Öğretmenler Forumu
Ekim 13, 2008, 06:10:27 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: UZAY COÐRAFYASI  (Okunma Sayısı 495 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
aysien
Ziyaretçi
« : Ekim 10, 2007, 10:46:19 ÖÖ »

UZAY COÐRAFYASI
Dünya ve Evren
    Dünyamýz Samanyolu Galaksisi'ndeki yýldýz sistemlerinden güneþ sisteminde yer alýr.
    Bütün gezegenler elips þeklinde bir yörüngede hareket ederler.

GÜNEÞ
    Güneþ sisteminin merkezinde yeralan, en yakýn yýldýz, Dünya’dan ortalama 149.591.000 km uzaklýkta, 1,39 milyon km çapýnda, ýþýk saçan dev bir gaz küresi olan Güneþ’in en önemli bileþeni hidrojendir; yaklaþýk % 5 oranýnda helyum ve daha aðýr elementleri içerir. 1,99x10(33) erg/saniye hýzýyla enerji üretir. Bu enerji, en çok, görünür ýþýn ve kýzýlaltý ýþýným olarak uzaya yayýlýr ve Yer’de yaþamýn sürmesinin baþlýca nedenidir.
    Çaplarý bin kat daha büyük ve kütleleri birkaç yüz kat daha aðýr olan bilinen en büyük yýldýzlara karþýlaþtýrýlýnca, Güneþ, astronomi sýnýflandýrmasýnda cüce yýldýz sýnýfýna girer. Ama kütlesi ve yarýçapý, Gökadamýz’daki (samanyolu) bütün yýldýzlarýn ortalama kütlesine ve büyüklüðüne yakýndýr; çünkü birçok yýldýz Yer’den daha küçük ve daha hafiftir. Güneþ, tayfý, yüzey sýcaklýðý ve rengi nedeniyle, astronomlar tarafýndan kullanýlan tayf türleri þemasýnda “G2 cüce” diye de sýnýflandýrýlýr. Yüzey gazlarýnýn yaydýðý ýþýðýn tayf þiddeti, 5000 A’ya yakýn dalga boylarýnda en büyüktür; güneþ ýþýðýnýn niteleyici sarý rengi bundan ileri gelmektedir.Ýçinde yaþadýðýmýz Evren'i tanýma çabamýz, binlerce yýldan bu yana sürüyor. Günümüzde, en modern teleskoplar sayesinde, Evren'in en uzak köþelerini, milyarlarca ýþýk yýlý ötedeki gökadalarý görebiliyoruz. Oysa, Evren'de küçücük bir nokta gibi kalan, içinde yaþadýðýmýz Güneþ Sistemi'miz hâlâ gizemlerle dolu.
    Uzay Çaðý'nýn baþlangýcýndan bu yana yapýlan çalýþmalarýn büyük bölümü, Güneþ Sistemi'ni keþfetmek içindi. Bugün, gerek bu çalýþmalara gerekse çevremizdeki baþka olasý gezegen sistemlerine bakarak Güneþ Sistemi'mizin oluþum öyküsünü anlatabiliyoruz.
    Güneþ Sistemi'nin bir bulutsudan oluþtuðu düþüncesini, ayný zamanda bir fizikçi de olan Prusyalý filozof, Immanuel Kant ortaya attý. Kant, ilkel Evren'in ince bir gazla dolu olduðunu canlandýrdý düþüncesinde. Baþlangýçta homojen daðýlmýþ bu gazda, doðal olarak zamanla bir takým kararsýzlýklar ortaya çýkmalýydý. Bu kütleçekimsel kararsýzlýklar, kütlelerin birbirini çekmesine, dolayýsýyla da gazýn belli bölgelerde topaklaþmaya baþlamasýna yol açacaktý. Peki, bu topaklar neden disk biçimini alýyordu?
    Kant, bunu da çözdü. Baþlangýçta çok yavaþ dönmekte olan gaz topaklarý, sýkýþtýkça hýzlanýyordu. Bu, çok temel bir fizik ilkesine, "Momentumun Korunumu Ýlkesi" ne dayanýr. Bu ilke, genellikle bir buz patencisi örneðiyle açýklanýr: Kollarý açýk, kendi çevresinde dönen buz patencisi, kollarýný kapadýðýnda hýzlanýr.
    Benzer olarak, kütleçekiminin etkisiyle sýkýþmaya baþlayan gazlar da giderek hýzlanýr. Dönmenin etkisi gaz topaðýnýn incelerek bir disk biçimini almasýný saðlar. Ýþte, bu disklerden birisi Güneþ Sistemi'mizi oluþturmuþtur.
