|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« : Aralık 08, 2007, 10:57:11 ÖS » |
|
--------------------- ----------------------------------------- -----------------------------------------------------------------  Sus, söyleme sırdır beklenen
Suskunluk belki de siyahtır,
sonsuza giden sevgilidir.
Geceler boyunca hayalinde seviştiğin,
o anı istediğini bilmesidir beklediğin.
Eriyen karlar arasında üşüdüğün,
buz gibi esen rüzgârda titrediğin,
tam dorukta kavuran sıcakla eridiğin
andır beklenen.
Yakan dudaklardan tenine dokunan
bir busedir beklenen.
Vazoda solmuş lalelerin yere düştüğü,
taze laleleri eline aldığın andır beklenen.
Bilinmez bir nedenle ağlamak istediğin,
avunmak için bulduğun
sevgilidir beklenen.
Küstürdüğün sevdandır beklenen.
Uzaklardan birinin dudaklarından
dökülen sözdür beklenen
Hayal SUN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : Aralık 08, 2007, 10:58:53 ÖS » |
|
karanlığımda ağırlarım ağlamalı çağrışımları
savaşın berbatlığı belirir günbatımında
bulantılı, göbeği kesilmemiş sancı
esmerleşir aydınlık
karar verir cellatlar
dağlara neon asmalı
karşı karar mekanizması kurulur anında
sevecenlik yağmalanmalı
nasıl bileyim
hangi tarafta ölsem iyiyim
savaşa hayır desem
hain miyim Selahattin ÖZAKIN
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 08, 2007, 11:08:28 ÖS Gönderen: maRny85 »
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #2 : Aralık 08, 2007, 11:02:04 ÖS » |
|
 ararken yalnızlığı gözlerimle
sözlerimle fark ettim boşluğu
sesim yaşamın yankısı
zamansız
amansız
yaşamak ağır
ölmek zor
bir şiirin rüzgârına kapılsam
bir romanın ırmağında akıp gitsem bir senfoninin dalgalarında yüzsem
gene de hiç sevmesem yaşamı
nefret etsem
sevdasız
kaygısız
zamansız
yaşamak ağır
ölmek zor
yok olsa dört yanımdaki duvar
bıraksam kendimi uçurumdan
kaybetsem
yemin etsem
vazgeçsem
yaşamak yok, ölmek imkansız... Nergis Melis DURCAN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Aralık 08, 2007, 11:07:38 ÖS » |
|

Ruanda tut ellerimden
gitmeler yaklaşır
Soğuk sesleriyle
Gitme...(ler)!
dur-ma- dan
bu kaçıncı
Çığlık(lar) beynimde
Dur-ma-dan
beynimde
dan...!
Dokunduğum her şey üşüyor
Üşüyorsun biraz
Üşüyorum
Ellerin yok
gözlerin
dokunur ellerime
ö(y)lesi kara ellerim dokunamaz
beyaz
çok beyaz
Tenim siyah ellerin beyaz
Ellerimde yakın kıyımlar sesler
Biraz uyut dizlerinde
Uyut
Ölüm uyut
gelene kadar
Bu sefer gitme...!
Zamanıdır
bırak kamanın
sırtından düşeyim
sarı başaklarına
sonra bal sarısı doğrult üzerime
gün-eşim uyut
uyut
ölüm uyut biraz
Ellerin yok
gözlerin dokunur ellerime
ö(y)lesi kara gözlerim bakamaz
bal sarısı
beyaz çok beyaz
kirlenir
kader
tabu taş
kural
kur—al!
boynum ince
uyut ölüm
ölüm uyut
biraz. Can ERDEM
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Aralık 08, 2007, 11:11:56 ÖS » |
|
ölenler arasında
sayılmadı adın hâlâ
bu yüzden
öldüğüne inanmadım daha
her gece
gözümü kırpmadan
ayak seslerinle görüneceksin diye aralık bıraktığım kapıdan
umutla bakıyorum
ağlamadan
birden
sen yanımdayken
görmeden baktığım Cumartesi Anneleri düştü usuma
Şili de
Bolivya da
İstanbul’un Galatasaray’ında
ellerinde resimler
nemli gözleriyle
kalabalıkları süzerler
ola ki görmüştür biri oğlunu
belki de
duyarsızlık duvarından
fırlayıverecektir oğlu
umut bu
dağa mı çıktın
yoksa orduya mı katıldın
hiç aldırmadım
çünkü biliyorum ki sen
iyi amaçlar uğruna yaşamaktaydın
ama söyle ne olur
ölü ya da diri
hangi gecenin gizine saklıdır adın Selahattin ÖZAKIN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #5 : Aralık 08, 2007, 11:14:00 ÖS » |
|
 Çocuk öğütlerini dinliyor büyüğünün
-dizlerinin dibinde-
Ufak varlığından fırlarcasına açılmış gözleri
Kan içinde
Görüyor
Bazı günler asla gelmez
Bir nefes düşüyor toprağa
Öğreniyor
Bir diğeri doğuyor ışığın gözüktüğü yere
Öğrenecek
Bazı günler asla gelmez
Kelimeler biriktiriyor kimi
Özeniyor
Sakınıyor dilinin düşünden
Söz ölüyor
Sus
Bilmiyor
Bazı günler asla gelmez
Dokunamıyor ona
Uzak çok uzak
Bir cümle bastırıyor gece yarısı
Uyku bitiyor
Geç değil
Öğreniyor
Bazı günler asla gelmez
Şarkı bitiyor
Söyleyen
Dinleyen
Bazı günler asla gelmez Burak MERTLER
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Aralık 08, 2007, 11:17:36 ÖS » |
|
 Gitsem bu kokuşmuş gecede
hiç gündüz bulamam.
