Öğretmenler Forumu
Ekim 08, 2008, 10:02:06 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: gercek bir ask mektubu  (Okunma Sayısı 233 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
wanderlust
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 783


KEÅžKE YALNIZLIÄžIM KADAR YANIMDA OLSAYDIN....


Üyelik Bilgileri WWW
« : Temmuz 07, 2008, 01:49:00 ÖS »

Merhaba Bengü
Biliyorum yinemi?diyecek yüzsüzlükle suçlayacaksın beni; okumaya gerek duymadan sinirlenip atacaksın bu yazıları.


Kötü bir zamanda kötü bir mektup yazmıştım sana.Sana göndermek değildi amacım.Çok dolduğum zaman yazarım ben kendi kendime.Hem ne adresini biliyordum nede soyadını(hoş şimdide bilmiyorum ama...) Ahmet 'ın gevezeliği tuttu,telofonda Ayşe 'e söyledi;size mektup yazdık diye.Ahmet ısrar etti gönderdik.Hala kararsızdım,Ayşe'ye mesaj çektim,verme o mektubu,kaybet gitsin diye!Sonra ne oldu bilmiyorum;mektubu vermiş sana.Herhalde Ahmet yine joker hakkımı kullandı!Sormadım,kızmadım ne Ahmet'e ,ne Ayşe'ye!



Günah çıkarmak değil amacım bu yazıları yazarken.O mektupta yazdıklarımın arkasındayım hala ve her zaman!Ve seninle yaptıklarımın!



Hem sana karşı günahımda yok benim .Yalanda söylemedim sana.(Alanya'da Kaleden inerken arabada konuştuğumuz almanca metnin dışında!)Onuda söylemem gerekiyordu sizi kırmamak için.Ama sonra o konuşma metnininde doğru çevirisini yaptım ilk mektupta.Okumadıysan şimdi söylüyorum:Ahmet bu kızlar bizden sıkıldı,bak yukarıda sadece kendi işleriyle ilgili konuştular dedim.O'da saçmalıyorsun!dedi sadece.



Çalmadım,çırpmadım,yalan söylemedim,onurumla yaşamaya çalıştım hayatı.Sevmeye çalıştım yalansız tüm Dünyayı...ama sevmedi Dünya beni!



Nazım Usta'nın dediği gibi"seversin dünyayı doludizgin/o bunun farkında değil/ne yani sen elmayı seviyorsun diye elmanında seni sevmesi şartmı?"



Sana da olduğum gibi davrandım,yalan söylemedim.



İstesem o mektubu değiştirirdim.Oradan ayrılırken"hoca al bunları,yazarsın bir şeyler"diye gülerek epey ambalaj kağıdı vermişti garsonlar.Daha güzel bir mektup yazabilirdim sana.Barışmıştık(!)çünkü.Şiirler,güzel sözler döktürürdüm istesem,hem vallahi hem billahi.



Enazından o küfürleri okumazdın.Şimdi enazından dost olurduk(bu benim için bilemeyeceğin kadar değerllidir)seninle.Yazdıklarımı okuduğuna emin olduğum bir arkadaş enazından!



Enazından böyle saçma şeyler yazmazdım sana.Ne bileyim işte yeni okuduğum bir kitaptan bahsederdim ,yeni yazdığım bir denemeyi veya şiiri gönderirdim ;bak bir okuyucu gözüyle diye!Tarla kuşlarının öyküsünü anlatırdım mesala.Yazılacak o kadar şey vardı ki aslında.



Doğru söyledim.Sen dokuzuncu köydün.Onuncu köydede artık beni ne yaparlar bilmiyorum.Ne aramaya gücüm var onuncu köyü aramaya nede niyetim.Öyle korktum ki yalandan;hep eksik anlattım insanlara kendimi yada hiç anlatamadım.Hani derler ya"anlatsam yalan dersin"ondan korktum.



