|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« : Haziran 10, 2008, 12:28:36 ÖÖ » |
|
Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin, yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.
Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları. Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük. Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.
Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.
Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.
Yalnız, bir ordudur kendi çölünde.. Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.
Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır; Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye.
Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının. Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin. Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.
Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.
Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine.. Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.
Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.
Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.
Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.
Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan bakmaz kendi gözlerine bile.
Her susadığında o, kendi çölündedir.
Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen. Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.
Bir zamanlar güldüğünü anımsar da... Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.
Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır yargılanmasında kendi davasının.. Her duruşması ertelenir kavgasının.
Yalnız, hem kaptanı, hem de tek yolcusudur batmakta olan gemisinin.. Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin.
Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda.. Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da..
Uykunun duvarında başladı.. Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi. Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.
Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür.. Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür. Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.
Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz.. O, kendi kendisinin sanığıdır.
Yalnız, önceden sezer sonra olacakları.. Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları.
Her leke kendisiyle çıkar. YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ. PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ.
ÖZDEMİR ASAF
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : Haziran 10, 2008, 12:41:33 ÖÖ » |
|
 Sen,hiç boş yere aldatma kendini Sen yanlızsın hemde yapa yanlız. Ne agız dolusu sinkaflar Nede hıçkıra hıçkıra ağlamalar Ben iyi bilirim gidermez yanlızlığı Ne yapsan boşunadır çıkılmaz o girdaptan. Bir kedinin miyavlamasına. Bir köpeğin havlamasına. Bir sivri sineğin vızıltısına. ....ve hatta Bir hamam böceğinin odanın tam ortasından Şöyle salına salına yürüyüpte gitmesine Kimseler sevinmez senin kadar... Sana desemki; Çek al kendini bu girdaptan Dün dönmediyse..Bugün gelmez. Yarın yarın deyip bekleme Onu boş yere Yaşam dediğin neki, SÖĞÜT KELEBEKLERİ 'inki gibi kısacık... Hemen hemen şimdi, Sil at hayatından YANLIZLIĞA DAİR ne varsa.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #2 : Haziran 10, 2008, 12:42:51 ÖÖ » |
|
 Bilirmisin yanlızlık baltalar ruhunu. Anlatamazsın sessizliğe çığlıkların yorgunluğunu. Hayat sallanır sarhoş olursun. Akıl kalp birleşir sen olursun. Rest çekemezsin sevgine,kımıldayamazsın. Mutlu olmak yoktur,yanlızsın. Aşamazsın engeli zayıf kalırsın. Şaşarsın,düşüncelerin inatlaşır durur. Atamazsın sevgin içinde kalır. Lazım olan zamanlar yoktur artık. Aptal olursun,onu bulamazsın. Cesaretin gururuna yem olur. Izdırap olur yanlızlık aglarsın.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Haziran 10, 2008, 12:44:06 ÖÖ » |
|
BANA YANLIZCA SUSMAYI OGRET BEN SUSAYIM SEN KONUS SUSKUN ,SUSKUN DURAYIM OYLE KIRMA BENI UZME NE OLUR SENDE BIR SARKI SOYLE
ICINDE ACI OLSUN BELKI AGLARIM BIRAZDA HASRET BELKI ARARIM NE OLUR DOKUNMA YANLIZLIGIMA BENI BIRAK SESSIZCE BOYLE SUSMA GUNES GOZLUM SENDE... BIR SARKI SOYLE ..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Haziran 10, 2008, 12:47:01 ÖÖ » |
|
Yalnızlıklara dair...
Buğulu Yalnızlık 2 kişilik Malzeme: 2 kişi, 1 ilişki Hazırlanışı: Mutlu günler geçirilir. Beraber olunmaktan alınan keyifikaynayana kadar sık sık karıştırılarak yaşanır. Arkadaşlar ortak edinilir ilişkiye. Sinemaya gidilir, çıkışta filmden hiç bir şey hatırlanmaz,geriye kalan sadece sevgilinin film boyunca tuttuğu elinizde kalan sıcaklıktır. Sözler verilir. Sözlerin altında ezildikçe, yalanlar söylenir. Mutluluk fokurdamaya başlayınca, ilişkinin altı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. Oda sıcaklığına geldiğinde kıskançlık ve kavga gibi baharatlar göz kararı eklenir. Arzuya göre aldatma da konulabilir. İlişki iyice soğuduktan sonra gözyaşı ile servis edilir.