beynimdeki misvak
usulca değerken bir tuvale
ben ki ressam değildim
düşler: ellerimden dökülüp
sinerken renklerin yüreğine
aşk ki: adanmış bir fırçanın
umarsız özlemleriydi sadece.
gül kurusu
en kalın kitaplar dolusu gül kurusu avuçlarımda
senin ellerin günahkâr
senin ellerin yangındır.
ressam çoktan uykuda.
Ey şair
duy sesimi!
dal kırıldı
yer yarıldı
uzaklarda
hayata yamalı bedenler salındı
bir garip ayindi
bütün serçe parmaklar yumuldu.
ellerimde gül kurusu
en kalın kitaplar dolusu
gül kurusu
senin ellerin isyan
senin ellerin üryandır.
yine de bilirim
tutamam
gelsem bu kokuşmuş gecede
seni bulamam. Müslüm DANAOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #7 : Aralık 08, 2007, 11:20:53 ÖS » |
|

Kör kuyulardan yükseliyor sesler
Adam boyu otlar içinden
Derin vadilerden yankılanıyor
Sesler duyuyorum
otlar kör
kuyular derin
vadiler adam boyu
Sesler yükseliyor ince çizgiden
tül ağırlığında ışık süzülüyor
Nedir çağıran!
Bu sesler de ne?
Siluetler işitiyorum
görüyorum şeffaf rengini çığlıkların
sakin sularda boğuluyorum
şeffaf siluetini çığlıkların
işitiyorum
sularda renklerin
sakin boğulmaları
ince perdeden
ışık süzülüyor Özgür BOZ
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : Aralık 08, 2007, 11:36:05 ÖS » |
|
kaç yüzün var senin,
hangi yanın benim
yüreğin hangi yanıyla
dokunuyorsun güneşe
hayalinde diktiğin mihraplar
yıkılıyor gecenin ortasında sol yanımda bir duvar daha çöküyor
yıldızlar Cemre´nin intiharını izlerken
çölde, tepeler düzlükler arasında
ara sıra
vahaya çıkan bir yol aşk
bakışlarının hangi yanı benim
korkularını saklıyor bir kuğu
kanatlarının altına
kuğu mu yalnız,
korkuların mı? Fatma BİLKAY
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : Aralık 08, 2007, 11:38:35 ÖS » |
|

kadın
bulutu sorarken
pamuk tarlalarını düşünüyordu
denizi sorarken
çocukları
adam
bulutlar pamukmuş gibi
cevaplıyordu
deniz, özgürlük ve barış adına
maviymiş de adam anlatıyordu
ve çocuklar
aklına gelince
adamı bir gökdelen yalnızlığı sarıyordu
sahi kim vurdu uçurtmaları da
çocuklar ortalıkta yok?
kadının elleri pamuk oluyordu
adam deniz, balık ve gerekirse
yosun kokuyordu
sahi kim kırdı göğün kanadını da
çocuklar ortalıkta yok?
yoksa
savaşı gören çocuklar
bir gecede büyür mü?
ve barış
kalp kırıklığından ölür mü? Başak BOZKURT
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #10 : Aralık 08, 2007, 11:41:02 ÖS » |
|
Hasret bir ayrılış busesidir
Oturur avurtlarında
Bakışların ölüm kadar sönük
Ve ayrıldığında
Yanaklarım ölür...
Tümcelerim ölümsüzdür
Canlıdır bağrında
Ama alem kıyamettir
Ve sen ayrıldığında
Kıyamet benim...
Evet hasret dedim
Hicran dedim
İşte hepsi benim
Sokaklarım boş
Lambalarım alevsiz
Geceleri tekinsiz cinleri
Haydutları kaçıran
Bakışlarımdaki cinnet
Ve sen hasret
Uzaktasın...
Seni şairler
Nasıl yorumlasın?