Hadi bir tane anlatayım sizle yaşadıklarımızdan.Hani o tepedeki barda otururken kitaplardan konuşuyorduk,"Ağrı Dağı Efsanesi"nin bahsi geçmişti,O Kitabı ben ilkokul beşinci sınıfta okumuştum.Söyleyecektim,yalan olduğunu düşünürünüz diye korktum söyleyemedim.Böyle sıradan şeyler işte söyleyemediklerim,bir bok olduğumdan değil.Elektiriği falan ben bulmadım yani.Geçtiği yollara güzel izler bırakmaya çalışan, sıradan bir insanın hayatıdır hayatımın özeti...



Eskişehir'de .... Kafe'ye yazı yazacaktım kenardaki mermerlerin üzerine izin vermediler.Bu mektubu okuyacağından daha emindim o yazıları okuyacağına.Yeğenim Melek'e(sana fotoğrafını gösterdiğim,tatar gözlü kız)Ahmet TELLİ'nin Su Çürüdü Kitabı'nı almıştım;Porsuğun kenarındaki sahaftan,bunu asayım dedim Nazım'ın Hatça Kadın Şiir'inin yanına(tam orada oturuyorduk)Onada izin vermediler.Yakışırdı oysa ikisi yan yana!İzin vermediler.



Sonra düşündüm;hem ben bu şehre gelmeyede izinli değildimki...



Çok güzel bir şiir vardı o kitapta,hani sizi uğurlarken söyleyecektim,"Büyük aşklar yolculuklarla başlar"diye başlamıştım,sizde beni bozmuştunuz"Biz o defteri çoktan kapattık'diyerek.Oysa o şiir bana aşık ol,beni sev demiyorduki. Böyle bir şeyi ben desem Ahmet TELLİ gibi bir adam demez!



"Tuzağa düşmüş bir ceylanın



bakışındaki hüzün değildir umut



kınalı keklik gibi ürkek



bir kuÅŸta deÄŸildir



Ne yalvar yakar olmuştur zulmün pençesinde



nede düşürmüştür



kırların ve türkülerin onurunu yere"diyen bir adam hiç demez".



Ahmet çok beğendi ben de ona verdim o kitabı.Yolda kaç defa okuttu bana!



Şimdi seviyor Ahmet TELLİ yi de,yolculukları da!



Benim bir teyzem var,Selma Teyzem.Annemin kardeşi değil ama benim teyzem.Genetik değil,emekle elde edilmiş bir bağ bu!İstanbullu aristokrat bir aileden gelir,çevresi burjuva kendisi değil;bilmediğinden değil o kültürü

sevmediğinden.Herhangi bir davette"içinizdeki en büyük pezevenk kim"diyecek kadar ağzı bozuk;senle ilk tanıştığı zaman,senden otuz yaş büyük olmasına rağmen,sana Bengü Hanım diye hitap edecek kadar İstanbul

hanımefendisidir.Maddi manevi benim hızırımdır her zaman.Tam bir kitap kurdu,isan kurdu,yürüyen bir kütüphane gibidir.Denemelerimi ve şiirlerimi ilk önce o okur,Cezmi ERSÖZ!e benzetir yazılarımı.



Anlattım bizim hikayeyi O'na,bir haftayı,mesajları,inatla olan Eskişehir yolculuğunu..."Evladım sizde bokunu çıkarmışınız"dedi.Kadınlar sıkılır böyle şeylerden,kadın psikolojisi değişkendir,anlayamazsın,karadeniz havalarına benzer,senin çökertme oynadığın gibi tek düze değildir kadınlar dedi.



Doğruydu...Sıkılmıştın...Ve ben bunu farkettiğim halde devam ettim sizle çıkmaya.Hiç itiraz etmedi beynim,kalbime ve Ahmet e ;Grup Çığ'ın orta yerinden kalkıp Eskişehir'e gelirken bile.Oysa okadar dostum vardı benim Ankara'da,uzun süredir görmediğim,özlediğim...Niyetim bir hafta kalmaktı Ankara'da...