Yapa-yalnızlık 1 kişilik Malzeme: 1 kişi. Olabildiğince fazla ilişki girişimi Hazırlanışı: Kadın ya da erkek tarafından hazırlanabilir. Hazırlanışı biraz uzun zaman aldığından zahmetlidir. Ustalıkla yapılabilen, pişirilmesi diğerlerine göre zor ama bir o kadar da lezzetli bir çeşittir. Birçok ilişki denenir. Özellikle her ilişkinin ilk günleri büyük bir çoşkuyla yaşanır. En güzel sözcükler, en güzel öpüşlere karıştırılır. Her yeni ten, keşfedilmemiş bir coğrafyaymışcasına fethedilir. Bütün bu ilişkileri kısa tutabilmek, hepsinde sonsuz bir mutluluk yaşamaya çalışmak gerekmektedir. İlişkilerde yaşanan mutsuzluğun giderek artması, kişinin giderek içine kapanması, ayrı bir lezzet verecektir. Kişi artık ilişki yaşayamayacak kadar yorgun ve mutsuz hale geldiğinde, yapa-yalnızlık hazır olur. Alkolle servis edilir.
Türlü Yalnızlık Çok kişilik Malzeme: 1 kişi, 1 şehir Hazırlanışı: Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bie el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. (Kadınlar tarafından da farklı şekillerde hazırlanabilir.) Sonucun güzel olabilmesi için dokusu, kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda, korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır. Her sokağa, kaldırım taşına, elektrik direğine, binaya (özellikle tarih dokusu olan yapılara) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır. Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, gençlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik köşelerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp, gökyüzü seyredilir. Ancak bunun çok yapılması umutları arttıracağından lezzeti bozacaktır. Artık şehir tümüyle yalnızığa dönüşmeye başladığında, yürüyüşe son verilerek bir duvar dibine outurulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaştığında, türlü yalnızlık ta servise hazır olur. Afiyet olsun.
Yekta Kopan /Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #5 : Haziran 10, 2008, 12:48:21 ÖÖ » |
|
 Yalnızlık... dilime takılmış eski bir şarkı ikinci bardaktaki içilmemiş çay sensizliğimdir yalnızlık! Eski dostlar korkum, terkeden sevgililer gölgem, kahvaltı masamda bir misafir yalnızlık Kesik soluyan sesim, uzağa dikilmiş yorgun gözlerim, en ücra köşelerinde benliğim yalnızlık..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Haziran 10, 2008, 12:52:52 ÖÖ » |
|
Hayal kuraklığından yalnızlığımın elleri çatlıyor Kremi olan var mı?
Ömrümün geri kalanının fragmanını yeniden çekmeliyim, Cesaretin Bedeli’ ni izledim geçenlerde, ondan…
Üzerime güneş battı Battıkça yaktı güneş, hem de aydınlattı…
İzlediğim filmde güneş için kazıyordum bedenime yapışmış manevi savurganlıkları… Ama üzerime battı güneş, hem yaktı, hem aydınlattı…
Aydınlıktan dizlerim kamaştı, sıcaktan gözlerimin bağı çözüldü… Ayakta duramadım… Önemi yok! Zaten nerde olduğumu da göremiyordum…
Sesim kulağıma bir çığlık fısıldadı sonra… Sesi yüreğime biraz iltifat sapladı…
Kan çıkmadı yüreğimden, itiraf fışkırdı… Yeni yıkadığım çamaşırlarımın hepsi mosmor oldu…
Anneme sordum, mor güzel bir renk dedi…
Geçmişimle sevişildi, anılarla öpüşüldü sonlarca kez… Şimdinin daha da güzelliği, öncesinin rüzgârlarıyla savrulup gitti…
Öyle ya, zaman karaborsadaydı…
Faili meçhul bir aşkın ardından, sevgilinin çizdiği resim robota benzedi… Fırsatı da yakalayamadılar zaten, parmak izlerinin belirsizliğindenmiş…
Dünyaya bedel bir sevgiyi sessizce acile kaldırdılar… “Yakını mısınız?” diye sordular; gülümsedim…
Ölmeyecekmiş… Ama sürünür dediler… N’ apalım?