    Güneþ’le ilgili modern çalýþmalar, Galilei’nin güneþ lekelerine iliþkin gözlemleriyle ve bu lekelerin hareketlerine dayanarak Güneþ’in dönüþünü bulmasýyla 1611’de baþladý. Güneþ’in büyüklüðüne ve Yer’den uzaklýðýna iliþkin ilk yaklaþýk doðru belirleme, 1684’te yapýldý; bu belirlemede, Fransýz Akademisi’nin 1672’de Mars’ýn Yer’e yaklaþmasý sýrasýnda yaptýðý nirengi (üçgenleme) gözlemlerinden elde edilen veriler kullanýldý. Joseph von Fraunhofer tarafýndan 1814’te Güneþ’in soðurma çizgili tayfýnýn bulunmasý ve Gustav Kirchhoff tarafýndan 1859’da bunun fiziksel yorumunun yapýlmasý, güneþ astrofiziði çaðýný baþlattý; bu dönemde, Güneþ’i oluþturan maddelerin fiziksel durumunu ve kimyasal bileþimini etkili olarak inceleme olanaðý doðdu. 1908’de George Ellery Hale, güneþ lekelerinin güçlü magnetik alanlarýný belirledi; 1939’da Hans Bethe, güneþ enerjisinin oluþumunda nükleer füzyonun oynadýðý rolü aydýnlattý.
    Yeni geliþmeler, bilim adamlarýnýn Güneþ’le ilgili görüþlerini deðiþtirmeyi sürdürmektedir. Güneþ rüzgarýnýn doðrudan doðruya belirlenmesi 1962’de gerçekleþtirilmiþ, Güneþ’in yüksek hýzlý tekrarlanan akýntýlarýnýn kaynaklarýysa 1969’da taç (korona) deliklerine iliþkin gözlemlerle belirlenmiþtir. Kant'ýn bu düþüncesi, daha sonra birçok gökbilimci tarafýndan kabul gördü; ancak, herhangi bir yýldýzýn çevresinde böyle bir oluþum gözlenemediði için, 1980'lere deðin bu düþünce, bir varsayým olarak kaldý, kanýtlanamadý. Sonra, gökbilimciler, T Boða türü yýldýzlarýn, yaklaþýk üçte birinin, normalin çok üzerinde kýzýlötesi ýþýným yaydýðýný keþfettiler.
    Yýldýzýn etrafýndaki toz bulutu, yýldýzýn yaydýðý kýsa dalgaboylu ýþýnýmý soðuruyor; sonra daha uzun dalga boyunda, yani kýzýlötesi ve radyo dalga boylarýnda ýþýným yayýyordu.
    Birkaç yýl sonra, gökbilimciler bazý yýldýz oluþum bölgelerine radyo teleskoplarla baktýklarýnda yýldýzlarýn etrafýndaki karanlýk, toz içeren diskleri doðrudan görebildiler. Hubble Uzay Teleskopu'nun keskin gözleriyle yapýlan gözlemlerde, 1600 ýþýk yýlý uzaklýktaki Orion Bulutsusu'ndaki yýldýz oluþum bölgeleri incelendi. Böylece, genç yýldýzlarýn etrafýndaki gaz ve toz diskleri ilk kez görünür dalgaboyunda görüntülenmiþ oldu.
    TERÝMLER
    EVREN(KAÝNAT):Madde ve enerjiden oluþan baþý ve sonu olmayan sistemdir.
    UZAY:Ýçerisinde gök cisimleri bulunan sonsuz boþluktur.
    SAMANYOLU GALAKSÝSÝ:Güneþ sistemimizin içerisinde yer aldýðý yýldýz topluluðudur.Bu galaksinin çapý yaklaþýk 100.000ýþýk yýlýdýr.(Bir saniyelik ýþýk birimi 300.000 km’dir.
    YILDIZ:Isý ve ýþýk yayan gök cismidir.Güneþ bir yýldýzdýr.
    GEZEGEN:Güneþten aldýðý ýsý ve ýþýðý yansýtan gökcismidir.
    1)ÝÇ GEZEGEN:Dünya ile güneþ arasýnda bulunan Merkür ile Venüs gezegenleridir.Bu gezegenler güneþ’e dünyadan daha yakýndýr.Kütleleri dünyadan küçüktür.
    2)DIÞ GEZEGEN:Güneþ’e dünyadan daha uzak olan gezegendir.Güneþ sistemi içerisindeki gezegenlerden; Güneþ’e en yakýn olaný Merkür, en uzak olaný Plütondur.En büyük olaný Jüpiterdir.Jüpiter henüz soðuyamamýþ gaz kütlesi halindedir.
    UYDU:Gezegenlerin etrafýnda dönen gök cisimleridir.Bunlarda güneþ ýþýðý yansýtarak görülürler.
    KUYRUKLU YILDIZ:Güneþ sistemi içinde yer alan ve etrafýnda irili ufaklý taþlar, gaz ve toz tabakasý bulunan gök cisimleridir.
    METEOR:Uzayda gezegenlerin yada uydularýn parçalanmasýyla oluþan taþ parçalarýdýr.