Devam ettim beynime,okuduğum tüm kitaplara,dinlediğim tüm öykülere yenilgilerime ve yanılgılarıma inat...Çünkü bu bir refleksti,hapşırmak gibi bir şeydi...Beraber tükettiğimiz zaman benim için çok güzeldi çünkü...Çok güzel izler bıraktın bende giderken...Bana güvenip atladığın nehrin suları

denize karıştı şimdi...Yarın yağmur olup yağacak ve tekrar toprağa ve tekrar nehirlere karışacak ...Ve kimbilir birisi daha güvenip birisine tekrar atlayacak o sulara...Belki bir dağ keçisi su içmeye inecek...



Kaçamadım sizden,fazlalık olduğumu bile bile,yağmurdan hiç kaçamadığım gibi.Bu yüzden suçlu buluyorum kendimi...Para verip satın aldığın zamana haksızlık ettim hiç hakkım yokken...



Ama hiç bir şey için üstelemedim,ısrar etmedim sana,tacizde etmedim seni.Kendime ve sana kızgınlığım bu yanlış anlaşılma yüzünden...İçine düşdüğüm bunalım bu yüzden.On günde onbeş kilo verdiğim bu yüzden...Senin beni kabul etmediğinden beni sevmediğinden değil; ki bu senin kendi seçimin beni pek bağlamıyor.



Her şey yoluna girmişti...Barışmıştık(!)Sen mesaj çektin"sarı odaları her çaldığınızda biz orda olacağız"diye;bende karşılık verdim"Porsuk Çayı ne zaman yeşil akarsa haber uçur kuşlarla hemen geleyim" diye...Sonra?.. Sonrası malum...Mehmet yine günah keçisi,memlekette kötü giden ne varsa Mehmet'ten kaynaklı...Yakında Susurluk olayına bile adım karışacak...



Porsuk Çayı,yıl 12 ay,ay 30 gün,gün 24 saat,saat 60 saniye çamur akar.Çünkü O Topraklarda kronik erozyon var.Bunu ben fakülteden Ekoloji dersinden biliyorum,Eskişehiri hiç görmeden daha...!Porsuk Çay'ının yeşil akmayacağını sen de biliyorsun!!!!



Porsuk Çayı hiç yeşil akmayacak;ben de hiç Eskişehir'e gelmeyecektim.Böyle ince bir espri vardı o mesajda,sen yine yanlış anladın.



Nasıl "Ordunun Dereleri"yukarı akmayacaksa,Porsuk Çayı da hiç yeşil akmayacak.Doğa yasalarına aykırı bu!!!!



Yani ben biliyordum,seninle bizim ortak zamanımız bana aldığın kum saatinşn günü 55 saniyede tükettiği kadar kısa olduğunu,bir okadar güzel,bir o kadar imkansız olduğunu...Kaç defa söyledim sizi uğurlarken:Güzeldi ama SONyazdı filmin, ekranın sol alt köşesine diye...H erşeyi yanlış anladıysan;bunudamı yanlış anladın?Huh?



Ama adam,(daha doğrusu kız bu türküyü yazan)türkü yakmış"Ordunun Dereleri aksa yukarı aksa"diye sevdiği için.Ordunun Dereleri hiç yukarı akmayacak oysa bu türkü bir milyon yıl daha ağızdan ağıza söylensede;O Kızda inadına sevecek Memedini bu türkü bir daha hiç söylenmesede



Bertolt BRECHT'in bir ÅŸiiri var:



"Taş yere düşmek istiyorum derse



havaya attığın zaman o na inan



su ıslatırım diyorsa içine girdiğin zaman o na inan



yağmur yağarım diyorsa



bulutlar çarpıştığı zaman o na inan



sevgilin gelmek istiyorum diyorsa ona inanma



çünkü doğa yasaları işlemez burda"



Türkülerin asıl hikayesi de budur,hangi dilde olursa olsun!Doğaya ve doğma fikirlere aykırıysa sevgin türkü yazarsın,doğadaki sesleri ve doğadaki motifleri kullanarakOrdunun Dereleri gibi.