Hayal kuraklığından yalnızlığımın elleri çatlıyor Kremi olan var mı?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #7 : Haziran 10, 2008, 12:55:48 ÖÖ » |
|
  İlk defa o gece yalnızlığımı hissettim Dudaklarımda yalnızca bir şarkı ''Gökyüzün de yalnız gezen yıldızlar Yeryüzünde sizin kadar yalnızım'' Yeni sudan çıkmış bir balık gibiydim Özlemiştim seni, kokunu, saçını, gözünü... ''Neden, neden ben!''diye haykırmak istedim Haykırsam da, Hiçbir şeyi geri getiremedim. Çünkü sen Toprağın altına, benimle değil Beyaz bir kefenle girdin...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : Haziran 10, 2008, 12:56:46 ÖÖ » |
|
.... Şiire de, şaire de, hayata da kızılır. Kapının önüne gelinir, Alışkanlık icabı kapı çalınır. Yalnızlık pusuya yatmıştır içerde. Duyar ama açmaz kapıyı. Neden sonra hatırlarsın, anahtarını çıkarırsın. Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum ben. Yalnızlığını sevmiyorum. Ben yalnız, ben yalnız Seni çok ve çok Ve çok Seviyorum "...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : Haziran 10, 2008, 12:59:20 ÖÖ » |
|
Hatta çoğu zaman "biraz" kelimesi bile az kalıyor. Hepimiz tercihlerimiz doğrultusunda yaşıyoruz. Kalabalığa karışıp, havayı solumak, gürültüde kaybolmak, rengarenk dünyanın koşuşturmasında bir renk tonu da biz olabilmek varken, kendimizi kasvetli, loş evlere veya uzak mekanlara saklayıp yalnızlığımıza söylenmelerimizi, yakınmalarımızı eş yapmaz mıyız?
Yalnızlık bazen dinlendirici bir süreç olabilir. Herşeyden uzaklaşıp, hayatın koşuşturmasından uzak bir müddet zihnimizi, ruhumuzu arındırabilir, biraz dinlendirebiliriz ama ya sonra? Yalnızlıkla birlikte büyüyen ruhsal ve bedensel tembellik, uykuya kaçış, toplumdan uzaklaştıkça paylaşımın azaldığı bencil yaşamların kişiye içi boş teselliden başka bir şey vermeyeceğine inanıyorum. Adına yalnızlık denen şey insanın huyuyla da orantılı gelişir bence.
Ne kadar bencil ve negatifseniz etrafınızdaki kişiler de o derece azalacaktır... Bir gün kendi çatışmalarını beyninde sürdüren kişi olarak, tek başına kalmışlığının adına yalnızlık dediğinde, ben yine aynı noktadan başlarım...
Bu sizin tercihiniz değil miydi?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #10 : Haziran 10, 2008, 01:00:20 ÖÖ » |
|
Yalnızlık; bir tartışma konusu mudur?
Yalnızlık; bir yaşam biçimi ve evet bir seçimdir.
Yalnızlık; tartışmaya açık olsaydı, yalnız insan yalnızlığının nedenini başka insanlarla tartışacak olsaydı, o zaman yalnızlık olmaz, çoğul bir paylaşım olurdu.
Yalnızlık, hayata karşı duruş şekillerinden biridir.
