|
bengisunur
|
 |
« : Şubat 17, 2008, 06:32:20 ÖS » |
|
Yani sen şimdi diyorsun ki; Bu kadar yükün altından kalkmak için kaçmak lazım. Yani bırakıp gitmek, ardına bile bakmamak Sen şimdi diyorsun ki; Beklemek insanı küflendirir, yorar Velhasıl yerden yere vurup paramparça eder.
Yani sen şimdi gidiyor musun? Onca kurulmuş şeyi, o kadar uğraşı, mücadeleyi Her şeyi böylece bırakıp, alt üst, darmadağın ve öksüz Yani beni bir başıma bırakıp bu koca şehirde, gideceksin öyle mi?
Demek çok yoruldun, senide alt etti bu yaşam Onca emeğin karşılığını almak mıydı ki tek dileğin Oysa her gün bir fırsat daha verilmiyor muydu? İkimize.. “ yeniden” demek için her gün bir şans daha. Bahçede ki ayrık otlarını temizlemeden mi gideceksin? Hacı teyzenin iğnesini vurmadan, aşağı fırından pide almadan
Yani sen her şeyi öylece bırakıp, alıp başını gideceksin öyle mi? Odalar boyanacaktı, geçen akşam karar vermiştik Oturma odası mavi, mutfak pembe, balkonlar yeşil demiştik Bu kararı ne zor almıştık. Ben kırmızı olsun diye diretmiştim. Sen “olmaz kırmızı değil maviye boyayalım Deniz ve gökyüzü gibi erişilmez olsun evimiz. Her odaya girince içimiz açılsın, Mutluluk renklerin elinde, ucunda olsun” diye kandırmıştın beni. Gülmüştüm, bu kadar geniş hayal gücüne sahip olman hep heyecanlandırmıştı beni. Ama şimdi gideceksen ne olacak mavi gökyüzü, deniz ve duvarda uçan kuşlar, Sen bütün bu beyazları böyle duvarda bırakıp mı gideceksin?
Sahi sen beni bana bırakıp gidiyor musun şimdi? Hani gördüğüm o kırmızı paltoyu alacaktın bu aybaşında, "ne de yakışır" demiştin sana, "yeşil gözlerin parlar kırmızıyla Belki kış soğuk geçer, sımsıkı sarılırsın ona Atarsın o eski paltoyu, zaten çok üşütüyordu seni" Yani sen beni bu kış üşütüp mü gideceksin.? Yani o kırmızı palto öyle vitrinde mi kalacak? Her geçişimde ona içli içli bakacak mıyım? Yâda, bir başkası alacak ve kışın başkalarını mı ısıtacak? Yani sen beni böyle titrerken mi bırakıyorsun?
Artık vazgeçip gidiyor musun buralardan? "marketten bir maydanoz al" demiştim "maydanoz marketten mi alınır, ben sana ellerimle yetiştiririm" Diye beni ne mutlu etmiştin. Yani şimdi bir daha maydanoz olmayacak mı bahçemizde? Senin yetiştirdiğin, ellerinle büyüttüğün maydanozlar Öyle kuruyup gidecek mi?
“Ahmet amca iş çıkışı yanıma gelsin demişti, Hem bana yardım eder, hem bir kaç kuruş daha kazanır.” Dediğimde ne sevinmiştin “Allah insanı darda bırakmıyor” diye gözlerin parlamıştı Şimdi ne olacak Ahmet amca çıraksız kalacak. Ya çok yorulursa, ya oda üzülürse Bir daha düşün giderken olur mu? Kim yıkar elbiseni? En sevdiğini çorbayı kim yapar? Kim çay demler sana her yemeğin ardından, söylesene kim?
Gidersen git! ama üzülür bütün mahalle… Komşular seni sorar her gün. Beni boş ver, bakarım başımın çaresine ama ya diğerleri… Keserim tüm alakamı yaşamla ama onlar Hepsi ayrı ayrı üzülür dayanamazlar ki.. Hacı teyze çıkmaz pencereye, sormaz seni ne zaman gelecek diye... Çocuklar eve gelmene yakın bizim kapıda oynamazlar, Sesleri gelmez her akşam evimize. Sonra onlara kim şeker verir.
Yani sen her şeyi bırakıp gidecek misin şimdi? Akşam esen rüzgârı, Sabah doğacak güneşi Yani sen temelli mi gidiyorsun? Olsun doğsa da orada güneş Bizim penceredeki gibi görünmez ki, Rüzgârlar bu kadar serine esmez ki Sen bilirsin git ama bunları düşün bir kere daha…
Yani sen bir yarını bırakıp, nasıl yaşarsın ki oralarda…
Saadet Bayri Fidan
|