Ordunun Derelerini birde bu mantıkla dinle.Zaten seviyorsun bu türküyü...



Sen yağmuru seviyorsun.Hadi sevme yağmuru.Yağmurda seni severmi acep?Kim yasaklayabilir?Hangi güç,hangi doğa yasası senin yağmura veya herhangi bir nesneye olan sevgini yasaklayabilir???



Sevmenin ve düşünmenin yasak olduğu topraklarda erozyonda olur,kültür erozyonuda...Şairler de vurulur,bebekler de...Su da çürür,insanlar da...



Din dersinde,çocuklara Allahı sevmeyi değilde;Allahtan korkmayı öğreten bir ülkenin çocukları,resim defterlerine ne resmi çizebilir???



Sevgi bir güçtür



"Ferhad'a dağları deldirir



Pir Sultan'a darağacını



Veysel Karaniy'i kırk yıl çölde dolaştırır,



kırk yılda kazandığı kırk altını zekat verdirir



sevgi bir güçtür



kronik kanseri iyileÅŸtirir



sevgi bir güçtür



ama yazıkki sevmek çok güç!"



Herkes severse çevreyi,o toprakları,en azından herkes bir ağaç dikerse o topraklardaki kronik erozyon yok olur."Bütün sular temiz doğarlarlar insanların arasından geçtikçe kirlenirler"kızılderi atasözü



Varsayalım yasakladılar sana yağmuru sevmeyi,iki sene boyunca hiç yağmur göstermediler,hapsettiler bir odaya penceresiz!Yeminolsun iki senede ikibin şiir yazarsın yağmurla ilgili eğer gerçekten seviyorsan yağmuru!Hiç ensturuman bilmene gerek yok,ne güzel şarkılar yazarsın yağmura dair!



İşte ben bu yüzden seviyorum türküleri!



Alanya'ya giderken iki tane tünel inşaatı vardı gördünmü?Toplasan ikisinin uzunluğu 200mt. etmez.Kaç tane işçi kaç mühendis kaç dev makina çalışıyor orada üç senedir hala bitiremediler.Birde şu türküyü dinle şimdi"Bir hışımla geldi geçti/hışmı dağı deldi geçti"



İşte ben bu yüzden seviyorum türküleri!



"Güzelliğin on para etmez/bu bendeki aşk olmasa



eğlenecek yer bulamam/gönlümdeki köşk olmasa"



Bu yüzden seviyorum Veysel Baba'yı!



"İsterisen dünya malın vermişler/sensiz dünya malın neyleyim dostum"



Bu yüzden seviyorum Pir Sultan'ı ve dostlarımı!



"Çıplak yalan gerçek yere sayılmış/dogruyu söylemek kusur sayılmış



Nesimi'yi diri yüzdüren dilim"



Bu yüzden seviyorum Nesimi'yi,Daimi'yi,Karacoğlan'ı,Bedreddin'i,Mahsuni'yi ve memleketimin bütün halk şairlerini!



"Hiçbirşey bahtiyar etmedi beni memleketimin tütünü ve türküleri kadar"



Bu yüzden seviyorum Nazım'ı ve memleketimi!



Birşeyden hoşlanmak bir reflekstir,hapşırmak gibi birşey yani,istem dışı.Ve hapşıran insanlar afedersin der karşısındaki insana.Ben hapşırdım. Afedersin demiyorum sana,görmemişin biriymiş de istersen. Taciz de etmiyorum seni;sen de bana karşı hapşır diye!