Yalnızın yalnızlığı ise, çoğul yalnızlıklardan daha yeğdir, her zaman.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #11 : Haziran 10, 2008, 01:01:12 ÖÖ » |
|
bil ! yalnızlığın yalnızlığımın ilacı yalnız... yalnızlığımın yalnızlığının ilacı olduğunu bil ! 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
ziyaretçii
|
 |
« Yanıtla #12 : Haziran 10, 2008, 08:33:31 ÖS » |
|
Neden tercih edilir ki yalnızlık Yalnızlığı tercih etmek kolay mı gelir insana.. Hayatın çok kısa olduğunu bildiğimiz halde neden neden.. Yalnızlık.. Giden yalnızmıdır ki..
|
|
|
|
|
Logged
|
SÖZLERİMİN %95 İ ESPİRİDİR..HAYATTA ÇOK AZ KONUYU CİDDİYE ALIRIM..İNSANLARDA BU KONULARDAN BİRİDİR..
|
|
|
|
wanderlust
|
 |
« Yanıtla #13 : Haziran 13, 2008, 03:46:51 ÖS » |
|
Paslı bir çöp tenekesinde açlığına ilaç bir parça yiyecek arayan sokak kedisi gibi "yarın" aradım aşkımızda. Boştu tüm kutular. Kırıntı bile bulamadım. Aklımı kendimden korumak adına direndim sana. Alkımın renklerini düşledim yıldızsız gecelerde. Tek bir kuşağını yakalayıp çekebilseydim bize dair hissetttiklerime. Ah aşkım o an açardım yüreğimde mavi bir pencere. Tüm silahlarını kuşanıp üzerine, dikildin karşıma mertçe. Sağıma soluma baktım, çılgınca zırhlı savaş elbisemi aradım. Güvercinler uçurduğun gülüşünün pembe gagası deldi bir yanımdan. Yağmur ormanlarından çaldığın bir damlaysa diğer yanımdan. Teslim oldum. Yenilgim zaferin; yenilgim zaferim oldu. Anladım savrulan bir saç telin tenime değdiği an.
|
|
|
|
|
Logged
|
SEVDADA OZLEM OLMALI KI YUREKLERDE KALSIN, OZLEM BIRAZDA ACI VERMELI KI YUREKLER SEVDANIN DEGERINI BILSIN, YUREKLER CESUR OLMALI KI SEVDALAR TURKU TADINDA OLSUN!
|
|
|
eylulsu-ersöz
Full Member
 
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 113
SUÇTUR UMUTSUZLUĞA KAPILMAK...
|
 |
« Yanıtla #14 : Haziran 17, 2008, 09:27:21 ÖS » |
|
Yangınlar ortasında Notaları Kurşunlanmış Bir Şarkıdır Yalnızlık
“Le Bruyere, bir yerlerde, ‘yalnız olmamak gibi büyük bir mutsuzluk! ’ der. Kendi kendilerine katlanamamaktan korkarak kalabalıkta kendilerini unutmaya koşanları uyandırmak ister sanki.Bir başka bilge, yanılmıyorsam Pascal da, ‘neredeyse bütün dertler odamızda kalmayı bilmememizden geliyor başımıza’ der; böylece, içekapanış hücresinde, mutluluğu devinmede, bir de yüzyılımızın deyimiyle kardeşcil diye adlandırılabileceğimiz bir fuhuşta arayanları getirir usumuza.” -Baudelaire- Yalnızlığın Atlası: I Hayat, çarpar ya ağırlığını camlarına evlerin, ışıklara aldanmayın, evler de yalnızlıktır, evler de...Siz çekersiniz gece büyür, gece çeker de bazen siz küçülürsünüz; geceler yalnızlıktır...
Yalnızlığın tablosunu çizer ufukta biri, atlasını yalnızlığın uzak sularda bir gemici; birileri sınırlar koyar, haritalar basar biri… Oysa harita basan bütün matbaalar suçlu, bütün silgiler yalancıdır.Haritalar yalnızlıktır...
