Öğretmenler Forumu
Temmuz 05, 2008, 04:52:42 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Rutubetli Yalnızlıklar  (Okunma Sayısı 336 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kimyaöğretmeni
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5413


kimya öğretmeni ;)


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 03, 2007, 06:51:02 ÖÖ »

Rutubetli Yalnızlıklar
 
“Adalardan Altay’lara” koşan genç adamların, ilk soluğu Kıbrıs denen bir tuhaf, bir acayip, bir garip, bir öksüz, bir yetim, bir şımarık, bir rahat, bir değişik yerde alması.Dışarıdan göründüğü gibi değil. Aslında dışarıdan göründüğü gibi. Olmaması gerektiği gibi. Telâş belli: Olması gerektiği gibi olmaması yüzünden, oldurmak ve onu ruhuna kavuşturmak kavgası. Ne ilk ne de son.

Her daim devam eden bir çarpışma. Mevsimlerin adı yok burada. Bilindiği gibi değil, bilinemediği gibi. Ya genç adamlar. İşte onlar; onlar, onlar, onlar. Soluk soluğa bedenler ve ruhlar. İlk karşılaşmada, ilk tanışıklık değil bu. Kaygı tek değil. Dakikalık bir rastlantı. Ev arayışındalar. Cemiyetin balkonunda, elinde sigara, gözleri dışarıda. Ne ola, nereye gide. Ne yapsa bu adamlar, ne etse. Genç adamlardan birinin onu görmesi. O, yani ben ve O vakitlerinin tecellisine gebe.

- Hayır, hayır. Sen ihtiyar adam! Sen genç kadın! Sen göbekli adam! Ne için yaşıyorsunuz siz, yalan mısınız, sahici mi. Söyleyin hadi, bu şehir size mi emanet.

İlk serzenişler: “Burası mıymış” şaşkınlığında, “burasıymış” cevapları. Boş odalar. Veyahut boşalmış odalar. Kimi bekliyorlar böyle?.. Elbet genç adamlarını. Alt kat: Fırın. Geceleri ve bilhassa güneşin doğuşuna doğru bir somun sıcak ekmek. Tadı damaklarda, tadı yok artık hiçbir yerde.

- Senelerdir bohemdeyim. Bir yanım savaştan yeni çıkmışçasına mağrur ve vakur. Anlamıyorum sizi duvarlar, anlamıyorum sizi insanlar.Açmıyorum perdeleri, evde yokum ve kapım kapalı size…

Perdeler, perdeler. Yasaklar bize. Dışarısını görmek haram. Aydınlık bir yabancı adam. Yabani bir hırsız. Her oda ayrı bir hikâye. Odalardan ziyade, odaları dolduranların bile hikâye olma güzergahında yaşam sürdüğü vakitler.

Odalar, odalar. Duvarlar, duvarlar.Metafizik bunalımlar. Benlik pususunda yaşarken, bizliği arayış. Rutubetli duvarların, genç adamları da rutubetlendirme hevesi. Ki o heves ki kursakta kalana dek devam edeceğe benziyor. İlk çığlık ile son çığlık birbirinden farklı değil.

- Tanıdım seni adam. Annemin katilisin sen!

- Gençliğimin celladı, hoş gelmedin, yine beynin boş, yüreğin paslı ve küflü geldin!

- Sen, evet sen, tanıdık yüz, toy çocuk. Hayatı mayatlaştıran yığınlardasın yavrum! Hadi kalkmayı dene, doğrul biraz, kendine gel. Gel, gel ki kendini bulasın, kendini tanıyasın.

Bir göz oda, bir cemiyet, bin atlı adam. Sesler telaşeli. Genç adamın umutsuz ve uykusuz geceleri. “Hikâye olduk, olacağız” endişesindeki endişesizlik. Her nefes alış veriş ayrı bir çelişki. Kurtarma ve kurtulma ümidi. Mefkûresinin kurbanı oldu diyecek gazeteler, deseler de olur, demeseler de.

Aynı feryat:

“Sandıklarım, sandıklarım/açılsın sandıklarım/hayvandan beter çıktı/insandır sandıklarım…” Her şikayetin sonu isyan yüklü. Her isyan, darbesini istiyor ve darbesini bekliyor. Darbe: Surda ilk gedik, surda son gedik.Açılsa ne olur açılmasa.Yok öyle şey. Açılmalı!

Bitmeyen geceler. Hasbihâl. Güneş doğmadan uyku yok. Ya okul, ya mektep, ya üniversite.Cemiyetin ahvali ne olacak sorusuna cevap aramak varken. mühim mi ki…

Duvarlar, duvarlar.Mısralarımızın üvey çocukları. Dörtlükler. Buhranlı kelimeler. Her kelime yeni bir intihar girişimi. Bunalım, bunalım ve yine bunalım. Bunalım içindeki bunaltı. Dost tavsiyesi. Ağabey tavsiyesi.

Odalar, odalar.Gizlice ağlamalar. Çocukça utangaçlıklar. Yenilmez bileğimin, bitişi yok yüreğimin benzeri iç bağırışlar. Bu kalabalıklar, ya da bu adamlar.Nereden çıkarlar, nereye giderler.

