|
kimyaöğretmeni
|
 |
« : AÄŸustos 28, 2007, 01:54:36 ÖS » |
|
nette tanışan iki genç arkadaş olurlar. zaman içinde sıkı bir dostluğa dönüşen beraberli klerini zedelemem ek için hiçbir zaman birbirler ini görmemeğe, fiziki özelliklerinden bahsetmem eye karar verirler.ısimlerin, şekillerin olmadığı sadece ruhların derinlikl erinden gelen en samimi duyguların dile getirildiği zaman ve mekan unsurlarından soyutlanmış bir birliktel ik içinde sürer dostlukla rı.ve bir gün bakarlar ki birbirler ini tamamlaya n iki varlık olmuşlar. yazışmadıkları gün hatta saat olmamaya başlamışlar. adeta nefes alış gibi doğal bir bütünleşme, isim takamadıkları bir aşk gelişmiş içlerinde. tüm beşeri sıfatlardan sıyrılmış, bambaşka bir halmiş bu.aradan geçen zaman zarfında, artık kesinlikl e birbirler inden asla kopamayac aklarına inandıkları gün; tanışmaya ve evlenmeye karar vermişler.ve ikisinin de çok iyi bildikler i bir kentin çok iyi tanıdıkları bir sahilinde buluşmak üzere anlaşmışlar.hanımın elinde kırmızı güller ve dudaklarında sevgi dolu bir gülümseme olacakmış. erkek ise hiçbir alamet taşımayacakmış.nihayet beklenen gün gelmiş. genç erkek sözleştikleri yere yaklaştıkça kalbi duracak gibi oluyormuş. ışler biraz değişmeye başlamış kalbinde. ya çok çirkin bir kadınsa sevdiceği, ya kör, topal ya da………… ise. biraz hata yaptığını düşünür gibi olmuş ama çabuk savmış bu kendine ve aşkına yakışmayan düşünceleri zihninden .karşıda elinde bir gül tutan ve sağa ,sola bakınan hanımı görmüş. ıçi hop etmiş fakat dudaklarında beliren düş kırıklığını biraz olsun giderebil mek için bir, iki derin nefes almış ve son derece kararlı adımlarla hanımın yanına yaklaşmış.annesi yaşında hatta daha da yaşlı, saçları pamuk gibi bembeyaz, yüzü yaşadığı yılların derin izleri ile buruşmuş fakat dudaklarında güzel bir o kadar da şaşkın bir tebessümle kendine doğru yaklaşan genç erkeğe bakıyormuş. gözleri bin bir soru ile kıpırdıyor, yorgun gözkapakları arada bir feri kaçmış gözbebeklerini uzaklara yönlendiriyor ama yaşlı kadın gözlerini genç erkeğin bakışlarına kilitleme ye çalışıyormuş.zihninde çeşit, çeşit zıt fikirleri n koşuştuğu genç adam bir, iki yutkundu ve gücünün son raddesind eki bir hıçkırıkla,"merhaba aşkım. nasılsın." dedi.kade re teslim olmuştu. söz vermişti. biliyordu her şey olabilird i. bir an gözlerini kapadı ve yazışmalarını hatırlamaya çalıştı. onca duygu dolu kelimeler, sevda yüklü vaatler, parlak gelecekle r nasıl olmuştu da bu yaşı geçmiş hatunun kaleminde n dökülebilmişti. bir türlü inanamıyordu fakat gerçek gün gibi ortadaydı.yaşlı kadının elinde tuttuğu kırmızı güller aldı ve tarif edilemeye n bir duyguyla onları öptü. sonra elini uzattı ve,"hadi kalkmana yardım edeyim aşkım. buradan uzaklaşalım. " dedi.olan ları anlamsız gözlerle seyreden yaşlı kadın dudaklarını araladı ve,"ey oğul, ben yıllardır bu kelimeyi unutmuş anan belki ninen yaşta bir kadınım. neler oluyor anlayamadım ama o gülleri elimden niye aldın. onları bana şu ilerde oturan genç kız verdi. birini bekliyorm uş, burada buluşacaklarmış. gelirse benim tarafımdan bu gülleri ona verir misin demişti. ben de o genci bekliyord um. yoksa o sen misin?"genç adam bir an soluksuz kaldı, boğazında düğümlenen hıçkırık ve karmakarışık duygularl a yaşlı kadının işaret ettiği yöne baktı. bir çift sevgi ve minnettar lıkla parlayan yeşil göz kendisine gülümsüyordu. telaşla yaşlı kadının ellerini öptü ve gülleri ona tekrar vererek işaret edilen tarafa koşmaya başladı. genç kız da ayağa kalkmış onu bekliyord u."seni izledim. şayet gülleri almayıp geri dönseydin sessizce buradan uzaklaşacaktım. seni doğru tanımışım aşkım...
|