Kaç bin ışık yıl uzağız belki de en uygar gezegene. Ay tutulur- sa ay orda bir yalnızlıktır. Yalnızlıktır emzirdiğimiz göz göre göre...
II Yerkürenin son jesti insanın dehşet yalnızlığı olacak. Biz yine de çiçekleri sulamayı unutmayalım, ama yalnızlığımız çiçeklere de kalmaya- cak...Bu gezegen her gün milyonlarca ton ağırlaşıyor; her gün aşksız, azıksız azalıyoruz. Azalıyoruz, çoğalıyoruz; ikisini birlikte tartsak azlığımız çok gelecek. Yerkürenin son jesti insanın dehşet yalnızlığı olacak! Bunu bilmek için kutsal kitaplara gerek yok; işte hiç de kutsanmayan bir kitap bile bunu söylü- yorsa, inanın, yalnızlığımız kitaplara da sığmayacak.
III Bir ölüdenizdir yalnızlık... Bir çınarın upuzun gölgesidir çınar boylu yalnızlık. Atlasına akbabalar, haramiler tüner de kendi olmakta diretir yine...
IV Her insanda birden doğan, ama can çekişip ölemeyen yalnızlık. Herkes bir evrede anlar bunu; kimileri de menapozlarda, antropozlarda, bir gözaltında, uzun bir yolculukta ya da.
Dal değil, köktür yalnızlık; kurumuş olmalıdır ve bir daha yeşermez…
V Okyanuslar analarıdır denizlerin; gökyüzünün anası yok: Gökyüzü yalnızlıktır. Kurt dağında, kuzu sürüsünde, çoban kavalında yalnız.Kalabalık, kabarık verirsin kavgalarını; bin yumruğun tek olup göğe doğrulduğu günlerde de, akşam, dönerken evine filen kadarsın...
Yazıyorsan, duyarlığınla yalnızsın kendi derininde; duyarlığınla suya ya- zılan sözlerle... En az yalnızlık çeken şairlerdir yine de; bölüşürler seslerini bir- lerle, ikilerle, beşlerle, ama beşlerle...
VI O, sevgiyi kendi için istiyor; sevgisiyle yalnız.Onu değil, ben sevgimi seviyorum, sevgimle yalnız...Yalnızlığı deşiyorum yapayalnız, yapayalnız! Sonra bölüyor, bölüşüyor, topluyor, çarpıyor ve çıkarıp giysilerimizi birer birer sevişiyoruz; susup kalıyoruz belki, çekip gidiyoruz, ama geride kalanın adını yalnızlık koymaktan neden ürküyoruz?
İşte kadınlar da, erkekler de doymaz uzuvlarıyla birer yalnızlıktır...Do- ğasının insana ihanetidir yalnızlık; özünde yaşamın da, ölümün de birer ihanet olduğunu kavradığımızda sorun yok...
VII Tek kişilik kalabalıktır aşk. Aşk tek kişiliktir; ikinci kişiye bilet yoktur. Kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi, kendinin mayası; herkes kendi sevgisini sever...
Aşk nedir İncil’e göre? Nedir Tevrat’a, Zebur’a, Kur’ân’a göre? Bu kitaplardaki aşklar, küfürler neyin rengine göre? İnsandır, insan aslolan: İnsana göre!
Bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde gitmek bir yalnızlıktır.
Bütün gitmeler yalnızlıktır kalmaya göre...
VIII Sevginin ve cesaretin cesetleriyle günler ağır ve kirli, tortusunu bırakırken ömrümüze; günler düşlerimize, özlemlerimize... Uzaklığın şakağında kaç namlu kim bilir yakın olmasın diye? Sonra biz, burada uçurumlara teslim gençliğimizle...
IX En rezil parayla insan arasındaki yalnızlıktır; hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, hiçbir aşk, hiçbir kitap bu yalnızlığın kurallarını bozamıyor.Bu da bir yalnızlıktır...
