|
jirm
Ziyaretçi
|
 |
« : Eylül 22, 2007, 09:46:02 ÖS » |
|
BİR GÜN BİR MEKTUP YAZDIM VE HAYATIM DEĞİŞTİ
Sen o yıllarda kadere inanırmıydın bilmem... Ama ben inanmazdım...Hayatımıza kendi irademizle yön verdiğimizi,her şeyin bir nedeninin ve açıklamasının olduğunu ve seçimlerimizle yollarımızı kendimizin çizdiğini sanırdım...Tesadüflerin ve kesişmelerin birbirine görünmez iplerle bağlı olduğunu,anlaşılmaz bir sırrın büyüsüyle ömrümüze onların şekil verdiğini bilmezdim...sonra bir gün bir mektup yazdım ve kaderimle tanıştım...O yıllarda o mektubu neden yazdığımı ve niçin bir başkasına değil de sana yazdığımı açıklayamazdım...Aradan geçen onca yıldan sonra şimdi geriye dönüp baktığımda,hayatımı değiştiren o mektubu bana yazdıran şeyin kader denen o tuhaf, o anlaşılmaz, o karşı konulmaz gizemden başka bir şey olmadığının farkına varıyorum...Ve sessizce tanrıya gülümsüyorum... Bir gün bir mektup yazdım sana... yüzünü değil,yalnızca sözlerini bilirdim o zamanlar...mektupda değildi aslında...O gri şehirde gözlerimi kapatıp daldığım uykularda rüşalarıma giren çocukluğumun o kırık dökük birkaç anısıydı gönderdiğim...Bir güvercinin ayağındaydı o mektup...Adresini onun kulağına fısıldayan,kaderin o açıklanamaz mucizesinden başka bir şey değildi...Öyle derin bir umutsuzlukla bağlıydımki hayata, o güvercini bir daha asla geri dönmeyecek sanıyordum...Çocukluğuma dair o kırık dökük anıların senin kaderinle buluşacağını o zamanlar bilmiyordum... Günler sonra aynı güvercin yeniden kondu pencereme...Ayağında bir mektup bağlıydı...Yüzünü görmediğim ama sözlerini bildiğim o sevgili yüreğinden geliyordu mektup...O zarfın içinde kaderim gizliydi...O zarfın içinde şimdi sessizce gülümsediğim tanrının mucizesi gizliydi...
Duygularımı paylaşabildiğim sizler iyi ki yanımdasınız… Ve ne olursa olsun biliyorum ki her zaman yanımda olacaksınız…..
Yine yazıyorum özgürce, özgür olduğum tek şeyde. Bir de ağlıyorum ağlayabildiğim bir yerde, ağlayabileceğimi hissedince!!! Bazen de gülüyorum ,elimden geldiğince, becerebildiğimce. “Sen ne yapıyorsun” demiyorum. “İyiyim” diyorsun ben susuyorum. Sen soruyorsun “sen ne yapıyorsun”, “ben mi diyorum?, “Evet” diyorsun. Senin kadar olmasa da çok şey yapıyorum. Siyah ol diyorlar, siyah oluyorum. Ak ol diyorlar, ak oluveriyorum. Gül diyorlar, gülüyorum... Ağlama diyorlar susuyorum. Vazgeç diyorlar VAZGEÇİYORUM her şeyden. Sevdiğimden de, sevmediğimden de…! Bırak diyorlar, bırakıyorum bütün ipleri, hayalleri.
Seni düşünüyorum umarsızca, hayallerim suya düşüyor su kalıyor kuyuda. Hepsi bir kenara hayalleri kurtarayım diyorum. “Bırak oda kalsın” diyorlar. Bırakıyorum oda kalıyor. “Yak” diyorlar, yakıyorum. Bir kibrit çakıyorum her şeye. Aya, yıldıza, buluta… Sonra kendime…! Ay sönüyor toprağa düşüyor, yıldız kül kül olmuş savruluyor, bulut duman duman dağılıyor. Bense köz köz çırpınıyor. Hepsini geçtim bari ben diyorum. “Yak oda bitsin” diyorlar. Yakıyorum, ben de bitiyorum. Aslında çok şey yapıyorum. Yapamadıklarımın dışında çok şey. Kendim olmadan çok şey. Senin kadar olmasa da çok şey. Bak yine birseyler tükendi icimde.. TÜKENİYORUM ELİMDE OLMADAN, YAVAŞ YAVAŞ…
Bir sen varsın “öl” demeyen. “Günaydın” diyorsun “günaydın” diyorum. “Güneşin ışığından aldığın ışıltıyla aç gözlerini” diyorsun, gülüyorum. “Ayın ışığından kalan mahmurlukla başla güne” diyorsun, durgunlaşıyorum. “Önce dik dur, dik dur ki günün de, ömrün de dik geçsin” diyorsun, güçleniyorum. Sonra ağlıyorum; “Ağla rahatlarsın” diyorsun, susuyorum. “Şimdi anlat” diyorsun. Anlatıyorum. “Haklısın ama alacaklı değilsin” diyorsun, kızıyorum.
“Hayat bu, ama ben varım” diyorsun. Susuyorum. “Dost” diyorsun, “dost” diyorum. “Çalınacak kapı mı var ben zaten buradayım” diyorsun, “BİLİYORUM” diyorum.
Ve ben daha konuşmayı öğrenmeden sana duygularımı anlatmaya çalışıyorum….
|