|
gul_guzeli
|
 |
« : Åžubat 13, 2008, 01:30:31 ÖS » |
|
Sensizliğin müebbetindeyim Sevdam... Gidişinden arta koskoca bir sensizlik doğuyor geceme, Şafağının gölgesinde hasretin yeşeren… Zamanın maharetli elleri,yokluğunu yüreğime nakış nakış işlerken; Gözyaşımın acı seremonisi eşliğinde uğurluyorum seni, yüreğimden hasret şehrine..
İnan üzülmüyorum Sevdam. Nasılsa rüzgar; Saçlarına konan yağmur kristallerinin bestesini okuyarak çarpacak, Serseri sokaklarımın köhne köşelerine. Zaman sensizliği işleyecek yüreğimin her zerresine, Ah bir bilsen ne fırtınalar kopar her gece Gözyaşımın hasret denizinde… Üzülmüyorum işte… Şiirler nasılsa şairlerin kaleminden sıyrılıp esecek yüreğime, Bülbüller yokluğunu mısralarda şekillendirip güfte yapacak sensizliğe…
Yüreğim ise,saniyelerin sessizliğe diz çöküşünden beri Sensizlik türküsünün sağır esaretinde..
Şimdi gecenin sabıkalı yalnızlığında kah senli kah sensiz, kazırım imkansız sevdamı yüreğimin ta şurasına… Derbeder sokaklarda esen rüzgar, bırakmış ahengini saniyelerin tozlu sayfasına Bak Ağır Sevdam.Gözlerim yine sensizliğe küsmüş, kapatmış perdelerini yokluğunun yamacına… Güzelliğine diz çöken ay, sarılmış karanlığın namahrem kucağına… Ölüm biraz daha aşina olmuş, biraz daha yanaşmış hayat ırmağıma.. Sensizliğin buruk isyanı dudaklarımdan damla damla yeryüzüne düşerken, Yokluğunun zorunlu seyircisi olarak yaşıyorum bu sinemada… Bana verilen rol ise imkansız bir sevda…
Hani sensiz olmak var ya, hani sensizliğin hazanında yaşamak… Hani yalnızlığımın katili olan sensizlik var ya, Karanlığın ellerinden, bir çığ gibi düşüyor omuzlarıma.. Kaldırımlar koymuş postasını, duvarlar sitemli bana … Gündüzler kırmış kalemimi, kader SEVDİĞİM için ferman çıkarmış başıma… İki buçuk damla gözyaşımı, adını zikreden yorgun nefesimi, emanet ediyorum, Rüzgarın takatsiz kollarına Mısralarımı rüzgara sürgünlüyorum. Her şiirimi alıp, kaderden firari olarak bırakacak yüreğinin sevdalı sularına…
Ellerin var nasır tutmuş yüreğimin bitkin ellerine, Hayalin gizli,sensizliğin kahpe saniyelerinde, Zaman sensizliği esmiş, kader umutsuzluk mührünü bırakmış namahrem gözlerime…
Bir özlem tutturmuşum ki,öylece sarılmışım denizin mahur bedenine… Vuslat çaresizce gardiyanlığa tayin edilmiş, Kader mahkemesi bana sensizliğin müebbetini vermiş, Hayatım ise satır aralarında kelepçelenmiş.. Ömrüm üç noktanın ilkinde tükenmiş…
Titrek ellerimle okşarken gecenin sen kokan saçlarını Umudum bahara ertelenmiş, Bahar ise çoktan seninle beraber Gönül Şehrimi terk etmiş… Hislerim sensizlikte, her nefeste yeşerirken, umudum sensizliğin gölgesinde tükenmiş…, Şimdi gecenin ihtiyar kodesinde, gözlerinin zindanında, Ölümün penceresinden görünür sevdam, ay ışığının ak dudaklarında… Zaman yokluğunda durdu Ağır Sevdam…
Bu saatlerde gece benim şiirimi okuyacak pencerene.. Bir gözyaşı olacağım pencerenin buğusunda çırpınarak, eriyen.. Bir şiir yazacağım şairlerin mısralarını katleden.. Ve bir isimle veda edeceğim bu Ağustosa.. Kaderin kurduğu dar ağacına çıkacağım kaygısızca… Ay ışığının dudaklarında yaşayacağım sevdamın nihayetini. Son arzum sorulduğunda, Dudaklarımdan ölümün ellerine dökülen iki kelime ile sarsılacak dünya… AĞIR SEVDAM!
MUHAMMED CAGRI CİHANGİR
|