Tak tak tak. Kapıdaki cellat! Yığınlar omuzlarıyla yüklenir kapımıza. Karşı koymaya çalışırız usulca. Anlamazlar ve anlayamazlar. Bizi tanımazlar dostum. Bize acımazlar. Ağlamaz onlar genç adam. Üstadın Reis beyindeki gibi, ağlayabilseydiler anlayabilirlerdi.

Neyi arar bu gözler, kimi sorar bu diller.O rutubetli odaların duvarlarına kazınan kütük kaydı. Kimlik tespiti. Ya senli bir yaşam, ya da sensiz. İşte dava dedikleri bu. Ya onlu, ya da onsuz. Dava, çocuklarının hem anası hem babası.

Hey, sen genç adam! Bir elin ne yağ da ne de balda.Bak şu kâğıda. Ay sonu ve kira. Sonu gelmeyecekmişçesine kapı altına bırakılan faturalar. Demlikten eksik olmayan çay kırıntıları.

Çaysızlıktaki baş ağrısı kadar, yalnız ve yetim kalmış odalar.

Sıkılan yumruklar, yine ve yine kan damlı duvarlar. İçerisi duvar, dışarısı duvar. İçeride genç adamlar, dışarıda lordlar, krallar, yalandan adamlar.Zıttıyla var olan dünyada, sonsuzluğu arayış. Esaslı bir arayış. Onu arayış ve onu buluştaki lezzeti tadış. İstekten öte, hevesten ziyade, bir umut; bizi yaşatan, bizi bizimle var kılan.

Sahi dostum, sahiden dostum, bir dakikanı alayım dostum:

Dışarısı yalan yüklü dostum. Dışarıda aldanış var. Canı dışarıya çıkaran da bin türlü vebal, bin türlü suç var. Fikrin fahişesi var dışarıda dostum. Davanın tahta kurusu. Biz var ya dostum biz, canı emanet biliriz, öylece yaşar, öylece ölmek isteriz. Gerektiği gibi dostum. Kitaptaki gibi.

Saçılır şehrin saçları, omuzlarına vurur bedenlerin.Türlü masallar anlatılır çocuklara. Yemez genç adamlar. Onlar sadece dinlerler. “Bir hikâyem var, dinler misin bey amca?” teklifinde, bey amcalarımızda da bolca yalan var. Dinlemiş gibi yapanlar, bizi her daim yine ve yine anlamazlar. Sevmiş gibi gözüküp, bizi bizden kıskanırlar. Katilidir şehrimizin güneş gözlüklü adamlar. Riyalı karartılar. Şimdi bak, şehrin surlarına dayanmışlar. Şehir Fatihini bekliyor dostum. Görmüyor musun yoksa.

Vakit: İki başlı ejderha. Hatırlasak da olur, hatırlamasak da.Şimdi yok ne sağ da ne de solda.O adamlar ki, hepsi bırakıp gitmişler, bizi bize bırakıp yitmişler. Bir sarışın adam vardı, hatırlamışlığın var mı dostum.Onu da boğdular bu şehirde!

Zaman kısıtlıdır dostum. Boşversene. Zamanı da bitirenlerin adayız. Vallahi de ölümü öldürmek isteriz. Gideriz dostum gideriz, yardan önce dosta gideriz.Cemiyetin çocuklarıyız. Bizi üveyleştirenleri, son üveyik kuşuna şikayet ederiz. Bir davanın hamalları, bir davanın hademeleriyiz. Şu duvarlara bakasın, şu gözlerimize bakasın. Kim bilir, nerede ve ne zaman görüşmek üzere.Olsa ki kaim kalsak. Olsa ki daim kalsak. Hep ölüme koşanlardan değil, biraz da hayata koşanlardan olsak be dostum, biraz da…

Yazarı:Afşin SELİM 
 alıntı
Logged

Ayakta ölmek diz üstü yaşamaktan daha çok onur vericidir...!
maRina85
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 9055


BOYNUM iNCE, UYUT ÖLÜM! ÖLÜM UYUT BİRAZ.-OkulÖnÖğr


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Haziran 08, 2008, 12:26:26 ÖS »

Çaysızlıktaki baş ağrısı kadar, yalnız ve yetim kalmış odalar.

Sıkılan yumruklar, yine ve yine kan damlı duvarlar. İçerisi duvar, dışarısı duvar. İçeride genç adamlar, dışarıda lordlar, krallar, yalandan adamlar.Zıttıyla var olan dünyada, sonsuzluğu arayış. Esaslı bir arayış. Onu arayış ve onu buluştaki lezzeti tadış. İstekten öte, hevesten ziyade, bir umut; bizi yaşatan, bizi bizimle var kılan.

   

çok güzel satırlar var... teşekkürler...
Logged

YAŞAMAK AĞIR, ÖLMEK ZOR...
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

KPSS Edebiyat Edebiyat Videolar Gazeteler Gazeteler Okul Oncesi OSS KPSS OKS Rüya Tabirleri Rüya Tabirleri Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkce Konu Anlatimi Cilt Bakimi Yemek Tarifleri Hastaliklar Matematik Konu Anlatimi Geometri Konu Anlatimi Saglik OSS Fizik ingilizce Edebiyat Edebiyat Ogrenciler Dershane Oyunlar Gebelik Bedava Odev Ask Mesajlari Kitap özetleri Sevgi Mesajlari Sarki Sozleri Yemek Tarifleri Burclar ve Ozellikleri Biyografi Edebiyat Edebiyat Forumu
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!