Ucuz aşağılık çapkınlar gibi sevmedim ben seni,Ordunun Derelerini yazan kız gibi ...,türkü gibi namusumla ....Ve bunu senin için bir türkü yapınca daha iyi anladım.İçinden nehir geçen,tarla kuşları olan,içinde sen olan bir türkü kendiliğinden!İmkansızı bile bile ,hiç bir karşılık beklemeden,yüzünü bile unuttum neredeyse,(hiç resmin yok bende çünkü)sevdim yinede namusumla...Sanane benim seni sevdiğimden?Huh??



önemli bir dip not:O mektupta bir kızdan bahsetmiştim.Seni ona benzettiğimi falan zannetme, öyle garip saplantıları olan bir insan değilim ben.Her insan sadece kendisidir hayatta,kimse kimseye benzeyemez.Hem ikinizin arasında dağlar kadar fark var.Sadece şu benzeyebilir: O öğretmendi,fakir öğrencileri daha çok severdi;senin fakir hastaları sevdiğin gibi!



Fakir bir öğrenciydim ben yıllar önce,fakir bir hasta olmak istedim sadece.İşte bütün hikayenin özeti bu.



Fakir bir hastayım diyede dilenmem ben hayatta, ölürüm daha iyiGeç saatte evime gidince annemin kapısını bile ancak iki kere çalarım ben,uyandıramazsam geceyi dışarıda geçiririm.Hayatımda sadece sana yalvardım ben,o da senin için,belki yüzmeyi öğrenirsin diye Ve bu yalvarma ilk olduğu gibi SON olacaktır...Ama her insana hayatta bir defa bir mucize yaratma şansı verselerdi(bana vermezlerdi bu şansı adım gibi eminim)Porsuk Çayı'nı yeşile çevirmek olurdu benim mucizem.Buda böylece biline!



Buraya kadar sabredip okuduysan bu mektubu eğer;Bu mektup:Bana bir haftada yaşattığın yaşama sevinci ve bana aldığın,hayatta hiç birşeye değişmeyeceğim,o nazarboncuğu ve kumsaati(ayarı bozuk kumsaati),hayatımın sonuna kadar namusum gibi saklayacağım o iki hediye için bir teşekkür;benim de sana istemeyerek,birazda senin yanlış anlayarak yaşattığım kabus gibi günler için bir özür yazısıdır.



Okumadıysan eğer Allah ta bilmiyor değil ya!



Ağrı Dağı Efsanesindeki Gardiyanı hatırlıyormusun?elinde kızın bir tutam saçıyla surlardan aşağıya atlayan! Beni o kabul et.Hala bir şey anlamadıysan;üç saniye belkide saniyenin onda biri kadar bir süre içinde, elini tutmak,elini ve zamanı paylaşmak benim gibi sıradan birinsan için ömre bedeldi.İster inan ister inanma!Yalancının şahidi yanında olurmuş her zaman,benim Allahtan başka şahidim yok.İnanmazsan get Allaha sor beni.



Böylede bir türkü var biliyormusun Pir Sultan'dan"Bir güzelin aşığıyam erenler/onun için taşa tutar el beni dost/gündüz hayalimde gece düşümde /kumdan kuma savuruyor yel beni dost/.../Pir Sultan aabdalım gamzeler oktur/ her zaman sinemde yareler çoktur/benim senden özge sevdiğim yoktur/inanmazsan get Allaha sor beni dost"



Arif SAĞ Direniş Kasedinde okudu,daha değişik bir yorumu Haluk ÖZKAN'ın son kasedinde var.Dinle olurmu!Birde Ayşe'ye çok selam söyle



Her şey gönlünce olsun.Türküler gibi onurlu, umutlu dolu dolu bir yaşam diliyorum sana... Kendinize iyi bakın oldu mu !!!!!