X “Yalnızlık bir yağmura benzer...” Yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük. Bir bir türküleri, telaşlı koşuşları; silahları, tabuları, ayrılıkları; çoğaltıp yalnızlığı-mızı feodal tekkelerde, ellerimizin üzerinde bir el bile yokken bölüştük vuruşları.Sonrası geceydi ve yalnızdık çoğalttık susuşları...
Yağmura yakalandığımız gece- ye çarptık; geceye hiçbir şey olmadı. Ama biz paramparçaydık ve hayat gaspetti o vakur duruşları...
XI Hâlâ dağların üstünde, zambakların içinde işte şu hayat; destan ve yalnız hayat! Yalnızlığa halay halay ellerim; kırılası, kırılası ellerim! Benim ellerim, yuh ellerim, şair ellerim... Kalemini silahıyla koruyan; kalemi de, silahı da yalnız ellerim!
“Yalnızlık bir yağmura benzer.” Yağmurlarda sırılsıklam ellerim...
XII Daha birileri bir yerlerde yaralardan söz ediyor; sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce... Ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız.Yarayı anlatan, anlatırken; yara ise orada yara olarak yalnız.
Destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim. Herkes kendine göre bir yalnızlıktır...
XIII İyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar. Doğarken, biz de spermdeki olasılık kadardık; o olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık. Şimdi yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır. Hep mengenede, kederde en çok da yaşamak bir olasılıktır.Sevişmek ey, yaşamak bir olasılıktır…
XIV Yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor ve eskiyoruz...
Seviştiğim gece emzirdiğim gecedir. Özümü katarım ona. Geceyi kanatırım, gece beni kanatır. Geceyi kanatırız, gece bizi kanatır.
Geceler insanlığımız, insanlığımız yalnızlıktır...
XV Giderek insanlaşıyor, uygarlaşıyor ve insansızlaşıyoruz...
“Görgü tanıklarının ifadelerine göre”: Dağınık yüzü günlerin ter ve keder içinde; zanlıları her sabah o resmi geçitlerde...
İşte hayatlarımız intiharların ve cesaretlerin sustuğu yerde; hayatları- mız diğer hayatların da cesetleriyle...Hayatlarımızda kimselerin bilmediği yalnızlıklar; ama kimseler bilse de, bilmese de yalnızlık var ey bütün yal- nızlıklar!
XVI Şimdi travestiler kalçalarında ve slikon göğüslerinde biriken yorgunlukla Dante’nin “İlahi Komedya”sını konuşuyorler sperm kokan duvarlarla...O yır- tık, yamalı ve yaralı sevgilerden, o kaypak sevgililerden, servetlerden geride hep namuslu bir orospum oldu benim de; tünediler yalnızlığıma hüzünlü bir yüzle o gecelerde...Sonra günlerin de üzerinde bir hayat; sürgit yoğunlukların, yorgunlukların, öfkelerin üstünde.
XVII Şimdi güzel bir deniz karşımda; korkunç çırpıntılı, dehşetli mavi bir deniz tutmuş da bir ucundan b(akıyor) uzaklara...
Uzak, uzaklığında, ben kendi yakınlığımda yalnızım; ortalarda olsam da ortalı yalnızlıktır…
XVIII Böyle yakın uzaklıklarda hep yalnızlıklar ve “yalnız değiliz” derken de yalnız! İşte cesetler ve cesaretler içinde aynadaki suretimi tuzla buz ediyorum; keder ırmakları akıyor ortasından...Birden bir kırlangıç sürüsü kanat çırpıyor uzaklara; yollara ve yolculara bakıyorum da, şarkıların kırık dökük notaları saçılmış sokaklara. Herkes kendine göre bir şarkıyı tutturmuş yangınlar orta- sında!
Yılmaz Odabaşı
|
|
|
|
|
Logged
|
Buralarda ölüm çok farklı alglanyor Buralarda insanlar ölüme bir son gibi bakmıyorlar Hayat ve ölüm aynı büyülü nehre akyor Ölenler yeniden doğuyor... Yeniden doğanlar ölmeye başlıyor...
|
|
|
|