Öğretmenler Forumu
Temmuz 06, 2008, 08:35:17 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: AteÅŸ Çiçekleri Yahut Morgda Son Bulan Hayatlar  (Okunma Sayısı 392 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kimyaöğretmeni
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5427


kimya öğretmeni ;)


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 03, 2007, 07:01:43 ÖÖ »

Ateş Çiçekleri Yahut Morgda Son Bulan Hayatlar
 
Gençlik en büyük sermayemizdir. Bu sermayeyi iyi kullanmak gerekir. Hiçbir servet sonsuz değildir. Gençliği de verimli kullanmalı, hayırlı hizmetlere yönlendirmeliyiz. Türkiye diğer ülkelere nazaran, genç nüfusu fazla olan bir ülkedir. Bu bizim için büyük bir avantajdır. Fakat gençleri elde avuçta tutmak hiç de kolay değildir. Eğer gençliği yüksek ülkülerle şuurlandırabilirsek geleceğimiz aydınlık olur. Fakat gençlik başıboşluğa itilirse bunun ağır bedeli, millet olarak belimizi büker.

Bu kurşundan yükün altından kolay kolay kalkamayız.

Genç olalım, yaşlı olalım, erkek olalım, kadın olalım, ne olursak olalım; varlığımızın ve dünyaya gelişimizin nedenini sorgulamalıyız. Fert olarak yemek, içmek ve keyif çatmak için yaşamadığımızı bilmeliyiz. İnsan bu kadar basit bir yaşam tarzını sürdürmek için dünyaya gönderilmiş olamaz. Demek ki varlığımızın özünde ulvi gayeler vardır. Bunu böyle bilmeli ve öncelikle kendimizden başlamak üzere, özellikle gençliğe yeni baştan çekidüzen vermeliyiz.

Gençlerin ruhları yüksek ideallerle nurlandırılmalıdır. Bu nur onların yolunu aydınlatmalıdır. Bizi diğer canlılardan ayıran, üstün kılan özelliklerimiz vardır. Onları gözümüzün önünden geçirip ona göre yaşamalıyız. Gençlik, duygularına esir edilmemelidir. Zira o yaşlardaki duyguların ne kadar isabetsiz ve tutarsız olduğu o dönemleri yaşamış, görmüş geçirmiş herkesin malumudur. Demek ki ebeveynler bu yaşlardaki çocukların elinden tutmalıdır. Ancak böylelikle hakikate varabiliriz. Gençlerde bedensel gelişim ile duygusal gelişim orantılı olmalıdır. Bu denge sağlanamazsa davranış bozuklukları ve tutarsızlıklar kendini gösterir. Bu durumun kişilik çatışmalarına kadar varabileceği unutulmamalıdır.

Çocukların davranışlarını şekillendiren unsurların başında çevre ve kitle iletişim araçları gelir. Çocuğun sosyal çevresini kendisinin tayin etmesine izin versek de bu konuda takipçi olmalıyız. Her şeyi kendi eline verip gerisini Allah’a bırakmamalıyız. Çocukların kendi arkadaşlarını kendilerinin seçmesi doğal olsa da, o yaştaki çocukların zararlı arkadaş grupları içerisinde kaybolup gitmeleri de muhtemeldir. Takipçilik çocuğun hayatına müdahale, kısıtlama değil, onun hayatını kontrol altında tutmaktır. Çocuğunu evden okula gönderdiğini sananların ve onu kendi hâline bırakanların birçoğu daha sonra yanıldıklarını anlamışlardır. Çünkü belli bir zaman sonra aileler, soluğu ya bir hastanede ya da bir polis karakolunda almışlardır. Bu da testinin kırıldığı noktadır. Demek ki testi kırılmadan yapılması gerekenler ihmal edilmemelidir. Bu hususta Nasrettin Hoca’yı örnek almalıyız!

Gençliğin önündeki en önemli tehlikelerden birisi de televizyondur. Televizyon bıçak gibidir. Bıçak cerrahın elinde hayat kurtardığı gibi, katlin elinde de hayat söndürür. Televizyon seyretmenin dozajını ayarlayabilirsek, şiddet ve nefret içeren yayınlardan uzak durup eğitici yayınlar seyredersek korkulacak bir durum söz konusu olmaz. Bunu aileler denetim altında tutmalıdır. Yarınlarımızın teminatı gençler cinsel içerikli filmlerden uzak tutulmalıdır. Gelecekte yaşanması muhtemel sapıklıkların tohumları televizyonlar tarafından ekilmektedir. Televizyon gençlerin karakterinin şekillenmesinde bazen ailelerden daha etkili olmaktadır. Henüz kişiliğinin gelişme safhasında olan gençler, televizyonlarda seyrettikleri kişilerin giyim tarzlarını, yaşama biçimlerini, dünya görüşlerini kendilerine model almaktadırlar. Son yıllarda televizyonların, gençleri avlamak ve kendi dümen sularında gitmelerini sağlamak için yapmadıkları rezillik kalmamıştır.

Kısa yoldan zengin olmak isteyen gençler, televizyonların gönüllü kobayı olmuÅŸlardır. Bazıları bir yerlere gelip kendilerini su yüzeyine atsa da, kısa zamanda gelen şöhretin ağırlığını taşımakta zorlanmışlardır. Sosyetenin mezesi olan bu gençler, kısa zamanda hayatlarında köklü deÄŸiÅŸiklikler yapmışlardır. Kimisi kulağına küpe takarak, kimisi dört bir yanı yırtık blue-jeanslar giyerek bu cilalı, sahte hayatın müdavimleri olmuÅŸlardır. Bu sonradan görmeler, daha sonra içkiyi su niyetine içmeye baÅŸlamışlar, bununla da yetinmeyip keyif verici maddelere baÅŸlamışlardır. ÇoÄŸunun hayatları bir morgda son bulmuÅŸtur. 
 
alıntı
Logged

Ayakta ölmek diz üstü yaşamaktan daha çok onur vericidir...!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

KPSS Edebiyat Edebiyat Videolar Gazeteler Gazeteler Okul Oncesi OSS KPSS OKS Rüya Tabirleri Rüya Tabirleri Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkce Konu Anlatimi Cilt Bakimi Yemek Tarifleri Hastaliklar Matematik Konu Anlatimi Geometri Konu Anlatimi Saglik OSS Fizik ingilizce Edebiyat Edebiyat Ogrenciler Dershane Oyunlar Gebelik Bedava Odev Ask Mesajlari Kitap özetleri Sevgi Mesajlari Sarki Sozleri Yemek Tarifleri Burclar ve Ozellikleri Biyografi Edebiyat Edebiyat Forumu
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!