   Evrenin Oluþumu
    Uçsuz bucaksýz gökyüzüne bakýp da hayran olmamak elde deðildir. Çýplak gözle görülebilen sayýsýz yýldýz bile evrenin ne kadar karmaþýk bir yapýda olduðunu fark etmemiz için yeterli. Ama çýplak gözle gördüðümüz gökyüzü evrenin milyarda birlik bir kýsmýný bile temsil etmiyor. Gerçekte evren insan aklýnýn almakta zorluk çekeceði bir büyüklüðe ve karmaþýklýða sahip. Güneþ sistemini barýndýran Samanyolu galaksisi dahil yaklaþýk 100 milyar galaksiden ve sayýsýz gök cisminden oluþan devasa boyutlardaki evrenin çapý, devamlý geniþlemeðe devam etmektedir. Evren büyüklüðü yanýnda, ilginçliði ve karmaþýklýðý ile de akýl sýnýrlarýný zorlamaktadýr. Evrende var olan enerjinin sadece %10'luk kýsmý tanýmlana bilen maddelerden (gezegenler, yýldýzlar, karadelikler ve çeþitli gazlar) oluþmaktadýr, geri kalan enerjinin %90'lýk kýsmý "Karanlýk madde" ismi verilmiþ olan gözlemlenemeyen ve tanýmlanamayan maddelerden oluþmaktadýr. Bu denli büyük ve karmaþýk olmasýna raðmen, evrende var olan sayýsýz gök cismi eþi görülmemiþ bir denge örneði göstermektedir. Evrenin tüm bu özellikleri kozmolojiyi bilim adamlarý için en popüler bilim dallarýndan biri haline getirmiþtir. Þu an yaþamakta olan ve günümüze dek yaþamýþ tüm büyük bilim adamlarý evreni araþtýrmýþ ve özellikle teorik kozmoloji alanýnda çok büyük çalýþmalar yapmýþlardýr.
    Big Bang Teorisi(Büyük Patlama)
    Bilim adamlarý böylesine kompleks bir yapýya sahip olan evrenin oluþumu hakkýnda tarih boyunca deðiþik fikirler ve teoriler ortaya atmýþlardýr. Fakat diðer konulardaki anlaþmazlýklara raðmen günümüzde evrenin baþlangýcý konusu, bilim adamlarý arasýndaki tam bir fikir birliði ile "Big Bang" adý verilen teoriye dayandýrýlmaktadýr. Bu teori evrenin 10-20 milyar yýl önce "yoktan var edildiðini" ileri sürmektedir. Yani zamanýmýzdan 10-20 milyar yýl önce madde ve zaman yokken "Big Bang" adý verilen büyük bir patlama ile aniden madde ve zaman yaratýlmýþtýr. "Big Bang" teorisi ilk olarak 1922 yýlýnda Alexander Friedmann tarafýndan ortaya atýldý. O güne kadar evrenin duraðan olduðunu savunan bilim dünyasýnýn bu yeni teoriyi kabullenmesi hiçte kolay deðildi. Çünkü bu teori evrenin, zaman ve maddeden baðýmsýz olan tüm boyutlarýn üzerindeki bir güç tarafýndan yaratýldýðý anlamýna geliyordu. Ayný zamanda "maddenin sonsuzdan gelip sonsuza gittiðini" iddia eden materyalist felsefe kökünden çürütülmüþ oluyordu. Özellikle materyalist bilim adamlarý bu teoriyi kabul etmek istemedi. Fakat "Big Bang" gerçeðini görmezlikten gelmek çok zordu. Ünlü astronom Edwin Hubble 1929 yýlýnda yaptýðý gözlemler sonucunda evrenin devamlý geniþlemekte olduðunu ispatladý, bu ispat Big Bang teorisi için çok büyük bir kanýttý. Hubble'ýn bu buluþu teorinin büyük bir bilim kesimi tarafýndan kabul görmesini saðladý, teoriyi kabullenmek istemeyen ve geniþleyen evren modeline uygun deðiþik teoriler oluþturmaya çalýþan bir kaç bilim adamý ise ancak1989 yýlýndaki "Big Bang" teorisinin kesin zaferine kadar dayanabildiler. Teorik hesaplamalara göre büyük patlamadan arda kalmasý gereken radyasyonu araþtýrmak üzere NASA tarafýndan 1989 yýlýnda fýrlatýlan CUBE uydusu bu radyasyonu fýrlatýlýþýndan sekiz dakika sonra belirleyerek "Big Bang" teorisini kesin olarak kanýtladý. Bu kanýttan sonra artarda gelen diðer kanýtlar teoriyi desteklemeðe devam etti. Evrendeki enerjinin bilinen kýsmýnýn büyük bölümü yýldýzlarda, Hirojenin (H), füzyon sayesinde Helyuma (He) dönüþmesi ile oluþmaktadýr. Bu enerji dönüþümü evrenin baþlangýcýndan bu yana devam eden bir süreçtir. Eðer evren sonsuzdan beri var olsaydý hidrojenin tümünün helyuma dönüþmüþ olmasý gerekirdi. Fakat þu an evrende var olan hidrojen, helyum oraný teorik hesaplamalara göre "Big Bang" 'den bu yana olmasý gerektiði gibidir. Bu ve benzeri bir çok delil "Big Bang" teorisinin güçlenerek ilerlemesini saðlamaktadýr.
   
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

eğitim Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Tarih Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!