Bu türküde aynı şekilde sana bir hediyedir,(Dostlarıma hediye vermeyi severim ben)



"Hala yağıyorsa yağmur

ve penceren buğulanmışsa yağmurdan

bir kuş çiz pencerene

bir tarla kuşu çiz





istersen can ver ona

seversen cama can verirsin

istersen bütün nehirleri

istediğin renge boyarsın





yeÅŸiline maviye

sarısına moruna

istersen kan kırmızıya





bir kuş çiz pencerene

sadece kendin için çiz

hiç kimse için değil

benim için hiç değil

kendin için çiz tarla kuşlarını





çünkü kensine yaşar ınsan önce

kendisini yaşamalı insan önce

tarla kuşları gibi özgürce

bir kuş çiz pencerene"



not:Mektupta kullanılan isimler değiştirilmiştir.Mektup ismi geçen kişiye gönderilmeyeceği için duygularını bizimle paylaşan Mehmet 'e çok teşekkürler.
Logged

SEVDADA OZLEM OLMALI KI YUREKLERDE KALSIN, OZLEM BIRAZDA ACI VERMELI KI YUREKLER SEVDANIN DEGERINI BILSIN, YUREKLER CESUR OLMALI KI SEVDALAR TURKU TADINDA OLSUN!
hulya34
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Temmuz 07, 2008, 04:13:48 ÖS »



Fakir bir öğrenciydim ben yıllar önce,fakir bir hasta olmak istedim sadece.İşte bütün hikayenin özeti bu.

güzel bir mektup...
tşk paylaşım için sayın hocam...
Logged
wanderlust
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 783


KEÅžKE YALNIZLIÄžIM KADAR YANIMDA OLSAYDIN....


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #2 : Temmuz 07, 2008, 06:39:00 ÖS »

begendiÄŸine sevindim hulya hocam
Logged

SEVDADA OZLEM OLMALI KI YUREKLERDE KALSIN, OZLEM BIRAZDA ACI VERMELI KI YUREKLER SEVDANIN DEGERINI BILSIN, YUREKLER CESUR OLMALI KI SEVDALAR TURKU TADINDA OLSUN!
wanderlust
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 783


KEÅžKE YALNIZLIÄžIM KADAR YANIMDA OLSAYDIN....


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Temmuz 17, 2008, 12:03:07 ÖS »

Yine gecenin sessizliğindeyim. Yıldızlar kadar uzaksın bana. öylesine istiyorum ki ellerini tutmak, gözlerine bakmak. Anladım ki son demindeyim sensizliğin.

Her ömür tarifsiz bir uçurumdur. Her uçurum bir ıslıkla tanımlar kendini. Her ıslık bir çocuk masalından firardır ki, hep aşklarla sınra yüreğini.

Biliyor musun, seni gökyüzündeki yıldızlara benzetiyorum. Ama tek farkın onlardan milyonlarca var. Ama sen bir tanesin.

Dün güllerle seni karşılaştırdım. Güller güzel ama sen daha güzelsin. Bütün vücudumu ateşlere at yansın. Ama sadece kalbim kalsın. Çünkü içinde sen varsın bir tanem.

Sen seni seveni görmeyecek kadar körsen, o da sana sevgisini söylemeyecek
Logged

SEVDADA OZLEM OLMALI KI YUREKLERDE KALSIN, OZLEM BIRAZDA ACI VERMELI KI YUREKLER SEVDANIN DEGERINI BILSIN, YUREKLER CESUR OLMALI KI SEVDALAR TURKU TADINDA OLSUN!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Gazeteler hosting

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

 

eğitim Edebiyat Edebiyat Edebiyat Edebiyat Okul Öncesi ÖSS KPSS SBS Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Türkçe Tarih Felsefe Coğrafya Matematik Geometri Biyoloji Kimya Sağlık ÖSSSS Fizik ingilizce Sbs Gebelik Matematik Weblopedi Oteller chat sağlık evden eve nakliyat evden eve nakliyat Haberler
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!