Bütün damlaları biriktiren
Bütün bestelerin ilhamı sen
Yokluğunda
Eşyalar suskun
Komşular yok
Bu gezegen ben değilim
Resimler gerçek değil
Aşklar bir sahne repliği
Hissederim seni
Taa şurada, uzaktasın işte
Sana demişler hasret
Bütün acıların sensin anası
Böyle yaşamak ta nedir?
Bu kurtlar sofrasında
Bütün bir ömür!
Uzaktasın, çok çok uzak
Ve ayrıldığında
Eyy!!!
Kıyamet gelir... Nisan - 2004 / İslamabad - Pakistan Mustafa Burak SEZER
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #11 : Aralık 08, 2007, 11:43:41 ÖS » |
|

bu filmde şehrin delisiydim
kırıktı tüm bakışlarım /ürkek
bir bir kaçarken merhabalar
sustum
en küfürlü düşüncelerle yalanlara
avaz avaz sustum / tanıktı şehrin yangını
tutamadım hiçbir sevdayı
ceplerim gibi delikti yüreğim / üşüdüm
her düşüşte
sesinin aydınlığına tutundum
yeni tıraş olmuş baba yüzüydü gülüşün
ben bu filmde şehrin delisiydim
çıplak düşlerle adımlarken sokakları
hüzünlere tutsak sevinçler taşıdım
cinayet süsü verilmiş intiharlar
adadım sana
büyüdükçe karanlığım
kendi yangınıma sarıldım
bu filmde daha önce oynamıştım
yalnızlığımdaki parmak izlerini
siyah-beyaz anılarda tanıdım Eşref KARADAĞ
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #12 : Aralık 08, 2007, 11:52:43 ÖS » |
|
 Sen tarihe yakışıyorsun
henüz yazılmamıştın
söyledi sırdaş taş duvarlar
ve taş duvarları vardı
daracık sokakların sesin
yan
kı
la
nı
yor
du
bilinmez bir yosun kümesinde
tüketilirken
sevdalar şarap şişesinde
sen yoktun barbanın yerinde
ne şarapta ne de şarkıcının nefesinde
şarkılarını söylüyordu
zafer ateşlerinde
ölüler
ve naralarını yazardı
tarih kahramanların
ama seni yazmazdı
oysa sen tarihe yakışıyorsun
sokak aralarında
çılgın gece kuşları
geceyi ve tarihi yırtıyordu
tam ortasından
mistik bir ilahiye karışıyordu
ruhlarımız
ama sen orada değildin
Sen kahraman bir kaplanın
pençelerinde
ölümü düşünmeden
dünyaya gülüyordun
nefesime karışıyordu
nefesin
Sen tarihe yakışıyorsun
han duvarlarını sararken
örümcek ağları
Sen tarihe yakışıyorsun
yazılmamış
yırtılmayı bekleyen sayfalar misali. Yasemin SOLMAZ
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #13 : Aralık 08, 2007, 11:55:47 ÖS » |
|
suskun salkımlar sallanıyor camdan şehirler üstüne
hain ıslak düşer tenlerine sabahın
bana güneş açsın toprağından
dağıtılsın uykuları küllerin
serilsin yanık benizli gebe güne
yağmur
özlemişim namahrem yağmalarını
kanatları ıslanıyor kirpiklerinde
arşınlanmış karlı saçları dağların
derin uykulardan
uyanır ülkeler
nefeslik bir yudum gagasında kumruların
özlemek en nefsinden
düşünmek seni ırak zamanlarda
nerede arşa açılan ellerim
şimdi duası düşer avuçlarıma
dudakları titrek üşümüş yoncaların Fatih KARATAŞ
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
MARİNAY85
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #14 : Aralık 09, 2007, 12:01:43 ÖÖ » |
|
 Ağlayacaksın çocuk
Çok toprak sulanacak gözyaşlarınla
kahkahalarında olacak, korkma
Acıkacaksın, susayacaksın
Aşık olacak, aldanacak, aldatacaksın
Çocuğun olacak günün birinde
Büyüteceksin sevgiyi onunla beraber, büyüyeceksin.
Gezeceksin ülkeni, yaşadığın toprakları
Çok eşli kırk çocuklu babayı tanıyacaksın.
Ağlayacaksın çocuk
Senin bulup
başkasının bulamadıklarına
Çalışacaksın ömür boyu
Huzurlu bir yaşaam uğruna
Haksızlıklar olacak,
isyan ettiğin
Başkasının penceresinden
sen de haksız olacaksın
Ağlayacaksın çocuk ama yılmayacaksın.
Hayat bu
Büyüdükçe anlayacaksın
Büyüdükçe küçüklüğünü arayacaksın
Karşı dağın ardı ”umut”
Merakla umuda yol alacaksın.
Düşeceksin, kalkacaksın
Seneler oluklar açarken yüzünde
Sen insan olmanın tadına varacaksın. Aslı KAFKAS
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|