıyı açıyorum; bir dua var dilimde. dilimdeki dua büyüdükçe; büyüyor, yayılıyor kalbimdeki serinlik de.. bir kapıyı açıyorum; iki kişiyiz. yanımdaki kim seçemiyorum.. bir kapıyı açıyorum; keşke bu kapıyı hiç açmasaydım diyorum kendi kendime..
-ben olmasaydım, akşamlar yine bu kadar güzel olur muydu?..o şarkı kimin içinden akardı öyle usulca?.. o şarkıyı kim söylerdi sesi tükeninceye kadar?..
-çocukluğum usulca kayıyordu avuçlarımın arasından. on dört yaşındaydım on altı yaşımın yazı çok sıcaktı. on yedi yaşımdayken gemisini kıyılardan kaçıran bir kaptan gibiydim. on sekiz yaşımda okuduğum bir kitap, çoğaltmış, bin yıl yapmıştı o seneyi. on dokuz yaşımdaydım. hiçbir şey hatırlamıyorum. yirmi yaşımdaydım. içimde sessizce akan ırmağın hangi yöne aktığını hiç kimseye söyleyememiştim. yirmibir yaşımdayken, dört yaşımda gördüğüm denizin öbür ucuna taşındım. yirmi iki yaşımda galiba sekiz mektup yazdım. yirmi üç yaşımdaydım; susuz bir çeşmenin için için ağladığını gördüm. yirmi dört yaşımdayken akdeniz'in kıyısında yoksul ve yalnız bir adamla tanıştım.akdeniz'den başka kimsesi yoktu adamın. yirmi beş yaşımın son günündeyim bugun. ardıma bakıp gülümsüyorum..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
zelihaöğrt.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #24 : Ocak 10, 2008, 08:45:47 ÖS » |
|
funda kalaycıoğlu/nüveyre -yüz yılın masalı
"cevresnde eski bildikleri vardı hep.köylüsü,komsusu..köyde düğün var bugün.meydana gençler doluşmuş kızlı erkekli.bu gece köyün tüm delikanlılarıyla oynayacak nüveyre.yorulana,tükenene kadar... işte silahlar patlamaya basladı.en cok tabanca nüveyre oynarken atılır öteden beri.Ee,Çakır Ağa nın kızı o.üç köyün güzeli,bey kızı nüveyre...
rüzgar da deli gibi esiyor.sacları ucusmakta ardında simsiyah.patlayan tabancalar..armoniğin nameleri.ucuyor nüveyre bulutlara hükmeden rüzgarın önünde. "işte ben buyum" diye yüreği haykırdı yaslı kadının.dağların kızı,üc köyün ciceği.bnim,bn..."sonra ici burkuldu."sen benim bu halimi hic bilmezsin rıfat bey(ölen eşi) dedi icnden bir ses."hic görmedin,hic tanımadn o bey kızını sen.dağlarımı bilmedin.onca uğras verdin benden saray hanımefendisi yaratabilmek icin.orların kadını deilim,köyümün,dağlarımın,ovalarımın kızıyım ben,özgürüm bak,alabildiğine özgür!ömrümde hic olmadığım kadar,kuşlar kadar,kuşlar gibi özgür..."
bir cerkez beyinin kızıydı.sevdiğine kavusamadı.kendisinden 40yas büyük bir nazırla evlendi saray protokolünde 2.kadın oldu.kader onu daha sonra yıkık bir odun kulübesine kadar savurdu...acıları büyük oldu..yavrularının bir bir ellerinden kayıp gidisini gördü caresizce... 19.yy nin son cocuklarındandı.kaybolan bir neslin son cocuklarından...
bu kitap nüveyre menemencioğlu nun gercek yasam öyküsüdür. torunu tarafndan anı haline getirilmistir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
zelihaöğrt.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #25 : Ocak 10, 2008, 08:46:38 ÖS » |
|
"Kalp her türlü hesaplı hareketten ve menfaatten nefret eder."
"Gençlerde müsamaha denilen şeyden eser yoktur, çünkü onların hayat ve hayatın zorlukları hakkında hiç bilgileri yoktur. İhtiyar tenkitçi, tatlı dilli ve iyi kalblidir, oysa genç tenkitçi insafsızdır; beriki hiçbir şey bilmez, öteki ise her şey bilir de ondan."
..
Vadideki Zambak - Balzac
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
zelihaöğrt.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #26 : Ocak 10, 2008, 08:48:09 ÖS » |
|
"Degil mi ki vermeyi dilemeseydi, dilemeyi vermezdi!"
M. Islamoglu
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
zelihaöğrt.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #27 : Ocak 10, 2008, 08:50:14 ÖS » |
|
Yusuf ile Züleyha (Nazan bekiroğlu)
''Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler'' A'raf ,176
-her şeyin O'ndan olması, ve ışığın tek bir kaynaktan dağılıyor olması O'ndan başkasının bilinme ve sevilme ihtimalini tümden yok eder..
-Züleyha ki Yusuf'u sevdi. ibtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi. Sonra aşkın kaynağını bildi, Yusuf'u degil, Yusuf'ta tecella eden nuru sevdiğini fark etti.Yusuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız ona secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi sonra nurun Züleyha suretinde tecella ettiğini fark etti. biri suretten nura yükselirken diğeri nurun surette tecella ettiğini idrak etti.
-Yakub muhabbetle sınandı. Sınanması, Yusuf'un çalınmasıyla başladı..üstelik öyle bir sınandı ki çalınan da Yakub'undu, çalan da Yakub'undu.
-Yusuf'un güzelliğini görmek elbet bahttır her ayna için. Ama benim bahtım, Yusuf güzelliğine bakıp da kendi güzelliğini görmediğinden. Bahtım, kendisine bakarken, kalbinin tabakalarını teker teker aşıp da o en derindeki noktaya inebilen, Kendi güzelliğini aşıp da o güzelliğin kaynağını gören, Kendi güzelliğini geçip de güzelliğin merkezine yürüyen, Sureti aşıp asla yönelen, Asılların da üzerindeki aslı bilen Yusuf'u gördüğümden..işte bu yüzden İlle Yusuf! İlle Yusuf! Lakin Yusuf'tan da ötedeki Yusuf!
-züleyha sabrının Rab'den olduğunu bilmeden sabretti..
-suçlu, suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür..
-gel, demişti Yusuf Züleyha'ya, şimdi sen gel. Ama bana değil benim Rabbim'e gel. Gel ve Rabbi bil!
-Rabbim sen benim kalbimde deÄŸilsin sen benim kalbimsin.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #28 : Ocak 11, 2008, 11:01:23 ÖÖ » |
|
İstediğim nedir şimdi bilmiyorum. Bir zamanlar biliyordum ama şimdi hemen hemen unutmuş durumdayım. Belkide asla geri gelmeyecek olan o eski günlerin geri gelmesini özlüyorum... Onların hatıraları bir türlü yakamı bırakmıyor ve yeni dünya sağır edici bir gümbürtüyle başımın etrafında dönüyor... Ah o tembellik günleri, sıcak ve gevşek taşra ikindileri !... Tatlı kahkahalar !... O canım güven duygusu!... Sizi nasıl unutabilirm?!...
Rüzgar Gibi Geçti - Margaret MİTCHEL
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #29 : Ocak 11, 2008, 11:02:16 ÖÖ » |
|
Yaşadığın kentte ufuklar daralıyorsa ve sen artık yaşamını kazanamamaktan korkuyorsan, çek git ... Çünkü "Tanrı'nın dünyası geniştir, hem enlemde, hem boylamda"....
Amin Maalouf- Yolların Başlangıcı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|